Se Si Öz

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
SeSiÖz - Anasayfa Makaleler Kızıma demek istediklerim
e-Posta Yazdır PDF

Kızıma demek istediklerim…


Selim Sinan ÖZTÜRK

15.Mayıs.2015

Hayatımıza anlam katan kızım… Sen bize öncelikle Rabbimizin bir lûtfusun. “Kızım,” diye seni andığımda, rahmetli Erbakan’ın kızını anarken bir TV proğramında nasıl duygulandığını hatırlıyorum. Peygamberimizin Hz. Fatıma’ya olan sevgisini hatırlıyorum. Hisleniyorum, ister istemez.. İhtiyarlıyor muyum ne…

Bizim gözümüzde hâlâ çocuk olsan da artık kendini bilen bir genç kız olarak arzu ve isteklerinle, ve yaptıklarınla yavaş yavaş kendine bir yol çiziyorsun. Rabbim, senin için en iyisini nasib eylesin.

Madem okul hayatını tercih ettin. Öncelikli hedefin hayırlısıyla okulu bitirmek olmalı. Bu arada, tabiri caizse, ayakları üstünde durabilmeyi de öğreniyorsun. Hayatı öğreniyorsun. Hayatta karşılaşacağın her şeyde ve atacağın her adımda Rabbimize duayı unutma. Rabbim hayırlısını hayırlısıyla nasib etsin… Mustafa hocayı da dikkate al. Onun kopyası olman şart değil. Ama yol göstericiliğine ihtiyacın var. Tecrübelerinden istifade edebilirsin.

Orası bir yüksek okul. Elbette hayatta karşılaşılabilecek bir takım olaylara ve kişilere karşı bilgilendirme ve yönlendirme yapabilirler. Sen bunlardan, içine sinmeyen şeyleri ayıklayarak inşallah doğruyu bulmaya çalışırsın.

Bir İlâhiyat mensubu olarak insanları olduğu gibi kabul ederek yaklaşmak, iyi niyetle karşılamak güzel de bu her zaman doğru sonuca ulaştırmaz insanı. Bir eşcinselle, bir ateistle, bir çarpık düzenin fanatiği ile denk geldiğin zaman, sorularına belki ikna edici cevap verebilirsin. Ama unutma hidayet Allah’tandır. En tesirli tebliğ sevdirerek örnek olmaktır. Bir de bu tür kişilerle karşılaşmak bazen insanlarda olumsuz etkiler de bırakabilir, aynen sigara içenlerin yanında bir müddet duranların farkında olmadan onun kokusunun üzerine sinmesi gibi…

Dedim ya orası İlâhiyat Fakültesi. Bu tür problemlere veya problemli insanlara neyi nasıl yapmalı diye düşünce üretmesi gereken bir yer. Sen bir öğrencisin. Akademik çalışmalar yapan birisi değilsin yani. Daha öğreneceğin çok şey var. Peygamberimizin hayatını, asrı saadeti çok iyi bilmek lâzım…

İlahiyat fakültesinde olsan da, ilahiyatçı diye, dindar diye kimseye güvenme. Sınırlar mutlaka olsun. İnsan olarak herkesin zaafları vardır çünkü. Ve şeytan damarda akan kan gibi insana nüfuz eder. Bu konuda her şeyi açık açık söylememe de gerek yok…

Bir erkek, bir kadına ya anne gibi bakar, veya bacı gibi bakar, veyahutta bunlardan daha yakın olabileceği biri gibi bakar. Hiçbir zaman bir kadına erkek gibi bakmaz.

Tanıdığın, bildiğin insanlarla elbette samimi olabilirsin, ama in midir cin midir bilmediğin kişilerle zaruret icabı konuşurken işi kısa tutmak onları etrafına tebelleş etmemek için daha iyidir. Hayattaki kötü insanların arayıp ta bulamadığı bir şey bu, yani herkese safça yaklaşmak veya cüretkâr davranmak.

Hayat acımasızdır. Bazı şeyleri toslayarak öğrenmek değil toslamadan dikkatli davranmak, seni istemediğin hallerden kurtarır. Bu paranoyak olmak değildir. Her türlü insan var. Açık kapı bulurlarsa tabii ki dalarlar içeri. Kendini kapatmak tabirini biraz da böyle anlamak lazım diye düşünüyorum.

Nasrettin hoca birgün eşeğiyle yolda giderken eşeği durup yerdeki hayvan pisliklerini koklayarak gidiyormuş. Nasrettin hoca da o kemreleri alıp onun heybesinin içine koyup boynuna bağlamış. Eşek yiyecek şey değil de pisliği görünce kafasına sağa sola kaçırıyormuş. Nasrettin hoca da, "Ne kızıyorsun, sen istedin ben de verdim" demiş.

Yani anlayacağın, insan her önüne gelen şeye burnunu sokmayıp seçici olursa, pisliğe bulaşmamış olur. Yoksa sen istedin ben de verdim, der Cenabı Hak. Ne istediğini bilene dünya yol verirmiş derler.. Hedefini, gayeni belirle ve ona odaklan. VEMEL HAYATÜDDÜNYA İLLÂ LAİBÜN VE LEHV buyurmuş, Allahü teâlâ.. Ömrümüzü boşa harcamayalım...

İsraf ettiğimiz o kadar çok şey var ki, farkında olmadan elden avuçtan kayıp gidiyor. Zamanı yerli yerinde kullandığımızı zannederken, yaş ilerleyip de geriye dönüp bakınca neyin ne olduğunu daha iyi anlıyor insan. Durdurmak mümkün olmayan ve hızla akıp giden zamanı eğer Rabbımızın rızası istikametinde teslim olarak değerlendirebilirsek bizim için kayıp yok demektir. Galiba güçlü olduğumuz zamanlarda, yani karnımız tok sırtımız pek olduğunda zamanı bozuk para gibi harcıyoruz. Şeytan ve nefis, bize hiç bitmiyecekmiş gibi gösteriyor zamanı. Biz de harca harca bitmez sanıyoruz, aldanıyoruz. Ama zararın neresinden dönülürse kârdır, fehvasınca tekrar istikamet üzere olma imkânı her zaman var demektir. Vesselam...

Text-to-speech function is limited to 100 characters
Son Güncelleme: Salı, 19 Mayıs 2015 22:10