Se Si Öz

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
SeSiÖz - Anasayfa Ayancık'tan Haberler Adalet Bakanı Bekir Bozdağ Ayancık’ta konuştu

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ Ayancık’ta konuştu

e-Posta Yazdır PDF

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ 22 Mart 2017 günü Ayancık AKM de Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiyle ilgili bir konuşma yaptı. Saat 14 de kalabalık bir ekiple Ayancık’a gelen Bakan Bozdağ, bir müddet Belediye Başkanlığında görüşmelerde bulunduktan sonra ikindi namazını merkez camiinde kıldı ve oradan AKM’ye geçildi. Ayancık Kültür Merkezinin tamamen dolması üzerine dışarıda da ses ve görüntü sistemi teşkil edilerek gelenlere konuşmalar dinletildi. Yoğun bir katılımın olduğu proğramda istiklal marşından sonra Ayancık Belediye Başkanı Ayhan Ergün, Sinop Milletvekili Nazım Maviş, eski milletvekili Mehmet Ersoy ve Sinop AkParti il başkanı Ali Çöpçü kısa birer açılış konuşması yaptılar.

15 dakikalık bir “15 Temmuz”u anlatan slayt gösterisinin ardından Adalet Bakanı Bekir Bozdağ konuşmasına başladı ve şöyle dedi:

“Her birinizi ayrı ayrı sevgi, saygı ve Yüce Allah'ın selamı ile selamlıyorum. Biraz önce 15 temmuz 2016 da yaşadığımız kanlı ve hain darbe teşebbüsüne dair bazı görüntüleri hep birlikte izledik. Bu vesileyle 15 temmuz şehitlerimizi bu vatanı bize vatan yapmak, ayyıldızlı albayrağın altında inşallah rabbim izin verirse kıyamete kadar hür, var ve bir olmak için şehadete koşmuş bütün şehitlerimizi birkez daha rahmet, minnet, şükran ve dua ile yâdediyorum. Mekânları cennet olsun. 15 temmuz 2016 darbe teşebbüsü sırasında bildiğiniz gibi Cumhurbaşkanlığı da Meclis de, pekçok yer bombalandı. O gün Ayancık'tan Ömer Can Açıkgöz, sizin evladınız, Hukuk fakültesinin ikinci sınıfında öğrenci. O da o gün şehadete koşanlar arasındaydı. Ben Ömer Can Açıkgöz'e tekrar tekrar Rabbimden rahmet diliyorum. Ailesine, Ayancık'lılara tekrar başsağlığı diliyorum, sabır diliyorum. Tabi burda Türkeli'den de başka yerlerden de gelen dostlarımız, kardeşlerimiz var, onları da onlar vasıtasiyle Türkeli'lileri de buradan saygıyla selamlıyorum.

Değerli dostlar. 16 nisan 2017, tarihimiz bakımından büyük bir dönüm noktasıdır. O gün milletimizin ve devletimizin bekası bakımından son derece önemli olan bir kararı hep beraber vereceğiz. Yeni Türkiye'nin, büyük Türkiye'nin temellerini inşallah sandığa koyacağımız EVET’lerle birlikte atacağız. Harcı beraber karacağız. İnşasını birlikte yapacağız. Büyük bir dönüşümün, tarihi bir dönüşümün arefesindeyiz. Herkes meydanda. ‘Evet’ çıksın diyenler hedeflerini anlatıyor. ‘Hayır’ çıksın isteyenler nedenini anlatıyor. Bu kararı verecek olan aziz vatandaşlarımız ise herbirini dinliyor ve sonunda kararı kendi verecek.

Değerli dostlarımız!.. 15 temmuz 2016 darbe teşebbüsünden sonra MHP'nin sayın genel başkanı Devlet Bahçeli'nin yaptığı açıklama üzerine yeni bir yol ayrımına Türkiye geldi. Çünkü bir yandan Suriye'de yaşanan iç çatışma, öte yandan Irak'ta yaşanan iç çatışma, öte yandan Türkiye'nin içinde terör eylemi yapan PKK-FETÖ-DEAŞ-DHKPC gibi on civarında terör örgütü ve bu Anadolu coğrafyasını bize dar etmek isteyen çevreler ve bizim buradan kökümüzü kazımaya çalışanların varlığı bizim Anadolu’da, Türkiye'de kıyamete kadar hür yaşamamız, güçlü yaşamamız için, Anadoluda siyasal istikrarı tam olan güçlü iktidarlar bulan bir hükümet sistemini şart koşmaktadır. Bundan sonraki dönemde Türkiye'de istikrarsızlıkların varlığı Türkiye’ye de aziz milletimize de büyük zarar veriyor. Onun için istikrar Türkiye'ye güç kazandıracak.

