Se Si Öz

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır

25.Temmuz.2010

e-Posta Yazdır PDF

25 Temmuz 2010, Pazar - İZMİR

Bazen bir özlü sözde, bazen bir şiir dizesinde, bazen bir şarkı sözünde, bazen bir film repliğinde, bazen bir karikatürün çizgilerinde, bazen bir fotoğrafın içinde ve bazen de anılardaki bir sahnenin hatırlanmasıyla bir yaşam sevinci içimi aydınlatıyor. Arşivimdeki o sözcüklerin, yani yaşam rehberlerinin öğütlerinden bazı seçmeleri paylaşmak istiyorum.

“Mutluluk, sevilmek değildir. Mutluluk bir başkasını sevmektir.”

Hermann HESSE

“Düşüncelerin neyse hayatın da odur.Hayatının gidişini değiştirmek istiyorsan düşüncelerini değiştir.”

William SHAKESPEARE

“İlkelerin olacak. Seni satın alamayacaklar. Aptalların uydurduğu atasözlerine inanmayacaksın. -Paranın satın alamayacağı şey yoktur.-, -Herkesin fiyatı vardır.- gibi sözlere kanmayacaksın. Onurunla, kimliğinle ve beyninle akıllı yaşayacaksın. Üreteceksin, seveceksin, sevileceksin, inançlarının arkasında duracaksın. Sevgilerin karşılıksız, yardımların gizli olacak. Seni attan, ottan ayıran özelliğin farkına varacaksın. Çünkü sen insansın. Ve bunu yakaladığın gün bembeyaz yaşayacaksın.”

Müjdat GEZEN

“Yaşlanarak değil yaşayarak tecrübe kazanılır. Zaman insanları değil, armutları olgunlaştırır.”

Peyami SAFA

“Varoluş amacımız diğer insanlara yardım etmektir. Bunu yapamıyorsak hiç değilse onlara zarar vermeyelim.”

Dalai LAMA

“Yalnızlığa dayanırım da, bir başınalığa asla. Yaşlanmak hoş değil duvarlara baka baka. Bir dost göz arayışıyla, saat tıkırtısıyla.. Korkmam, geçinip gideriz biz mutlulukla. Ama, -Günün aydın, akşamın iyi olsun- diyen biri olmalı. Bir telefon sesi çalmalı ara sıra da olsa kulağımda. Yoksa zor değil, hiç zor değil demli çayı bardakta karıştırıp bir başına yudumlamak doyasıya. Ama, -Çaya kaç şeker alırsın?- diye soran bir ses olmalı ya ara sıra.”

Can YÜCEL

“Mutluluk bir hedef değil, yoldur. Paraya ihtiyacınız yokmuş gibi çalışın, hiç incitilmemiş gibi sevin, kimse seyretmiyormuş gibi dansedin.”

Alfred D. SOUZA

“Öğrendiklerimin çoğunu dinlediklerimden,

Bildiklerimin çoğunu düşündüklerimden,

Unuttuklarımın çoğunu yaşadıklarımdan,

Yazdıklarımın çoğunu unuttuklarımdan çıkardım.”

Özdemir ASAF

“Denizleri seviyorsan, dalgaları da seveceksin;

Sevilmek istiyorsan, önce sevmeyi bileceksin.”

NİETZSCHE

“Mutlu olmak için içinde bulunduğunuz andan daha iyi bir zaman olduğuna karar vermek için beklemekten vazgeçin. Mutluluk bir varış değil, bir yolculuktur. Pek çokları mutluluğu insandan daha yüksekte ararlar, bazıları ise daha alçakta. Oysa mutluluk insanın boyu hizasındadır.”

KONFÜÇYÜS

“Değiştim, maalesef değiştim

Beni de kayırmadı, yordu hayat

Gün oldu dövüştüm, gün oldu seviştim

Bir tek ana evindeymiş rahat.”

Sezen AKSU

“Mutluluk makineye benzer. Ne kadar basit olursa o kadar az bozulur.”

