Sağlık Bakanı Ahmet Demircan, Hastane açılışı için Ayancık’ta
 

Se Si Öz

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
SeSiÖz - Anasayfa Ayancık'tan Haberler Sağlık Bakanı Ahmet Demircan, Hastane açılışı için Ayancık’ta

Sağlık Bakanı Ahmet Demircan, Hastane açılışı için Ayancık’ta

e-Posta Yazdır PDF

Sağlık Bakanı Dr. Ahmet Demircan 07 Haziran 2018 günü Ayancık’a gelerek 80 yataklı Ayancık Devlet Hastanesinin resmi törenle açılışını gerçekleştirdi. Durağan ve Boyabat’taki Hastanelerin de açılışlarının ardından saat 16.00 da Ayancık’a gelen Sağlık Bakanı Demircan, yağmurlu bir hava olduğu için hastane içinde toplanan vatandaşlarla selamlaşarak toplantı salonuna geçti. Burada yaptığı konuşmada, Sağlık Bakanlığının 19 Haziranda doktor atama kuralarının yapılacağını belirterek, Ayancık Devlet Hastanesine de Kulak Burun Boğaz, Ortopedi, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon, Dahiliye Uzmanı ve 5 pratisyen hekim ataması yapılacağının müjdesini verdi.

Açılış törenine Sağlık Bakanı Sayın Dr. Ahmet Demircan ile birlikte Sinop Valisi Köksal Şakalar, İçişleri Bakan Yardımcısı Mehmet Ersoy, Ak Parti Sinop Milletvekili Dr. Nazım Maviş, Ak Parti Sinop Milletvekili Adayı Ayhan Ergün, AK Parti İl Başkanı Ali Çöpcü, Kamu Hastaneleri Genel Müdürü Prof. Dr. Murat ALPER, Sağlık Yatırımları Genel Müdürü Hüseyin İnceöz, Sinop İl Sağlık Müdürü Dr. Mehmet Erşan ile birlikte protokol üyeleri ve vatandaşlar katıldı.

Ayancık’lıların yoğun ilgisi altında toplantı salonunda, önce Sinop Milletvekili Nazım Maviş bir konuşma yaptı:

“Sağlık Bakanımız müjdeleriyle beraber geldi. İnşallah Ayancık’ımız için bu güzel hizmetin, bu güzel tesisin açılışını hep birlikte gerçekleştirmiş olacağız. Öncelikle önümüzdeki süreçte Ayancık’lı kardeşlerim ne yapacağını biliyor. Benim 2,5 yıllık milletvekilliği dönemimde gerçekten kendisiyle çalışmaktan büyük mutluluk duyduğum, gayretli, çalışkan, Ayancık’ımıza üç dönem büyük hizmetler yapmış Ayhan Ergün kardeşimle birlikte yola çıktık. Şu anda resmi açılışını yapmakta olduğumuz bu hastanenin de ta yer tahsisinden başlamak üzere bütün aşamalarında da görevli milletvekili olan Mehmet Ersoy kardeşimizle beraber Belediye başkanımızın çok büyük katkıları oldu. Çok büyük emekleri oldu. Bugün burada böyle bir müessese varsa, Ayancık’ımızda her geldiğimizde tek tek saydığımız birçok müessesemiz varsa, bu müesseselerin her birinde mutlaka Ayhan kardeşimizin izi vardır. Bunu sizler biliyorsunuz. Onun için ben sizden Ayhan Ergün için bir şey istemiyorum. Kendim için istiyorum. Beni oraya yalnız göndermeyin. Sıkılıyoruz orada biz. Sayın bakanımız biliyor, Samsun milletvekillerimizin yanına gidiyoruz, ben tek vekil gidiyorum, bakıyorum hep birlikte oluyorlar. Dolayısıyla bu sefer inşallah Ayhan beyle beraber mecliste daha güçlü bir Ayancık için, daha güçlü bir Sinop için sizden yetki istiyoruz. Ben tekrar hepinizin adına, Ayancık adına, şükranlarımı arz ediyorum sayın bakanımıza. Yeni belediye başkanımız Aslan beye de hızlı başladı, güzel hizmetler yapıyor, hayırlı uğurlu olsun diyorum. MHP ilçe başkanımız AkParti ilçe başkanımız aramızda. Cumhur ittifakı milletimize hayırlı uğurlu olsun diyor, hepinize saygılarımı sevgilerimi sunarak Allah’a emanet ediyorum.”

