Se Si Öz

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
SeSiÖz - Anasayfa Ayancık'tan Haberler Sinop AkParti Milletvekili Nazım Maviş'in Ayancık meydan konuşması

Sinop AkParti Milletvekili Nazım Maviş'in Ayancık meydan konuşması

e-Posta Yazdır PDF

Ayancık Cumhuriyet meydanında darbeye karşı duran halkla bir araya gelerek 18 Temmuz 2016 akşamı bir konuşma yapan Sinop AkParti Milletvekili Nazım Maviş; ‘15 temmuz gecesini 16 temmuza bağlayan o uzun gecede millet iradesinin tecelligâhı olan ve kendilerinin de içinde olduğu TBMM’nin düşman askerleri tarafından değil, bu milletin içerisinden yetişmiş ama bu milletin sütüyle beslenmemiş, bu milletin kanını taşımayan, fakat bu milletin vergileriyle kullandığı tanklarla, helikopterlerle, uçaklarla bombalanarak saldırıya uğradığını ve 1071 de Malazgirt'te Alpaslan'ın ve beraberinde kefenler giyerek Anadolunun kapısını İslama açmak için gelenlerin gayesi neyse bugün bu meydanda herşeye rağmen, ne pahasına olursa olsun, özgürlüğünü ve bağımsızlığını korumak için nöbet tutanların amacı ve gayesinin o olduğunu söyledi. Konuşması sık sık alkışlarla ve sloganlarla kesilen Nazım Maviş konuşmasını şöyle sürdürdü:

Nazım Maviş'in konuşmasının videosu >>>

“Bu milletin yolu kesilmek isteniyor. 1071 de Malazgirt'te Alpaslan'ın ve Alpaslan'ın arkasından kefenler giyerek Anadolunun kapısını İslama açmak için gelenlerin gayesi neyse bugün bu meydanda herşeye rağmen, canına rağmen, kanına rağmen ne pahasına olursa olsun, özgürlüğünü ve bağımsızlığını korumak için nöbet tutanların amacı ve gayesi odur.

1453 te Fatih Sultan Mehmet han İstanbul'u fethetmek için atının üstünde hırsından atını denizlere nasıl sürdüyse ve Fatih hırsından atını denizlere sürerken onun peşinden ordusu nasıl koştuysa bugün bu meydanlarda nöbet tutan kardeşlerimiz de aynen Fatih'in atını denize sürdüğü gibi nöbet tutmaktadır. Ve yine İstiklal Savaşını yaşadığımız günlerde  cepheden cepheye koşan, bu milletin bekası için, birliği için, dirliği için, beraberliği için, ve Türkiye Cumhuriyetinin ilelebet payidar olması için cepheden cepheye koşan kardeşlerimiz hangi inançla, hangi duyguyla, hangi amaçla koşmuşlarsa, bugün meydanları doldurup darbeye karşı göğsünü siper edenler de aynı gayeyle, aynı amaçla bu meydanları dolduruyor.

23 Nisan 1920 de TBMM açıldı. TBMM açıldıktan sonra düşman askerlerinin toplarının sesi Polatlı'dan Ankara'da duyulurken bile TBMM milli iradenin sembolü olarak, milli iradenin tecelligâhı olarak, milli egemenliğin tecessüm ettiği kutsal yapı, kutsal mekan olarak durmadı ve çalıştı. Ve 23 nisan 1920 den bugüne kadar milli egemenliğin sembolü olarak, millet iradesinin sembolü olarak varlığını hep sürdürdü. Ama 15 temmuz gecesi, 15 temmuz gecesini 16 temmuza bağlayan o uzun gecede millet iradesinin tecelligâhı olan TBMM düşman askerleri tarafından değil, bu milletin içerisinden yetişmiş ama bu milletin sütüyle beslenmemiş, bu milletin kanını taşımayan, fakat bu milletin vergileriyle kullandığı tanklarla, helikopterlerle, uçaklarla bombalandı saldırıya uğradı. Türkiye Cumhuriyetinin tarihinde bu milletin şanlı, şerefli, aziz tarihinde görülmemiş bir saldırıyla karşı karşıya kaldı.

