Y (Yaban... -Yüzüne...)

Pazar, 21 Ekim 2012 13:47 Site Yönetimi
Yazdır

 

Yaban armudu.:AHLAT

Yaban atlarına bakan kimse,yabani at çobanı.:HERGELECİ

Yaban gülü.:NESTEREN

Yaban havucu.:KARAKAVZA

Yaban kazı.:SAKARMEKE

Yaban kısrağı.:BAYKAL

Yaban mersini.:KEÇİYEMİŞİ

Yaban nanesi.:NARPIZ

Yaban sümbülü adıyla da bilinen bir kır bitkisi. Nezle otu da denilen,ballıbabagiller familyasından kokulu bir bitki.:KEDİNANESİ

Yaban turpu.:ACIRGA

Yabancı devlet elçiliklerine ait arabaların plakalarında kullanılan kısaltma.Kor diplomatik.:CD

Yabancı dilde vesaire anlamındaki kısaltma.:ETC

Yabancı korkusu,yabancılardan nefret etme.:ZENOFOBİ

Yabancı ülkelerde okuyacak öğrenciler için gönderilen kabul belgesi.:AKSEPTANS

Yabancı ülkelerde,doçent olmak için sınav vermiş kimse,doçent. Kimi ülkelerde profesör olmak için sınav veren kimse.:AGREJE

Yabancı ve uzak ülkelerle ilgili,bu ülkelerden getirilmiş.:EGZOTİK

Yabancı yazıların,okunuşları dikkate alınmadan harf harf aktarılması,harf çevirisi.:TRANSLİTERASYON

Yabancı,başkası,akraba olmayan.:EL

Yabancı.:ÇITAK

Yabancı.:YAD

Yabancılara tanınan ayrıcalıklar.:KAPİTÜLASYON

Yabancılardan korkma.:KSENOFOBİ

Yabani dişi eşek.Yabani eşek sürüsü.:ANE

Yabani ıspanak.:PAZI

Yabani ıspanak.:SİRKEN

Yabani küçük armut ağacı.:ÇÖRTÜK

Yabani ve evcil türleri bulunan,çok uzun ve kıvrık boyunlu,geniş gagalı,geniş kanatlı bir su kuşu.:KUĞU

Yabani yonca,fiğ.:EFEK

Yadırganacak yönü olma,gariplik,tuhaflık.:GARABET

Yağ dokusunun bulunduğu yerde büyümesiyle oluşan zararsız ur. Yağ uru.:LİPOM

Yağ tavası.:DIĞAN

Yağ, un veya nişasta ile pekmez yada şeker karıştırarak yapılan bir tür tatlı.:ASİDE

Yağ,kireç,kendirden yapılan ve su borularını birbirine tutturmaya yarayan macun.:YEDİRME

Yağ,un ve et suyu katılarak hazırlanan özel sos.:VELUTE

Yağda kavrularak pişirilen bir tür kabak yada patlıcan yemeği.:KALYA

Yağda kavrulmuş soğan ve salçadan oluşan bir tür sos.İnce doğranmış soğanı yağda kavurarak yapılan bir yemek.:SOKARIÇ

Yağda kızartılarak,üzerine şeker yada şerbet dökülen bir hamur tatlısı.:LALANGA

Yağda kızartılmış yumurta üzerine sarımsaklı yoğurt dökülerek yapılan bir yemek.:BORANA

Yağda yada sac da pişirilen ve sulu hamurdan yapılan bir tür ekmek.:CIZLAMAÇ

Yağı alındıktan sonra zeytinin kalan posası.:PRİNA

Yağı alınmış süt ya da yoğurttan elde edilen ve ekşimik de denilen bir tür peynir.:ÇÖKELEK

Yağı alınmış süt,yoğurt ya da peynire verilen ad.:İMANSIZ

Yağı alınmış sütten ya da yoğurttan yapılan peynir. Süzme yoğurttan yapılan, parmesana benzeyen ve makarnalarda kullanılan sert peynir. Kış için kurutulan yağsız,tuzsuz yoğurt.:KEŞ

Yağı alınmış sütten yapılan bir cins peynir.:ÇEÇİL

Yağı alınmış sütten yapılan ve çökelek de denilen peynir.:EKŞİMİK

Yağı çıkartılmak üzere öğütülmeye hazır duruma getirilmiş, yani kabuklarından ayrılmış ve kurutulmuş,yağca zengin Hindistan cevizi çekirdeği; kopra yağı.:KOPRA

Yağış nedeniyle oluşan ufak sel.:SELİNTİ

Yağlı boya resim yapmaya yarayan bez.:TUAL

Yağlı boya resimde,astar ve onu izleyen saydam boya katları uygulamadan zemin üstüne doğrudan boyama tekniği.:ALLAPRİMA

Yağlı güreşte pehlivanların ayrıldığı beş dereceden ikincisi.:BAŞALTI

Yağlı güreşte pehlivanların ayrıldığı beş derecenin en alt basamağı.:DESTE

Yağlı güreşte pehlivanların giydikleri,belden baldıra kadar uzanan dar paçalı meşin pantolon.:KİSPET

Yağlı güreşte, yarışmalardan önce cazgırın okuduğu dua.:SALAVAT

Yağlı süt ya da yağlı yoğurt için kullanılan bir sözcük.:İMANLI

Yağlı ve süzülmüş yoğurttan yapılan ve kışa saklanan bir tür peynir.:AKÇAKATIK

Yağma,çapul.:TALAN

Yağma,talan.:ÇAPUL

Yağmur çisentisi.:REŞ

Yağmur damlası.:JİK

Yağmur korkusu.:OMBROFOBİ

Yağmur sularının toprak üzerinde oluşturduğu sert tabaka.:KAYASA

Yağmur sularının,çatının kimi yerlerinden içeri sızmasını önlemek için yapılan sac örtü.:ETEK

Yağmur suyunun biriktiği taş yada ağaç oyuğu.:KAKLIK

Yağmur veya güneşten korunmak için bir kapı üstüne veya duvar önüne yapılan saçak. Evlerin önündeki taşlık. Üstü kapalı balkon.:SUNDURMA

Yağmur yağınca sürülme kıvamına gelmiş tarla.:HENNİK

Yağmur,soğuk gibi dış etkilere karşı başa geçirilen,giysiye dikili veya ayrı olarak kullanılan başlık.:KUKULETA

Yağmur.:BARAN

Yağmur.:RAHMET

Yağmurdan ya da soğuktan korunmak için giyilen bir tür başlık.:BÖRKENEK

Yağmurla karışık kar yağışı.:SULUSEPKEN

Yağmurluk.:EMPERMEABL

Yağsız ve mayasız hamurdan yapılan ve külde pişirilen çörek.:KETE

Yahudi Almancası da denilen ve Aşkenazi Yahudileri tarafından kullanılan dil. İbranice ve Aramca ile birlikte Yahudilerin üç temel yazı dilinden biri.:YİDİŞ

Yahudi dininin kutsal kitabı.:TEVRAT

Yahudi dinsel törenlerinde kullanılan yünlü veya ipekli şal.:TALET

Yahudi düşmanlığı.:ANTİSEMİTİZM

Yahudi inancında çöl şeytanı.:AZAZEL

Yahudi inancında kötü ruhlu meleklere verilen ad.Musevi metinlerinde,kimi zaman iyi,kimi zaman da kötü işler yapan göksel varlığın adı.:ARİEL

Yahudi inancında şeytana verilen ad.:BELİAL

Yahudi İspanyolcası.:LADİNO

Yahudi kadını.:BOLİÇE

Yahudi kültüründe,bazı aziz hahamların canlandırabilme gücüne sahip olduğu insan biçimli otomat türü.:GOLEM

Yahudi mutfağına özgü,kuru meyvelerle yapılan bir tür marmelat.:HAROSET

Yahudi mutfağına özgü,kuzu etiyle yapılan bir yemek.:KODRERO

Yahudi nüfuzuna karşı koyma politikasını tutan kimse.:ANTİSEMİT

Yahudi soykırımı.:HOLOKOST

Yahudi takvimine göre haftanın yedinci günü.Her türlü çalışmanın yasak olduğu,dinlenmeye ve ibadete ayrılan gündür.Her Cuma günbatımından cumartesi akşamüstü saatlerine değin süren kutsal tatil günü.:ŞABAT

Yahudi tapınağı.:SİNAGOG

Yahudi tapınağı.Havra.:SİNAGOG

Yahudilerde yazılı olarak konulmuş olan Tanrı kanunlarının yanında, ağızdan ağza geçen din buyruklarının İbrani felsefesinin ve efsane yazılarının bütünü,Yahudilerde Tevrat’ın gizli anlamlarını araştırma işi.:KABALA

Yahudilerde,elli yılda bir Tanrıya ve dinlenmeye ayrılan yıl.:JÜBİLE

Yahudilerin kutladığı bir bayram.:PURİM

Yahudilerin tanrıya verdikleri ad.:YEHOVA

Yahudilerin,boynuzdan yapılmış dinsel tören çalgısı.:ŞOFAR

Yahudilerin,Yahudi olmayan kişi ve kuruluşlara verdikleri ad.:GOY

Yahudilikte bir yiyeceğin ,bir nesnenin dinsel amaçlara uygunluğu.:KAŞER

Yahudilikte günlük ibadeti oluşturan üç duadan birincisi.:ŞAHARİT

Yahudilikte kullanılan kutsal büyü zarları ya da çubukları.:URİM

Yahudilikte,18.yüzyılda Polonya’da doğan koyu dindar akım.:HASİDİLİK

Yahudilikte,din bilginlerinin ve hahamların,sözlü şeriat derlemesi Mişna’yı konu alan yorum ve açıklamaları.(Talmud’un ikinci bölümü).:GEMARA (GEMARAH)

Yahudilikte,tanrının herhangi bir konuda ne düşündüğünü anlamak için kullanılan kutsal büyü zarları ya da çubukları.:URİM

Yahya Kemal’in hece ölçüsüyle yazdığı tek şiiri.:OK

Yak denilen sığır türünden elde edilen ve atları süslemede kullanılan tüy.:KOTAS

Yaka kürkü.:ZAĞARA

Yakalama,tutma,ele geçirme.:DERDEST

Yakanın göğse doğru inen devrik bölümü.:KLAPA

Yakarma.:TAZARRU

Yakası erkek gömleğini andıran,uzun kollu,manşetli kadın bluzu.:ŞÖMİZYE

Yakası kürklü ve kolsuz kaput.:ŞİNEL

Yakasız ve iliksiz bir tür kısa ceket.:SALTA

Yakasız,uzun kollu erkek gömleği.:MİNTAN

Yakıcı,yakan.:SUZAN

Yakılmak için kesilmiş ağaç.:ODUN

Yakın arkadaşları tarafından Stalin’e verilen ad.:KOBA

Yakın dost,arkadaş.:NEDİM

Yakın jeolojik dönemlere ait tortul çökellerden oluşan soluk sarı renkli toprak türü.:LOS

Yakın komşu.:MÜCAVİR

Yakın olma,yakınlık.:KARİBLİK

Yakınan,sızlanan,şikayet eden.:MÜŞTEKİ

Yakındoğu’da ve özellikle Cezayir’de konuşulan Arapça , Fransızca , İtalyanca ve İspanyolca karması dil.:SABİR

Yakınlık anlamında eski bir sözcük :KURB

Yakınlık duyma,hoşlanma,sevme,güler yüz gösterme.:TEVECCÜH

Yakınlık. :KURBİYET

Yakınma,sızlanma,şikayet.:ŞEKVA

Yakışıklı ve uzun boylu erkek.:LEVENT

Yakışıksız ve saygısızca davranan.:DENSİZ

Yakışır,yerinde,uygun.:REVA

Yakıt olarak çevre havayı kullanan ve pervanelerin yardımı olmaksızın doğrudan doğruya tepki ile çalışan,iki ucu açık boru biçiminde itici.:REAKTÖR

Yakıt olarak kullanılan petrol türevi.:FUELOİL

Yaklaşık 12.000 yıl önce Pasifik’e gömüldüğüne inanılan , insanlığın ve uygarlığın anayurdu sayılan kıta.:MU

Yaklaşık 136-65 milyon yıl önce yaşayan, soyu tükenmiş uçan sürüngenlerin ortak adı.:PTEROZOR

Yaklaşık 50 cm uzunluğunda bir Japon kılıcı.:VAKİZAŞİ

Yaklaşık 75-90 cm’lik Arşın’ın alt dalı eski bir uzunluk ölçüsü.:ZİRA

Yaklaşık bir dönümlük arazi ölçüsü.:CERİB

Yaklaşık olarak 91 cm gelen İngiliz uzunluk ölçüsü birimi.:YARDA

Yaklaşık üç santimetre genişliğinde yumuşak kösele şerit.:VARDELA

Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun bir romanı.:YABAN

Yakup peygamberin ilk karısı ve İsrail’in 12 kabilesinden beşinin geleneksel anası.:LEA

Yakup peygamberin karısı ve Yusuf ile Bünyamin’in annesi olan kadın.:RAHEL

Yakut gibi değerli taşlardan sayılan parlak kırmızı renkte,billurlaşmış,saydam bir alüminyum oksidi.:LAL

Yakut Türkleri inanışında kötü ruhların adı.:ABASI

Yalan söyleme hastası.:MİTOMAN

Yalan söyleme.:TEZVİR

Yalan söyleyen,yalancı.:KAZİB

Yalan, şaka anlamında yerel bir sözcük.:GAS

Yalan,düzen. :IĞRIP

Yalan.:KİZİP

Yalancı hurma da denilen bir tür palmiye.:FENİKS

Yalancı servinin eş anlamlısı.:AKSEDİR

Yalanlama.:TEKZİP

Yalanlar ve hikayeler uydurmaya yol açan yapısal eğilim ,yalan söyleme hastalığı.:MİTOMANİ

Yaldızla süslenmiş,altın suyuna batırılmış;yaldızlı.:MÜZEHHEP

Yaldızlı.:DORE

Yalı çapkını,iskele kuşu.:EMİRCİK

Yalın çizgileri ve hoşgörüye dayanan mizah anlayışıyla tanınan, 1924-1995 yılları arasında yaşamış bir karikatüristimiz.:NEHARTÜBLEK

Yalın durum.:NOMİNATİF

Yalın ve pürüzsüz bir söyleyişin egemen olduğu şiirleriyle tanınmış 15inci yüzyıl divan şairi.:MELİHİ

Yalın.Genel olarak.:ALELITLAK

Yalınayak kimse.:DALTABAN

Yalıtım maddesiyle kaplı metal bir kılıf içine yerleştirilen,aralarında hava boşluğu bulunan çift çeperli cam şişeden oluşan,içine konan sıvının sıcaklığını uzun süre koruyan kap.:TERMOS

Yalıtım.:İZOLASYON

Yalıtkan bir ortamla ayrılmış ve elektriksel sığasıyla ayırt edilen iki iletkenli ya da iki armatürlü sistem.:KONDANSATÖR

Yalıtkan.:İZOLATÖR

Yalman.:SARP

Yalnız baş harflerle yazılan kısa imza.:PARAF

Yalnız baş parmağı ayrı,diğer dört parmağı bir örülmüş yün eldiven:KOLÇAK

Yalnız başına ilerleyen ve öbür hastalıklı durumlara bağlı olmayan hastalık.:İDİOPATİ

Yalnız bir giysilik dokunmuş, üstün nitelikte kumaş parçası.:KUPON

Yalnız bir türe özgü olan. Bir türün,bir olayın karakteristik yönünü veren.:SPESİFİK

Yalnız erkek bireyler veren döllenmesiz üreme.:ARENOTOKİ

Yalnız güldürmeyi değil,daha çok düşündürmeyi ve yergiyi amaçlayan mizah.:KARAMİZAH

