Se Si Öz

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
SeSiÖz - Anasayfa Makaleler Ayancık Çerkezleri üzerine hatıralarla bir hatırlama
e-Posta Yazdır PDF

Ayancık Çerkezleri üzerine hatıralarla bir hatırlama

Selim Sinan ÖZTÜRK

17 Ağustos 2017

16 yaşında babasıyla birlikte Kafkasya’dan 1860’lı yıllarda göç eden Şapsığ Çerkez’lerinden Tüqo Hamey’(Mustafa)in torunuyum. Dedem 105 yaşında 1947 de vefat etmiş. Biz onu görme imkanına eremedik. Annemin babamın anlattıklarından nasıl biri olduğunu hayalimizde canlandırdık kendimize göre… Şapsığ’ların içinde bizim sülaleye Tüqo veya Tiko deniyor… Eskiden büyüklerimiz yanımızdayken dedelerimizle ilgili bilgileri kaydetmediğimize ne kadar hayıflansak boş.. Şimdi aklımızda kalan bilgi kırıntılarıyla olan biteni tanımlamaya çalışıyoruz.

Anlatıldığına göre, Kafkasya’dan ayrılınca dedemgil, önce Bafra ovasına yerleşmişler. Orada sıtma ve hava şartları nedeniyle tekrar göç ederek Kastamonu Belavcuk’a gelmişler. Orada bir müddet kalmışlar. Tüko Zepaç isminde bir amcamız atıyla dolaşırken Armutluyazı yukarı mahallesinde orman içinde kır bir alan bulmuş. Orada atını dinlendirmiş, kendi de biraz oyalanmış. Mısır, patates gibi şeyler dikmiş. Bir ay sonra oraya uğrayınca bakmış ki toprak verimli. Anne babasını ve tanıdığı Çerkesleri de getirmiş. O vesileyle gelip Armuluyazı yukarı mahalleye yerleşmişler…

Armutluyazı’da bildiğimiz kadarıyla, Bjeduğ, Hantüv, Melboh, Şapsığ, Abzeh gibi Çerkez sülaleler vardır. Bir başka deyişle Nerfko, Tüko, Telparko, Zarbegko, Netako, Ğugejyoko, Pşimafko, Pşitefko, Hacımafko, Canbolatko gibi baba adıyla veya lakaplarla anılan sülaleler vardır.

Annemin köyü olan Ömerdüz’de ise. Melboh, Abzah, Thasse, Tak, Pokh gibi Çerkez sülaleler ve bir başka deyişle Muratko, Bekirko, Dağurko, Hasanko, Abrekko, Nzacko, Kösemko, Şinako, Gemişko, Kavasko, Vomerko, Aliyko, Harunko, Nebiyko gibi baba adıyla anılan sülaleler vardır.

Bundan başka Büyükdüz’de ve şimdi Türkeli’ye bağlı olan Gökçealan köyü Tavaca mahallesinde de Çerkez yerleşimi vardır. Fakat oralardaki Çerkez sülalelerle ilgili etraflı bilgi bende yok.

Ayancık’ta tanınmış Çerkezler deyince Tren yollarında Uzun yıllar Dekovil ustabaşılığı yapmış olan babam Nuri Öztürk, Tren yollarında kontrolörlük yapmış Muratko’lar, Armutluyazı’da uzun yıllar hem hocalık hem de köy doktorluğu yapmış olan Zekeriya Öztürk, yine herkesin tanıyıp bildiği Deli Remzi (Özcan), 1963 yılında kısa bir dönem Türkeli Müftülüğü yapmış olan Fahri Özbay, Hazine ve Kambiyo kontrölörlüğü İzmir Grup başkanlığından emekli ağabeyim Sabahattin Öztürk, halen Adalar müftülüğü yapan Kamil Tuncel, bir zamanlar Ayancık İmam Hatip Lisesi müdürlüğü yapmış olan Hamdi Kınal gibi kişiler aklıma geliyor. Görev yapmış birçok da öğretmen var.. Şüphesiz bu liste daha da uzar ve ekleme yapılabilir.

Çerkezlerle ilgili 2013 yılında benden bilgi istenmişti, bir akrabamızın üniversite ödevi için. O notları tekrar gözden geçirdiğimde faydalı olabilir düşüncesiyle buraya alıyorum.