O gün bize meclis başkanlığımız ve grup başkanlığımız tarafından bir mesaj geldi. Denildi ki; Ankarada olan bütün milletvekilleri TBMM'ne gelsin. Sokaklara çıktık. Ankaranın bütün yolları tanklarla kesilmişti. Meydanlarda tanklar namlularını kendi milletine çevirmişti. Tankların arasından, çatışma seslerinin arasından, Genelkurmay'ın önündeki onlarca tankın arasından vatandaşlarımız TBMM'ni korumak, milli iradeyi korumak için göğüslerini siper ederek mücadele ediyorlardı. Biz de milletvekili arkadaşlarımızla tankların arasından, çatışma seslerinin arasından koşarak TBMM'ne gittik. TBMM'ne varabilmek için kapatılmış bütün yolları deneyerek ulaşmaya çalıştık. Ve TBMM'ne vardığımızda MHP'li milletvekillerimiz de CHP'li milletvekillerimiz de AkParti milletvekillerimiz de dedi ki bu kubbe baki kalacak. TBMM bu milletin milli iradesinin tecelli ettiği kutsal yapıdır. Ne pahasına olursa olsun, istiklal harbinde bile kapatılmamış, istiklal harbinde bile Polatlı'dan top sesleri duyulurken çalışmaya devam etmiş, bu meclis çalışacak. Grup başkan vekillerimiz kürsüye çıktılar. Konuşmalarını yaparken, en son MHP grup başkanvekili, Manisa milletvekili Erhan Akçay konuşurken kulakları inleten o top sesiyle irkildik. Hiçbir şekilde hafsalamızın almadığı, aklımıza gelmeyen bir şekilde Türk jetleri, bizlerin vergisiyle alınmış jetler, ne yazık ki kanı bozuk bir cunta grubu tarafından TBMM bombalanıyordu. Sabaha kadar jetler TBMM'ni bombaladı. Tepemizde helikopterler meclis bahçesinde meclisi savunan kahraman polislerimizin üzerine kurşun yağdırdı. Bulunduğumuz ortama yaralanmış polis arkadaşlarımızı getirdiler. Sabah 9 civarında bulunduğumuz ortamdan çıkıp meclisin güvenli hale geldiğini tesbit ettikten sonra bir de gördük ki milletin meclisi, milli iradenin sembolü olan, milli egemenliğin tecelligâhı olan TBMM harap bir haldeydi. Bitap bir haldeydi. Tarümar edilmiş bir haldeydi. TBMM'nde Başbakanımızın odasının bulunduğu kat yıkılmış, meclis kulislerinin olduğu katlar tahrip olmuş, genel kurul salonu tahrip olmuş, TBMM büyük bir saldırıyla karşı karşıya kalmıştı.

Sabaha karşı saat 5 civarında bulunduğumuz ortamdayken meclis başkanımızla, Adalet bakanımızla, Ekonomi bakanımızla, Aile ve Sosyal Politikalar bakanımız Fatma hanımla birlikte bulunduğumuz ortamdayken Cumhurbaşkanımız aradı. Dedi ki milletvekillerimize; "Siz seçilmiş milletvekilisiniz. Millet size vekaletini bir namus borcu olarak verdi. Milletin namusunu sonuna kadar koruyacaksınız, ne pahasına olursa olsun meclisi terketmiyeceksiniz." Ve biz de bütün arkadaşlarımızla beraber, bütün arkadaşlarımızla beraber meclisi terketmedik. Çünkü biz inanıyoruz ki milletin bize verdiği vekâlet görevi bizim için namustur. Ve o namusu sonuna kadar korumak bizim borcumuzdur. O borcu bu millete ifa etmek, o borcu bu devlete ifa etmek, ve borcumuzun gereğini yerine getirmek için bütün siyasi partilerden milletvekillerimizle birlikte TBMM'de meclisi kapatmamak üzere, millet iradesini ayakta tutmak üzere nöbet tuttuk. Saat 9 civarında meclis genel kurulunu tekrar açmak ve meclisi meclis başkanlığımız nezdinde, başkanlığında tekrar çalışır hale getirmek üzere genel kurul salonuna girdik.