Yalnız hareketlerle oynanan sözsüz sahne oyunu.:PANDOMİM

Yalnız iki geniş yüzü testereyle düzeltilmiş tahta.:BUL

Yalnız iki kenarı koşut olan dörtgen.:YAMUK

Yalnız kalmaktan duyulan korku.:MONOFOBİ

Yalnız pruva direği kabasorta,öbür direkleri sübye donanımlı olan,genellikle Akdeniz’de kullanılan üç direkli yelkenli gemi.Orta çağda açık denizlerde kullanılan yelkenli bir gemi.:NAVİ

Yalnız pruva direği kabasorta,öbür direkleri sübye donanımlı olan,genellikle Akdeniz’de kullanılan üç direkli yelkenli gemi.:NAVİ

Yalnız spor amacıyla yapılan at yarışı.:KONKURHİPİK

Yalnız tabanı bulunan,ayağa kordon ve kayışla bağlanan açık ayakkabı.:SANDALET

Yalnız Uygurca Oğuz Kağan Destanı’nda geçen ve resim anlamına gelen sözcük.:ANGAGU

Yalnız ve yoksul insanları konu edindiği hüzünlü yapıtlarıyla tanınmış karikatür sanatçımız.:ZEKİBEYNER

Yalnız,tek,sırf. Mutlak.:SALT

Yalnızca 1’e ve kendisine bölünebilen sayıya verilen ad.:ASAL

Yalnızca ahlak üzerine kurulu yönetim biçimi.:ETOKRASİ

Yalnızca İzlanda atlarında görülen dinamik bir koşu.:TÖLT

Yalnızca kendi görüşüne,yalnızca kendi çıkarlarına değer veren.:EGOSANTRİK

Yalnızca kız çocuklarında görülen, anormal vücut hareketleri ve konuşma bozukluğuyla ortaya çıkan sendrom.:RETT

Yalnızca oksijenin bulunduğu ortamlarda gelişebilen bir mikroorganizma. :AEROSO

Yalnızca ön cephesinde sütun bulunan Antik Yunan ve Roma yapısı.:APTERON

Yalnızlık korkusu.:EREMOFOBİ

Yalnızlık Paylaşılmaz diyen ünlü şairimiz.:ÖZDEMİR ASAF

Yalova ilinde bir şelale.:SUDÜŞEN

Yalova ilinde bir şelale.:ÜVEZPINAR

Yaltakçı.:DALKAVUK

Yalvarma,dua.:NİYAZ

Yama olarak yapılan örgü.:ÖRÜ

Yama.:PİNE

Yamaçlarda yapılan kazılarda,kazı içerisine yıkılmasını ya da çökmesini önlemek için,askeri amaçla yapılmış siperlerin çökmesini önlemek için toprağı tutan kaplamalara verilen ad.:İKSA

Yaman Adam , Sis, Abel Sanchez’in yazarı,İspanyol yazar.:UNAMUNO

Yamyamlık,dinsel ve büyüsel amaçla insan eti yeme geleneği.:KANİBALİZM

Yan etki.Hastalıkla birlikte ortaya çıkan rahatsızlıklar.:KOMPLİKASYON

Yan tutularak çalınan,orkestrada yer alan bir üflemeli çalgı.:FLÜT

Yan yana konulmuş,tek derili iki küçük davuldan oluşan Latin Amerika kökenli bir ritim çalgısı. Caz müziğinde kullanılır ve elle vurularak çalınır.:BONGO

Yan yelkenlerin alt yakalarını germek için kullanılan bir cins seren.Yük gemilerinde yük aktarmak için ucuna palanga takılan seren. Gemicilikte,yükleme ve boşaltmada kullanılan ana direğe dayalı ve halatlarla kumanda edilen ağaç veya metal direklerdir.:BUMBA

Yan,taraf,cihet.:CANİP
Yanağın ağız boşluğu hizasına gelen bölümü.:AVURT

Yanağın alt kısmı.Çene kemiği.:ENEK

Yanak. :ARIZ

Yanardağ ağzı.:KRATER

Yanardağ kayalıkları arasında bulunan bir feldispat türü.:TRAKİT

Yanardağ kütlelerinde bulunan ve feldispatla birlikte bazaltların temelini kuran mineral madde. Yanardağ kütlelerinde bulunan piroksen cinsinden mineral madde.:OJİT

Yanardağ püskürmeleriyle yığılmış bir dağda suların açtığı derin vadi.:BARANKO

Yanardağ püskürmesi.:İNDİFA

Yanardağ yamacından akan çamurlu akıntı.:LAHAR

Yanardağlardan fırlayan parça.:LAPİLLİ

Yanardağların püskürmesindeki başlangıcı gösteren gaz tütmeleri.:SOLFATAR

Yanardağların püskürttüğü kül, kum ve lav parçacıklarından oluşan gözenekli ve hafif çökelti taşı.:TÜF

Yandan görünüş.Dış uzanış,dış görünüş.:PROFİL

Yandaş.:TARAFTAR

Yandığında renkli ve parlak ışıklar saçan,şenlik gecelerinde yakılan havai fişek.:MAYTAP

Yangın bombalarının doldurulmasında kullanılan bir madde.:NAPALM

Yangın yerine giden tulumbacılara yol açmak için bağırmakla görevlendirilmiş tulumbacı.:NARACI

Yanıcı,renksiz,az kokulu,0.97 yoğunluğunda karbon ve hidrojen birleşimi.:ETİLEN

Yani anlamında Latince kısaltma.(Videlicet:yaklaşık olarak.).:VİZ

Yankı. :EKO

Yankısının çokluğundan sesin iyi anlaşılmadığı yer.:ÇİNİLEK

Yanlamasına çalınan 6 delikli bir tür tahta flüt.:FİFRE

Yanları ve kapağının aynası sinek telinden yapılmış yemek dolabı.:TELDOLAP

Yanlış ve çapraşık düşünce.:PARALOJİ

Yanlış,kurala uymayan kelime veya söz.:GALAT

Yanlışlıkla.:SEHVEN

Yanmış kömür tanesi.:CEMRE

Yansıma,piyasada etki,yankılanma.:İNİKAS

Yansıma,yankı,inikas.:AKİS

Yapağı veya keçi kılının dokunmadan,yalnızca dövülmesiyle elde edilen kaba kumaş. Yere serilen halı,kilim gibi yünlü döşemelik.Keçi kılından sert dokuma.:KEÇE

Yapağıdan elde edilen,eczacılıkta ve parfümeride kullanılan sarımtırak renkte bir yağ.:LANOLİN

Yapamayacağı bir işe girişme.:YELTENME

Yapan,işleyen. Hukuksal sonuç doğuran bir suç işleyen kimse.:FAİL

Yapay mağara.:GROTTO

Yapay reçine verniği ve tutkalı üretiminde kullanılan beyaz ve billursu toz.:ÜRE

Yapay,sentetik dokuma ipliği ve bu iplikle dokunmuş kumaşlara verilen ad.:ORLON

Yapı işlerinde harcı karmaya yarayan alet,mikser.:KARMAÇ

Yapı işlerinde sürme çerçeve.:ŞASİ

Yapı Kredi Yayınları tarafından üç ayda bir çıkarılan düşün dergisi.:COGİTO

Yapı vs yapımında kullanılacak çakılları,taşları elde etmek için,büyük kayaları kırıp ufalamaya yarayan makine.:KONKASÖR

Yapı yüzeylerinde yatay,enli,az çıkıntılı,süslü ya da düz silme,kuşak.:SARAK

Yapı.:STRÜKTÜR

Yapıcılıkta dolmaların kaymasını önlemek için bunların eteklerine moloz taşıyla örülen kaplama.Bir yapıyı koruyan ve suların yapıya zarar vermesini önleyen duvar.:PERE

Yapıcılıkta dolmaların kaymasını önlemek için bunların eteklerine moloz taşıyla örülen kaplama.:PERE

Yapıda gücü,esnekliği artırmak için metal ve çimentodan yararlanma yöntemi,demirli beton.:BETONARME

Yapıda kullanılan dar,uzun ve kalın tahta.:LATA

Yapılacak işi,asıl yükleniciden üzerine alan ikinci yüklenici. Götürü iş yapan.:TAŞERON

Yapılan bir iyiliğe karşı kendini borçlu sayma.:MİNNET

Yapılan kötü bir davranış için özür dileme,gönül alma.:TARZİYE

Yapılarda ahşap ya da taşların birbirine bağlanmasında kullanılan iki ucu dirsekli kenet.:KRAMO

Yapılarda aynı boyda taşlardan yan yana dizilerek yapılan sıra.:KOR

Yapılarda dolgu gereci olarak kullanılan delikli tuğla. Pişmiş toprak,cüruf ve beton karışımından yapılan kiriş,putrel ve nervürler arasına konulan delikli tuğla.:ASMOLEN

Yapılarda dolgu gereci olarak kullanılan delikli tuğla.:İKTER

Yapılarda gereç taşımak için kullanılan,dört kollu ve iki kişinin taşıdığı tahta araç.Sedye.:TESKERE

Yapılarda kullanılan açık renkli,delikli,ateşe dayanıklı bir tür taş.:KEFEKİ

Yapılarda kullanılan,yontulması kolay iri taş.:YONU

Yapılarda yayvan kemer.:SEPETKULPU

Yapılarda,demir yolarında taşıyıcı olarak kullanılan demir kiriş.:PUTREL

Yapılarda,duvarların döşeme ile birleştiği yerlere yerleştirilen ve boydan boya giden 5-8 cm yüksekliğinde ahşap,taş,metal veya plastik şerit.:SÜPÜRGELİK

Yapıları kabartmalarla bezemek için çoğunlukla duvar ve tavan ara kesitleriyle tavan göbeklerinde kullanılan,sertleştirilmiş karton veya kıtıklı alçı.:KARTONPİYER

Yapıları yıldırımdan koruyan aygıt.:PARATONER

Yapıların kaba ağaç ve tahta işlerini yapan kimse.:DÜLGER

Yapılırken iyice yakılmadığı için duman ve koku vererek baş ağrısı yapan odun kömürü. Niteliksiz odun kömürü.:MARSIK

Yapılması gerekenler bilimi.Meslek,görev ve görgü kuralları bilimi olarak da bilinir.Özellikle hekimlerin uymaları gereken kuralların tümü.:DEONTOLOJİ

Yapılması gerekli olan şey.:LAZİME

Yapılması zorunlu olan.:FARZ

Yapılmış,işlenmiş.:MEPUL

Yapımcı,üretici.:PRODÜKTÖR

Yapımı tamamlanmış deri bir eşyanın kırışıklarını gidermeye yarayan ve ısıtılarak kullanılan alet.:LABUNYA

Yapımında kullanılan malzemeye göre (un,süt,yumurta,meyve şekerlemesi, bisküvi vs) çeşitli görünümler altında sunulan çoğunlukla pişirilmiş ve kalıplaşmış tatlı.:PUDİNG

Yapının ya da arsanın boyutlarını ve sınırlarını gösteren harita.:ÇAP

Yapısal.:STRÜKTÜREL

Yapısalcılık.:STRÜKTÜRALİZM

Yapısı bakımından kanuna, çalınışı bakımından santura benzer Özbek çalgısı.:ÇANK

Yapısına girdiği sözcüğe “iki, çift” anlamı katan yabancı önek.:Dİ

Yapısına girdiği sözcüğe aşırılık anlamı katan yabancı bir önek.:ULTRA

Yapısına girdiği sözcüğe bilen,anlayan anlamı katan bir sonek. (Kadirşinas, hatırşinas gibi…) :ŞİNAS

Yapısına girdiği sözcüğe bütün,tam anlamı katan yabancı önek.:PAN

Yapısına girdiği sözcüğe uzak anlamı katan yabancı bir önek.:TELE

Yapısına girdiği sözcüğe yalayıcı anlamını katan sonek.:LİS

Yapısında beş alkol fonksiyonu bulunan asit.:TALONİK

Yapısında iki alkol ve iki asit bulunan madde.:TARTARİK

Yapışık, ikiz meyve.:ÇATAK

Yapışkan,çok sulu çamur.:BALÇIK

Yapıtlarında pop motiflerini, bilim kurgu ve popüler kültürle gençlik kültürünün öbür öğelerini ustaca birleştirmiş, “Aç Sınıfın Laneti”, “Vahşi Batı”, “Si Bemol İntihar” gibi tiyatro yapıtlarıyla tanınmış ABD’li yazar.:SAMSHEPARD

Yapma,yapım.:KONSTRÜKSİYON

Yaprak hamurundan yapılan bir pasta.:MİLFÖY

Yaprak sapı.:ANAK

Yaprak sigara.:SİGAR

Yaprak tomurcuğu.:KOZANAK

Yaprak tütünle yapılmış kalın ve uzun sigara.:PURO

Yaprak ve dallarında su biriktiren bitkilere verilen ad.:SUKKULENT

Yaprak yaprak ayrılabildiği için evlerin damlarını örtmekte kullanılan, üzerine tebeşirle yazı yazılabilen ve taş tahta yapımında kullanılan yumuşak,mavimtırak bir taş , arduvaz.:KAYAĞANTAŞI

Yaprak.:BERG

Yapraklar halinde ayrılabilen parlak bir mineral.:MİKA

Yaprakları almaşık,iri ve parlak yeşil renkte bir süs ağacı ve bu ağacın çiçeği.:MANOLYA

Yaprakları çay gibi haşlanarak içilen bir Güney Amerika bitkisi. Paraguay çayı.:MATE

Yaprakları ekşi olan ve salata yapımında kullanılan küçük bir bitki.Çiğ ve pişmiş olarak yenebilen bu bitkiye kuzukulağı da denir.:ACIKULAK

Yaprakları güzel kokulu bir süs bitkisi.:FESLEĞEN

Yaprakları haşlanarak salata gibi yenen otsu bir bitki.:HİNDİBA

Yaprakları karşılıklı,çiçekleri büyük,koyu kırmızı renkte,küçük bir ağaç.:NAR

Yaprakları ovulduğunda şiddetli bir koku veren ve saat otu,çoban iğnesi gibi adlar da verilen otsu bitki.:DÖNBABA

Yaprakları soğan yerine kullanılan bir tür yaban sarımsağı.:KEÇİKÖMÜRENİ

Yaprakları ve çiçekleri halk hekimliğinde kullanılan otsu bir bitki.:SIĞIRDİLİ

Yaprakları ve yumrusu pancara benzeyen ve yumrusu çiğ olarak yenen bir bitki.:GEDELEK

Yaprakları yayvan ve dikenli,güzel,parlak renkte çiçekler açan bir bitki,atlas çiçeği.:KAKTÜS

Yaprakları yayvan ve dikenli,güzel,parlak renkte çiçekler açan,sıcak ve kurak bölgelerde yetişen bir bitki,atlas çiçeği.:KAKTÜS

Yaprakları yaz kış yeşil kalan,beyaz çiçekli bir ağaç.:MERSİN

Yaprakları yuvarlak ve geniş,çiçekleri beyaz,sarı,mavi,pembe renkte,durgun sularda veya havuzlarda yetişen bir su bitkisi.:NİLÜFER

Yaprakları yürek biçimindeki bir ravent türü.:UŞKUN

Yaprakların her iki yüzünde bulunan ve suyu sızdırmadığı için bitkinin kurumasına engel olan ince zar.:KÜTİKÜL

Yaprakların üzerinde oluşan bir tür küf.:BALSIRA

Yapraklarından sebze olarak yararlanılan bir bitki.:ISPANAK

Yapraklarının güzelliği nedeniyle sera ve salonlarda yetiştirilen bir süs bitkisi.:DİFENBAHYA