Agah İzzet YAZGAÇ

“Okulda, anladıkça başaracaksın.

Yaşamda, başardıkça anlayacaksın.

Gelecek mutlu-mutsuz, inanmasan da;

Gözlerin yaşardıkça anlayacaksın. “

Özdemir ASAF

“Ey Oğul! Güçlü kuvvetli akıllı ve kelamlısın. Ama bunları nerede ve nasıl kullanacağını bilmezsen sabah rüzgarlarında savrulur gidersin. Öfken ve nefsin bir olup aklını mağlup eder. Bunun için daima sabırlı, sebatkar ve iradene sahip olasın. Sabır çok önemlidir. Çiçek, vakti gelmeyince açmaz; ham armut yenmez. Bilgisiz kılıç da tıpkı ham armut gibidir.

“Bir dem gelir bir tekmeyle dünyaları yıkacak olursun, bir dem gelir yerdeki karıncaya mağlup olursun. Güç hayvan da bile mevcut. Akıl sadece anahtar. Aslolan anahtarın açacağı kapılardır. Kapıların ardında hazineler, kapıların ardında sırlar vardır.”

ŞEYH EDEBALİ

“Aldıklarımızla hayatımızı kazanırız. Hayatı hayat yapan ise verdiklerimizdir.”

Arthur ASHE

“İnsanoğlu çocukluktan sıkılır, büyümek için acele eder, sonra da çocukluğunu özler. Hayata hazırlanmaya o kadar zaman harcar ki, hayatını yaşamaya vakti kalmaz. Yarını o denli düşünür ki, bugünün elinden kayıp gittiğini fark etmez bile. Oysa hayat geçmişte ya da gelecekte değil, şimdiki zamanda yaşanır.”

EFLATUN

“Söylediklerinize dikkat edin,düşüncelere dönüşür.

Düşüncelerinize dikkat edin duygularınıza dönüşür.

Duygularınıza dikkat edin,davranışlarınıza dönüşür.

Davranışlarınıza dikkat edin alışkanlıklarınıza dönüşür.

Alışkanlıklarınıza dikkat edin değerlerinize dönüşür.

Değerlerinize dikkat edin karakterinize dönüşür.

Karakterinize dikkat edin kaderinize dönüşür.”

GANDHİ

“İnsanlar hayat kısadır derler ama, onu kısaltmak için gene de ellerinden geleni yaparlar.”

Jean Jacques ROUSSEAU

“İnsan yiğitlikte Zaloğlu Rüstem bile olsa, Hamza’dan bile cesur olsa yine de hükmetme konusunda kadının esiridir. Görünüşte su ateşten üstündür. Fakat ikisinin arasına bir tencere girdimi ateş o suyu kaynatır, buharlaştırır, yok eder. Görünüşte su nasıl ateşten üstünse sen de kadından üstünsün; fakat hakikatte ona mağlupsun, onu istemektesin.”

MEVLANA

“Dünya benim ülkem, insanlar benim kardeşlerim, iyilik yapmak da benim dinimdir.”

Thomas PAİNE

“İki şeyi unutma: Allah’ı ve ölümü. İki şeyi unut: Başkasına yaptığın iyiliği ve başkasının sana yaptığı kötülüğü.”

LOKMAN HEKİM

“Önceden öğrenenler indirimli fiyattan öğrenir.

Otoriteden öğrenenler özgürlük bedeliyle öğrenir.

Deneyerek öğrenenler etiket fiyatından öğrenir.

Hayattan öğrenenler gecikme zammıyla öğrenir.

Hayattan da öğrenemeyenler boşa gitmiş hayatlarıyla öğrenirler.”

Arthur MİLLER

“Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:

Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına. Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır. Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana.”

