Se Si Öz

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır

Neslin Korunması

e-Posta Yazdır PDF

 

Neslin Korunması

(Türkeli-Kayabaşı Köyü sohbetinin Yazıya aktarılması - 07.07.2013 )

Basri BEKTAŞ - Ayancık Müftüsü

Elhamdülillahi Rabbil Âlemin. Vessalatü Vesselamü Ala Nebiyyihi Ve Ala Alihi Ve Eshabihi Ecmain. Amma ba'd...

Sözün söyleyen tarafından derinliği kadar, söylenende etkisi olur.” derler büyüklerimiz. Bizler, az önce duyduğumuz ifadelerde, Söz Sultan’larından güzel şeyler dinledik. Aslı zatında Allah'ın esmasının tecellileri şu kâinat içinde, bin bir eşyada görülürken, kitabımız Kur'an-ı Azîmuşşan da Cenabı zül-Celâlin isimlerini ve fiillerini, her ikisini de beraber dünya sahnesinde önümüze adeta sofra gibi koymuştur. Kitabın öğretmenleri diyebileceğimiz hocalarımızın da onun en güzel tefsirleriyle bize dünyadaki yollarımızı, kilometre taşlarını güzel bir şekilde ifade etmişlerdir. Bundan dolayı bu cadde çıkmaz sokak değildir. Kılavuzumuz, akıl ve muhatabımız, Fahri Kâinat Efendimizdir.

Benim önümdeki bize verilen görevde "Neslin Korunması" yazıyor. O konuda beş on dakikanızı almak istiyorum. Yani lâfu güzaf olabilir belki ama bir kaç kelam etmek isterim.

Az önce ismi geçen söz sultanlarından bahsedildi.

Şâhı Nakşibendi’ye atfedilen bir söz olarak aklımda kalmış, kitabın bir yerinde geçmişti. Belki Abdul Kadir Geylani’ye ait bile olabilir. (Allah onlarla bizleri dünya ve ahiret beraber eylesin) diyor ki: "Ya Rabbi! Namaz kılmak bana zevk vermeye başladı. Şu zevkimi kaldır da nefisle mücadelenin, pehlivanlığının tadını çıkarayım."

Mehmet Zahit KOTKU üstadın, Osman Nuri Topbaş hocamızın, Nimetullah hocanın, Ali Ulvi hocanın, efendim, birçok kişilerin isimleri geçti. Allah onları da Hz. Muhammed aleyhissalatü vesselam'ın sofrasında, bizi de onların etrafında cem eylesin inşallah. Şimdi, kılavuzunuz sağlamsa, yolunuz da iyiyse inşallah akıbet de iyi olur.

Burada bana verilen konu "Neslin Korunması"...

Beş şey dinin fıtratındandır. Yani tüm peygamberlerin ortak sözleri, dinin özüdür. Bunlar, dini korumak, nesli korumak, malı korumak, canı korumak, aklı korumak gibi beş tane temel prensiptir. Hz. İbrahim (a.s.) da, Hz. İsmail (a.s.) da, Hz. Musa ve Hz. İsa (a.s.) da Hz. Habibi zî-şân efendimiz Hz. Muhammed Mustafa da (aleyhissalatü vesselam) ve bütün peygamberler, Kur'an'da geçen 28, geçmeyenle beraber 124 bin peygamberin bütün tebliğatının temel özüdür, bu beş şeyi korumak.

Neslin korunması konusunda, buradaki yazılı ifadeleri ben şöyle gözden geçirdim. Bugün görevlilerimizle beraber, bilenler bilmeyenler olabilir diye söylüyorum. Ayancık Müftüsüyüm ben. Müftülük makamını işgal ediyorum şimdilik, daha iyisi gelinceye kadar.

Şimdi, arkadaşlarımızla konuşurken şunu ifade ettik. Bugünün cihadı iyi nesiller yetiştirmek, iyi evlatlar yetiştirmektir. Efendim, Irak'ta Suriye'de, şurada burada cepheler var, gitsek savaşsak şehit olsak daha büyük mertebeye ulaşamaz mıyız? Yok… Belki oda olabilir ama daha önemlisi vardır. Bugünün cihadı iyi nesil yetiştirmektir. İyi adamlar yetiştirmektir. Allah Kur'an'ı Kerimde:

"(Bismillahirrahmanirrahim.)