Cumhuriyetin 94 üncü yılındayız, 65 inci hükümetimizi kurmuşuz. 17,5 ay ortalama hükümetlerin ömrü. Onyedibuçuk ayda siz bir projeye başlamayı bile başaramazsınız. Yer tesbiti yapacaksınız, bitti, hükümet değişti. Proje değiştirdiniz, tam ihale yapacaksınız, hükümet değişiyor. Yeni gelen hükümet, bu iş yanlış dedi yine sıfırdan başladı. Tam o işe başlayacak o hükümet de değişiyor. Bir projeye başlama, başladığı projeyi bitirmeyi görecek kadar ömrü olmayan hükümetlerin Ayancık'a da Türkiye'ye de Sinop'a da kazandıracağı hiç ama hiç birşey yoktur. Bakın son 15 yılda AkParti’nin başarılı olmasının en önemli nedeni sizin sandıkta tesis ettiğiniz siyasi istikrar, huzurlu, güçlü iktidardır. Eğer biz 15 yıl iktidarda olmasaydık bu bölünmüş yollar olmazdı. Heryerde üniversite olmazdı. Bütün illeri birbirine bağlayan havaalanları, şehir hastaneleri, Marmaray, Avrasya tüneli ve dağları delen büyük yol çalışmaları, toplu konut hamleleri, doğalgaz, Türkiyeyi ayağa kaldıran bu işlerin hiç ama hiç birini biz başlayamaz, bitiremezdik, ömrümüz yetmezdi. Ama siz bizim ömrümüzü uzun ettiniz. Gücümüze güç kattınız. Projeyi yaptık, sonra ihalesini yaptık, sonra inşaatını yaptık, sonra gittik açtık. Şehir hastaneleri olmasın diye nice direndiler. İstanbulda Marmaray olmasın diye, üçüncü havaalanı olmasın diye sokakları dahi karıştırmayı göze aldılar, neler yaptılar neler. Eğer siyasi istikrar olmasa güçlü iktidar olmasa bu eserler bugün Türkiyeye kazandırılabilir miydi? Hepsini kazandırdık, kazandırmaya devam edeceğiz. Zayıf Türkiye isteyenlere güçsüz Türkiye isteyenlere fırsat vermedik, vermiyeceğiz. Bunun sebebi sizsiniz, sandıkta kurduğunuz siyasi istkrardır.

Değerli dostlarım!.. Bugün var, sandıkta kurdunuz ama bu istikrar sistemin doğurduğu bir istikrar kesinlikle değil. Güçlü liderden kaynaklı, lidere bağlı bir istikrar var bugün. Atatürk var, güçlü bir lider siyasi istikrar var. Menderes var, güçlü lider siyasi istikrar var. Özal var, güçlü lider siyasi istikrar var. Şimdi Tayyip Erdoğan var, güçlü lider siyasi istikrar var. Ama dikkat edin, Atatürk’ten sonra sıkıntı var. Menderes’ten sonra sıkıntı var. Özal’dan sonra sıkıntı var. Özal’dan sonrasını söyleyeyim, 10 sene içerisinde üç ekonomik kriz yaşadık. Hem 94 krizi, hem kasım 2000 krizi, hem 21 şubat 2001 krizi. Bir de 28 şubat muhtırasını yaşadık. Bedelini kim ödedi, hep beraber ödedik. Onun için diyoruz ki lidere bağlı istikrar değil, sistemin istikrar doğurduğu bir düzene rağbet etmemiz lazım. İşte Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi lidere bağlı değil sistemin özü siyasi istikrar olan bir sistemdir. Sistemin doğal sonucu siyasi istikrar.