Daha sonra eski Sinop milletvekillerinden ve İçişleri Bakan yardımcısı Mehmet Ersoy bir konuşma yaptı:

“Bugün epeyi bir zamandır hizmetinizde olan ve gerçekten Ayancık’ımıza, Ayancık’lılara lâyık bir hastanenin resmi açılışını yapmak üzere aranızda bulunabilmekten, bunca emekten bunca gayretten sonra sizlerin hizmetinize sunulabilen bir hastanenin açılışında sizlerle birlikte o heyecanı yaşayabilmekten çok büyük mutluluk duyduğumu ifade ediyor, ben de değerli vekilimiz gibi, herşeyden önce sayın Bakanımıza, bu ağır, bu yoğun mesaisi arasında Sinop’umuza ilçe ilçe zaman ayırma nezaketi gösterdiği, duyarlılığı gösterdiği için cânı gönülden teşekkür ediyorum. Sizlere de her zaman birliğinize, beraberliğinize, dayanışmanıza ve işbirliğinize gönüldaşlığınıza şahit oldum. Bugün de birkez daha bu yağmurlu havada hem salonumuzu hem bahçemizi doldurarak bir kez daha bizlere gösterdiğiniz Ayancık’lının birbirine olan bağlılığını, tutkusunu, davadaşlığını, gönüldaşlığını bir kez daha ispat ettiğiniz için herbirinize ayrı ayrı teşekkür ediyor, hastanemizin hayırlı olmasını temenni ediyor, yakında idrak edeceğimiz kadir gecemizi ve ramazan bayramımızı tebrik ediyorum. Cenabı Allah, hem çalışanlarımıza hem hizmet alanlarımıza huzur içinde, sağlık içinde hizmet alabilmeyi ve ihtiyaç duydukları takdirde onlara yaraşır, onlara yakışır bir muameleyle bu kapılardan ayrılabilmeyi nasip etmesini temenni ediyor, hepinizi tekrar saygıyla sevgiyle selamlıyorum. Allah’a emanet olun.”

Son olarak, Sağlık Bakanı Ahmet Demircan selam ve saygılarını belirterek söze başladı:

“Değerli Ayancık’lı hemşehrilerim. Hepinizi sevgiyle saygıyla selamlıyorum. Allah’ın selamı rahmeti bereketi üzerinize olsun. Konuşmama başlamadan önce bir vecibeyi yerine getirmek istiyorum. Unutuyorum, unutmamamız lazım, onun için başta onu diyeyim. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın selamlarını getirdim. Başbakanımız Binali Yıldırım beyin ve kabine arkadaşlarının hepsinin selamlarını getirdim. Bir açılış vesilesiyle bir aradayız. Aslında Sağlık Bakanlığının hastane bazında açılışa hazır şu anda 62 veya 64 hastanemiz var. Bunlara yetişemiyeceğiz. Bari Sinop’ta üçü bir arada bugün gelip bu 64’ün içinden üç tanesini açalım dedik. Diğerlerini belki sene içinde nasip olursa açacağız. Çünkü bu erken seçim geliverdi bizi erken yakaladı. Bizim hazırlıklarımızı böyle seçim için yapmamıştık. Hastaneler lazım da onun için yapmıştık. Milletimize şifa dağıtsınlar diye yapmıştık. Değerli hemşehrilerim. Gerçekten, Türkiye nereden nereye geldi. Türkiye 2002 öncesi hastalar kapı önlerinde kalırdı, kısaca hatırlatmak lazım. Gençler hatırlamıyor. 2002 den bu zamana 16 yıl geçmiş, o gün 10 yaşında olan bugün 26 yaşında. Bunlar bilmiyorlar. Ama ben hastanelerde hekim olarak çalışıyordum, o dönemleri çok iyi biliyorum. Gerçekten çok büyük sıkıntılar vardı. Odalar, hasta odası koğuş halindeydi. Özel oda zaten yoktu. Varsa da, şöyle bir iki tane yatak olsa onlara torpil gerekiyordu ulaşabilmek için. Ama şimdi bütün odalar özel oda gibi. Bu niye oldu, nasıl oldu, eskiden niye olmuyordu. Bunu sormak lazım, anlamak için. Arkadaşlar, Türkiye dünyanın en güzel coğrafyalarından bir yerde yaşıyor. Milletimiz çalışkan, milletimiz dürüst, milletimiz mert. Bu coğrafyada ektiğimiz tohum bitiyor, güneş her zamana doğuyor, rahmet yağıyor, Cenabı Hak veriyor. Ama bir türlü Türkiye arzuladığı gelişme düzeyini yakalayamıyor. Bunun birkaç tane sebebi var. Bunun sebeplerinden bir tanesi zihniyettir. Eski zihniyet, eski Türkiye’de anlayış farklıydı. İnsana bakış açısı farklıydı. Herşey devlet merkezli bakılıyordu. Herşeyin karşısına devlet konulmuş, millet devlet için var, o anlayışla biz bulunuyorduk. Bu değişti. Elhamdülillah nereye geldik. İnsanı yaşat ki devlet yaşasın. Yani aslolan milletimizdir. Buraya gelince yönetimdeki zihniyet, anlayış, durum değişti. Hizmetler değişti. Türkiyede halk devlet ilişkisi değişti. Ama buna rağmen gelişmeyi kalkınmayı yine tam anlamıyla yakalayamıyoruz. Bir sebep daha var bizi engelleyen, o da sistemdir arkadaşlar. Biz devleti millet egemenliği üzerine kurduk. 23 nisan 1920. Rejimi Cumhuriyet olarak kurduk, ne demek cumhuriyet. Yöneticiyi, baş yöneticiyi, devleti yönetecek olanları millet seçiyor. Cumhuriyetin anlamı o. Ama demokrasiye bir türlü 1950 de ancak geçebildik. Demokrasi ne demek, işlerin nasıl görüleceğine millet karar veriyorsa o demokrasidir. Siyasi partiler kendi proğramlarını sunarlar, millet içindeki doğrusunu ve güzelini bulur, ona yetki verir. Dolayısıyla milletin dediği olur. Demokrasi bu. Ama biz 1950 de, millet seçti, onlar da hizmet etti, ettikçe bir daha seçti, bir daha seçti. 57 de 60 da milletin seçtiklerine silah çekildi. Ve darbe yapıldı, öldürüldü. Asıldı, Menderes ve iki bakanı. Bu milletin iradesini asmaktır. Ondan sonra Türkiye’de sistem bozuldu. Parlamenter sistem diye anlatıyoruz ya, anlatıyorlar ya, bu parlamenter sistem olmaktan çıktı, bu bir darbe-menter sistem, darbecilerin sistemi haline geldi. Çünkü anayasaları darbeciler yapmaya başladı. Onlar yaptılar ve Türkiye kalkınmasını engellemeye başladı bu sistem. Her on yılda bir darbe. Unutmayalım her darbe ülkeyi on yıl geriye götürdü. Bunu yaşadık. 60 lardaki, 71deki 12 mart muhtırası, 80 darbesi, 28 şubat 1997 darbesi, en son 2007 AkPartiye karşı bildiri, kapatma davası, 367 datyatması, peşinden 2016 15 temmuzda Fetö darbe girişimi. Bütün bunlar ülkenin gelişimine mani olan hadiselerdir. Buna rağmen yine son 16 yılda bir istikrar yakaladık, zihniyette değişimi dönüşümü yakaladık, ve değişmenin son zamanlarda önemli bir nimetlerini yaşamaya başladık. Yollardı, köprülerdi, havaalanlarıydı, hastanelerdi, okullardı… Ama eğer, şunu açık söyleyeyim, o darbe teşebbüsleri 2000 den sonra olmasaydı 2007 girişimi olmasaydı, 2016 da darbe teşebbüsü fetönün ülkeye verdiği zararlar, biri de 40 yıl bizi uğraştıran terör belası, binlerce cana maloldu. Milyarlarca dolar para kaybettik bu uğurda. Onu da dostumuz bildiğimiz ülkeler arkasından desteklediler hep.