مِنَ الْمُؤْمِنِينَ رِجَالٌ صَدَقُوا مَا عَاهَدُوا اللَّهَ عَلَيْهِ فَمِنْهُم مَّن قَضَى نَحْبَهُ وَمِنْهُم مَّن يَنتَظِرُ وَمَا بَدَّلُوا تَبْدِيلًا

“Müminler içinde Allah'a verdikleri sözde duran nice erler var. İşte onlardan kimi, sözünü yerine getirip o yolda canını vermiştir; kimi de (şehitliği) beklemektedir. Onlar hiçbir şekilde (sözlerini) değiştirmemişlerdir.” (Ahzap Suresi 23)

Orada rical kavramı adam demektir. "Mü'minlerin bazılarından öyle adamlar vardır ki" demektir. Hepsi mü'min bunların. Hepsi Müslüman bunların. Ama onların içinden öyle adamlar vardır ki, adam gibi adamdır. Allah'a bir kere söz vermişlerdir, o sözde duruyorlar. Bazıları sözlerini yerine getirdi, şehid oldu, bazıları da bekliyorlar. VEMÂ BEDDELÜ TEBDÎLÂ.. "Sözlerini hiç bozmadılar, hiç de bozmaya niyetleri yok". Ondan dolayı neslin korunması çok önemli. Neyle koruruz hocam nesli? Bak şimdi anlatalım birazcık.

1. İyi yuva kurarsanız nesli korumuş olursunuz. Çocuklarınızı iyi insanlarla evlendirip iyi bir yuvayı teşekkül ettirirseniz o yuvadan Yasir'le Ammar r.anhüm gibi, Zeyd gibi bir evlad ortaya çıkar. Bir yuvayı davulla zurnayla, içkiyle işretle, hileyle hurdayla, israfla, edepsizlikle kurarsanız oradan başka bir şey ortaya çıkar. Bu manada iyi insanları iyi insanlarla akraba etmek de nesli korumaktır.

2. Kurulmuş olan bu ailenin fertlerinin rızıklarının helal olmasıdır ve bu neslin haramdan beslenmemesidir. Hepimizin evlatları var veya yakınları var. Sorarsak; “Evlat nerden kazanıyorsun?” “Valla kazanıyoruz işte, bilmiyoruz ki nerden kazanıyoruz ”diyor. Haram karışıyor mu yavrum, çocuğum, rızkına, haram karışıyor mu? Sekiz ile beş arasındaki mesaiyi sekiz buçukla dört buçuğa çekiyor musun? Bir saat hak etmediğini alıyor musun? Bir kuruş cebine girerse o akşam sabaha kadar uyuyamadığın oldu mu? Kalbine midene kramp girdiği oldu mu? Haram lokma gırtlağından aşağı geçti diye parmağını boğazına salıp da kusmaya kalktığın oldu mu? Yani bu kadar hassasiyetiniz var mı? Haramdan beslenen bir bünyenin ibadet ve taatında da o haramın etkisi mutlaka görülür. İşte nesli korumanın bir yolu da helal rızıktır.

3. Yolda yani hayat yolunda, kim kiminle arkadaş? Senin oğlunun gezdiği, kızının gezdiği, beraber olduğu, gidip geldiğiniz komşularınız kimler? Kiminle geziyorlar? “Arkadaşız, diyor. Çıkıyoruz.” Nereye çıkıyorsunuz? Dedi-kodu yapmaya. Nereye çıkıyorsunuz? Haram işlemeye. Kiminle gezersen onunla etkileşirsin... Rasûlullah aleyhissalâtü vesselam;

" المرء على دين خليله فلينظر أحدكم من يُخَالِل

“Kişi arkadaşının dini üzeredir. Sizden birisi kimi arkadaş edindiğine baksın.”

Sizden biriniz, kiminle gezdiğine baksın. Sağında kim var, solunda kim var, kimin ekmeğini yiyor.( ولا يأكل طعامك إلا تقي) Yemeğinizi birisine ikram edecekseniz, muttakî birine ikram edin, diyor Rasülüllah (s.a.s). Boşuna mı bunlar? Yani yemeğinizi yiyecek adam bile muttaki olsun.

Allah onlardan razı olsun, az önce güzel metinler okundu. Nesil harap olduğunda, bugün iki milyar Müslüman olması hiçbir şey ifade etmiyor. Oyunu oynayanlar ve oyuna gelenler hep aynı insanlar. Nesil bozulmuş.

