Se Si Öz

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır

06.Haziran.2010

e-Posta Yazdır PDF

06 Haziran 2010, Pazar  - İZMİR

İlkokula 1954 yılının Eylülünde başladım. İkisu’da oturuyorduk. Ortanca kardeşim Selim’de o sene doğmuştu. Okula, okuma yazmayı bilerek geldiğim için okul müdürü Zeki Bey ikinci sınıftan başlatmayı önerdi, ama babam temeli sağlam olsun diye birinci sınıftan başlattı. O tarihte Ayancık’ta iki ilkokul vardı. Kasabanın girişinde, dağ yamacında Kurtuluş İlkokulu; kasabanın merkezinde de İsmet İnönü İlkokulu. Beni Kurtuluş İlkokuluna kaydettiler. İlk öğretmenim Fatma Baran’dı. Okul numaram:73.

Sonraki yıllarda, Kurtuluş İlkokuluyla ilgili hiç fotoğrafımın olmadığını görünce, hiç değilse okulun resmini bulundurmak istedim. Bu fotoğrafı o amaçla çektim.

Okulun yanında ve arkasında çalılıklar vardı. Ders aralarında dağ keçileri gibi o çalılıklar içinde, o dik yamaçta koşuştururduk. Öğrenim hayatım boyunca, yalnızca ilkokulun birinci sınıfında en çalışkan öğrenci bendim, bir daha hiç olmadım. İkinci sınıfta Nebahat hanım, üçüncü sınıfta Zeki bey öğretmenimizdi.

Üçüncü sınıfta iken babam kasabadan ev aldı. Dördüncü sınıfta İsmet İnönü İlkokuluna transfer oldum. Dördüncü sınıftaki öğretmenim Belma Özbatur, beşinci sınıftaki Hasan Bozalp idi. Okul numaram: 353.

Eylül 1959 tarihinde Ayancık Ortaokulunda öğrenime başladım. Fotoğraf, 4 Mart 1961 tarihli. Şapka ve kravat öğrencilere zorunluydu. (Recep Özbay, Zeki Ülgen, Sabri ve ben ayaktayız. Önde, İlhami Acar ve Şenel Üstün).

Ayancık Ortaokulu, 1960’larda Türkiye’nin sayılı orta okullarındandı. Mezunlarının başarısı ile övünç duyardı. Ortaokulu bitirdiğimde arkadaşlarımın neredeyse tamamı liseye başlamıştı ve girdikleri her sınavda başarılıydılar.

Bu fotoğrafın tarihi 29 Ekim 1961. Tören yapılan meydandayız. Arkada İlhami Acar ve Engin Okan, önde Nedim Atakan ve ben. Okul numaram 112 idi. İlk sene yurttaşlık bilgisi dersine gelen Kaymakam Fikret Koçak, 112 benimde okul numaram, aynı başarıyı bekliyorum diye uyarmıştı. (Yıllar sonra, Gaziantep Valisi iken, yeni yılını ve atanmasını kutlamış ve nazik cevabını almıştım).

İşte Ayancık Ortaokulunun efsane öğretmenleri. Sol baştaki Ahmet Örnek ve sağ baştaki Necip Köse ile resimde olmayan bayan öğretmenlerimiz Süheyla Şafak ve Hikmet Keser’in görüntüleri hala aklımda.

Ortada fötr şapkalı olan ise okul müdürümüz Süleyman Sırrı Erşahin. En çok çekinilen ve korkulan kişiydi. Disiplin timsaliydi. Dayak cennetten çıkmadır ilkesine inanırdı. Öğrencilere gece sokağa çıkmayı yasaklamıştı. Kimse ona yakalanmak istemezdi. Geceleri bahçeye bile çıkmazdım ya görürse diye.

Müdüriyet odasından çıkıp koridora adım attığında bütün sınıflarda ses kesilir, çıt çıkmazdı. Sadece, onun ayak seslerini dinlerdik. Salih Çaylı arkadaşımız, Müdürden korktuğu kadar Allahtan korkmadığını söylerdi, ama en çok da o dayak yemişti.