Yaptığı işin gerektirdiği nitelikleri taşımayan kimse.:BOZUNTU

Yaptığı işin verdiği ters sonuçtan üzüntü duyan kimse.:İLDEM

Yaptırma gücü.:MÜEYYİDE

Yara izi.Bir yara iyileştikten sonra yerinde kalan iz.:NEDBE

Yara temizliği ve bakımı.:PANSUMAN

Yara.:CERİHA

Yaradaki irini boşaltmak için kullanılan bükülgen boru.Akaç.Hendek.:DREN

Yaradan akan sıvı,irin.:SADİD

Yaradılış,huy,karakter,mizaç.:MEŞREP

Yaradılış,huy,maya.:TİYNET

Yaradılış,huy,tabiat.:HİLKAT

Yaradılış,tabiat.:NEJAT

Yaralama.:CERH

Yaralı.:MECRUH

Yaramak, fayda vermek, içe sinmek.:İLİMEK

Yaramaz insan.:DÜRZÜ

Yarar. :FAYDA

Yararlanan.:MÜSTEFİT

Yararlanılan uygun koşul.:OLANAK

Yararlanma,faydalanma.:İNTİFA

Yararlı,iyi,güzel şeyler. İyilikler.:HASENAT

Yararlı,kazançlı.:NAFİ

Yararsız sayılan masalları,gerçekdışı bilgilerin,boş inançların yazılı bulunduğu ileri sürülen ama gerçekte var olmayan halk kitabı.:TANDIRNAME

Yararsız,iri,kaba şey.:BELMA

Yarasa,gece kuşu.:VATVAT

Yaratan.:SANİ

Yaratıcı güç,bir düşünceyi ortaya koyma niteliği,felsefede düşünme gücü.:KARİHA

Yaratıcı insan etkinliği.:SANAT

Yaratıcısının adı bilinmeyen yapıt.:ANONİM

Yaratık.:MAHLUK

Yaratılamayan ya da yok edilemeyen nicelik.Ancak bir biçimde diğerine dönüştürülebilir.(Isı,hareket,elektrik ve ses enerjileri gibi) :ENERJİ

Yaratılışla ilgili.:FITRİ

Yaratılmış olan,yaratık. :AFERİDE

Yaratma,yoktan var etme.:HALK

Yardım amacıyla toplanan para.:İANE

Yardım etme,arkalama,destekleme,arka çıkma.:MUZAHERET

Yardım etme.:MUAVENET

Yardım isteme,güvenme.:İSTİHZAR

Yardım,imdat.:MEDET

Yardım,kayırma.:HİMMET

Yardım,yardımda bulunma. Tanrı yardımı.:NUSRET

Yardımcı Konsolos.:VİSKONSÜL

Yardımcı,yardım eden.:MUİN

Yardımcı.:ELULAĞI

Yardımcı.:YARDAK

Yardımlaşma. :MÜZAHERET

Yardımsal.:SÜBVANSİYONEL

Yargı vesayetinin geçerli olduğu yönetim biçimi.:JÜRİTOKRASİ

Yargıcı.:FATALİST

Yarı kurak ya da çöllük alanlarda rastlanan , yağışlar sırasında birdenbire dolup taşan kuru akarsu yatağı.:ARROYO

Yarı geçirgen bir çeperin iki yanına yerleştirilmiş,derişikliği farklı iki sıvıdan oluşan yer değiştirme olayı.:OZMOS

Yarı kavrulmuş kahve.:ESELİ

Yarı kömürleşmiş bitki yakıtı.:TURBA

Yarı olgunlaşmış sebze,meyve,özellikle domates ve karpuz için kullanılan sözcük.:ALAÇAKIR

Yarı saydam bir çizim kağıdı.:AYDINGER

Yarı sentetik bir antibiyotik ilaç.:RİFAMİSİN

Yarı tatlı şarap.:DÖMİSEK

Yarı yanmış odun.:PARDİ

Yarı yaş yarı kuru nemli toprak.:ALAKUR (ALATAV)

Yarı, yarım.:NISIF

Yarık, çatlak.:ŞAK

Yarık,delik.:AHUN

Yarım baş ağrısı.:MİGREN

Yarım çember biçiminde,iç yüzü keskin,ahşap saplı,madeni ekin biçme aleti.:ORAK

Yarım daire şeklinde dökülen,piştikten sonra üzerine şeker şurubu gezdirilen,rom yada likör ile kokulandırılan ve pasta kreması gibi şeylerle süslenen,mayalı hamurdan yapılmış pasta.:SAVARİN

Yarım gün.:PARTTAYM

Yarım kafiye.:ASONANS

Yarım kanatlılardan,yumurtalarını ekin yapraklarına bırakan esmer renkli,zararlı böcek.:SÜNE

Yarım kilogramlık eski bir ağırlık ölçü birimi.:LİBRE

Yarım kilogramlık eski bir ağırlık ölçü birimi.Günümüzde İngiltere ve ABD’de kullanılan bir ağırlık birimi.:LİBRE

Yarım serenleri sağa,sola yada ortaya çevirmek için bunların ucuna bağlı bulunan donanım.Seren ve bumba cundalarından aşağı iki tarafa inen halatlar.:ABLİ

Yarınını düşünmeden ve toplum kurallarına aldırış etmeden yaşayan, genellikle sanat ve edebiyat çevresinden varlıksız kişiler için kullanılan sözcük. Günübirlik yaşayan. Derbeder, başıboş yaşayış.:BOHEM

Yarısı değerli taşlarla süslü olan bir tür saç.:MİYASE

Yarısı Türkiye’de yarısı Gürcistan’da olan ve Aktaş da denilen bir göl.:HAZAPİN

Yarış atına binen kimse.:COKEY

Yarış atlarının beslenmesi ,bakımı ve idman konularında sorumlu olan, antrenman için gerektiğinde onlara binebilecek yetenekteki kişi, seyis.:APRANTİ

Yarış atlarının taşınması için yapılmış kapalı taşıma aracı.:VAN

Yarış öncesinde belirlenen yada tahmin edilen yarışmacı hakkında verilen gizli bilgi. Bir kaynaktan duyma,kopya.Gizlice verilen önemli haber.:TÜYO

Yarışlar ve koşular için özel olarak düzenlenmiş yer.:PİST

Yarışlarda çıkış işaretini veren hakem.:STARTER

Yarışma çizelgesi.:FİKSTÜR

Yarışmak,rekabet.:AŞIKATMAK

Yarpuz da denilen,nane türünden,güzel kokulu bir bitki.:FİLİSKİN

Yas havalarına uygulanan bir halk ezgisi.:LELEMENDİ

Yas inlemesi,sızlanma.:ŞİVEN

Yasak aşk.:AŞKIMEMNU

Yasak.:MEMNU

Yasaklama,engelleme.:MEN

Yasal.:LEGAL

Yasalar.:KAVANİN

Yasalarla belirlenmemiş olan, halkın kendiliğinden uyduğu gelenek.:ÖRF

Yasama meclislerinin birleşimlerinden her biri.:OTURUM

Yasanın sözle anlatmak,bildirmek istediği anlam.:LAFIZ

Yasemin yaprağı.:BERKİ SEMEN

Yaslanma,dayanma. :ABANMA

Yasmık.:MERCİMEK

Yassı çakıl.:GALE

Yassı gümüş külçesi.:LAVAŞA

Yassı uçlu büyük iğne.:ÇUVALDIZ

Yassı ve büyük yemek tabağı.:PİYATA

Yassı ve dar biçimli metal parça.:LAMA

Yassı ve düz taş.:KAYRAK

Yaş,meslek,toplumsal durum vs bakımından birbirine eşit olanlardan her biri,öğür,akran.:TAYDAŞ

Yaşadığı yerin yerlisi olmayıp başka yerden gelmiş kimse.:MANAV

Yaşam destek ünitesi. Solunum zorluğu çeken hastaların solumalarına yardım eden aygıt.:RESPİRATÖR

Yaşama gücü.:DİRİM

Yaşama işlevlerinin çok zayıfladığı,çok derin ve sürekli patolojik uyku durumu. Halsizlik.:LETARJİ

Yaşama veya iş görme isteğini yitirmiş.:BEZGİN

Yaşamın bilimi.:BİYOLOJİ

Yaşamından umut kesilen,öleceği kesinlikle bilinen bir hastanın acısını bir an önce dindirmek amacıyla ve hastanın isteği üzerine doktorlar tarafından öldürülmesi.:ÖTANAZİ

Yaşamış. Yaşayan,hayatta olan.:MUAMMER

Yaşanılmış olan süre,yaş.:SİN

Yaşanmamış geçmişe duyulan özleme verilen ad.:RETRO

Yaşar Kemal’in bir romanı.:KALEKAPISI

Yaşar Kemal’in bir romanı.:TENEKE

Yaşar Kemal’in Yağmurcuk Kuşu, Kale Kapısı ve Kanın Sesi adlı yapıtlarından oluşan roman üçlüsü.:KİMSECİK

Yaşayabilmesi ve üreyebilmesi için serbest oksijenin bulunduğu ortamlara gereksinim duyan organizma.:AEROB

Yaşı küçük olduğu halde sözleri ve davranışları büyükmüş gibi olan çocuk.:EKE

Yaşına yakışmayacak davranışlarda bulunan kimse.:BEBECİK

Yaşıt, akran.:ÖĞÜR

Yaşlanma ile ilgili tıp dalı.65 yaş ve üstü hastaların sağlık sorunları, hastalıkları, sosyal ve fonksiyonel yaşamları,yaşam kaliteleri,koruyucu hekimlik uygulamaları ve sağlıklı yaşlanma süreciyle ilgilenen bir bilim alanı.:GERİATRİ

Yaşlanmanın sosyal ve tıbbi yönleri ve hücrenin yaşlanmasıyla ilgilenen bir bilim alanı. :GERONTOLOJİ

Yaşlanmayla birlikte işitmenin giderek azalması.:PRESBİKUZİ

Yaşlı Ermeni karısı.:DUDU

Yaşlı koyun. :FOSA

Yaşlı ve saygı duyulan kadınlara verilen unvan.:HAMİNNE

Yaşlı ve zayıf kimse.:TİRİT

Yaşlı,bilmiş,bilge.:PİR

Yat limanı.:MARİNA

Yatağa girme fobisi.:KLİNOFOBİ

Yatağı korumak için kullanılan bir tür çarşaf.: ALEZ

Yatak, yorgan doldurmaya yarayan yün, pamuk, kıtık gibi şeyler.:İÇİRİK

Yatak,yorgan gibi eşyanın sarılıp bağlanmasıyla oluşan yük.:DENK

Yatakta kadınların giydiği bir çeşit yün hırka.:LİZÖZ

Yatar koltuklu vagon ya da otobüs,lüks yolcu vagonu.:PULMAN

Yatay güneş saati. Güneş saati,yükseklik tahtası.:BASİTE (BASİTA)

Yatay.:UFKİ

Yatık S harfi biçiminde sifon.:ES

Yatırılmış sermayenin,bir kuruluşun veya bir yatırım konusunun gelir sağlayabilme olanağı,verimlilik.:RANTABİLİTE

Yatırım,mevduat.:PLASMAN

Yatıştırıcı.:MÜSEKKİN

Yatkınlık,alışkanlık.:YORDAM

Yatsı namazından sonra kılınan üç rekat namaz.:VİTİR

Yavan,tatsız.:ZIRTLAK

Yavaş yavaş,ağır ağır anlamında bir deyim.:AHESTEBESTE

Yavaş yavaş,azar azar.:PEYDERPEY

Yavaş, ağır anlamında kullanılan müzik terimi.Largo ile Andante arasında kalan yavaş tempo ve bu tempoda yazılmış kompozisyon;genellikle sonat ve senfonilerin ikinci bölümü.:ADAGİO

Yavaş, ağır.:BATİ

Yavaşça hafif sesle türkü söyleme.:ZEMZEM

Yavru yapmaya alışmış kümes hayvanları için kullanılan sözcük.:ANAÇ

Yavru.:BALA

Yavrusunu emzirmeyen koyun ya da keçi.:ALMAZ

Yavuz Sultan Selim’in baş kadını ve Kanuni Sultan Süleyman’ın annesi olan,yaptırdığı hayır kurumlarıyla tanınmış ünlü Osmanlı kadını.:HAFSASULTAN

Yay çizer.:PERGEL

Yay kirişi.:ÇİLE

Yay kirişi.:VETER

Yay veya mızrapla çalınan,uzun saplı,telli bir çalgı türü.(Çalınacak ezgiye göre akort edilir.(Kara düzen,misket düzeni,bağlama düzeni v.s.) .:TAMBUR

Yay,eğmeç.:KAVİS

Yaya kaldırımı.:TRETUVAR

Yaya koşusu::SEĞİRDİM

Yaygara,bağırma.:FERYAD

Yaygı, kilim.:SERGİ

Yaygın medya kuruluşlarına giremeyen veya girmek istemeyenlerin çıkardığı dergilere verilen ad.:FANZİN

Yaygın olarak Güneydoğu Anadolu bölgesinde yetiştirilen bir koyun türü.:İVESİ

Yaygın söylenti.:TEVATÜR

Yaygın,kökleşmiş görüşe aykırı olarak ileri sürülen düşünce.:PARADOKS

Yayıkta yağı alınmış ayran.:UYNUK

Yayılma,genişleme.:İMBİSAT

Yayılma.:TAAMMÜM

Yayılmış haber,yaygın söylenti.:ŞAYİA

Yayım.:NEŞİR

Yayım.Yayılma.:İNTİŞAR

Yayımlanan kitap,dergi,gazete vs.:YAYIN

Yayımlayan.:TABİ

Yayın balığına verilen bir başka ad.:ATBALIĞI

Yayınbalığına verilen bir başka ad.:GELEBİCİN

Yayınbalığına verilen bir başka ad.Pulsuz ve büyük ağızlı bir ırmak balığı.:GELEBİCİN

Yayıncı.:NAŞİR

Yayla çalınan Hint müziğine özgü üç telli bir çalgı.:SARANGİ

Yayla çiçeği.:AMBERİYE

Yayla diz üzerinde çalınan,kemana benzeyen,3 telli küçük bir çalgı türü.:KEMENÇE

Yayla veya bahçe kulübesi, küçük köy.:TOL

Yayla.:PLATO

Yaylada yapılan ev,çiftlik.:BANI

Yaylı bir pensle tutturulmuş küpe,iğne gibi takılara verilen ad.:KLİPS

Yaylı çalgılarda yayın süratli olarak çekilip itilmesini belirten müzik icra terimi.:TREMOLA

Yaylı çalgıların çalınış tekniğinde, yayın topuktan buruna doğru sürtülmesi.:ÇEKİŞ

Yaylı çalgıların yapım ve onarımıyla uğraşan kimse.:LÜTİYE

Yaylı, dört tekerlekli ve üstü açık binek arabası.:KALEŞ

Yayvan ,saplı küçük tencere.:KUŞANE

Yayvan sepet.:SELE

Yayvan ve dolgun yüz.:ABLAK

Yayvan ve kenarları geniş,büyük kalaylı bakır kap,geniş yemek sahanı.:LENGER

Yaz mevsimi.:TABİSTAN

Yaz yağmuru :KAY

Yazarın dış dünyaya zihninde bir şekil verip eserine aktarması.:FİKSİYON

Yazgıcılık,kadercilik,fatalizm.:CEBRİYE

Yazı için kullanılan kağıt ya da deri..RUKA

Yazı ile bildirme.:İŞAR

Yazı karakteri.:FONT

Yazı taslağı,müsvedde.:KARALAMA

Yazı ve müzikte alışma ve öğrenmek için yapılan çalışma,el çalışması. El alıştırma,ders.:MEŞK

Yazı veya konuşmada bir düşüncenin kesintisiz gelişimi,uzun ve tumturaklı konuşmaBir tiyatro oyununda oyuncuların bir defada söylediği parça.:TİRAD(TİRAT)

Yazı yazan,bir yazıyı kaleme alan kimse.:REDAKTÖR

Yazı yazmada kullanılan beyaz deri.:KAZİM

Yazı yazmak,resim yapmak için özel olarak hazırlanan deri,tirşe.:PARŞÖMEN

Yazı yazmaktan duyulan aşırı korku.:GRAFOFOBİ

Yazıcı uç adı verilen ve gölgesi düzlemsel bir yüzeye düşen basit bir çubuktan oluşmuş ilkel güneş saati.:GNOMON