Ataol BEHRAMOĞLU

“Bugünlerde hayat ne garip; mallarımız arttı, keyfimiz azaldı. Daha büyük evlerde kalıyoruz ama daha küçük ailelerde yaşıyoruz. Konforumuz arttı ama zamanımız daraldı. Uzmanlıklar arttı ama sorunlar çoğaldı. İlaçlar çoğaldı hastalıklar arttı. Az kitap okuyor çok televizyon seyrediyoruz. Para kazanmayı öğrendik ama yuva kurmayı beceremedik. Hayata yıllar ekledik, yıllara hayat katamadık. Ay’a kadar gidip dönmeyi biliyoruz ama komşumuza geçmek için karşıya geçmiyoruz. Uzaya ulaştık ama ruhun derinliklerine inemiyoruz. Havayı temizledik ama ruhları kirlettik. Atomu parçaladık, önyargılarımızı yıkamadık. Acele etmeyi öğrendik ama sabırlı olmayı asla. Tanıdıklar çoğaldı, dostlar eksildi. Çabalar arttı ama mutluluklar azaldı.”

---------------------

“Çocukluğumda her şey büyük görünüyordu.

Gençliğimde her şey önemli görünüyordu.

Şimdi yaşlıyım sayılır,çok şey gülünç görünüyor.”

Özdemir ASAF

“Eskiden çember çevrilir, su musluktan içilir, ağaçlara tırmanılırdı. Bebekler bezden, silahlar tahtadan, resimler kömür karasından yapılırdı. Kızlara ninelerinin, erkeklere dedelerinin isimleri konulur, saatli maarif takvimi okunurdu. Komşuda pişen bize de pişer, bizde pişen komşuya düşerdi. Geceler ayaz, sokaklar karanlık, yıldızlar parlak olurdu. Turşu, salça, mantı evde yapılır, karpuz kuyuda soğutulurdu. Erik ağacının çiçeği pencere camımıza yaslanır, güz yaprakları bahçemize düşerdi. Kardan adam yapılır, evlerde soba yakılır, kış gecelerinde masal anlatılırdı. Merdiven çıkılır, aidat ödenmez, yönetici seçilmezdi. Evler badanalı, sokaklar lambasız, mahalleler bekçili olurdu. Ajans radyodan dinlenir, çizgili roman okunur, defterlere kenar süsü yapılırdı. Hayat, arkası yarın gibiydi, kesintisizdi, her gün yaşanacak bir şey vardı. Herkes kendi düşünü kurar, kendi hayatını oynardı.

“Şimdi hayat tek perdelik oyun, stand-up bir yalnızlık gibi. Şimdi herkes yoğun, yorgun ve tek başına.”

Can DÜNDAR

“Mutluluk, elin yetişebileceği çiçeklerden bir demet yapmak sanatıdır.”

Bob GODDARD

“Ne güzel insanlar vardı eskiden.

Çocukluğumuzu kaplamışlardı.

Bize masal anlatırlardı,

Cinlerden, perilerden.

Büyük anneler büyük babalar vardı

O zaman hepsi uzaktı ölümden.

Hem sevdirir, hem korkuturlardı.

Acı hikayeleri bile tatlı başlardı.

Demek bunun için gittiler hikayelerden.

Ne güzel insanlar vardı eskiden.

“Ne güzel şarkılar vardı eskiden.

Gençliğimizi donatırlardı.

Hep iyi şeyler hatırlatırlardı

Geçip gitmiş devirlerden.

Sevgi ve ümit yaratırlardı.

O zaman her şey uzaktı ölümden.

Yanık şarkılar bile neşeli başlardı.

İster istemez saadet taşardı

Gamsız günlerimizden.

Ne güzel şarkılar vardı eskiden.

“Ne güzel zamanlar vardı eskiden.

Hayal içinde yaşatırlardı.

Güldürür ağlatırlardı

Duymadan biz,düşünmeden.

Her an bir asır kadardı.

O zaman herkes uzaktı ölümden.

Candan sevdiklerimiz vardı.

Hepsi başka güzeldi, bizi tanımazlardı.

Bütün yollarımız geçerdi gül bahçelerinden

Ne güzel zamanlar vardı eskiden.”

