Se Si Öz

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
SeSiÖz - Anasayfa Makaleler Tarihte görülmemiş bir direniş, 15 Temmuz
e-Posta Yazdır PDF

Tarihte görülmemiş bir direniş, 15 Temmuz

Selim Sinan ÖZTÜRK

30 Ağustos 2016

15 Temmuz'da meydana gelen darbeye karşı milletin direnci, tarihte görülmemiş bir şekilde tezahür etti. Gönüllerde ma'kes bulan 'liderin çağrısı', âdeta küllî iradeyi tetikleyerek bir anda yayıldı. O anda kimse ne olduğunu tam anlayamadı ama herkes konsantre olmuş gibi yapması gerekeni yaptı. Âkif'in dediği gibi; "toplu vurdukça yürekler, onu top sindiremez" sırrı tecelli etti. Bu olay tarihte görülmemiş bir direniştir. İnşallah yeni bir dirilişin de başlangıcı olur...

Yaşadığımız 60 yılda, her darbe girişiminden sonra biraz hayretle biraz şaşkınlıkla, bizim askerî okullarda darbe eğitimi mi veriliyor diye düşünmeden edemedim. Kardeşim sizin başka işiniz yok mu? Ordu vatan savunmasını kendi insanına karşı mı yapar?

***

Darbe hastalığının en sonuncusu FETÖ diye adlandırılan grup tarafından yapıldı. Yıllar önce başlangıçta iyilik hareketi gibi görünüyordu yapılanlar ama gelinen netice hiç kimsenin kabul edebileceği gibi değil... Bu hadise bana, asıl adı Ömer Okçu olan Hekimoğlu İsmail’in Minyeli Abdullah romanındaki bir hikâyeyi hatırlattı:

“Bir mahallede bir deli varmış. Herkes ona “deli” dermiş. O mahallede adamın biri kuyuya düşmüş. Görenler: “Eyvah adam düştü, ölüyor, ip getirin.” diye bağırmaya başlamışlar. Deli bu vaveylâyı duyar, hemen koşar gelir. Çabukça kuyuya iner, adamı sırtlar, çıkarır. Görenler: “Biz buna deli diyorduk amma, deli değil veli” derler. Deli der ki: “Siz merak etmeyin, ben ona bakar, temizlerim, siz gidiniz.” Herkes gider. Biraz sonra bir feryad, figan duyulur, gelir bakarlar ki, deli, kazazedeyi kuyunun yanındaki ağaca asmış. “Yahu niye böyle yaptın?” derler… “Islanmıştı, astım, kurutuyorum.” … Gördün mü, ortada bir iyi niyet var amma adam öldü.”

***

Şimdi de FETÖ yapılanmasının cemaat diye adlandırılmasından dolayı bütün cemaatler muzır gösterilmeye çalışılıyor. Oysa sağlam bir gelenekten gelen cemaatler, sağlam bir vatan ve millet oluşumunda çok büyük hizmetler yerine getirdiler.

Bu konuda Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, (29.08.2016) NTV Özel Yayınında "Bütün cemaatleri aynı kefeye sokulmamalı diyerek uyarılarda bulundu.

"15 Temmuz'dan sonra en büyük endişem bu sürecin fitneye dönüşmesi. Fitne adam öldürmekten beterdir. Bu fitnelerden biri; bu ihanet üzerinden bir takım bütün yapıları aynı kategoriye koymamak lazım. Türkiye'de cemaatlerin büyük bir kısmının geleneği vardır. Tamamını aynı kategoriye sokmak doğru değil. Aynı hataya düşmemeleri için her birinin özeleştiri yapması gerekir. Bütün cemaatlerden kurtulmak için aynı yol önerildi. Yasaklamak ve devletleştirmek... İkisi de doğru değildir. Doğru olan İslam'ın ana yolundan sapmamaları için şeffaf olmaları, liyakat ve sadakat esaslarına bağlı kalmalarını sağlayacak bir mekanizmanın oluşması. Ve bunlarla beraber kendi iç disiplinlerini kurmalarını sağlamak."

***

15 Temmuz 2016 akşamı darbeye karşı Ayancık halkı da sabaha kadar uyumayarak muhteşem bir tepki ortaya koydu… Biz evde otururken saat 22 sıralarında sahilden gelen kızım haber verdi, darbe olmuş diye. İnanamadık, şaka sandık. Baktık ki TRT'yi  ele geçirmişler, 'Yurtta Sulh Konseyi' adıyla tekraren bir bildiri yayınlıyorlar. Diğer televizyonlar ele geçirilemediği için darbe karşıtı yayın yapabiliyorlar. Eskiden olan darbeleri yakînen bildiğimiz için olanlardan endişe ediyorduk ki, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın görüntülü telefonla televizyonlara bağlanması ve: "Ben bugüne kadar milletin gücünden başka bir güç tanımadım. Buradan milletime sesleniyorum. Herkes sokağa çıksın, bulunduğu yerdeki meydanlara, havaalanlarına sahip çıkın..." diyerek yaptığı çağrısıyla Türkiye tarihinin kaderi değişmeye başladı.