Yazıcı,yazar.:NAMIK
Yazıcı.:PRİNTER

Yazıda ya da sözde bayağı sözcük ve deyim bulunmaması durumu.:ASALET

Yazılarıyla sürekli olarak başkalarına saldıran yazar.:KALEMŞÖR

Yazılı dili veya konuşma dilini kavrayamamakla ilişkili anlamsız konuşma durumu.:AKULALİ

Yazılı izin belgesi ve özellikle dış ticarete ilişkin olarak devletçe verilen izin.:PERMİ

Yazılı kağıt.:KETAL

Yazılı metni olmayan,kararlaştırılmış taslağı, yerine zamanına göre oyuncular tarafından,sahnede yakıştırılan sözlerle tamamlanan oyun,doğaçlama tiyatro.:TULUAT

Yazılı olan şey,kitap,mektup,teskere,pusula.:BETİK

Yazılı olan şey.:BELİK

Yazılı.:TAHRİREN

Yazılmış bir metin üzerinde gereken düzeltmeleri yaparak yazıyı yayına hazır duruma getirme,yazı yazma,kaleme alma.:REDAKSİYON

Yazılmış,yazılı.:MUHARRER

Yazım.:İMLA

Yazın karadan denize doğru esen mevsim rüzgarı.:MELTEM

Yazın kırlarda,özellikle ekin tarlalarında yetişen,kırmızı ve otsu bir bitki.:GELİNCİK

Yazın.:EDEBİYAT

Yazının bulunmasından önceki insan topluluklarının evrimini inceleyen bilim dalı.:PREHİSTORYA

Yazınsal.:EDEBİ

Yazıtbilim. Yazıtları inceleyen bilim dalı.:EPİGRAFİ

Yazıyı yada konuşmayı gereksiz ayrıntılarla uzatma.:HAŞİV

Yazlık bir armut türü.:MUSTABEY

Yazlık davar ağılı.Dört tarafı çitle çevrili koyun ağılı.:ÇALAMAR

Yazlıkta ya da kent dışında bahçeli ve güzel ev.:VİLLA

Yazma kitaplarda bulunan,ince bir sanatla işlenen,küçük renkli resimlere verilen ad. Bir şeyin küçük ölçekte kopyası veya benzeri.Kağıt,parşömen,tahta üzerine renkli boyalarla küçük boyutlu resim yapma sanatı.:MİNYATÜR

Yazma kitapların ilk sayfalarına yapılmış altınla karışık süsleme.:PESEND

Yazma kitapların sayfa kenarlarını,cilt kapaklarını ve levha yazı çevresini altın yaldızla süsleme sanatı.:HALKÂRİ

Yazma yitimi.Ellerde ve parmaklarda hiçbir sakatlık olmamasına rağmen ruhsal nedenlerle yazma yetisini yitirme.:AGRAFİ

Yazma,kitabet,kompozisyon.:TAHRİR

Yedek at.:PALAY

Yedek hayvanı.:CENİBE

Yedekte ve önde gitmeyen hayvan.:BUKAK

Yedi karton parçasından oluşan ve bunlarla çeşitli şekiller elde etmeyi amaçlayan eski bir Çin oyunu.:TANGRAM

Yedi uyurlardan biri.:YEMLİHA

Yedi Uyuyanlar.309. yıl uyuduklarına inanılan yedi kişiye verilen ad.:ASHAB-IKEHF

Yedigöller’i oluşturan gölcüklerden biri.:DERİNGÖL

Yediğimiz besinlerin kalın bağırsakta bakteriler tarafından karbonhidratları parçalanırken açığa çıkan gaz. (Oksijen, nitrojen, hidrojen, karbondioksit, metan ve hidrojen sülfürden oluşur.):BAĞIRSAKGAZI

Yedirip içirme.:İAŞE

Yeğin,şiddetli.:ŞEDİT

Yehova’ya hamd olsun anlamına gelen ve ayinlerde kullanılan İbranice sözcük.:ALELUYA

Yelek bölümü iki karış uzunluğunda,enlice bir tür ok.:PUTA

Yelek.:DELME

Yelin esişi.:ESİM

Yelken devrinde muhabere ve irtibat hizmetlerinde kullanılan hızlı ve hafif gemi. Eskiden postayı taşımaya yarayan küçük tekne. Bir tür hızlı keşif gemisi.:AVİZO

Yelken gemilerine mizana direği denilen kıç direkte eğik duran bayrak sereni.Kıç direkteki kısa seren.:GİZ

Yelken sporunda kullanılan küçük bir tekne.:OPTİMİST

Yelken yarışlarında, yelkenin yüzeyini küçültme eylemi.:RİF

Yelkeni serene bağlamak için açılan delik.:MATAFYON

Yelkenin seren yakalarına gelen uçlarına denir.:CUNDAYAKASI

Yelkenin ucunda ip geçirmek üzere yapılmış göz.:MATA

Yelkenin,sancağın veya çubukların aşağıya indirilmesi.:ARYA

Yelkenlere açılan deliklere ve halat ilmiklerine geçirilen metal halka.:RADANSA

Yelkenleri bağlamaya yarayan zincir,halat veya palanga.:İSKOTA

Yelkenleri indirip kaldırmaya yarayan ip.:TARTI

Yelkenleri olmakla birlikte kürekle de yol alan eski zaman gemisi.:ÇEKTİRİ

Yelkenleri olmakla birlikte kürekle de yol alan tek direkli eski zaman gemisi.:ÇEKTİRİ

Yelkenleri toplamak.:İSTİNGA ETMEK

Yelkenleri yerlerine çekmekte kullanılan halatların genel adı.:KANSALİSA

Yelkenli bir gemi türü.:CÖNK

Yelkenli bir yarış teknesi.:DRAGON

Yelkenli bir yarış teknesi.:MİSTRAL

Yelkenli bir yarış teknesi.:SNİPE

Yelkenli bir yarış teknesi.:STAR

Yelkenli gemilerde ana direk ile çubukları arasında kalan bölüme verilen ad.:KOLOMBİR

Yelkenli gemilerde ana direkler üzerine sürülmüş çubukları cundalarından kıç tarafına doğru meyilli tutan halatlardan her biri.:PATRİSA

Yelkenli gemilerde ana istiralya (direkleri geren halat) üzerine açılan flok yelkeni.:VELEDİBARKA

Yelkenli gemilerde direklerin ve gabyanın üstünde bulunan en yüksek bölüm.:BABAFİNGO

Yelkenli gemilerde gabyaların direklere çıkması için verilen komut.:ARİVA

Yelkenli gemilerde gemicilerin serenlere çıkmasına yarayan halat.:BASADORA

Yelkenli gemilerde iki direk arasındaki istiralyalar (direkleri geren çelik ya da tekstil halatlar) üzerine açılan üçgen yelken.:VELENA

Yelkenli gemilerde pruva direğinin en altta bulunan ana sereni ve bu serene bağlanan yelken.:TRİNKETA

Yelkenli gemilerde pruva ile grandi direklerinin serenlerine bağlı oynak halatların makarası.:BRAGOT

Yelkenli gemilerde,gabya çarmıklarını ana direğe bağlayan kısa çarmıklar.:RİLİ

Yelkenli gemilerde,serenin aşınmaması için direğe vurulan tiriz.:LAMBASA

Yelkenli gemilerde,üzerlerine flok yelkenlerinin çekildiği halatlar.:ARMO

Yelkenli gemilerden oluşan ince donanmanın en küçük ve en hızlı gemisinin adı. Osmanlı donanmasının en küçük ve hızlı gemisi.:UÇURMA

Yelkenli savaş gemilerinde fırtınalı havalarda kıç direğe açılan küçük yelken.:MALECEMA

Yelkenli teknelerde kullanılan geniş yüzeyli flok.:GENOA

Yelkenli,kürekli yada motorlu olabilen bir çeşit yarış teknesi.:REGATA

Yelken-rüzgar açı ayarı.:TRİM

Yellenme.: ZARTA

Yelve.:FLURYA

Yelyutan da denilen,kırlangıca benzer bir kuş.:SAĞAN

Yemeğe lezzet için konan baharat.:EFVAH

Yemeği ve kebabı yapılan bir sakatat türü.:PENCEVÜŞ

Yemeği yapılan tadı ekşi bir ot.:TİRŞİK

Yemeği yapılan,ıspanağa benzer yabani bir ot.:İBİ

Yemeğin kokması.:AFEN

Yemeğin sulu kısmı.:ÇERVİŞ

Yemeğin suyu.Et,tavuk,balık suları.Yumurta,yağ gibi çeşitli malzemelerden elde edilen,yemeğe tat veren sıvı ya da krem şeklindeki kıvamlı malzeme.:SOS

Yemek .:AŞ

Yemek altı. Meze gibi yemekten önce yenen soğuk yemek.:ORDÖVR

Yemek bilgisi.:GASTRONOMİ

Yemek hizmeti.:CATERİNG

Yemek kahvesi.:BÜNN

Yemek listesi.:MÖNÜ

Yemek masası.:HAN

Yemek odası,salonu.:SALAMANJE

Yemek pişirmekte kullanılan ve içinde ızgarası bulunan ayaklı ve taşınır ocak.:MALTIZ

Yemek pişirmeye yarayan tek kollu tencere.:DİVAN

Yemek yedirme.:İTAM

Yemek yemekten korkma.:SİTOFOBİ

Yemek,ekmek pişirilen fırınlı soba.:GÜZİNE (KUZİNE)

Yemek.:TAAM

Yemeklerde tat verici olarak kullanılan,Hindistan cevizi tohumlarının derimsi kabuğu.:BESBASE

Yemeklere ekşimsi bir tat vermesi için kullanılan karamuk bitkisinin diğer adı.:ZEREŞK

Yemeklere katılan baharatlar.:EBAZİR

Yemeklere tat ve koku vermek için ve hekimlikte kullanılan,birleşikgillerden ıtırlı bir bitki.:TARHUN

Yemekleri çeşnilendirmekte kullanılan güzel kokulu bitkisel maddeler.:AŞOTU

Yemeklerin duru olan sularının un,yumurta,yoğurt,limon gibi malzemelerle koyulaştırılması,lezzetlendirilmesi.:TERBİYEETMEK

Yemeklerin mide özsuyuyla karıştıktan sonra aldığı durum.:KİMÜS

Yemekli eğlence.:TOY

Yemeklik bir patates cinsi.:LAURA

Yemekten arta kalan.:ARTIK

Yemekten önce,iştahı açmak için genellikle tuzlu çerezle alınan,çoğunlukla damıtık alkollü içki.:APERİTİF

Yemen ve Etiyopya’da yetişen, yaprakları uzun süre çiğnenince sarhoşluk veren bir ağaççık.:KAT

Yemen’de yaşamış bir Arap kabilesi.:GATAFAN

Yemen’in başkenti.:SANA

Yemen’in doğusunda kurulmuş eski bir krallık.:SEBA

Yemen’in ekonomik başkenti.:ADEN

Yemen’in plaka işareti.:YE

Yemenici,ayakkabı tamircisi.:KÖŞKER

Yemenicilerin kullandıkları ölçü.:PUSVAL

Yemin etme,ant içme.:HALFE

Yemin,ant içmek.:KASEM

Yemin,ant,akit.:PEYMAN

Yemin. :ANT

Yemiş,meyve,ürün.:SEMERE

Yemiş. :BAR

Yemişinden turşu yapılan gebreotunun bir adı.:KAPARİ(KEBERE)

Yemişlerin yenen bölümü.:ETEN

Yenen,kazanan.:MANSUR

Yengece benzer bir su canlısı.:MEGALOP

Yengeç takım yıldızı yörüngesinde bir yıldız kümesi.:ARIKOVANI

Yeni bir durumun yanlış olarak geçmiş bir hatıranın tekrarı gibi algılandığı görsel tanıma yanılsaması.Bir yeri daha önce görmüşlük ya da bir olaya daha önce tanık olmuşluk duygusu.:DEJAVU

Yeni bir şey bulan kimseye,bulduğu şeyden yalnız kendisinin yararlanması için devletçe verilen belge.:İHTİRABERATI

Yeni bir şey bulma,türetme.:İHTİRA

Yeni çıkmaya başlamış ekin.:FİREZ

Yeni doğan buzağıların konulduğu yer.:HUL

Yeni doğan kuzu için çobanın kuzu sahibinden aldığı bahşiş.:GÖBEDEK

Yeni doğan kuzuları soğuktan korumak için yapılan küçük ağıl.:KÜM

Yeni doğmuş bebeğe,götürüldüğü evlerden verilen yumurta,mendil,şeker gibi küçük armağanlar.:SIÇANLIK

Yeni doğmuş çocuğu ilk aylarda sıkıca sarmalamaya yarayan geniş bez.:KUNDAK

Yeni doğmuş inek,deve ya da köpek yavrusu.:KODUK

Yeni doğmuş zayıf ve dayanıksız bebeklerin,bulaşıcı hastalıklardan korunması amacıyla yerleştirildikleri kapalı aygıt.:KUVÖZ

Yeni doğmuş.:NEVZAT

Yeni doğum yapmış kadının durumu,loğusalık.:NİFAS

Yeni doğurmuş memelilerin koyu,yapışkan ilk sütü.:AĞIZ (AVUZ)

Yeni dünya.:MALTAERİĞİ

Yeni düzene karşı çıkan,gerici.:MÜRTECİ

Yeni gelin.:NEVARUS

Yeni Gine’de yaşayan vahşi bir köpek cinsi.:ACAK

Yeni Gine’de yaşayan,kırmızı renkli ve vahşi bir köpek cinsi.:ACAK

Yeni Kaledonya ormanlarında yaşayan,kül rengi tüylü,iri,gagalı ve ayaklı kırmızı kuş.:KAGU

Yeni klasikçiliğin önderlerinden biri olan ünlü Fransız ressam.:İNGRES

Yeni ve parlak.:ÇİL

Yeni yetişen,genç.:NEVRES

Yeni Zelanda da bir liman kenti.:NAPİER

Yeni Zelanda plakası.:NZ

Yeni Zelanda’da yaşadığı bilinen soyu tükenmiş bir kuş.:MOA

Yeni Zelanda’da yaşayan iri bir kertenkele.:TUATARA

Yeni Zelanda’da yaşayan bir kuş. Uçamayan bir kuş,kivi.:APTERİKS

Yeni Zelanda’da yaşayan bir kuş.:TİEKE

Yeni Zelanda’da yaşayan bir papağan türü.:KAKA

Yeni Zelanda’da yaşayan bir papağan.:KEA

Yeni Zelanda’da yaşayan ötücü bir kuş.:TUİ

Yeni Zelanda’da yaşayan ve zil kuşu da denilen bir kuş.:KORİMAKO

Yeni Zelanda’nın başkenti.:WELLİNGTON

Yeni Zelanda’nın nemli ormanlarında yaşayan,yeşilimsi papağan.:KAKAPO

Yeni Zelanda’nın yerli halkı Maorilerin savaş dansı.:HAKA

Yeni Zelanda’nın yerli halkı.:MAORİLER

Yeni,çok yeni olan şey.:NEVİN

Yeni,çok yeni olan şey.Aynı zamanda bir kadın adı.:NEVİN

Yeni,taze.Yapısına girdiği sözcüğe yeni anlamı katan Farsça önek.:NEV

Yeni.:ACAR

Yeniçeri kışlası.Osmanlı devletinin askerlik,saray ve yönetim örgütlerinde kışla,koğuş ve bürolara verilen ad.:ODA

Yeniçeri ocağına yeni girmiş delikanlı.:CİVELEK

Yeniçeri ocağında görevi alaylarda selam törenlerini düzenlemek ve yönetmek olan subay.:ODABAŞI

Yeniçeri ocağında tabur.:ORTA

Yeniçeri ocağının kaldırılmasından önce,kent ve kalelerin yerli halkı arasından görevlendirilen topçulara verilen ad.:İCARELİLER