Özdemir ASAF

“Kardeşlerimi Allah yarattı, fakat dostlarımı ben buldum.”

GEOTHE

“Çok ileri bir tarihte

Çok yaşlı olarak

Sessizce ayrılmalıyım

Kimseye pek gözükmeden

Ve kimseyi rahatsız etmeden.

Masamın üzerinde

Dünden kalan işler

Tamamlanmamış yazılar

Okunmayı bekleyen mektuplar

Ve anılar ve umutlar.

Filleri kuyruğundan çekerek

Tepeleri aşırtmaktı görevim

Günler bitti filler tükenmedi

Ben elimden geleni tamamladım

Gerisini siz tamamlayın.

Boşa geçmedi hayatım

Daha fazlası olabilirdi ama

Buna da şükür demeliyim

İşte sevgili dostlar

Ben böyle veda etmeliyim.”

İsmail CEM

“Yenisi olmayan şey dosttur.”

Özdemir ASAF

“Çocuklarınız sizin değildir.

Onlar yaşamın yaratıcı gücünün çocuklarıdır.

Onlara sevginizi verebilirsiniz ama,düşüncelerinizi veremezsiniz.

Çünkü onların kendi düşünceleri vardır.

Bedenlerini barındırabilirsiniz ama ruhlarını asla.

Çünkü onlar sizin düşlerinizde bile gidemeyeceğiniz geleceğin evinde otururlar.

Onlar gibi olmaya çalışabilirsiniz ama onları kendinize benzetemezsiniz.

Çünkü yaşam durmaz,geriye değil ileriye akar.

Sizler bir yay, çocuklarınız da geleceğe fırlattığınız canlı oklardır.”

Halil CİBRAN

“Mutluluğun sırrı, bir insanın istediği işi yapmasında değil, yaptığı işi sevmesindedir.”

Sir James BARRİE

“Eğer hayal kurabilir, fakat hayallerinin esiri olmazsan;

Eğer düşünebilir, fakat düşüncelerinin kölesi olmazsan;

Eğer iş işten geçtikten sonra kalbini, sinirlerini ve enerjini tekrar seferber edebilir ve gayene ulaşmaya çalışabilirsen;

Eğer ne sevdiğin dostlarının, ne de düşmanlarının sözleri seni incitmezse;

Eğer herkese kıymet verir, fakat kimseye fazla güvenmemeyi bilirsen;

Eğer her dakikanın altmış saniyesini faydalı olarak doldurabilirsen;

İşte o vakit, dünya da, içindeki her şey de senindir.”

Rudyard KİPLİNG

“İnsan mesut olduğu zaman daima iyi kalplidir.”

Oscar WİLDE

“Gelsin hayat bildiği gibi,gelsin

İşimiz bu, yaşamak.

Unuttum bildiğimi doğarken

Umudum ölmeden hatırlamak.”

Sezen AKSU

“Güzel olan sevgili değil, sevgili olan güzeldir.”

TOLSTOY

“Eğer yeniden başlayabilseydim yaşamaya,

İkincisinde daha çok hata yapardım.

Kusursuz olmaya çalışmaz, sırtüstü yatardım.

Neşeli olurdum ilkinde olmadığım kadar.

Çok az şeyi ciddiyetle yapardım.

Temizlik sorun bile olmazdı asla.

Daha çok riske girerdim, seyahat ederdim daha fazla.

Daha çok güneş doğuşu izler, daha çok dağa tırmanır, daha çok nehirde yüzerdim.

Görmediğim bir çok yere giderdim.

Dondurma yerdim doyasıya, daha az bezelye.

Gerçek sorunlarım olurdu hayali olanların yerine.

Yaşamın her anını gerçek ve verimli kılan insanlardan olurdum.

Farkında mısınız bilmem, yaşam budur zaten.

Anlar, sadece anlar.

Sizde an’ı yaşayın.

