Se Si Öz

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
SeSiÖz - Anasayfa Makaleler Eğrisiyle doğrusuyla geride kalanlar
e-Posta Yazdır PDF

Eğrisiyle doğrusuyla geride kalanlar

 

Selim Sinan ÖZTÜRK

19.Temmuz.2015

Eğrisiyle doğrusuyla bir seçim daha geride kaldı. Eğer oyun kuralına göre oynansaydı, herkes kendi görüşüne göre tercih edeceği partiye oy verecekti. Ama görülüyor ki bir takım planlar ortaya kondu. Eh, herkesin bir hesabı varsa Allah'ın da bir hesabı vardır. Elbet biz ona teslim olmuşuz. Mevla neylerse güzel eyler. Yeter ki biz O'na lâyık olmaya çalışalım. Gevşemek yok. Su uyur, düşman uyumaz demişler. Amerika, İngiltere, Almanya, İtalya ve İsrail niye seviniyor, bunu düşünmeli değil mi... Tabii, AkParti'nin de "nerde yanlış yaptık" diye düşünmesi lazım. Doğuda sandıklar niye PKK’nın insafsızlığına terk edildi, adaylarda dayatma yapıldı mı, vatandaşın cebine giren çıkan dikkate alındı mı düşünmek lazım… Etrafımız böyle ateş çemberindeyken güçlü bir hükümet olmalı ki mücadele etsin. Muhalefet nefret ve düşmanlık pompalayarak, yalan yanlış söylemlerle algı operasyonu yaparak seçime gitti. Baraj bu sefer geri tepti.. Yüzde 10 barajını AkParti getirmedi. Öncekiler istikrar için diyerek getirmişlerdi.

Üst akıl veya siyaset mühendisliği dedikleri durum, bundan önce de gezi olaylarıyla, 17-25 aralık olaylarıyla denendi. Bu seferki de bunun değişik versiyonu. İktidar olmak için değil de iktidarı yıkmak için yapılan bir hareket. Onun için afalladılar ya, beklemedikleri böyle bir netice karşısında...

HDP'nin Baş-taşı "barış kazandı, demokrasi kazandı" demiş. Silahlı terör örgütünün güdümündeki bir parti barıştan bahsetmekle herkesi aptal yerine koyduğunu sanıyor. Bal bal demekle balın tadı anlaşılmadığı gibi barış demekle de barış olmuyor. Ölüm tehdidi altında oy devşireceksin, sonra da barış kazandı diyeceksin. Bunu kimse yutmaz...

*

İnsanları suçlamak için, "o eskiden şöyleydi, böyle böyle dedi" diye kısa vidyoları servis edenlerin maksatları anlaşılıyor. Ama hiç de gerçekçi değil. Sadece kafa karıştırmaya yönelik şeyler. Hz. Ömer de eskiden bazı yanlışlıklar yapmış, ama sonrasında adil, Ömerul Faruk olmuş.. Yani şimdi şöyle mi diyelim. Sen de eskiden yürümeyi bilmiyordun, sonradan öğrendin de şimdi ahkam kesiyorsun... Bunun gibi bir şey...

Tayyip Erdoğan karşıtlığı artık psikolojik vak'a boyutuna ulaştı. Evet, hastalık derecesinde bir Tayyip düşmanlığı var. Kırmızı görmüş boğa gibi saldırıyorlar.

Geçen sene Belediye seçimler döneminde internette bir resim dikkatimi çekmişti. Belediye Başkanı Ayhan bey seçim çalışmaları nedeniyle esnaf ve kahvehane ziyaretleri yapıyor, fotoğrafçısı da o sahneleri çekiyordu. O fotoğraflardan birinde bir kahvehane ziyareti ve başkan bazı vatandaşlarla görüşüyor. Fakat yan taraftan kareye giren birisinin görüntüsü acayip. Yiyecek gibi, öyle bir kinle düşmanca bakışı var ki resimde açıkça belli oluyor. Daha sonraki günlerde o kişiyi gazete alırken gördüm. Baktım ki sözcü gazetesi alıyor. Anladım ki şeytanın sözcülerini takip edenler farkında olmadan ruh hallerini tahrip ediyorlar. Zombi gibi ortada dolaşan böyle insanlardan sakınmak lazım.

Kendi seviyelerine bakmadan Cumhurbaşkanına sınır çizmeye kalkıyorlar... Siz Tayyip'e kabadayılık yaparken bu kibir olmuyor da Tayyip size kükreyince bu kibir mi oluyor... Kibire karşı kibir sadakadır. Diyorlar ki; konuştuğu zaman huzurumuz kaçıyor... Asıl sizin yalan yanlış hezeyanlarınızdan milletin huzuru kaçıyor. O, sessiz yığınların sesi olmuş, söylenmesi gerekenleri söylüyor. Niye rahatsız oluyorsunuz...

Elbette hatasız kul olmaz. Hepimizin hataları vardır. Hiçbirimiz Peygamber değiliz çünkü. Televizyon, bilgisayar gibi iletişim araçları yaygınlaşınca ortalıkta yalan yanlış bir sürü haber ve yazı bombardımanıyla karşılaşan insan neye nasıl inanacağını bilemez hale geliyor. Algı operasyonu yapılıyor. İnternet ortamında karşımıza çıkan delilsiz ispatsız mesajlar, hep birilerini şartlandırmak için…

*

Merhum Erbakan’ın yol gösterici sözlerinden biri de şöyleydi:

"Herhangi bir durumun oluşmasında ve gelişmesinde Müslümanların üç ayrı safhada, takınacağı üç ayrı tavır vardır: Önce emredilen ve yapılması gereken bir konuda, takatimizin sonuna kadar cehd, gayret ve her türlü esbaba tevessül... Olayın meydana gelişi esnasında, korku ve telâşa kapılmadan Allah'a teslimiyet ve tevekkül... Sonunda ise, takdire rıza ve ortaya çıkan meselenin hakkımızda en hayırlı durum olduğunu kabul etmek gereklidir. Biz bütün bu sebeplere tevessül etsek ve her türlü gayreti göstersek bile, Allah istediğimiz neticeyi vermeye mecbur değildir. Ancak sebeplere tevessül edilerek ve sünnetullaha uygun hareket edilerek yapılacak işlerin genellikle başarıya ulaştırılması da adetullah gereğidir." (Necmettin Erbakan - akit -20150609)

Son Güncelleme: Çarşamba, 22 Temmuz 2015 15:05