Yeniçeri ocağının kurulmasından önce Osmanlı ordusunda atlı asker.:MÜSELLEM

Yeniçeri Ocağının kurulmasından önce Osmanlı ordusunun önemli bir bölümünü oluşturan ve piyadegan da denilen asker sınıfı.:YAYA

Yeniçeri ocağının, savaşta kullanılan köpekleri yetiştirmek ve yönetmekle görevli sınıfı. Osmanlılarda savaşta kullanılan köpeklere verilen ad.:SEKSON

Yeniçeri ordusunda silah yapan,onaran ve bakımı ile görevli bulunan, savaşta ordunun silah ve cephanesini ulaştıran yaya kapıkulu ocaklarından bir sınıf asker.:CEBECİ

Yeniçeri salma erlerinin giydikleri kırmızı çuhadan yapılmış cüppe.:PİRPİRİ

Yeniçeriler arasında saygı duyulan kimselere verilen ad.:KOKONOS

Yeniçerilere ödenen üç aylıkların ikincisi.:RECEC

Yeniçerilerin aylıklarına yapılan zam.:İNAM

Yeniçerilerin belediye işlerine bakmakla görevli bölümü.:ELLİALTI

Yeniçerilerin giydiği miğfer biçiminde ve sorguçlu bir tür başlık.:KUKA

Yeniçerilerin kayıtlı oldukları kütük defteri.:ESAME

Yeniden canlandırma,diriltme.:İHYA

Yenidünya aslanı.Dağ aslanı.:PUMA

Yenilebilir bir mantar cinsi.:KARAKULAK

Yenilebilir iyi cins bir mantar.:CİNCİLE

Yenileme.:KİRAR

Yenileme.:TECDİT

Yenilemek.:REVİZEETMEK

Yenileşme,yenilik.:TECEDDÜT

Yenilik getiren.:MÜCEDDİT

Yenilik korkusu.Yeni fikirlere,yeni buluşlara veya yeni şeylere karşı sebepsiz ürkme.:KAİNOFOBİ

Yeniliklerden ve yeni şeylerden aşırı derecede korkma.:NEOFOBİ

Yeniyetme kız.:NAHİDE

Yenmek, üstün gelmek, alt etmek.:AŞAMAK

Yer altı dehlizi.:KRİPTA

Yer altı demiryolu hattı.:METRO

Yer altı sulama kanalları.:KEHRİZLER

Yer altı sularını inceleyen bilim dalı.:HİDROJEOLOJİ

Yer altı suyunu taşıyan geçirimli katman.:AKİFER

Yer altında su yolu.:PÖHRENK

Yer altında su yolu.Toprak ya da ağaçtan yapılmış su borusu.:PÖHRENK

Yer atmosferinin 10-60 km yükseklikleri arasında kalan katman.:STRATOSFER

Yer bilimi uzmanı.:JEOLOG

Yer çatlağı, fay. Çukur yer.:ESİK

Yer çatlağı.:FAY

Yer çatlağı.Kayaç kütlelerinin bir kırılma düzlemi boyunca yerlerinden kayması.:FAY

Yer döşemesi olarak kullanılan,üzeri keten yağı ve mantar tozuyla kaplanmış jüt bezi,muşamba.:LİNOLYUM

Yer eksenli yörünge üzerine,deneme uyduları yerleştirmek amacıyla geliştirilmiş Avrupa uzay füzesi.:ARİANE

Yer fıstığı.:ARAŞİT

Yer fıstığı.:KİKİRİK

Yer kabuğunu oluşturan ve yer yuvarlağının merkez çekirdeği çevresinde bulunan katı yuvar,taş küre,taş yuvarı.:LİTOSFER

Yer kabuğunun hafif silis ve alüminyum bakımından zengin üst bölümü.:SİAL

Yer katmanları kıvrımlarının tümsek bölümü,semer.:YUKAÇ

Yer merkezli olarak düzenlenen kısa ve özlü gök haritası,bundan yararlanarak kişinin geleceğine yönelik yapılan çıkarsama ve yorumların tümü.:HOROSKOP

Yer ölçme bilgisi.Yerin boyutlarını ve biçimini konu alan bilim dalı.:JEODEZİ

Yer ölçmeye yarar düğümlü ip.:GEZ

Yer sarsıntılarının oluş kökenini,deprem işleyişini,boyutunu,etkilerini ve alt yapısını araştıran jeofiziğin bir alt kolu. Deprem bilimi.:SİSMOLOJİ

Yer şekli.:RELİEF

Yer tezgahında dokunan dar dokumalar.El örgüsü iplik.:DIRMAÇ (KOLAN)

Yer ve gök dürbünlerinde nişan almaya yarayan yuvarlak delikli disk.:KILAĞ

Yer yatağı.:DÖŞEK

Yer yuvarı üzerinde herhangi bir noktadan geçen paralel ile ekvator arasındaki yay parçasının açısal değeri.:ENLEM

Yer yuvarlağının yapısını,birleşimini,evrimini inceleyen bilim dalı,yer bilimi.:JEOLOJİ

Yer yuvarlağının yıl içinde Güneşe en uzak olduğu nokta.:AFELİ(AFEL)

Yer,döşeme,yatak veya herhangi bir eşyanın üzerine serilen örtü.:YAYGI

Yer.:MAHAL

Yer’in dönme ekseninin yaptığı koni devinimi boyunca dalgalanması. Astronomide,ılım noktalarının yalpalanmasında ortaya çıkan küçük düzensizliğe verilen ad.:NÜTASYON

Yer’in dönme ekseninin yaptığı koni devinimi boyunca dalgalanması. Üğrüm.:NÜTASYON

Yer’in dönme ekseninin,yaptığı koni devinimi boyunca dalgalanması.:ÜĞRÜM

Yer’in jeolojik tarihinin ayrıldığı on bir dönem içinde,en eski sekizinci dönemin adı.:JURA

Yeraltında bulunan sıvı,gaz ve katı yakıt,mineral ve doğal kaynakların kullanılabilir potansiyeli.:REZERV

Yeraltından çıkarılan define yada maden.:RİKAZ

Yerbilimde bir kayacın,bulundukları yerde oluşmuş bileşenleri için kullanılan sözcük, yerli.:OTOKTON

Yerbilimde,iki oluşum arasındaki bağlantıya verilen ad.:DOKANAK

Yerbilimde,uzun ve geniş ağızlı çöküntü.:VAL

Yerdeki çamuru kazımak için bir değneğin ucuna geçirilen yassı demir.:CEMEK

Yerdeki karın yüzünde buz tutmuş olan tabaka.:KÖREŞE

Yerden belirli bir yükseklikte yürümek için kullanılan tahta ayaklık.:EŞAS

Yerden sıçrayan çamur.:ZİFOS

Yere çakılan kısa ve kalın kazık.:ÇAKAK

Yere çukur kazılarak yapılan bir tür fırın.:TANDIR

Yerel bilgisayar ağı anlamında kullanılan kısaltma.:LAN (Local Area Network)

Yerel dilde alaylı gülme.:SIRTARMAK

Yerel dilde ishal,sürgün.:ÖTÜRÜK

Yerel dilde kuru fasulye.:LOBYA

Yerel dilde turşu yapılan yabani bitki.:EZENTERE

Yerel dilde yarı güneşli hava.Bunaltıcı sıcaklık.:ALAMUK

Yerel dilde zehir;çabuk yayılan kalın yapraklı orman gülü.:AĞU (AVU)

Yerel,mahalli.:LOKAL

Yerfıstığı proteinlerinin değişik molekül düzenlemesiyle elde edilen yapay iplik ya da elyaf.:ARDİL

Yergi amacıyla yazılan ve genellikle nükteli bir şekilde sonuçlanan kısa şiir. Her türlü konuda yapılmış kısa manzume.:EPİGRAM

Yergi ile ilgili. Yergisel.:SATİRİK

Yergi,hiciv.:SATİR

Yergi,hiciv.Bir kimseyi,bir toplumu ya da bir düşünceyi yermek amacıyla yazılmış ya da söylenmiş söz.:SATİR

Yergi,taşlama.:HİCVİYE

Yergi.:HİCİV

Yerin yapısı ile yerin sarsıntı ve yük altında dinamik davranışını araştıran bilim dalına verilen ad.:JEOFİZİK

Yerin altından özel bir burguyla çıkarılan,kabaca silindir yada havuç biçimindeki kayaç örneği. Bir delme aletiyle,incelenecek araziden alınan silindir biçimli parça.:KAROT

Yerin çevresini hesaplayan ilk kişi olarak tanınan ve bu ölçümleri Assuan ve İskenderiye kentlerinde yapan eski Yunanlı astronomi ve matematik bilgini.:ERATOSTHENES

Yerin içinde sıvı veya hamur kıvamında uçucu gazlarla doymuş olarak bulunan eriyik.Lav.:MAGMA

Yerin kabuk ile manto arasındaki sınırı.:MOTTO

Yerinde bırakma,değiştirmeme.:İPKA

Yerinde bırakma,değiştirmeme.Sınıfta bırakma.:İPKA

Yerinde duramayan kimse,huzursuz.Yönlendirme.:AJİTE

Yerinde konuşma ya da davranma.:MAKD

Yerinde konuşma yada davranma.:TAKT

Yerinde yapılan ve beğenilen davranış.:JEST

Yerinden oynamış bir şeyin düşmemesi için konulan eğik yada düz destek.:PAYANDA

Yerine getirme.:İFA

Yerine koyma, yerine kullanma.:İKAME

Yerine koyma.:TELAFİ

Yerkürenin çekim kuvveti sayesinde,uzaklaşması engellenmiş olan,yeryüzünün üzerini kaplayan gazların bir karışımı.:ATMOSFER

Yerleşim alanları dışında kalan yerler.:KIR

Yerleşke.:KAMPUS

Yerli bir armut cinsi.:GÖKSULU

Yerli bir armut cinsi.:HACIHAMZA

Yerli bir armut cinsi.:ORUK

Yerli bir elma cinsi. :ALYANAK

Yerli bir keçi cinsi.:NORDUZ

Yerli bir limon cinsi.:KÜTDİKEN

Yerli bir limon cinsi.:LAMAS

Yersiz söz ya da davranış.:GAF

Yersiz şakaları ve hoş olmayan davranışlarıyla çevresindekileri rahatsız eden kimseler için kullanılan sözcük.:SULU

Yeryuvarlağının,yoğunluğu ve katılığı çok olan bölümü.:BARİSFER

Yeryüzü,dünya.:SAHİRE

Yeryüzünde yaşamın canlı olmayandan nasıl gelişebildiğinin araştırılması.:ABİYOGENEZ

Yeryüzündeki yüzey şekillerini betimleme.:OROGRAFİ

Yeryüzünün genel kullanılış biçimlerini,yapı yoğunluğunu,yerleşme alanlarının gelişme ve büyüklüklerini,ulaşım sistemlerini,yapı adalarını,bunların yoğunluk ve düzenini,yolları,meydanları ve yeşil alanları belirleme işi.:İMAR

Yeşil abanoz da denilen ve mobilyacılıkta kullanılan bir tahta.:İPE

Yeşil abanozun öteki adı.:AKAMPSİS

Yeşil bitkilerin ışıkta basit birleşiklerinden karmaşık yapılı organik moleküller yapması.:FOTOSENTEZ

Yeşil ırmağın bir kolu.:TERSAKAN

Yeşil ırmak deltasının kuzeydoğu kesiminde,yüzlerce kuş türünü barındıran küçük bir göl.:SİMENLİK

Yeşil ırmak’ın antik dönemlerdeki adı.:İRİS

Yeşil ile mavi arası bir renk.:TİRŞE

Yeşil kabuklu ve ekşi bir elma cinsi.:OSMANBEY

Yeşil limondan elde edilen organik bileşik.:LİMETİN

Yeşil renkli,iri taneli bir çeşit üzüm.:AKKULUT

Yeşil renkte saydam ve yarı saydam değerli taş.:ZÜMRÜT

Yeşil sazan da denilen bir tatlı su balığı.:KADİFE

Yeşil üzerine sarı kırmızı renkli ve mayhoş bir elma cinsi. :DEMİR

Yeşil yada hareli sedefle bezeli her tür ahşap kakma eşya.:ARUSEKLİ

Yeşile çalan açık sarı renk.:LİMONİ

Yeşile çalan mavi renk.:TURKUAZ

Yeşile çalan toprak rengi.:HAKİ

Yeşilimsi beyaz renkli çiçekler açan,hep yeşil yapraklı bir süs ağacı.:KESME

Yeşilken koparılıp kurutulmuş buğday taneleri. Olgunlaşmak üzere olan tahıl.:FİRİK

Yeşille lacivert arası renk.:ÖRDEKBAŞI

Yeşillik,sebze,zerzevat.:GÖVERİ

Yeşim Ustaoğlu’nun bir filmi.:İZ

Yeteneği ve saygınlığıyla ünlü kadın şarkıcılar için kullanılan sözcük.:DİVA

Yetenek anlamında yerel bir sözcük.:EM

Yetenek,beceriklilik.:DİRAYET

Yeterince aydınlık olmayan.:LOŞ

Yeterince aydınlık olmayan.Yarı aydınlık.:LOŞ

Yeterince gelişememiş,küçük kalmış.:GOPİL

Yeterli etkinliği olmayan,bir süre için,geçici.:PALYATİF

Yeterlilik.Bir işi yapabilecek yetenekte olma.:KİFAYET

Yetimhane.:DARÜLEYTAM

Yetimler okulu.:DARÜŞŞAFAKA

Yetimler.:EYTAM

Yetinme.:İKTİFA

Yetişkinlerde heyecan ve doyumun yalnızca çocuklarla yaşanması biçiminde görülen cinsel sapma.:PEDOFİLİ

Yetki. :SELAHİYET

Yetkili ana haber sunucusu.Enkırmen.:ANCHORMAN

Yetkili.:MEZUN

Yetkili.:SELAHİYETTAR

Yetkin,olgun.:KAMİL

Yığın durumundaki yakacak odun için kullanılan,1 metre küpe eşit hacim ölçüsü birimi.:STER

Yıkanılacak yer,yunak,ısıdam.:HAMAM

Yıkanılan yer,hamam.:ÇİMECEK

Yıkık dökük,kullanılmaz halde.:HIŞIR

Yıkık,harabe.:VİRAN

Yıkılma,çökme.:İZMİHLAL

Yıkılmaması için duvara konulan destek.:BELLEME

Yıkılmış bir kent ya da yapıdan geriye kalan taş, duvar . Ören, harabe.:YIKI

Yıkılmış bir yapıdan arta kalanlar,yıkıntı.:ENKAZ

Yıkım,afet,felaket.:KATASTROF

Yıkıntılar,viraneler.:HARABAT

Yıl aşırı,iki yılda bir.:BİENAL

Yılan sokmasından ileri gelen zehirlenme.:OFİDİZM

Yılan taşı.:SERPANTİN

Yılan yastığı,fil kulağı gibi adlar da verilen bir süs bitkisi.:ARUM

Yılanbalığıgillerden,Avrupa kıyılarında yaşayan,eti lezzetli büyük bir balık.:MAGRİ

Yılanbalığına benzer bir balık.:GELİNCİK

Yılanbalığına benzer bir balık.:KOFA

Yılanbalığına benzer eti lezzetli bir balık.:BUFA

Yılanbalığına benzer,yırtıcı,eti beyaz,göğüs yüzgeci olmayan deniz balığı.:MURANA

Yılanbalığının,5-6 cm boyundaki yavrularına verilen ad.:ELVER

Yılancık da denilen,el,ayak ve yüzde kızartı ve şişmelerle kendini gösteren hastalık.:ALAZLAMA