Hiçbir yere, yanına termometre,su,şemsiye ve paraşüt almadan gitmeyen insanlardandım ben.

Yeniden başlayabilseydim,

İlkbaharda pabucumu fırlatır atardım.

Ve sonbahar bitene kadar yürürdüm çıplak ayakla.

Bilinmeyen yollar keşfeder, güneşin tadına varır, çocuklarla oynardım,

Bir şansım olsaydı eğer…”

Jorge Luis BORGES

“Günlerin en güzeli senin doğum günündür.

Seni gördüğüm her gün benim doğum günümdür.”

Orhan GENCEBAY

“Öğrendim ki..

Kimseyi sizi sevmeye zorlayamazsınız.

Kendinizi sevilecek insan yapabilirsiniz.

Gerisini karşı tarafa bırakınız.

Öğrendim ki..

Hayatında nelere sahip olduğun değil,

Kiminle olduğun önemli.

Öğrendim ki..

İnsanların başına ne geldiği değil,

O durumda ne yaptıkları önemli.

Öğrendim ki..

Olmak istediğim insan olabilmem çok vakit alıyor.

Öğrendim ki..

Sen tepkilerini kontrol edemezsen,

Tepkilerin hayatını kontrol eder.

Öğrendim ki..

Kahraman dediğimiz insanlar,

Bir şey yapılması gerektiğinde,

Yapılması gerekeni,şartlar ne olursa olsun yapanlar.

Öğrendim ki..

Para ucuz bir başarı.

Öğrendim ki..

En iyi arkadaşla sıkıcı an olmaz.

Öğrendim ki..

İki insan aynı şeye bakıp,tamamen farklı şey görebilir.

Öğrendim ki..

Duvarda asılı diplomalar,

İnsanı insan yapmaya yetmez.

Öğrendim ki..

Aşk kelimesi ne kadar çok kullanılırsa,

Anlam yükü o kadar azalır.

Öğrendim ki..

Tecrübenin kaç yaş günü partisi yaşadığınızla ilgisi yok.

Ne tür deneyimler yaşadığınızla var.

Öğrendim ki..

Aile hep insanın yanında olmuyor.

Akrabanız olmayan insanlardan ilgi,sevgi ve güven öğrenebiliyorsunuz.

Aile her zaman biyolojik değil.

Öğrendim ki..

Bazen başkalarını affetmek yetmiyor.

Bazen insanın kendisini affedebilmesi gerekiyor.

Öğrendim ki..

Yüreğiniz ne kadar ağlarsa ağlasın

Dünya sizin için dönmesini durdurmuyor.

Öğrendim ki..

İki kişi münakaşa ediyorsa,

Bu birbirlerini sevmedikleri anlamına gelmez.

Etmemeleri de sevdikleri anlamına gelmez.”

Can YÜCEL

YAŞ 5 : Anne ve babamın birbirlerine bağırmalarının beni ne kadar korkuttuğunu öğrendim

YAŞ 7: Meşrubat içerken gülersem içtiğimin burnumdan geleceğini öğrendim.

YAŞ 12: Bir şeyin değerini anlamanın en iyi yolunun bir süre ondan yoksun kalmak olduğunu öğrendim.

YAŞ 13: Annemle babamın elele tutuşmalarının ve öpüşmelerinin beni daima mutlu ettiğini öğrendim.

YAŞ 15: Bazen hayvanların kalbimi insanlardan daha fazla ısıttığını öğrendim.

YAŞ 18: İlk gençlik yıllarımın keder, şaşkınlık, ıstırap ve aşktan ibaret olduğunu öğrendim.

YAŞ 24: Aşkın kalbimi kırabileceğini ama buna değer olduğunu öğrendim.

YAŞ 33: Bir arkadaşı kaybetmenin en kestirme yolunun ona ödünç para vermek olduğunu öğrendim.

YAŞ 36: Önemli olanın başkalarının benim için ne düşündükleri değil, benim kendi hakkımda ne düşündüğüm olduğunu öğrendim.