Değerli kardeşlerim! Burada nezih bir toplum var. İsteriz ki bir dahaki sene burada olsak, bu avluda bu sayının tam iki katı insan olmalıdır. Yoksa kendimizi kandırırız. Tebliğ metodunu okudu beyefendi. Bizler, Türkeli'de Ayancık'ta bir sene içinde kendi fikrimizi ve zikrimizi, kendi yolumuzu ve izimizi, kendi davamızı anlatıp, bize benzeyen bir tane daha adam, bir tane daha kişi yanı başımıza alamazsak, biz neyi konuşacağız? Neyin hesabını yapacağız. Bugün falan plajda çırılçıplak gezen yüzlerce insan var, gelecek sene bunların sayısı biraz daha çoğalır. Yani onların müridleri fazla. Biz de bir tane adamı kendimize benzetemeyeceksek, sohbet halkamıza her gün bir kişi gelmeyecekse ne fayda…

Irak'ta kaç kişi ölüyor bugün acaba? Suriye'de kaç kişi boğazlanacak daha, acaba bugün Mısır'da neler oluyor, daha çok seyrederiz. Onların, yani Allah dostlarının dertleri o idi... Bir günah gördüğünde oturup ağlardı o günahın sahibine. Eyvah biz bu adamı daha ateşe düşmezden evvel, oradan çıkarmamız gerekir diye telaşa kapılırlardı.

Dolayısıyla kıymetli kardeşlerim! Başta bizim, sonra sizlerin, hepimizin derdi, bu halkaya bir kişi daha katmak olmalı. Birçok kardeşim var İmam. Siz ehli tariksiniz. Sohbeti dîlsiniz. Gönül erisiniz. Ama sizin arkadaşlarınızın bir çoğu boş şeylerle uğraşıyorlar. Onlara neden kanca atmazsınız. Neden bir tanesinin koluna girip de onları da şu sohbet halkalarına. Veya bir kahveye götürüp bir çay söylemek, bir gün lokantanın birinde yemek söylemek, tebliğin bir başka boyutu. Kürsüde anlattığımızı ben sana anlatıyorum, sen de bana, biz birbirimize anlatıyoruz. Onun için bir kişinin koluna girme zamanı gecikiyor. Görüyorsunuz ellerine fırsat geçtiğinde ortalığı cehenneme çevirebiliyorlar. Aman ne olur bu sayılar çoğalsın. Neslin korunması böyledir. Yoksa bizim çocukları da alıp götürüyorlar. Biz evden kapıdan çıktığımızda çocuğumuzun kiminle gezdiğinden bile emin değiliz. O kadar tehlikeli ki caddeler sokaklar artık‼! Hakikaten, neslin korunması meselesi hacının, hocanın değil, Müftünün de sorunu. O da çocuğuna sahip çıkamıyor. Hepimizin sorunu. Bir tane misalle bitireyim isterseniz.

Geçen gün bir hacı efendi geldi. Bir cemaat mensubu. Şöyle baktığınız zaman çok mütedeyyin insana benziyor. Yüzü temiz. İnşallah kalbi de temizdir. Geldi, imam istedi benden. Dedim ki; “yok. Şimdilik, cebimde olsa çıkarır veririm de yani devlet işi bu. Gelirse vereceğiz.” Kızdı bana. “Madem, dedi, sen bana Ramazanda hoca veremeyeceksen, niye oturuyorsun burada? Bırak git!” dedi. Haklıydı kendine göre. Ben de, “Haklısın dedim, senin yerinde olsam ben de öyle söylerdim. Fakat bilmediğin bir şeyler var ki sana da anlatsam anlamayacaksın zaten.” Fakat dili çok acıydı. Çok sert bir dili vardı. Beni de incitti, kalbimi de incitti, güzel dinimi de incitti. Birçok kişiye de kâfir dedi, bırakıp gitmeye kalktı. Tuttum kolundan, “Kalkma, dedim, dur otur. Büyük sözler söylüyorsun. Bu dil, incitir. Bu dil, iter. Bu dil, kovalar. Bu dil, bizim mü'min ve müslümanın dili değil.” Ona anlattım. Dedim ki, Kâinatın Sultanı Hazreti Muhammed Mustafa -aleyhissalâtü vesselam-zamanında bir adam, içki yasağından sonra üç kere içki içmekle yakalanmıştı. Yasaktı içki içmek. Bir kere yakalanmış, Rasülullahın huzuruna getirilmiş. Biliyorsunuz hızla geçeceğim. Rasülullah tavsiye etmiş göndermiş. Bir daha yakalanmış, Rasülullah yine tavsiyede bulunmuş göndermişti. Bir daha yakalanmış adam. Tekrar getirirken derdest etmişler, ensesinden tutup Rasülullahın huzuruna çıkarmışlar. İteklemişler kakalamışlar biraz. Rasülullah müdahale etmiş; Bırakın! Bırakın! onu, demiş. Hazreti Ömer demiş ki; bırak Yâ Rasülallah bana. Münafıktır bu adam, kellesini vurayım gitsin. Yâ Ömer, sana bu söz düşmezdi. Bilmez misin? o kardeşin Bedir ashabındandır. Allah'ın Kur'anda Bedir ashabıyla ilgili söylediklerini duymadın mı? Bırak o kardeşini, demişti. Rasülü zî-şan efendimizin bıraktığı bu kişi bir daha ağzına içki sürmemiştir. O hacı amcama dedim ki, “Belki oğlun, kızın sana düşmandır.” “Nerden biliyon hocam,” dedi. “Bilmeme gerek yok ki benim bile kalbimi incittin,” dedim. “Oğlun namaz kılıyor mu?” dedim. “Yok, hocam kılmıyor.” “Kızın kılıyor mu?” “Kılmıyor hocam, dedi. Beni de köyde kimse sevmez,” dedi. Dedim, “sen aslında iyi adama benziyorsun şöyle ama dilin yılandili kadar acı ve sertti.”