Mevcut parlamenter sistem Türkiyede pekçok krize kaosa neden oldu. Krizleri kaosları çözmede çok zaman kaybettik. 1946 da çok partili hayata geçtik. 1950 de gerçek anlamda geçtik. 46 biraz göstermelikti. Bakın tam 67 yıl oldu o günden bugüne. 67 yılda 60 da bir darbe 80 de bir darbe 71 de bir muhtıra 97 de bir muhtıra 2007 de bir muhtıra. Bir de 2016 da darbe teşebbüsü. İki darbe üç muhtıra bir darbe teşebbüsü 67 yılda Türkiye yaşadı. Ne üretiyor, darbe üretiyor. Ne üretiyor, muhtıra üretiyor. Ne üretiyor, kriz üretiyor. Bütün bu üretilen mikropların bedelini kim ödüyor. Aziz Türk milleti ödüyor. Onun için diyorum ki darbe üretmiyecek, muhtıra üretmiyecek, kriz üretmiyecek, kaos üretmiyecek bir düzen kurmamız lazım. İşte Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi bu anlamda Türkiyenin yeni darbelerle yeni muhtıralarla karşılaşmaması için son derece sağlam ve güçlü bir anlayışı hayata geçirmektedir. Bütün iş sistem kurmaktır.

Türkiye pekçok kavgalarla da zaman kaybetti. Çift başlılıktan çok çekti. Başbakan, bakanlar ve cumhurbaşkanı arasındaki tartışmalardan çok bedel ödedi. Şimdi hatırlatacağım örnekler üzerinden değerlendirdiğinizde çok net göreceksiniz. Fazla uzağa gitmeye gerek yok. 1980 den sonra Mesut Yılmaz vekil-bakan-başbakan oldu. Kim yaptı onu. Özal yaptı. Peki sayın Yılmaz başbakan olduktan sonra merhum Özal’la kavga etti mi. Etti. ANAP ta siyaset yapan dostlarım vardır bilirler. ANAP'ın parti binalarından Özal’ın resmleri tek tek kazındı. Bedeli kim ödedi. Biz ödedik. Tansu hanımı vekil-bakan-başbakan kim yaptı. Merhum Demirel yaptı. Peki Tansu hanımla Demirel kavga etti mi. Etti. Bedeli kim ödedi. Gene biz ödedik. Merhum Ecevit sayın Sezeri cumhurbaşkanı yaptı mı. Yaptı. Peki bedelini kim ödedi. Gene biz ödedik, 21 şubat ekonomik kriziyle.

Bakın değerli dostlarım. Bugüne kadar gelmiş geçmiş bütün Cumhurbaşkanlarıyla, Başbakanlar ve hükümet arasında sürekli tartışma olmuştur. Kavga da olmuştur. Bunların bir kısmı kamuya malolmuş bir kısmı da kamuya malolmamıştır. Ama gerçek budur. Onun için biz diyoruz ki Türkiyenin çift başlı yönetimden kurtulması lazım. Bir yerde iki muhtar olur mu, olmaz. Bir ilçede iki kaymakam, iki belediye başkanı, bir ilde iki vali olur mu. Bir partinin başında iki genel başkan olur mu. Biz muhtarlık için iki muhtar demiyoruz. Valilik için iki vali demiyoruz. Belediye için iki başkan demiyoruz. Genel başkan için iki başkan istemiyoruz. Ama mesele Türkiyenin yönetimine gelince çift başlılık diyoruz. Türkiyenin yönetimi muhtarlığın, ilçenin, ilin yönetiminden daha mı az önemli birşeydir. Onun için diyoruz ki çift başlılığa son veren bir sistem lazım. İşte bu sistemin adı Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemidir.

Bir başka şey değerli dostlarımız. Mevcut parlamenter sistem çok operasyona açık bir sistemdir. Sermayenin operasyonuna iktidarlar rahatlıkla açık. Medyanın operasyonuna açık. Türkiye üzerinde hesap yapanların operasyonlarına açık. Hatırlayın, 70 li yıllarda ‘Güneş motel’ olayı vardır. Pazarlıklarla iktidar değişti. Fazla geriye gitmiyelim. 1997 de 28 şubat oldu ve o dönemde Refahyol hükümeti istifa ettirildi. Doğruyolun genel başkanı sayın Tansu Çiller başbakan olacaktı. Ama doğruyol partisine bir operasyon yapıldı. Onlarca vekil istifa ettirildi. Hüsamettin Cindoruk’un başkanlığında Demokrat Türkiye Partisi kurduruldu ve iktidar bambaşka bir yere gidiverdi.. Doğruyola operasyon yaptırıldı. Fazla gitmiyelim biraz daha yakına gelelim. Yıl 2002. Başbakanımız rahmetli Ecevit. İyisaatteolsunlar karar vermişler. Ecevit’in DSP MHP ANAP hükümetini indirme kararı vermişler. Ne oldu bakın Ecevit’in en yakınında kim var. Ayancık’lılar bilir. Ecevit’in oğlu gibi diyorlardı. İkinci başbakan diyorlardı. Kim bu isim, Hüsamettin Özkan. Peki Eceviti kim önce sattı. Hüsamettin Özkan. İstifa etti gitti. Babası gibi bildiği adamı, merhum Eceviti terketti. Sonra Dışişleri bakanı İsmail Cem istifa etti. Sonra diğer bakanlar vekiller istifa etti. Neden. Karar almışlar, vekiller istifa edecek ayrı parti kurulacak, ayrı bir hükümet teşkil edilecek, bu hükümette Ecevite yer yok. Başka bir güç operasyon yapıyor. Bu sistem müsait. Rahmetli Ecevit büyük bir devlet adamı, siyaset adamı. Oyunu gördü, seçim kararı aldı ve oyunu bozdu. Operasyonun büyüğünü milletçe beraber o operasyonculara ogün rahmetli Ecevit yaptı. Allah rahmet eylesin. Onun için diyoruz ki yeni bir sistem kuracaksak vekil transferleriyle iktidar hayalini sona erdirmemiz lazım. Tehditle şantajla iktidar dönemini kapatmamız lazım. İşte bu Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi o anlamda da iktidarı operasyonlara kapatan bir anlayışı hayata geçirmektedir.