YAŞ 38: Eşimin beni hala sevdiğini tabakta iki elma kaldığında küçüğünü almasından anlayabileceğimi öğrendim.

YAŞ 41: Bir insanın kendine olan güveninin, başarısını büyük oranda belirlediğini öğrendim.

YAŞ 44: Annemin beni görmekten her seferinde sonsuz mutluluk duyduğunu öğrendim.

YAŞ 46: Yalnızca minik bir kart göndererek bile birinin gönlünü aydınlatabileceğimi öğrendim.

YAŞ 49: Herhangi bir işi yaptığımdan daha iyi yapmaya çalıştığımda, o işin yaratıcılığa dönüştüğünü öğrendim.

YAŞ 50: Sevgi evde üretilmemişse, başka yerde öğrenmenin çok güç olabileceğini öğrendim.

YAŞ 53: İnsanların bana, izin verdiğim biçimde davrandıklarını öğrendim.

YAŞ 55: Küçük kararları aklımla, büyük kararları ise kalbimle almam gerektiğini öğrendim.

YAŞ 64: Mutluluğun parfüm gibi olduğunu,kendime bulaştırmadan başkalarına veremeyeceğimi öğrendim.

YAŞ 70: İyi kalpli ve sevecen olmanın, mükemmel olmaktan daha iyi olduğunu öğrendim.

YAŞ 82: Sancılar içinde kıvransam bile başkalarına başağrısı olmamam gerektiğini öğrendim.

YAŞ 90: Kiminle evleneceğin kararının hayatta verilen en önemli karar olduğunu öğrendim.

YAŞ 95: Öğrenmem gereken daha pek çok şeyler olduğunu öğrendim.

Özdemir ASAF

“Allah’ın bile insanlar hakkındaki hükmünü, ömürleri sona erdikten sonra verdiğine inanırken, biz kim oluyoruz da insanları birkaç kez görmek, iki üç yazı okumak, birkaç dedikodu dinlemekle yargılama hakkına sahip olabiliyoruz.”

Dale CARNEİGE

“Uykum kaçmasın diye

Yatağıma işerdim çocukken.

Kuru uyku,

Islak yatak.

Çişimi yapıp yatarım şimdi,

Uyku hak getire.

Islak uyku.

Kuru yatak.”

Zeki MÜREN

“Şehir, insanların yalnızlık hissettikleri kalabalık bir yerdir.”

Herbert V. TROCHNOV

“Hep bir yerlere yetişme telaşındasınız değil mi?

Hiç vaktiniz yok, -Fast Live-, -Fast Food-, Fast Music-, Fast Love-

Dikte ettirilen yüksek değerler, in’ler, out’lar.

Buna benzer bir odada,şanslıysanız gökyüzünü görebilen bir pencere ardında bitecek hepsi. Dostluğu klavyelerinde, yaşamı monitörlerinde arayanlar, size sesleniyorum.

Hangi tuş daha etkilidir ki sıcacık bir gülüşten ya da hangi program verebilir bir ağaç gölgesinde uyumanın keyfini?

Copy-Paste yapabilir misiniz dalgaların sahille buluşmasını? İçinizi ısıtan gün ışığını gönderebilir misiniz maille arkadaşlarınıza?

Sevgiyi tuşlarla mı yazarsınız?

Öpüşmek için hangi tuşlara basmak gerekir?

Ya da geri dönüşüm kutusunda saklanabilir mi kaybolan zaman?

Doğayı bilgisayarlarına döşeyenler, neden görmezsiniz bahçedeki akasyanın tomurcuklandığını?

Ve ıslak toprak kokusu var mıdır dosyalarınız arasında?

Koklamak,duymak,dokunmak yok mu yaşam skalanızda?

Bilgi toplumu oldunuz da, duygu toplumu olmanıza megabaytlarınız mı yetmiyor?”

Müşfik KENTER

“Cevizin kabuğunu kırıp özüne inmeyen cevizin hepsini kabuk zanneder.”