Yılancık, arpacık,çıban gibi yaralara verilen genel ad.:GELİNCİK

Yılandan aşırı derecede korkma.:OFİDİYOFOBİ

Yılankavi.:HELEZONİK
Yılanları inceleyen bilim dalı.:OFİYOLOJİ

Yılanlı törenler yapmakla tanınmış bir İslam tarikatı.:SADİYE

Yıldırım Bayezit’in oğlu olup diğer kardeşleri gibi taht mücadelesi vermiş ve yakalanarak öldürülmüş Osmanlı şehzadesi.:EMİRSÜLEYMAN

Yıldırım,şimşek.:YALAZAN

Yıldırım.:SAİKA

Yıldırım.:YALAZAN

Yıldırma, korkutma.:TERÖR

Yıldız çiçeği.:DALYA

Yıldız falcılığı.:ASTROLOJİ

Yıldız falcısı.:MÜNECCİM

Yıldız hareketlerini ve yerlerini göstermek için düzenlenmiş cetvel.:ZİC

Yıldız için batma.:UFUL

Yıldız kayması.:METEOR

Yıldız,talih.:AHTER

Yıldız.:KİYAN

Yıldız.:NECM

Yıldızların ışığını inceleyen,fizik yapılarını araştıran bilim dalı.:ASTROFİZİK

Yıldızların yüksekliğini ve açık uzaklığını gözlemeye yarayan alet.:OKTANT

Yılın on birinci ayı.:KASIM

Yıllık..ANAL

Yıpranmış,eski görünüşlü,işe yaramaz.:KÜLÜSTÜR

Yırtıcı kuşlardan bir doğan çeşidi.:ÇAKIRDOĞAN

Yırtık,yarık,çatlak. Eski dilde yırtma.:ÇAK

Yırtılmış afişlerden ve duvar yazılarından esinlenerek çalışan ve sanat yaşamı boyunca duvarları betimleyen ünlü ressamımız.:BURHANDOĞANÇAY

Yiğit,eli çabuk,becerikli kimse.:CİLASUN

Yiğit,kahraman,cesur,alp.:BAHADIR

Yiğit,kahraman.:BATUR

Yiğit,kuvvetli adam.:GAZANFER

Yiğitlerden ve yiğitliklerden söz eden.:HAMASİ

Yiğitlik,cesaret.:BATALET

Yiğitlik,kahramanlık.:CELADET

Yiğitlik,kahramanlık.:NECDET

Yiğitlik,yararlılık.:BESALET

Yiğitlik.:ŞECAAT

Yilbik,tutarık gibi adlar da verilen sinir hastalığı.:SARA

Yinelenen dize.Tekrarlanan şarkı sözü.:NAKARAT

Yirmi birinci kromozom çiftinde iki yerine üç kromozom bulunması,dolayısıyla da normalde 46 olan kromozom sayısının 47’e yükselmesinden kaynaklanan doğuştan bozukluk.Mongolizm.:DOWNSENDROMU

Yirmi ya da yirmi dört kiloluk tahıl ölçeği.:TİMİN

Yirminci yüzyıl başında İtalya’da ortaya çıkan modernist şiir hareketi.Sözcüklerin anlamlarından çok tınılarına önem veren şiir akımı.:HERMETİZM

Yirminci yüzyıl başlarında Makedonya’da Türklere karşı direnen Sırp milliyetçilerine verilen ad.:ÇETNİK

Yirminci yüzyıl başlarında Rusya’da ortaya çıkan ve ışıncılık da denilen resim akımı.:LUÇİZM

Yirminci yüzyılda ortaya çıkan,şiirde sözcüklerin anlamlarından çok ses değerlerine ve harflerin dizilişine önem veren edebiyat akımı.:LETRİZM

Yirminci yüzyılın başlarında kullanılan bir zırhlı tipi.:DRETNOT

Yiyeceği ortaklaşa sağlanan toplantı.:ARİFANE

Yiyecek, içecek, özellikle ekmek.:NİMET

Yiyecek,içecek satılan küçük büfe.:BÜVET

Yiyecek,içecek şey.:AZIK

Yiyecek.:MEKUL

Yiyecekleri dondurarak saklayan buzdolabı.:DİPFRİZ

Yiyecekleri korumak amacıyla kullanılan saydam ve esnek kaplama gereci.:STREÇ

Yiyen,yiyici kimseler.:AKİLE

Yobaz,gerici.:TİCANİ

Yoga felsefesini uygulayan derviş.:YOGİ

Yoga inancında,her insanın içinde bulunduğuna inanılan kozmik enerji.: KUNDALİNİ

Yoga’da sekiz aşamalı oturuş biçiminden biri.:ASANA

Yoganın solunumu kontrol altına almaya yarayan dördüncü aşaması.:PRANAYAMA

Yoğrularak yuvarlanmış topak edilmiş bulgur.:TAPAŞ

Yoğun teker.:CDROM

Yoğun.:KESİF

Yoğunlaşma,dikkat toplama.:KONSANTRASYON

Yoğunlaşmış bir borik asitten türeyen sodyum tuzu.:BORAKS

Yoğunlaştırma,toplama,koyulaştırma.:TEKSİF

Yoğunluğu az ve ince olan anlamında bir sözcük.:SÜPTİL

Yoğunluğu çok düşük cam, vernik, kauçuk veya köpük görünüşünde lastiğe benzeyen madde.:POLİÜRETAN

Yoğunluk ölçmeye yarayan alet.:PİKNOMETRE

Yoğunluk ölçer.Bir sıvının yoğunluğunu doğrudan ölçmeye yarayan aygıt.:DANSİMETRE

Yoğurdu sulandırıp içine hıyar ya da marul doğrayarak yapılan suluca yiyecek.:CACIK

Yoğurt, pekmez gibi koyu şeyleri suyla inceltmek, sulandırmak. Birkaç şeyi birbirine karıştırıp iyice çırparak yoğunlaşmasını sağlamak.:ÖZEMEK

Yoğurt, sarımsak, nane ve pekmezle yapılan patlıcan salatası.:NAZKATUN

Yoğurtlu kızartma,yoğurtlama.:TATAR

Yoğurttan elde edilen Bulgar içkisi.:MAYA

Yok etme, kökünü kurutma.:ERADİKASYON

Yok etme. Tüketme.Ortadan kaldırma.:İFNA

Yok etme.:İMHA

Yok olma,yok edilme.:ZEVAL

Yokluk,hiçlik,ölüm.:ADEM

Yoksul anlamına gelen Farsça bir söz.Varlıktan vazgeçmiş tasavvuf ehli.:DERVİŞ

Yoksul düşmekten korkma.:ATEFOBİ

Yoksul,çıplak,saf,saf ırk.:ARİ

Yoksullara yiyecek dağıtan hayır kurumu.:İMARET

Yokuşlu,inişli,dönemeçli yol.:AKABE

Yol yapımında , dökülen çakılları bastırıp sıkıştırmak için kullanılan ağır silindirli araç.:KOMPRESÖR

Yol bakımı ve kontrolü için demir yollarında kullanılan küçük demiryolu arabası.Motor ya da kol gücüyle çalışan küçük vagon.:DREZİN

Yol gösteren,kılavuzluk eden,rehber.:RAHNÜMA(REHNÜMA)

Yol üstü.:REHGÜZAR

Yol yapılmasında, kağıt ve çatıların su geçirmez duruma getirilmesinde kullanılan, koyu kestane renkli madde. Asfalttan yapılan sepya renginde bir tür boya.:BİTÜM

Yol yapımında kullanılan bir makine. Yükleyici.:LODER

Yol yapımında yön bulmak için kullanılan araç. Yer ölçümünde uzaklık saptama,hizalama işlemlerinde kullanılan beyaz ve kırmızı şeritler halinde boyanmış ağaç veya metal çubuk.:JALON

Yol yol nakışlı.:TARAKLI

Yol,yordam,töre.:ADAP

Yol. :RAH

Yol.:TARİK

Yolcu katarlarına eklenen kapalı vagon. Ek vagon.:FURGON

Yolcu trenlerinde biletleri denetleyen ve vagon içlerine bakan görevli.:KONDÜKTÖR

Yolcu ve yük taşımakta kullanılan,minibüse benzer motorlu taşıt.:PANELVAN

Yolcu.:SAFİR

Yolculuk,seyahat.:GEZİ

Yolculuk.:SEFER

Yolculukta veya askerlikte kullanılan,boyuna veya bele asılı olarak taşınan,genellikle aba veya deri kaplı,metal su kabı. Belde taşınan su kabı.:MATARA

Yolda gerekli olan eşya.:RAHL

Yollama,gönderme.:İSBAL

Yollarda,toprak damlarda yeri bastırmak veya tarlalarda toprağı ezmek için gezdirilen taş silindir.:LOĞ

Yolsuz birleşmelere aracılık eden kadın.:HACANA

Yontulmuş yapı taşı.:BİÇME

Yorgun,bitkin.:BİTAP

Yorgun,bitkin.:HAŞAT

Yorulup bitkin düşmekten duyulan aşırı korku.:KOPOFOBİ

Yorum.:TEFSİR

Yosun sapçığı.:SETA

Yosun sporlarının çimlenmesinden oluşan iplik biçimindeki organ.:PROTONEMA

Yosunlarla eğrelti otlarının dişilik organı.:ARKEGON

Yoz beğeni,zevksizlik.:KİÇ (KİTCH)

Yoz.:DEJENERE

Yozgat ilinde ünlü bir höyük.:ALİŞAR

Yozgat’ın Aydıncık ilçesinde,bir çok kuş türünü barındıran ve İncesu da denilen kanyon.:KAZANKAYA

Yozgat’ın Boğazlıyan ilçesinde bir kaplıca.:ÇAVLAK

Yozlaşma,bozulma.:DEJENERASYON

Yön değiştirmek.:DİRİSA ETMEK

Yön,taraf.:CİHET

Yön,taraf.:KIBEL

Yön.:VEÇHE

Yöneltme,çevirme.:ATIF

Yöneltme,verme,çevirme.:TEVCİH

Yönerge,direktif.:TALİMAT

Yönetim davalarına bakmak,Bakanlar Kurulunca gönderilen yasa ve tüzük tasarıları ile imtiyaz sözleşmeleri üzerine düşüncelerini bildirmek gibi görevleri olan,üyeleri Anayasa Mahkemesince seçilen bağımsız anayasa kuruluşu.:DANIŞTAY

Yönetim programlarının özel gereksinimlerini karşılamaya yönelik olarak geliştirilen bir bilgisayar programlama dili.:COBOL

Yönetmelik.:TALİMATNAME

Yönetmen.:DİREKTÖR

Yönetmenin bir oyunu sahneye koyma çalışmalarının tümü.:MİZANSEN

Yönlü bir eksen üzerinde bir noktanın, başlangıç noktasına olan uzaklığının cebirsel değeri. Bir noktanın uzaydaki yerini bulmaya yarayan ana çizgilerden yatay olanı,koordinat.:APSİS

Yöntem bilim.:METODOLOJİ

Yöre.:HAVALİ

Yörünge.:MAHREK

Yudum.:CURA

Yufka açılan tahta.:HONÇA

Yufka açılırken hamurun tahtaya yapışmaması için serpilen kalın un. Kalın öğütülmüş un.:UĞRA

Yufka açmak için avuç içinde yuvarlak bir biçim verilen hamur parçası.:TOPAK

Yufka ekmeği.:ŞEBİT

Yufka ekmeğinden yapılan dürüm. Lokma.:SOKUM

Yufka ekmeğinin,içine türlü katıklar konularak sarılmış biçimi.:DÜRÜM

Yufka içine ceviz konularak yapılan bir tür tatlı.:DOLAMA

Yukarıdan aşağıya doğru büyüyen oymalı yalaklardan oluşan bir çeşme türü.Cennet çeşmesi demektir.Genellikle saray,köşk,konak,yalı bahçelerine,yemek ve oturma salonlarına yerleştirilen süs ve ses çeşmesi.:SELSEBİL

Yukarıya çıkma,yükselme.:URUÇ

Yulaf,kuruyemiş gibi malzemeyle hazırlanan ve fırında pişirilen minik top biçiminde bir yiyecek.:GRANOLA

Yulara takılan ip ya da zincir.:ÇILBIR

Yularından çekilerek götürülen boş binek hayvanı.:YEDEK

Yumruk,tokat.:MUŞT

Yumurta akı ve pudra şekeri ile yapılan bir çeşit kuru pasta.:BEZE

Yumurta akının iyice çırpılıp köpük kıvamına gelmesine denir.:MUS

Yumurta biçiminde olan, oval, beyzi.:SÖBE

Yumurta biçiminde olan.:OVAL

Yumurta biçimli ve sekiz delikli bir flüt. Geleneksel İtalyan halk çalgısı. Güney Amerika’da topraktan yapılan nefesli bir çalgı.:OKARİNA

Yumurta hücresi embriyon olurken morulanın gelişerek içi boş yuvarlak biçime girmesi durumu.:BLASTULA

Yumurta hücresinin embriyon oluşurken gelişerek aldığı ilk biçim,blastula.:MORULA

Yumurta ile yapılan bir yemek,kaygana.:OMLET

Yumurta sarısı,narenciye,tahıllar,baklagiller,yeşil yapraklı bitkiler gibi çok çeşitli kaynaklarda bulunan B grubundan bir vitamin.:FOLİK ASİT

Yumurta sarısı,zeytinyağı ve limonla yapılan bir tür koyu soğuk salça.:MAYONEZ

Yumurta ve irmikle yapılan,fırında kabarıp piştikten sonra şerbet dökülen bir tür tatlı.:REVANİ

Yumurta ve sarımsaklı yoğurtla yapılan bir yemek türü.Yoğurtlu yumurta yemeği.:ÇILBIR

Yumurta ve unla yapılan bir tür omlet.:CIZLAMA

Yumurta verimi çok,genellikle beyaz tüylü bir tavuk ırkı.:LEGORN

Yumurta verimi yüksek bir tavuk ırkı.:MİNORKA

Yumurta,nişasta,süt ve şekerle yapılan bir tür helva.:ŞAHİ

Yumurta,soğan,yeşilbiber ve domatesle yapılan bir yemek türü.:MENEMEN

Yumurta,süt ve kazeinde bulunan ve organizmaya çok gerekli olan kükürtlü aminoasit.:METİYONİN

Yumurta,şeker ve un ile yapılan yumuşak pasta.:PANDİSPANYA

Yumurta,un ve şekerle,genellikle içine çekirdeksiz kuru üzüm veya kakao v.b. konularak yapılan,fırında pişirilen tatlı çörek.:KEK

Yumurtadan yeni çıkmış civcivin ağzının kıyısında bulunan ve zamanla kaybolan sarı renk.:KEF

Yumurtadan yeni çıkmış ve henüz ayakları oluşmamış yavru kurbağa.:İRİBAŞ

Yumurtalık.:OVER

Yumurtasını atarak zayıflamış uskumru balığı ve uskumru balığının kurutulmuşu.:ÇİROZ

Yumurtaya bulanarak yağda kızartılan bir tür pirinçli köfte.:KADINBUDU

Yumurtayı kabuğuyla kaynar suda az pişirme usulü.:RAFADAN

Yumurtayı kabuksuz olarak kaynar suyun içerisinde pişirmek.:POŞE

Yumurtlama.:OVÜLASYON

Yumuşak başlı.:UYSAL

Yumuşak çelikten yapılmış üzeri kalay kaplı ince sac.:TENEKE

Yumuşak deri. Üzerine saydam bir cila tabakası çekilmiş olan eşya.:GLASE

Yumuşak deriden yapılan altı genellikle kauçuk yada lastik bot.:HAŞPAPİ

Yumuşak huylu,kibar.:HİLMİ

Yumuşak huylu.:HALİM

Yumuşak keçe.:FÖTR

Yumuşak pembe renk.:GÜLKURUSU

Yumuşak ve ince bir ipekli kumaş.:SURA

Yumuşak yer.:NAÇE

Yumuşak,esmerimsi tropikal ağaç.:OKALA

Yumuşak,kırmızı ve özlü toprak.:ETTOPRAK

Yumuşak,nazik.:NERMİN

Yumuşak.:NAİM

Yumuşakça bilim.:MALAKOLOJİ

Yumuşakçaların ağzında bulunan boynuzsu ve şerit biçiminde ki organ.:RADULA

Yumuşaklık,hoşluk.:LETAFET

Yumuşaklık,yavaşlık,tatlılık.:RIFK

Yumuşaklık.:LİYNET

Yumuşama. Barış için yaşam politikasının uluslar arası söylenişi.:DETANT

Yunan mitolojisinde doğa , vahşi hayvanlar , av , bereket , erdenlik ve doğurganlık tanrıçasına verilen ad.Zeus ve Leto’nun kızı,Apollon’un kız kardeşi.(Roma mitolojisindeki adı:Diana).:ARTEMİS