Çerkezlerin Örf, Adet Ve Gelenekleri

1.Yemek Ve Sofra Kültürü:

Çerkezlerde ekmek yerine pasta denilen mısır unundan pişirilmiş bir nevi lapa tercih edilir. Mısırı değirmende öğütmeden önce fırında iyice kuruttukları için pastalık mısır unu bir dereceye kadar kavrulmuş olur. Bunu da suda kaynatarak pasta haline getirirler. Pastayı karıştırmak için belağ denilen küçük bir tahta ve düz kürek kullanılır. Pasta el ile lokma haline getirilerek yendiği için sofradan evvel ve sonra eller mutlaka sabunla yıkanır.

Ayrıca Çerkez yemeklerinden; ceviz ezmesi ve mısır unuyla pişirilen, çipsi denilen tavuk yemeğiyle, halürj ve metaz denilen hamur işi yemekler de meşhurdur.

2.Doğumla İlgili Adetler:

Hamilelik döneminde başkalarına belli etmeyecek kıyafetler giyilir. Doğum olayı mümkünse sessizce gerçekleştirilir.

Dedelerimizden birisinin zamanında evde doğum olacağı için kapıya gelen misafiri kabul etmemişler. Bunun sebebini de söyleyemedikleri için onu misafir kovan diye adlandırdıklarını babam anlatmıştı.

Çocuk doğduktan sonra babası onu kucağına alıp da büyüklerin yanında, yani dedesinin yanında sevemezmiş, haynap görürlermiş…

3.Evlilik Ve Düğün Adetleri:

Evlilik öncesi kız ve erkekler arasında oyunlar gerçekleşir. Mızıka eşliğindeki oyunlarda bile bir ciddiyet vardır, cinsel tahrik yoktur. Oralarda tanışan kız ve erkeklerden bazıları birbirlerine karşı duydukları ilgilerine göre kaşen olarak adlandırılır. Birbirleriyle konuşup evliliğe karar verince de kızı kaçırma şeklinde evlilik olayına girişilir. Fakat bu kız kaçırma zorla değil, her iki tarafın da haberi olarak gerçekleşir. Yardımcılarıyla kızı kaçıran erkek onu güvendiği bir ailenin yanına nengöş olarak yerleştirir. Bir nevi emanet edilir ve düğüne kadar kesinlikle halvet olunmaz. Daha sonra aileler arasında aracılar gidip gelerek kızın ailesine çeşitli hediyeler verilir. Aileler arasında anlaşma sağlandıktan sonra düğün günü gelin adayı nengöş olduğu evden gelin edilir. Orası kızın ikinci bir ailesi gibidir.

Düğün olayına gelince, çocukluğumda köyümüz Armutluyazı’da halamın kızının düğününü görmüştüm. Gelini evden çıkardılar. Başında bir örtü vardı ve kolundan tutuyorlardı. Erkek tarafı da aynı mahallede yakın bir evdi. Erkekler önde kolkola dizildiler. Gelin arkalarında, kadınlar ve çocuklar hep beraber yürürken, erkekler Çerkezce yüksek sesle ve koro halinde wored söyleyerek gelini götürüyorlardı. Her düğün böyle değildi belki ama ben bunu unutmadım, bana ilginç gelmişti.

4.Ölümle İlgili Adetler:

Eğer köyde cenaze çıkmışsa, mezar kazması dahil, elbirliğiyle cenazenin defnedilmesi sağlanır. Yakınlardaki Çerkez köylerine mutlaka haber verilir. Eskiden şimdiki gibi araba olmadığı için uzaktan gelenler yakın evlerde misafir edilir, yemek verilirdi. Cenaze defninden sonra yedinci gece, kırkıncı gece elliikinci gece diye belli günlerde toplaşılır, Kur’an ve mevlid okunur, topluca dua edilerek ziyafet verilir.

5. Diğer Adetler: (misafirlik, asker uğurlama, bayramlar vs.. )

Bayramlar olduğu zaman, sabah namazında köyün camisinde toplaşılır. Bayram namazını kıldıktan sonra camiden çıkanlar önce thamâte denilen büyüklerin ellerini öperek sıraya geçerler ve büyükten küçüğe herkes birbiriyle bayramlaşırdı.

Eskiden hıdırellez gününde köyün yazı denilen bir düzlüğünde toplanılır, hıdırellez şenlikleri yapılırdı. Köyde türbe varsa orada dua edilir ve meydanda güreş tertip edilirdi. Daha eskiden köy nüfusu kalabalık iken, atlar da revaçtayken gön kapmaca oynarlarmış. At üstünde koşturarak birbirinden gön denilen koyun postunu kapmak için mücadele ederlermiş.

Tabii her şenlikte mızıka çıktıysa bir yerde, kalabalık da varsa gençler ortaya çıkar Çerkez oyunu oynarlarmış.

-------------------

Son Güncelleme: Pazar, 27 Ağustos 2017 10:54