GAZALİ

“Otuzun tadı nedir,

Tadı nedir kırka merdiven dayamanın,

Meyvelerden neye benzer elliden öte

Kaç beş köşelidir yetmişbeşlerde dünya

Seksende ne görünür kadın bacakları insan gözüne

Seksenden öte giden yolda ne yandan doğar güneş

Öpüşmek tuzlumudur ekşimidir kekremidir yoksa

Belalı bir uçurum mu dönüp geriye bakmak.”

Hasan Hüseyin KORKMAZGİL

“En eski insan ihtiyaçlarından birisi, gece eve gelmediğinizde, nerede olduğunuzu merak edecek birine sahip olmaktır.”

Margaret MEAD

“Tam zamanında konuşmalı

Tam zamanında şarkı söylemeli

Tam zamanında susmalısın.

Tam zamanında terk etmelisin gerekiyorsa

Annenin babanın evini,

Tam zamanında bir başka şehre gidip

Ayaklarının üzerinde durmaya çalışmalısın.

Tam zamanında dönmelisin memleketine.

Tam zamanında için titremeli

Tam zamanında aşık olmalı

Deli gibi sevmelisin güzel gözlünü.

Tam zamanında toplamalısın oltanı

Belki de seni şampiyon yapacak

En büyük balığı kaçırmadan.

Tam zamanında yaşlandığını hissetmeli

Tam zamanında ölmelisin

Iskalamak istemiyorsan hayatı.

Haydi şimdi kalk bakalım

Silkin şöyle bir

At üzerinden hayatın yorgunluğunu

Vakit zannettiğinden daha az.

Haydi kalk bakalım

Şimdi yaşamak zamanı.”

Can YÜCEL

“Doğuşta melek insan,

Gençlikte şeytan,

Yaşlılıkta maymun.

Aldanan insanoğlu

Aslihu neslihu

Bir damla su.”

Ömer YALÇIN

“Tanrım,sen benim bildiğimden daha iyi biliyorsun ki, yaşlanıyorum. Bir gün ihtiyar olacağım.

Beni her fırsatta ve her konuda bir şey söyleme huyundan koru.

Başkalarının meselelerini düzeltme çabasından vazgeçir.

Beni kaprisli değil düşünceli, despot değil yardımsever eyle.

Bütün bu zeka birikimimi kullanmak istemiyorum. Bazı şeyleri görmezden, anlamazdan, bilmezden gelmek zorundayım. Çünkü tanrım, sen de biliyorsun ki birkaç dostum kalmasını istiyorum.

Zihnimin detayları tekrarlamasını önle. Gerçeğe her zaman ulaşmak için bana güç ver.

Dudaklarımı ağrı ve sancılarıma karşı mühürle.

Bunlar gün geçtikçe çoğalıyor ve anlatma zevki de yıllar geçtikçe artıyor.

Başkalarının ıstırap dolu hikayelerinden zevk alma lütfu istemiyorum. Ama,onları sabırla dinlememe yardım et.

Daha güçlü bir hafıza isteme cüretinde bulunmuyorum. Hatıralarım başkalarının hatıraları ile çatıştığında hırçınlaşmamı önle.

Benim de arada bir yanılabileceğim konusunda bana anlayış ver.

Beni olabildiğince tatlı bir insan yap. Bir melek olmak istemiyorum. Zira bazı kimselerle geçinmek bazen çok zor oluyor.

Ama ekşi suratlı bir ihtiyarın da, şeytanın elçisi görünümüyle insanları huzursuz ettiğine inanıyorum.

Bana umulmadık yerlerde güzel şeyler ve umulmadık insanlarda üstün kabiliyetler görme yeteneğini ihsan eyle.

Ve Tanrım bunları başkalarına ifade edebilme olgunluğunu bağışla.”

-------------

SABAHATTİN ÖZTÜRK

Son Güncelleme: Pazar, 15 Mart 2015 23:24