Yunan mitolojisinde,Zeus’tan gebe kalıp Tityos adlı devi doğuran kız.:ELARA

Yunan abecesinde altıncı harf. :ZETA

Yunan abecesinde bir harf.:ALFA

Yunan abecesinde bir harf.:BETA

Yunan abecesinde bir harf.:DELTA

Yunan abecesinde bir harf.:ERA

Yunan abecesinde bir harf.:ETA

Yunan abecesinde bir harf.:KSİ

Yunan abecesinde bir harf.:PSİ

Yunan abecesinde bir harf.:TETA

Yunan abecesinin beşinci harfi.:EPSİLON

Yunan abecesinin üçüncü harfi.:GAMA

Yunan alfabesinin son harfi.:OMEGA

Yunan dansı.:SİRTAKİ

Yunan düşünürleri Antishenes ile Diogenes’in oluşturdukları,insanın gerçek erdeme ve mutluluğa,bütün gereksinimlerinden sıyrılarak ve hiçbir değere bağlı kalmayarak ulaşılabileceğini öne süren Sokratesçi öğreti.:KİNİZM

Yunan halk müziğinde kullanılan yaylı bir çalgı.:LİRA

Yunan kiliselerinde dua edenlere ayrılan bölüm.:NAOS

Yunan kiliselerinde dua edenlere ayrılan bölüm.Eski Yunan tapınaklarında tanrı heykelinin bulunduğu iç bölüm.:NAOS

Yunan mimarlığının üç biçeminden biri.:İON

Yunan mitolojisinde adalet tanrıçası.:DİKE

Yunan mitolojisinde ağlama ve inlemenin kişileşmiş biçimi.:LİNOS

Yunan mitolojisinde aile ocağı tanrıçası.Romalılar Vesta demişlerdir.:HESTİA

Yunan mitolojisinde altın postu aramaya çıkan geminin adı.:ARGO

Yunan mitolojisinde altın postu aramaya çıkan kahraman.Argonautlar seferinin kahramanlarından biri.:İASON

Yunan mitolojisinde annesini ve onun suç ortağını kız kardeşi Elektra ile birlikte öldürerek babasının intikamını alan mitoloji kahramanı. Agamemnon ile Klytaimnestra’nın oğlu olan Miken kralı.:ORESTES

Yunan mitolojisinde aşk tanrıçası. :AFRODİT

Yunan mitolojisinde aşk tanrısı.:EROS

Yunan mitolojisinde ay tanrıçası.:SELENE

Yunan mitolojisinde belden aşağısı balık,belden yukarısı insan biçiminde ikincil deniz tanrısı. Yunan mitolojisinde Yunan kökenli olmayan deniz tanrısı.:TRİTON

Yunan mitolojisinde bellek tanrıçası.:MNEMOSİN

Yunan mitolojisinde bereket tanrıçası.:CERES

Yunan mitolojisinde bir deniz canavarına kurban olarak bir kayaya zincirlenmiş olan bir prens.:ANDROMEDA

Yunan mitolojisinde bir insan ve bir keçiden olma melez varlık.:SATYR

Yunan mitolojisinde Dionysos’un ceviz ağacına dönüştürdüğü Lakonia’lı genç kız.:KARYA

Yunan mitolojisinde Dionysos’un oğlu ya da torunu ve İsmaros’da (Trakya) Apollon rahibi.:MARON

Yunan mitolojisinde doğa tanrısı,çobanların tanrısı.Boynuzlu,eğri burunlu,kuyruklu ve teke ayaklı olarak heykelleri ve kabartmaları yapılmıştır.:PAN

Yunan mitolojisinde dokuz sanat perisinden biri.:ERATO

Yunan mitolojisinde düz olduğuna inanılan yer çevresinde akan ırmak.:OKEANOS

Yunan mitolojisinde elinde bir terazi olarak betimlenen adalet tanrıçası.:THEMİS

Yunan mitolojisinde güneş,müzik,şiir ve kehanet ile tarım ve kır yaşamı tanrısı.:APOLLO

Yunan mitolojisinde güzel sanatların dokuz perisinden biri.:URANİA

Yunan mitolojisinde intikam tanrıçası.:NEMESİS

Yunan mitolojisinde intikam tanrıçası.:ORFE

Yunan mitolojisinde kadınların en güzeli,Zeus ve Leda’nın kızı.:HELEN

Yunan mitolojisinde koruyucu ve haberci tanrı.Çobanların tanrısı.:HERMES

Yunan mitolojisinde kurnazlığın simgesi olan Korinthos kralı.:SİSYPHOS

Yunan mitolojisinde kuvvet tanrısı.Romalılar Herkül demişlerdir.:HERAKLES

Yunan mitolojisinde müzisyen bir ozan.:ORFE

Yunan mitolojisinde Odisseus’un babası.:LAERTES

Yunan mitolojisinde Odysseus’un eşi.:PENELOPE

Yunan mitolojisinde savaş tanrıçası.:ENYO

Yunan mitolojisinde savaş tanrısı(Roma mitolojisinde:Mars)..:ARES

Yunan mitolojisinde savaş,bilgelik ve sanat tanrıçası.Zeus’un kızı olarak bilinir.(Roma mitolojisindeki adı:Minerva).:ATHENA

Yunan mitolojisinde sembolü buğday demeti olan toprak ve bereket tanrıçası.:DEMETER

Yunan mitolojisinde su perisi,şiir ve müzik tanrısı.:DAPHNE(DEFNE)

Yunan mitolojisinde şafak tanrıçası.:EOS

Yunan mitolojisinde şarap ve bağ tanrısı Roma’da adı Baküs.:DİONYSOS

Yunan mitolojisinde Titan Kronos ile Rheia’nın kızlarından biri, Zeus’un karısı,Olimpos tanrılarının kraliçesi,evlilik ve kadın yaşamının tanrıçası.:HERA

Yunan mitolojisinde yarı insan yarı at olan bir yaratık.:CENTAUR

Yunan mitolojisinde yarısı insan yarısı at olan yaratık.:KENTAUROS

Yunan mitolojisinde Zeus’un süt annesi.:İDA

Yunan mitolojisinde,bir çok trajediye konu olan Kral Oidipus’un kızı.:İSMENE

Yunan mitolojisinde,büyüleyici şarkılarıyla denizcileri tehlikeye düşüren yarı kuş,yarı kadın yaratık.:SİREN

Yunan mitolojisinde,Dionysos’un annesi olan yer altı tanrıçası.:SEMELE

Yunan mitolojisinde,güzelliğine dayanamayan Zeus tarafından Fenike’den Girit’e kaçırılan,Fenike kralı Agenor’un veyaPhoiniks’in kızı.:EUROPA

Yunan mitolojisinde,içenleri ölümsüzlüğe kavuşturan tanrı içkisi.:NEKTAR

Yunan mitolojisinde,koşuda kendisini geçen erkekle evlenen avcı kız.:ATALANTE

Yunan mitolojisinde,kuğu kılığına giren Zeus’la karşılaşması bir çok sanatçıya esin kaynağı olmuş ünlü kadın.:LEDA

Yunan mitolojisinde,ölüler ülkesinin dibinde bulunan cehennem. Yenilmiş tanrıların ve Zeus’a hakaret eden kahramanların atıldığı cehennem hapishanesi.:TARTAROS

Yunan mitolojisinde,ölüler ülkesinin dibinde bulunan cehennem.:TARTAROS

Yunan mitolojisinde,sevgilisi Hera’yı görmek için Çanakkale boğazını geçerken boğularak ölen kahraman.:LEANDROS

Yunan mitolojisinde,Tanrıça Hekate’nin yarattığı bir canavar.:EMPUSA

Yunan mitolojisinde,tanrıların kendisine uyguladığı işkenceyle tanınan ve mezarının Bayraklıda(İzmir) olduğuna inanılan efsanevi Lidya kralı.:TANTALOS

Yunan mitolojisinde,yaptığı Galatea adlı heykeline aşık olup tanrıça Afrodit’e yalvararak heykeline hayat vermesini sağlamış ve onunla evlenmiş Kıbrıslı heykeltıraş.:PYGMALİON

Yunan mitolojisinde,Zeus tarafından gök kubbeyi omuzlarında taşımaya mahkum edilen dev.:ATLAS

Yunan mitolojisinde,Zeus’la seviştiğinden ötürü Hera’nın kıskançlığına uğrayarak canavarlaşan kız.:LAMİA

Yunan mitolojisindeki barış tanrıçası.:EİRENE

Yunan mitolojisindeki kavga,nifak tanrıçası.:ERİS

Yunan mitolojisine göre Truva kentinin kurucusu olan kral.:İLOS

Yunan mitolojisine göre,ateş ve demirci tanrısı.:HEFAİSTOS

Yunan mitolojisinin ilk erkek tanrısı.:URANUS

Yunan müziğinde bir tür.:LAİKA

Yunan müziğine özgü,tiz sesli bir obua.:PİPİZA

Yunan rakısı.:UZO

Yunan ulusal dansı.:ROMAİKA

Yunan ve Roma mitolojilerinde bereket ve savaş tanrısı.:BACCHUS

Yunancada kutsal dağ anlamına gelen,Kuzey Yunanistan’ın Makedonya bölgesinde bulunan manastırlarıyla ünlü yer.:AYNAROZ

Yunancada yıldız anlamına gelen ve bir çok sözcüğün yapısına giren önek.:ASTRO

Yunanistan’da çöp şişe verilen ad.:SUVLAKİ

Yunanistan’da erkeklerin geleneksel giysilerinin bir parçası olan kısa,plili ve evaze iç etek.:FUSTANELLA

Yunanistan’da Türklerin yoğun olarak yaşadığı ve Beyköy de denilen belde.:OVATO

Yunanistan’ın Girit’ten sonra en büyük adası.:EĞRİBOZ

Yunanistan’ın kuzeybatı,Arnavutluk’un güney kesimlerinden oluşan tarihsel kıyı bölgesi.:EPİR

Yunanistan’ın plakası.:GR

Yunanlı tarihçi Ksenephon’un “Onbinlerin dönüşü” adıyla da bilinen ünlü yapıtı.:ANABASİS

Yunan-Roma mitolojisinde tıp tanrısı.:ASCLOPİOS

Yunus balıklarının yetiştirildiği ve seyircilere gösteri yaptırıldığı deniz suyuyla doldurulmuş havuz.:DELFİNARYUM

Yunus balığının iri bir türü. Kadırga balığı. Balina.:FALYANOS

Yunus Emre tarzında yazdığı ilahileriyle de tanınan 16. yüzyıl divan şairi.:AMRİ

Yunuslarla yakın akraba olan küçük yapılı balinaların ortak adı.:MUSUR

Yurdumuz denizlerinde yaşayan bir yunus balığı türü.:AFALİNA

Yurdumuza özgü bir kayısı türü (Tekel’in kayısı likörü bundan yapılır).:TOKALOĞLU

Yurdumuzda bir nehir.:ÇEKEREK

Yurdumuzda bir nehir.Yeşilırmak’ın önemli bir kolu.:ÇEKEREK

Yurdumuzda birçok türü yetişen bir orman ağacı.:ÇAM

Yurdumuzda da üretilen bir balık.:SOMON

Yurdumuzda da yaşayan bir tür yabani ördek.:MEZGELDEK

Yurdumuzda da yaşayan ötücü kuşlar takımından bir cins ötleğen. Söğüt bülbülü de denilen ötücü bir kuş.:ÇIVGIN

Yurdumuzda da yaşayan siyah sorguçlu bir kuş.:KIZKUŞU
Yurdumuzda da yetiştirilen ve kaliteli bir beyaz şarap veren üzüm cinsi.:ŞARDONE

Yurdumuzda da yetiştirilen ve kaliteli şarap veren bir üzüm cinsi.(Ünlü Fransız şarabı Beaujolais bundan yapılır).:GAMAY

Yurdumuzda da yetiştirilen,tüyleri uzun ve kıvırcık bir cins koyun.:KARAKUL(KARAGÜL)

Yurdumuzda kurulmuş 21 Köy Enstitüsü’nden biri.(Aydın).:ORTAKLAR

Yurdumuzda kurulmuş 21 köy enstitüsünden biri.(Adana).:DÜZİÇİ

Yurdumuzda kurulmuş 21 köy enstitüsünden biri.(Ankara).:HASANOĞLAN

Yurdumuzda kurulmuş 21 köy enstitüsünden biri.(Antalya). :AKSU

Yurdumuzda kurulmuş 21 Köy Enstitüsünden biri.(Balıkesir).:SAVAŞTEPE

Yurdumuzda kurulmuş 21 köy enstitüsünden biri.(Diyarbakır).:DİCLE(LİCE)

Yurdumuzda kurulmuş 21 Köy Enstitüsünden biri.(Edirne).:KEPİRTEPE

Yurdumuzda kurulmuş 21 köy enstitüsünden biri.(Erzurum).:PULUR

Yurdumuzda kurulmuş 21 Köy Enstitüsünden biri.(Eskişehir). :ÇİFTELER

Yurdumuzda kurulmuş 21 Köy Enstitüsünden biri.(Isparta). : GÖNEN

Yurdumuzda kurulmuş 21 Köy Enstitüsünden biri.(İzmir). :KIZILÇULLU

Yurdumuzda kurulmuş 21 Köy Enstitüsünden biri.(Kars). :CİLAVUZ

Yurdumuzda kurulmuş 21 köy enstitüsünden biri.(Kastamonu). :GÖLKÖY

Yurdumuzda kurulmuş 21 köy enstitüsünden biri.(Kayseri).:PAZARÖREN

Yurdumuzda kurulmuş 21 köy enstitüsünden biri.(Konya).:İVRİZ

Yurdumuzda kurulmuş 21 köy enstitüsünden biri.(Malatya).:AKÇADAĞ

Yurdumuzda kurulmuş 21 Köy Enstitüsünden biri.(Sakarya).:ARİFİYE

Yurdumuzda kurulmuş 21 köy enstitüsünden biri.(Samsun).:AKPINAR

Yurdumuzda kurulmuş 21 köy enstitüsünden biri.(Sivas).:YILDIZELİ

Yurdumuzda kurulmuş 21 köy enstitüsünden biri.(Trabzon).:BEŞİKDÜZÜ

Yurdumuzda kurulmuş 21 köy enstitüsünden biri.(Van).: ERNİS (ERCİŞ)

Yurdumuzda üreyen ve kışı Afrika’da geçiren bir kuş.:ÇÜTRE

Yurdumuzda yetişen bir zeytin cinsi.:MEMECİK

Yurdumuzda yetişen meşe türlerinin uzunca fındığa benzeyen,sert ve pürüzlü bir yüksük içinde bulunan,tanen bakımından zengin olan meyvesi.:PALAMUT

Yurdumuzda yetişen sofralık bir üzüm cinsi.:HÖNÜSÜ

Yurdumuzda yetişen sofralık bir üzüm cinsi.:PAMİT

Yurdumuzda yetişen ve beyaz odunu tornacılıkta kullanılan bir ağaç. Kabuğundan siyah boya yapılan yabanıl bir ağaç.:IŞIĞAN

Yurdumuzda yetişen ve kaliteli şarap veren üzüm cinsi. Trakya ve Marmara bölgesine has kırmızı bir üzüm cinsi.:PAPAZKARASI