Bakın Türkiye Cumhuriyeti tarihinde çok badireler yaşadık. 1960 da seçilmiş bir başbakanı bu ülkede milletin gözünün önünde darağacına götürdüler. Boynuna yağlı ilmek geçirdiler. Millet olarak acımızı kalbimize gömdük. 1980 de 12 eylül ihtilali yaşandı. Sağcısı da acı çekti, solcusu da acı çekti. Sen sağcısın serbestsin, sen solcusun serbestsin demediler. Bir ondan bir bundan dediler. Millet olarak acı çektik. Analar ağladı. Babalar ağladı. Evlerinde eşlerin gözü yaşlı kaldı. Acımızı yüreğimize bağrımıza bastık. 28 şubatta bu milletin oylarıyla seçilmiş olan Necmettin Erbakan MGK salonunda boncuk bocuk terlerken hepimiz kan ağladık. Ama bu sefer acımızı yüreklerimize gömmeyeceğiz. Bu millete acılar yaşatmak isteyen kimse onları bu meydanlara gömeceğiz birlikte.

Recep Tayyip Erdoğan sırtını millete ve yüreğini Allah'a dayamış bir Allah adamıdır. Lider yürür, millet arkasından yürür. Marmaris'te yarım saat gecikmiş olsaydı bugün Türkiye başka Türkiye olurdu. O, bütün kararlılığıyla beraber Atatürk hava limanı işgal altındayken pilotuna diyor ki; "sen bu uçağın ışıklarıyla piste inebilir misin?" O zaman yürü. Fatih'in atının üstünde hısrından atını denizlere sürdüğü gibi yürü, milletimizle buluşmaya gideceğiz diyor. Ve Atatürk hava limanında milletinin karşısına çıktığında bu millet sokaklar, meydanlar bizim, darbecilere meydanları terketmeyeceğiz diyerek tankların üstüne, tankların paletlerinin altına cesetlerini bedenlerini gömüyor.

İki gün önce Ömercan kardeşimizi toprağa verdik. Ayancığımız kutlu bir şehir oldu. Gencecik canımız, adı gibi canımız ciğerparemiz olan Ömercan'ı toprağa verdik. Annesine dedim ki; "Cumhurbaşkanımızın selamını getirdim, size taziye dileklerini iletiyor." "Allah onu başımızdan eksik etmesin" diye cevap verdi. İşte bu millette bu inanç, bu kararlılık olduğu sürece tank paletlerinin altına bedenini yatırdığı sürece, tankların tepesinde bu milletin özgürlüğünü bağımsızlığını korumak için herşeyi göze alarak tankların üstüne çıktığı sürece Allah'ın izniyle bu milletin ufku açık, bahtı açık, geleceği açıktır. Nasıl Çanakkale'de 250 bin tane canımızla Çanakkale'yi geçilmez yapmışsak, bütün bu tanklara, bütün bu toplara, bütün bu jetlere, bütün bu saldırılara karşı da aynı şekilde millet olarak bedenlerimizi siper ettik ve darbeye dur dedik. Bu milletin karşısında, bu aziz milletin karşısında hangi cümleleri söylesek, hangi minnet duygularını ifade etsek azdır. Sadece sizin karşınızda yapabileceğimiz tek şey var, saygıyla eğilmek. Çünkü eğer bugün bu ülkede darbe püskürtülmüşse, Recep Tayyip Erdoğan'ın dik duruşu ve sizin kararlı bir şekilde demokrasiye, millet iradesine, meydanlara ve geleceğimize sahip çıkmanızın sonucu olarak durdurulmuştur. Allah sizden razı olsun.