Ayancık'ta da belediye hopörlerinden halkı cumhuriyet meydanına davet eden ilanlar yapıldı. Çok kısa zamanda genç ihtiyar, kadın erkek büyük bir kalabalık toplandı. Belediye başkanı ile birlikte beraber siyaset yaptığı arkadaşları bir arada dik duruşlarıyla meydandaydı.. Marşlar ve dualar eşliğinde Başkan Ayhan Ergün kısa aralıklarla halka hitap etti.

“Bu akşam milletin iradesi tekrar yerine gelinceye kadar bu meydandan ayrılmayacağız. Az önce bu milletin öz evlatları olan, bu milletin değerlerine yürekten sahip olan, başta Jandarma komutanımız ve değerli emniyet müdürümüz aradı. 'Milletimiz nerede biz oradayız' dediler. Allah onlar gibi milletin değerlerinin içinden çıkmış olan, milletin değerleriyle yoğrulmuş olan tüm emniyet güçlerimizden razı olsun diyorum. Cumhurbaşkanımız, başbakanımız bu uğurda can verecekse biz de vereceğiz. Şu anda tüm Türkiyede olduğu gibi Ayancık'ta da sela veriliyor. Şu selaya şu meydanda öncelikle eşlik etmek üzere herkesin duyacağı bir şekilde bu milletin Kurtuluş savaşından sonraki duygularını yansıtan İstiklal Marşımızı en güçlü şekilde ses vererek selaya ve bize Allah'ın yardımının ulaşması niyazıyla hepinizi İstiklal marşını söylemeye davet ediyorum."

İstiklal marşının söylenmesinden sonra Din Görevlileri tarafından darbeyi lanetleyerek birlik ve beraberlik için dualar yapıldı. Kütüphanenin önüne bir televizyon çıkardılar. Olan biteni sabaha kadar takip ettik. İlerleyen saatlerde darbecilerin püskürtülmesi haberleri geliyordu. Kâh konuşmalarla ve dualarla, kâh marşlarla Cumhuriyet meydanında herkes ayaktaydı. Sabah namazını kılarak eve döndük. Elhamdülillah darbe engellenmişti...

***

Devlet büyüklerinin ‘aranızdaki FETÖ’cüleri ihbar edin’ sözleri bazı karanlık düşünceli intikamcı yalancıları da harekete geçirdi. Neler olduğunu anlayamadan bir de baktık ki ilk geceden beri meydanları harekete geçiren Din Görevlilerinden bazıları teker teker gözaltına alınmaya başlandı.

"Karanlık geceler gibi fitnelerin kabardığı zamanda Allah masumlara merhamet eylesin... Hakimlerin işi zor evet, ama adalet suçluyu değil masumu ortaya çıkarmaktır... Hayatında mahkeme yüzü görmemiş, FETÖ'yle alakası olmamış bazı din görevlileri arkadaşlarımızın, terör örgütü iftirasıyla maddi  manevi çileye maruz kalmalarından üzüntü duyduk. Tam, darbe önlendi, terör örgütünden de kurtuluyoruz derken böyle bir muameleye maruz kalmak insanın zoruna gidiyor. Darbecilerin yapmak istediği de böyle millete korku vermekti zaten. Ayancık gibi yerde kimin ne olduğu belli. Ama haksız ihbar furyasıyla bütün Ayancık'ı, hatta bütün Türkiyeyi töhmet altında bırakmak mümkün. Biraz daha dikkat lütfen...

Birbirini seven insanların bir araya gelmesinden daha tabii ne olabilir... Genç kardeşlerimize karşı bu nasıl bir kin ve garezdir ki çete ithamıyla ortalığı bulandıran fırsatçılar çıkabiliyor... Halbuki 15 temmuz akşamından beri meydanda sabahlayan ve halkı diri tutmaya çalışan onlardı. Rabbim sabretmelerinin karşılığını verecektir inşallah. Ama inanıyorum ki onlara bu haksızlığı yapanların bu dünyada da öbür dünyada da kaçacak yerleri yok. Bir gün herşey ortaya çıkacak elbet... Genç kardeşlerimizin kimisi bir hafta sonra, kimisi de yaklaşık bir ay sonra serbest kaldılar. Moralleri iyiydi ama haliyle biraz kırgındılar bu yapılan haksızlığa… Cenabı Hak çilelerini, sabırlarını, ecir ve mükâfat olarak lutfetsin…

Son Güncelleme: Cuma, 02 Eylül 2016 11:07