Yurdumuzda yetişen ve kurutulmuş yaprakları enfiye gibi buruna çekilen yada emilen bir ot.:MARAŞOTU

Yurdumuzda yetişen ve palaz’da denilen bir fındık cinsi.:AGRAP

Yurdumuzda yetiştirilen bir sığır cinsi.:BOZDUR

Yurdumuzda yetiştirilen yuvarlak bir fındık türü.:CAVCAVA

Yurdumuzda yetiştirilmeye çalışılan, portakal ve limona yakın akraba olan bir meyve ağacı.:ŞATOK

Yurdumuzun akarsu ve göllerinde de yaşayan bir sazan balığı türü.:KELLEN

Yurdumuzun batısında bir körfez.:SAROS

Yurdumuzun bir çok yöresinde yayla ve dağlarda yaşayan kanatlarının üstü ve boynu kırmızı renkli küçük bir kuş.:ALAMECEK

Yurdumuzun denizlerinde de yaşayan bir balık.:SARIGÖZ

Yurdumuzun denizlerinde yaşayan bir yunus balığı türü.:KARAKAŞ

Yurdumuzun göller yöresinde ,Burdur’da bir göl.:SALDA

Yurdumuzun Göller yöresinde,bir adı da Güllüce olan dağ.:ANAMAS

Yurdumuzun güneyinde yaşayan Alevi Kusayri’lere verilen ad.:FELLAHLAR

Yurdumuzun kuzeydeki en uç noktası olan (Sinop) burun.:İNCEBURUN

Yurdumuzun Muş ve Siirt yöresinde yetişen,çok dekoratif görünümlü bir ağaç.:ZELKOVA

Yurdumuzun orman alanlarında da yaşayan bir kuş.:TIRMAŞIK

Yurdumuzun sulak alanlarında da yaşayan bir ördek cinsi.:ÇIKRIKÇIN

Yurdumuzun sulak alanlarında da yaşayan bir ördek cinsi.:PATKA

Yurdumuzun sulak alanlarında da yaşayan bir ördek cinsi.:TARAKDİŞ

Yurdumuzun sulak alanlarında da yaşayan göçmen bir kuş.:ÇELTİKÇİ

Yurdumuzun sulak alanlarında da yaşayan ötücü bir kuş.:KAMIŞÇIN

Yurdumuzun sulak alanlarında da yaşayan uzun bacaklı göçmen bir kuş.:CILIBIT

Yurdumuzun sulak alanlarında kışlayan,beyaz tüylü ve küçük bedenli bir ördek cinsi.:SÜTLABİ

Yurdumuzun sulak alanlarında yaşayan bir kuş.:BATAĞAN

Yurdumuzun sulak alanlarında yaşayan bir ördek cinsi.:DİKKUYRUK

Yurdumuzun Trakya bölümünde de yetişen bir Akçaağaç türü.:İSFENDAN

Yurdumuzun yüksek kesimlerinde yaşayan ve ur keklik de denilen bir kuş.:KEVDERE

Yurdumuzun,güzel atlar ülkesi anlamına gelen turistik yöresi.:KAPADOKYA

Yurt,baba ocağı gibi sevilen şeylerden ayrılmış olan,uzak kalmış olan.:CÜDA

Yurt,sıla özlemi.:DAÜSSILA

Yurtlandırma,yerleştirme.:İSKAN

Yurtseverlik.:HAMİYET

Yurttaş Kane’in söylediği son sözcük.:ROSEBUD

Yusuf Has Hacib’in 1069/70’de tamamlayarak Kaşgar’da Karahanlı Hakanı Ebu Ali Hasan bin Süleyman Arslan’a sunduğu manzum didaktik yapıt.:KUTADGUBİLİG

Yusuf Ziya Ortaç tarafından İstanbul’da yayımlanan,Türkiye’nin en uzun ömürlü mizah dergisi.:AKBABA

Yusuf Ziya Ortaç’ın üç perdelik manzum tragedyası.:BİNNAZ

Yutak (farinks) iltihabı.:FARANJİT

Yutar hücre.Organik ya da inorganik maddeleri içine alıp sindirebilme yeteneği olan hücre.:FAGOSİT

Yuvarlak bir fındık cinsi.Agrap da denilir.:PALAZ

Yuvarlak fırın ekmeği.:SOMUN

Yuvarlak ile İtalik arası bir yazı türü.:BATARD

Yuvarlak patlıcana verilen ad.:TOPAN

Yuvarlak püskül.:PONPON

Yuvarlak taneli ve ekşi bir üzüm cinsi.:KARASİRKE

Yuvarlak ve bombeli bir tür şapka.:MELON

Yuvarlak ve derin fırın kabında yumurtası bol tatlı veya tuzlu karışımın fırınlanması.Süt,peynir,yumurta ve yufkayla yapılan bir tür yiyecek.:SUFLE

Yuvarlak ve yassı biçimli nesne,ağırsak.:KURS

Yuvarlak,şişman.:TOMBUL

Yuvarlak,yassı ve Siperliği olmayan yumuşak bir başlık türü.:BERE

Yüce gönüllü,çok şerefli. En cömert,en şerefli.:EKREM

Yüce, kudretli.:BAYAR

Yüce,yüksek.:ALİ

Yücelik, yükseklik.:ULVİYET

Yücelik.:RİFAT

Yücelme, yükselme.:İTİLA

Yüceltilmiş,ulu.:MÜBECCEL

Yüceltme,ululama.:TEBCİL

Yük gemisi.:ŞİLEP

Yük hayvanlarına vurulan semer.:KÜRTÜN

Yük katarı.:MARŞANDİZ

Yük taşıyan taşıt.:KARGO

Yük. :HAMULE

Yüklem. :PREDİKAT

Yükleme.:ŞARJ

Yükleme.:TAHMİL

Yüklenici. :MÜTEAHHİT

Yükleri yada gereçleri havadan yada yerden taşımaya yarayan aktarma aygıtı.:KONTEYNER

Yüksek rakımlı ülkelerde turizm ve dağcılık etkinlikleri arasında yer alan yürüyüş gezileri . Dağ yürüyüşü.:TREKKİNG

Yüksek Askeri Şura’nın kısaltması.:YAŞ

Yüksek aşamalı bilginlerin ve yeniçeri subaylarının giydikleri cüppe. Üniversite öğretim üyelerinin giydiği,geniş bedenli,uzun ve bol kollu cüppe.:BİNİŞ

Yüksek aşamalı din adamlarına verilen ad.:MONSENYÖR

Yüksek ayaklı,kapaklı ve çekmeceli bir dolap türü.:KABİNET

Yüksek basınçlı atmosfer kütlesi.:ANTİSİKLON

Yüksek bir makama sunulan mektup yada dilekçe.:ARİZA

Yüksek dereceli devlet görevlileri ile elçilerin oturması için ayrılan konut.:REZİDANS

Yüksek düzeydeki devlet adamlarının kurduğu büyük meclis.:DİVAN

Yüksek enerjili bir ışık türü.:X-IŞINLARI

Yüksek hızdan duyulan korku .Sürat korkusu.:TAKOFOBİ

Yüksek ısıda pişirilmiş topraktan yapılan vazo,çanak,çömlek gibi nesneler.:SERAMİK

Yüksek kabartma gibi bir zemine bağlı veya alçak kabartma gibi yassılaştırılmış olmayan,üç boyutta da gelişmiş olan heykelcilik yapıtı.:TAM OYMA

Yüksek kavrama özelliğine sahip otomobil lastikleri için kullanılan sözcük.:RADYAL

Yüksek kayalarda dalga aşındırmasıyla oluşan ve aşınma sürdükçe karanın içine doğru gerileyen yar. Denize inen dik ve yüksek yer,kıyı,yalıyar.:FALEZ

Yüksek kıyılarda dalga aşındırmasıyla oluşan ve aşınma sürdükçe karanın içine doğru gerileyen yer,falez.:YALIYAR

Yüksek makamlardaki devlet adamları. Eski dilde erkekler.:RİCAL

Yüksek memuriyet,makam. Atanan,atanmış.:MANSIP (MANSUP)

Yüksek okul.:AKADEMİ

Yüksek ses,nara.:AVAZ

Yüksek sesle inleme.:RENANET

Yüksek sosyete yaşamını seven.:MONDEN

Yüksek tepe üzerine kurulan kale.Yukarı şehir,iç kale.:AKROPOL

Yüksek tepe,dağ. Dağların oyuk ve kuytu yerleri.:KEPEZ

Yüksek tutulan yada sayılan birinden gelen iyilik,lütuf,ihsan.:KAYRA

Yüksek ve alçaktan mermi atabilen top ve havanların bazı özellilerine sahip kısa namlulu top.:OBÜS

Yüksek ve çevresi açık yer.:YELEKEN

Yüksek yerlerde ya da yükselen araçların (asansör, uçak) gibi durumlarda oluşan korku. Yükseklik korkusu.:AKROFOBİ

Yüksek,yüce.:BÜLENT(BÜLEND)

Yüksek,yüce.:MUALLA

Yüksek,yüce.:REFİ

Yüksek,yüce.:SAMİ

Yüksek,yüce.:VALA

Yüksekçe yer.:PLATFORM

Yükseklik.:İRTİFA

Yükselme, yücelme.:TEALİ

Yükselti.Bir noktanın deniz yüzeyinden olan yüksekliği.:RAKIM

Yükümlü.:MÜKELLEF

Yün eğirmekte kullanılan çıkrığın adı.Pamuk ipliğini saran el çıkrığı.:ALAMİT

Yün ipliğinden kilim.:DASTAR

Yün kumaşların havlarına kıvırcık görünüm kazandırmak için yapılan uygulama.:RATİNAJ

Yün,keten,pamuk ipliği eğirmek için kullanılan ve elle çevrilen araç.:ÇIKRIK

Yün,pamuk,keten ipliğinden dokunmuş geniş torba.:ÇUVAL

Yünden dokunan,nakışlı dış giysiler.:EHRAM

Yünden dokunmuş yaygı, kilim.:SİLİ

Yünden dövülerek yapılan kalın ve kaba kumaş.Bunlara şayak da denir. Cübbe, hırka,potur,terlik yapımında kullanılır.Çoban,deveci ve göçebelerin giydiği uzun ve yakasız üstlük,bir tür kepenek.:ABA

Yünden ya da ipekten yapılmış,üzeri işli ince kuşak.:KOLAN

Yünden,ketenden,ipekten bükülen ipliklerin tezgahlarda dokunarak bez veya kumaş haline getirilmesi.:DOKUMA

Yünlü kumaş dokumasında bazen ipek de katılarak oluşturulan ve Türkçe de genellikle ekose olarak bilinen,birbirini kesen kareli desen.Şal,eteklik ve örtü yapımında kullanılan yünlü bir kumaş.:TARTAN

Yünlü yada pamuklu bir dokuma.:ABADAN

Yünlülere,kürklere büyük zarar veren bir tür gece kelebeği.:GÜVE

Yünsü tüylü bir av köpeği cinsi.:BARBE

Yünü kabartma.:DİTME

Yünü,pamuğu tokmak gibi bir araçla kabartma,ditme işini yapan kimse. Pamuk atıcısı.:HALLAÇ

Yüreğinde korku olmayan,güven içinde olan.:AMİN

Yürek atışı,kalbin vuruşu.:DARABAN

Yürek biçiminde yaprakları olan ve süs bitkisi olarak yetiştirilen otsu bir bitki.:KOLYOS

Yürek çarpıntısı.:HELECAN

Yürek darlığı.,aşırı sıkıntı,kaygı,bunaltı. İç sıkıntısı veren tedirginlik,korku,kaygı,dehşet ya da gerginlik duygusu.:ANKSİYETE

Yürek paralayan,tüyler ürpertici.:CANHIRAŞ

Yürekli erkek,yiğit,kabadayı.:KOÇAK

Yürekli,güçlü,iradeli.:ÖKTEM

Yürüme korkusu.:BASİFOBİ

Yürümekten duyulan korku.:BASOFOBİ

Yürürlük.:MERİYET

Yürürlükte bulunan antlaşmalara göre olması gereken veya süregelen durum.:STATÜKO

Yürürlükten kaldırmak. Bir şeyin varlığını ortadan kaldırma.:İLGA

Yürütme.:İCRA

Yürüyen merdiven.:ESKALATÖR

Yüz altı taşla oynanan bir oyun.:OKEY

Yüz güzelliği.:CEMAL

Yüz kalıbı.:MASK

Yüz kalıbı.Bir kimsenin,özellikle de yeni ölmüş bir kimsenin yüzünden çıkarılan ve gerektiğinde çoğaltılan kalıp.:MASK

Yüz kiloluk bir ağırlık ölçüsü birimi.:KENTAL

Yüz metrekare alana verilen ad. :AR

Yüz metrekare alana verilen ad.:AR

Yüz metrenin kısa yazılışı.:HM

Yüz örtüsü,nikap.:PEÇE

Yüz yapraklık altın varak paketi.:DEFE

Yüz yüze olan veya yapılan,yüzüne karşı olan.:VİCAHİ

Yüz yüze oturma.:DENGEL

Yüz yüze.:RUBERU

Yüz,beniz,yüz güzelliği,yüz çizgileri,insan resmi.:ÇIRAY

Yüz,çehre,beniz.:BET

Yüz,çehre.:TALAT

Yüz,omuzlar,sırt ve göğüsteki yağ bezleriyle ilgili kronik bir deri hastalığı. Sivilce.:AKNE

Yüz,surat.:PEYKER

Yüzen,yüzücü.:AŞNA

Yüzeni içeriye çeken deniz akıntısı.Yüzey sularını belli bir süre içinde kıyıdan açığa doğru sürükleyen tehlikeli deniz akıntılarına verilen ad.:RİP

Yüzey.:SATIH

Yüzgeçleri dikenli ve zehirli bir balık.Çarpan balığı.:BARSAM

Yüzgeçlerinde zehirli dikenleri bulunan,eti beyaz ve lezzetli bir balık.:İSKORPİT

Yüzme havuzu.:PİSİN

Yüzölçümü.:MESAHA

Yüzsuyu.:ABIRU

Yüzsüz,yılışık.:ARSIZ

Yüzü çiçek hastalığından kalma küçük yara izleri taşıyan,aşırı çiçek bozuğu olan kimse.:ÇOPUR

Yüzü çok parlak olan.:ZEHRA

Yüzü sünger taşıyla parlatılarak hafif kadifemsi bir görünüş kazandırılmış sığır derisi.:NUBUK

Yüzü uzun,kafası sivrice kimse.:SİPSİPULLAH

Yüzü yola bakan,gitmeye hazırlanan.:RUBERAH

Yüzü,beden yapısı ve el yazısı padişaha çok benzediğinden Zigetvar seferinde Kanuni Sultan Süleyman ölünce,ordunun bozulmaması için padişah giysisi ile arabaya oturtulan Osmanlı veziri.:CAFER PAŞA

Yüzük taşı, mühür gibi şeyleri yapmakta kullanılan yarı saydam, parlak ve değerli bir taş.Çok sert,renkli damarları bulunan,kalseduan kuars türünden değerli taş. Yeşil,kırmızı,turuncu,gök mavisi,beyaz renklerde çeşitleri vardır.Çok eskiden beri süs eşyası olarak kullanılmıştır.:AKİK

Yüzükoyun yatılarak kullanılan bir tür kayak koltuklu uzun yarış kızağı.:SKELETON.

Yüzüm şen,hatıram şen,meclisim şen,mevkiim Gülşen gibi şarkılarıyla tanınmış Ermeni asıllı Türk besteci.:BİMENŞEN

Yüzün kaşlarla saçlar arasındaki kısmı.:ALIN

Yüzün rengi, bet beniz.:NEVİR

Yüzün şakakla çene arasındaki yanı.:DULUK

Yüzüne bakılmayacak kadar sevimsiz ve çirkin.:GUDUBET

 

Son Güncelleme: Pazar, 08 Haziran 2014 12:38