Hiç endişeniz olmasın. İnşallah bu millete kastedenler, bu milletin gelişmesine, büyümesine kalkınmasına kastedenler, bu milletin bağımsızlığını hazmedemeyenler ve bu milletin evlatlarına kurşun sıkanlar, bu milletin polisine kurşun sıkanlar, bu milletin özgürlüğe ve bağımsızlığa inanmış, demokrasiye ve milli egemenliğe inanmış askerine kurşun sıkanlar hakettikleri en ağır cezayla mukabele göreceklerdir. Türk Silahlı Kuvvetlerinin içerisinde haysiyetli, onurlu, şerefli, demokrasiye inanan ve başkomutanı Recep Tayyip Erdoğan'ın emrinden çıkmayan şerefli askerleri, bu haysiyetsizliğin karşısında onlar da gereken dersi bunlara vereceklerdir. Meydanlarda milletimiz diyor ki 'idam isteriz'. Ben de bu meydanlarda sizin vekiliniz olarak, sizin sesiniz, sizin nefesiniz, sizin soluğunuz olarak size şunu söylüyorum. Kısasa kısas.. Kısasta hayat vardır. Milletimizin isteğini mecliste yerine getirmek boynumuzun borcudur. Bu caniler hakettikleri en ağır cezayı alacaklardır. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın.

Meydanları dolduruyoruz. Biraz önce Gerze'deydik. Gerze'de mehter takımıyla arkadaşlarımız Gerze sokaklarında yürüdüler ve sonra Gerze'nin meydanında aynen Ayancık meydanında olduğu gibi bir araya geldiler. Milli egemenliği korumak, milli iradeyi korumak, demokrasiye sahip çıkmak, milletin adamına sahip çıkmak için, milletin şerefli evlatları nöbette. Nöbetiniz kutlu olsun arkadaşlar. Bu gün Ayancığımızın meydanı da aziz, şerefli, onurlu, haysiyetli milletimizin fertleriyle dolu. Ülkücüsüyle, AkPartilisiyle, demokrasiye inanmış CHP'lisiyle bütün hemşehrilerimiz meydanlarda. Darbeye karşı hep birlikte Türkiye direnmeyi öğrendi. İnşallah zor zamanlarda oluşturduğumuz bu birlik, bu beraberlik daim olsun. İnşallah milletimiz bir daha böyle acılar yaşamasın. Bir daha alçakça, haysiyetsizce, şerefsizce saldırıların muhatabı olmasın. Ama alçaklığa tevessül edenler, şerefsizliğe tevessül edenler, üstelik te bunu din kisvesi altında yapanlar bilsin ki bu millet nasıl bugün bu haysiyetsizliğe dur demişse yarın da yarından sonra da Allah'ın izniyle şerefine ve izzetine yapılan her saldırıya aynı kararlılıkla cevap verecektir.

Artık bu millet 1960 da darağacına gönderdiğiniz Menderes'in acısı gibi acılar yaşamak istemiyor. Artık bu millet 7 şubatta Milli İstihbarat Teşkilatına operasyon yapan, gezi olaylarında 3-5 ağacı bahane ederek üçüncü köprüyü durdurmak, üçüncü hava limanını durdurmak, Türkiyenin gelişmesini büyümesini durdurmak isteyen, 17 ve 25 aralıkta yargı cuntasıyla bir yargı devrimi yaparak milletin seçilmiş hükümetini devirmek isteyenlere, 15-16 temmuzda meclisin tepesinden jetler uçurarak, aynı şekilde Özel Harekatlar daire başkanlığına bombalar atıp 47 polisimizi şehit ederek, milletin bu kutlu yürüyüşünü durdurmak isteyenlere bu meydanlarda hakettiği cevabı verelim.

Nöbetiniz kutlu olsun. Duruşunuz kutlu olsun. Allah devletimize zeval vermesin. Milletimizin birliğini beraberliğini dirliğini bozmasın. Milletimize böyle acı günler yaşatmasın. Cenabı Hak, geleceğimizi aydınlık kılsın. Cenabı Hak bizi Muhafız sıfatıyla korusun. Cenabı Hak'tan başka tecelligâhımız yok. Ondan başka iltica edeceğimiz bir yer yok. Cenabı Hak milletimizle beraber olsun. Ben nöbetiniz kutlu olsun diyorum. Nöbette olan bütün kardeşlerimi tebrik ediyorum. Başkumandanımız Recep Tayyip Erdoğan'dan ikinci bir emir gelene kadar meydanlarda nöbete devam. Yürüşünüz kutlu olsun. Mücadeleniz kutlu olsun. Allah da milletimizle beraber olsun. Sağolun, varolun...”

Son Güncelleme: Pazar, 07 Ağustos 2016 13:41