Ortaokul biterken babam ve kardeşlerim fotoğrafçıdayız. Alaattin bu sefer nereye kaçtıysa gelememiş.

Ortaokul bitince, önce Eylül 1962’de İstanbul’da Haydarpaşa Lisesine yatılı olarak yazıldım. Ben ve babamla birlikte Harun amcam da İstanbul’daydık. İzzet amcamın Zeytinburnu’ndaki gecekondusunda kalmıştık. Sonra, Ekim 1962’de birlikte bu tarihi fotoğrafı çektirdik. (Önde babam ve büyük amcam Harun Öztürk, arkada küçük amcam İzzet Öztürk ve ben). Eskiden fotoğrafçıya giderken en yeni, en şık kıyafeti giyerdik. Artık öyle bir kültür yok.

Ama, bir ay sonra, parasız yatılı sınavını kazandığım ve Kastamonu Lisesi’ne gideceğim açıklandı. Hemen Haydarpaşa Lisesi’nden tasdiknamemi aldım, Ayancık Ortaokulunda Müdür Süleyman beyin huzuruna babamla birlikte çıktım. Müdür ayağa kalkıp elini uzattı, ama yılların içimize işleyen korkusu yüzünden, elimde olmadan yüzümü korumak için kollarımı kaldırmışım. Sonra uyanıp elini öptüm. Müdür Milli Eğitimin yazısını bize verdi. Sonrasında Kastamonu’ya gittik. Abdurrahmanpaşa Lisesine parasız yatılı olarak kayıt yaptırdım. Okul numaram: 2179.

İşte, 1962 sonbaharında, okulun ilk yılında, Abdurrahmanpaşa Lisesi’nin iç bahçesinde dört Ayancıklı arkadaş birlikteyiz. (Soldan sağa: Erol Sarı, Osman Nuri Taşkın, ben ve İlhami Acar.)  İlhami’de parasız yatılı sınavını kazanmıştı ama, o Vakıf yurdunda kalmayı tercih etmişti. Ayancık’tan arkadaşımız Engin Okan’da bizimle aynı sınıftaydı.

İlhami ile, Vakıf yurdunun yukarısında tepede poz vermişiz. Yıl 1962. Tam 48 yıl olmuş. Hey gidi günler!

Aynı gün aynı yerde İlhami oturmuş, Erol Sarı ise yerde uzanmış. O gün Erol’un keyfi yoktu, zorla dışarı çıkarmıştık.

Yıl 1963. Okul bahçesinde Ayancıklılar birlikteyiz. Soldan sağa: Ben, Erol Sarı, Recep Özdemir, Engin Okan ve İlhami Acar.

23 Nisan 1963 tarihinde ikinci sınıftayız. Fen derslerine hiç ilgim olmadığı halde, arkadaşlarımdan ayrılmayayım diye ben de fen şubesine yazılmıştım. Bu resimde, arkada Hüseyin Yavuz ve Engin Okan, önde Osman Nuri Taşkın, cebir hocamız Edip bey (Bize cebirden çok adabı muaşeret öğretirdi), İlhami Acar ve ben.

Aynı gün aynı yerde tören sonrası çekilen bu fotoğrafta İlhami Acar ve ben ayaktayız, önde Hüseyin Yavuz.

Bu fotoğraf 19 Mayıs 1964 tarihli. İlhami Acar, Erol Sarı, Engin Okan ve ben tören kıyafeti ile poz vermişiz.

Yıllar sonra, 24 Temmuz 2003 tarihinde, Ayancık’ta Şadırvan başında, üç ıhlamurlar altında bu resmi kardeşim Selim çekmişti. Osman Nuri Taşkın, ben ve Erol Sarı. İlhami Acar’ın da Ayancık’ta olmasını ve bize katılmasını isterdik.

SABAHATTİN ÖZTÜRK

Son Güncelleme: Cumartesi, 14 Mart 2015 22:37