Se Si Öz

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
SeSiÖz - Anasayfa Makaleler Terbiye, zamanın sabrı ve Ayancık
e-Posta Yazdır PDF

Terbiye, zamanın sabrı ve Ayancık

Selim Sinan ÖZTÜRK

16 Ağustos 2016

Müntesiplerini mahrem olmayan kadınların eline bile dokunmaktan çekindiren, "zinaya yaklaşmayın" diyen bir dinin mensuplarına hiç kimse tecavüz isnat edemez... Yıllarca bu milletin gençliğini çıplak kadın resimleriyle, parçala behçet - tecavüzcü coşkun filmleriyle zıvanadan çıkarıp sapıklaştırmaya çalışanlar şimdi karşımızda iyilik perisi gibi görünerek suçlamaya kalkıyorlar. Nefis ve şeytanın esiri olanlar her devirde mutlaka olmuştur ve cezasını da çeker. Tek tek işlenen suçları bütün bir topluma yüklemek ahlaksızlığın bir başka çeşidi olsa gerek... Terbiyesiz adama hiç laf söylemeyip, Ensar adını öne çıkararak kirletmeye çalışmakla kimseyi kandıramazsınız... Bu arada terbiyesiz adamla ilgili söylenecek en güzel söz Mevlânâ'nın dediği gibidir: "Suskunluğum asaletimdendir... Her lafa verecek bir cevabım var... Lakin bir lafa bakarım laf mı diye, bir de söyleyene bakarım adam mı diye..."

Sosyal Doku Vakfı başkanı Nurettin Yıldız’ın Sinop’ta ve Ayancık’ta “Bu zamanın sabrı” isimli konferans vereceği duyurulmuştu. Ama baktık ki bizim sol takım, memleket sapıklarla dolmuş gibi ortalığı velveleye vererek kıyameti kopardılar ve engellemek için ellerinden ne geliyorsa yaptılar. Biz zannediyorduk ki emniyet güvenliği sağlayacak, biz de rahatça konferans dinleyeceğiz. İşler öyle olmadı maalesef…

12 eylül öncesi Ayancık'ta boy gösteren faşist sol eylemlerin boy göstermesi gibi bir ortamı özleyenlerin neye hizmet ettiklerini anlamak mümkün değil. Kanuna aykırı, ahlâka mugayir bir durum yok. Özgürlük herkes için olması lazım değil mi? 'Söyletmen vurun' yobazlığına önayak olanların diplomalı kimliği taşıması onlara herşeye müdahale hakkı vermez. İsteyen istediğini dinler. İstemiyorsan dinleme. Eğer hürriyet varsa dinlemek isteyene de engel olamazsın. Nitekim bugün internette her istediğini bulup dinleme imkânı var. Karşı çıkanların hiçbirisinin de Nurettin hocanın konuşmalarını dinleyerek tenkit ettiğini sanmıyorum. Birilerinin dolduruşuyla herşeye karşı modasına uyuyorlar.

Özgecan'ın katilini, testereli katili, turist öldürenleri Nurettin hoca mı yetiştirdi, Ensar'da mı okudu. Onları hangi öğretmen yetiştirdi, hangi okullarda okudu da bu hale geldiler. Bunlar hiç konuşulmuyor. Ayrıca, bazı gazetelerin hergün çıplak kadın resimleri basmaları çok mu normal yani.

Nurettin Yıldız diyor ki: "32 dakikalık bir konuşma yapmışım. Bu konuşmanın özeti ve bütününde demişim ki insanlık tarihi boyunca küçük çocukların evlendirilmesi diye bir sorun var. Küçük yaşta evlendirilme vakası vardır. Anadolu'muzda beşik kertmesi denilen bir olay vardı. Bu küçük çocukların reşit olmadan, beş yaşında bile evlendirilmeleri anlamına geliyor. Bunun dini ve insanı bir boyutu vardır. Bunu yok saymakla ortadan kaldıramayız ama bir insan ve Müslüman olarak iki şeyi asla kabul edemeyiz. Birincisi bir babanın madde ve menfaat düşünerek çocuğunu küçük yaşta evlendirmesini insani bulamayız. Onun camimize girmesini bile kabul edemeyiz, ikinci olarak küçük yaşta bir çocukla evlenmeye iştah göstereni ise insanlığını tartışırız, tımarhaneye konulmalıdır."(17.05.2016-akit)

Evet, Ayancık küçük bir yer. Tabiri caizse hepimiz komşuyuz. Burada bu kadar öfke birikimine gerek var mıydı diye düşünüyorum... Sağda da olsan, solda da olsan, cenazede düğünde mecburen bir araya geleceğimiz insanlarız hepimiz. Yarın birgün seçim zamanı o senin kapına gelecek, sen onun kapısına gideceksin oy için. Çünkü hepimiz Ayancık'lıyız. Kızmadan, öfkelenip bağırmadan, aklı selimle derdimizi konuşabilmeliyiz.

Emrivâki bir durumla karşılaşsak da Hocaya sahip çıkmak ayrı bir şey, beraber aynı yerde yaşamak zorunda olmak ayrı birşey... Peygamberimizin Mekke'de yaşadığı zamanda müşriklerle ilişkilerini ve İslâmi hassasiyetini unutmayalım. Ya geleceğin muhtemel müslümanlarıydı, veya çocuklarından müslüman ve mücahid yetişecek insanlardı onlar...

Bazıları 'Ayancık' deyince hep sol taraf var sanıyor ya, öyle değil. Ayancuğun bir de bu yancuğu var. Paris'in, İstanbul'un modasını takip edenler olduğu gibi, sessiz sedasız dinini yaşamak isteyenler de oldu eskiden beri.. CHP'nin dine karşı yapısı ve hakimiyetine rağmen, köylerde gizli gizli Kur'an öğrenenler oldu. Yaşanan acı hatıraları bazıları duymadı bile. Yani Ayancık'ı değerlendirirken resimlerle eskiyi anarak, sadece sol gözle değil, her iki gözle de bakarak değerlendirme yapmak lazım.

Ayancık demişken şunu da not olarak eklemek istiyorum. Karşıdaki Fatsa tepesinde bulunan ve aşağıdan bakınca da görebildiğimiz seyir terasının yerinde yeller esiyor şimdi... Birileri odun mu yaptı ne. Yazık yapılan emeklere... Bize ne oldu böyle?.. Herkesin istifade ettiği kamu mallarına zarar veren bu insanlar nereden türedi.. Eskiden biz böyle değildik. İslamı özümseyen millet olarak en cahilinden en alimine kul hakkına riayet ederdik. Herşeyi yakıp yıkan, kendinden başkasını düşünmeyen insanlar başkalarına zarar verdiklerini hiç akletmiyorlar ama kendilerine de zarar verdiklerinden haberleri yok. Allah akıl ve iz'an versin. Ne diyelim...

Son Güncelleme: Çarşamba, 17 Ağustos 2016 15:28