Size sorduk anayasa değişikliğini, milletimize cumhurbaşkanlığı sisteminine, yani başkanlık sistemine geçelim mi dedik. Evet dediniz, onayladınız. Şimdi uygulayacağız. Yapacağımız bu. Seçim gayet basit. Ne yapacağız. Gittiğimizde bizim önümüze iki pusula bir zarf verecekler. Pusulanın birinde Cumhurbaşkanları adayları var. Orada tanıdığınız bir isim var. Milletin adamı, Recep Tayyip Erdoğan. Onun olduğu yere mühürü basacaksınız, bu kadar basit. Sonra. Sonrası ikinci pusula. O da önemli. Arkadaşlar, cumhurbaşkanı ile meclis uyum içinde olmalı. Eğer cumhurbaşkanı ile meclis uyum içinde olamazsa, olmazsa zaman kaybederiz. Çünkü biz bir sisteme geçtik. Eyvallah. Ama bu sistemin mevzuatını hazırlayacağız. Bu sistemin kurumlarını oluşturacağız. Bunlar için zaman kaybetmememiz lazım. Hızlı, uzlaşmacı bir yapı içerisinde bunları yapalım ki alacak çok yolumuz var. Alacak çok yolumuz var. Bu terör kuşağını dağıtacağız bitireceğiz. İşte Afrin, işte Fırat kalkanı, Münbiç koridoru, Kandil de alınacak arkadaşlar. Alacağımız daha çok yol var. Bu hastanelerin yanında gene hastaneler yapacağız, yapıyoruz da Allah’a şükür. Türkeli’ndeki hastaneyi yenileyeceğiz. Ayancık’a yaptık ama a yetmez, Türkeli de olması lazım. Sinop’u da bitirmemiz lazım. Doktorlarımızın sayısını arttırmamız lazım. Bunları yapacağız, bizim işimiz var. Dolayısıyla bu seçimde bu kararı en iyi şekilde vereceksiniz. Bugünlerde tabib kura çekilecek. Ayancık Devlet Hastanesinde uzman kadroda ihtiyaçlar var dedi arkadaşlar. Bizler onları merkezden görüyoruz, takip ediyoruz, ihtiyaca göre dağıtıyoruz ama, şimdi Ayancık’a Sağlık Bakanı gelir de Ayancık’ın doktor açıklarını kapatmazsa bu nasıl olur. Bu notları Nazım bey ve Ayhan bey verdiler, oradan okuyayım da taahhüt altına gireyim. Dediler ki, Kulak Boğaz Burun yok dediler, doğru mu. “Doğru!”. Evet yazacağız inşallah. Ortopedi Uzmanı, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon doktoru istiyorsunuz. Bir de Dahiliye uzmanınız yetersizmiş. Kardiyoloji de mi istiyorsunuz. Yok mu Kardiyoloji. “Yok!” “Sayın Bakanım doğalgaz istiyoruz Ayancık’a!” Doğalgaz. Bakın. Göz Doktoru geldi. Ufak bir sorunu vardı, raporlu herhalde öyle bir sorunu var, Göz doktoru verildi. Şimdi arkadaşlar, doğalgazı söyledi. Şimdi arkadaşlar, bakın, biz Türkiye’de Ankara ve İstanbul’un dışında, havagazı vardı orada, onun dışında heryer kömür ve odunla ısınmaya çalışıyordu. Ak Parti iktidara geldikten sonra şu anda 78 ilimizde doğalgaz var. Sayısını şu anda hatırlamadığım ama belli sayıda da ilçelerde doğalgazımız var. İnşallah, ben şimdi, tabi benim bakanlığımla ilgili değil, ama ilgili bakan arkadaşlarımıza, vekil arkadaşımıza, birlikte ileteceğiz. Şimdi bir şey geldi aklıma. Vekil arkadaşımızın tek başına gücü yetmez. Yalnız göndermeyin. Bak biz altı kişiyiz Samsun’da. Biz Samsun’lu Sinop’la aynı oluruz. Ama biz Sinop’tan iki gelirse daha güçlü oluruz. İnşallah bunların hepsi çözülecek şeyler. Yeter ki Türkiye istikrarı yakalasın. Doğru proğramla kalkınmasını yakalasın. 11 bin dolara çıkardık gayrisafi milli hasılamızı. Bunları yaptık. Yollar yaptık, yapacağız bunları. Eğer biz gayrısafi milli hasılamızı 20 bin doların üzerine çıkaralım. Bunları konuşmayacağız. Başka şeyler konuşacağız bunu bilin. Yani Türkiye’nin yapamayacağı bir şey yok. Yeterki birliğimizi beraberliğimizi ve doğru sistemimizi ihdas edelim, kuralım. Şu darbeci, koalisyoncu, vesayet baskısı, dış ve iç odakların vesayet baskısını yıkalım, millet egemenliğinin hakim olacağı sisteme geçelim. Ülkemizin sahibi sizsiniz. Siz ne derseniz o olacak. Allah hepinizden razı olsun. Bu hastanenin yapımında emeği geçen herkese burada huzurunuzda teşekkür ediyorum. Bu binayı ve bu binalarda verilecek hizmetleri buradan şifa amaçlı gelenlere şifa dağıtan bir mekan olmasını Cenabı Hak’tan niyaz ediyorum.”

 

Son Güncelleme: Cuma, 29 Haziran 2018 12:42