Değerli dostlarım Türkiyenin güçlü iktidarlara da ihtiyacı var. Güçlü iktidar demek arkasında öyle bir güç olmalı ki başka hesap sahipleri bu iktidarı elde edememeli ve istediği yöne sevkedememeli.”

…..

Bir resmin hikayesi

Memursen'e bağlı Diyanetsen Ayancık temsilcisi Fikret Yaman, Ayancık'a gelen Adalet bakanı Bekir Bozdağ'a hoşgeldiniz diyerek ayyıldız figürlü saat hediye etmiş ve bu resmi de bir sosyal paylaşım sitesinde paylaşmıştı. Bunu dillerine dolayarak bazı kişiler Fikret hocaya yalan yanlış iftira ve ithamlarla çamur atmaya çalışmışlar, olay kasti olarak büyütülmüş ve bir takım karanlık odalara şeytanın sözcülerine kadar gitmişti. Bunun üzerine Ayancık Diyanetsen temsilcisi Fikret Yaman Ayancık Doğuş gazetesine şöyle bir basın açıklaması gönderdi:

Ayancık Diyanet Sen Temsilcisi Fikret Yaman, bazı yayın organlarında hakkında iddia edilen haberlerle ilgili basın açıklaması yaptı.

22/03/2017 Tarihinde Adalet Bakanı Sn Bekir BOZDAĞ'ın Sinop'un Ayancık ilçesini ziyareti sırasında DİYANET SEN İlçe Temsilciliği olarak yaptırmış olduğumuz "AY-YILDIZ figürlü SALÂLARLA durdurulan darbe,15 Temmuz 2016’yı UNUTTURMAYAĞIZ " baskılı saatimizi yönetim kurulu üyeleri ile birlikte Sayın Bakanımıza takdim etmiştik. Bu fotoğraf karesi yazılı yerel basında Sinop halk sesi com,da Mete Çağdaş tarafından haber yapılmış, Hüseyin Özcan isimli şahsın Facebook sayfasında yalan, asılsız, mesnetsiz ifadelerle paylaşılmıştır.

Bu kişiler ismimi kullanarak hain fetö terör örgütü üyesi olan bir kişi 27 Mart 2017 pazartesi günü Hakim huzuruna çıkacak yalanını ortaya atmışlardır. Benim bu hain örgütle İlgim, irtibatım, olmadığı idârî ve hukuki takip sonunda tesbit edilip hakkımda iddianame dahi yazılmamış ve mahkeme kararı da yoktur, bundan dolayı İMAM HATİP’lik görevime iâde edilerek aynı zamanda DİYANET SEN GENEL MERKEZ’i tarafından ilçe Temsilciliğe tekrar atamam yapılmıştır.

"Çamur at izi kalır" mantığından hareketle hakkımda yapılan asılsız, mesnetsiz, kendilerine yakışan ruh hali bozulmuş kişilerin yalanlarıyla şeref ve haysiyetimi zedeleyici, kişilik haklarıma saldırı taşıyan gerçek dışı haber yapıp yorum yazan iftiracılar hakkında Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunularak, Hukukî işlem başlatılmıştır.

Kamuoyuna saygı ile duyurulur.

Ayancık Diyanet Sen Temsilciliği

Fikret Yaman

Son Güncelleme: Cuma, 31 Mart 2017 11:04