Az önce aşır okudu hoca efendi. Tebliğin yollarından birisinden bahsediyordu ayeti kerime.

ادْعُ إِلِى سَبِيلِ رَبِّكَ بِالْحِكْمَةِ وَالْمَوْعِظَةِ الْحَسَنَةِ وَجَادِلْهُم بِالَّتِي هِيَ أَحْسَنُ إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعْلَمُ بِمَن ضَلَّ عَن سَبِيلِهِ وَهُوَ أَعْلَمُ بِالْمُهْتَدِينَ) 125(Nahl

“Ey Muhammed!) Rabbinin yoluna, hikmetle, güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et. Şüphesiz senin Rabbin, kendi yolundan sapanları en iyi bilendir. O, doğru yolda olanları da en iyi bilendir.”

Başka bir âyeti kerimede, فَقُولَا لَهُ قَوْلًا لَيِّنًا لَعَلَّهُ يَتَذَكَّرُ أَوْ يَخْشَىٰ (Ona yumuşak söz söyleyin. Belki o, aklını başına alır veya korkar.)

Allah Rasülünün (s.a.v) de en büyük düşmanı Ebu Leheb, Ebu Cehil, Ebu Süfyan'dı. Onlara bile güzel sözle, hikmetle davranılmasını tavsiye ediliyor. Uzun uzun anlatabiliriz lakin vakit kısadır. Bundan dolayı hazırunu sıkmamak adına kısa kesmeyi vazife biliyorum.

Madem biz kendi çocuklarımıza bile söz geçirmekte sıkıntı çekiyoruz. Üslûbumuza dikkat edeceğiz dedim.

Sonra o amcayla biraz daha sohbet ettik. Ağlayarak çıktı gitti. Gözyaşları, inanıyorum ki rahmet gözyaşlarıydı. Evet derdimiz bu. Sıkıntımız da bu. Nesli nasıl koruyacağız?

Ortalık ateş çemberinin içinde. Ayancık yazın âdeta çırılçıplak. Anlatmayayım kötülükleri de, mideniz bulanmasın. Bu kadar güzel sohbet... Ama o kadar ibadet eden insanın cinnet geçiresi geliyor. Şair diyor ki;

“Yâ Râb, bu uğursuz gecenin yok mu sabâhı?

Mahşerde mi bîçârelerin, yoksa felâhı!” diyor ya Mehmet Âkif. Yani insanın böyle feryad edesi geliyor.

Halen bugün Mısır'da neden mü'min Mü'mini, Müslüman Müslümanı öldürür de durur. Filistin, Suriye, Ürdün, Irak neden böyledir, diye düşünesi geliyor insanın. A, B, C, D cemaatlerin neden birbirlerini sevmekte, muhabbeti kalplerine yazmakta sıkıntıları var diye düşünesi geliyor insanın. Gönlümüzün genişliği ne kadar. Bakın gönlünüze. Kalbiniz kimleri içine alabiliyor. Elinde içki şişesi olan adamı bile kalbiniz alabilip misafir edebiliyorsa sizin cennetiniz o kadar geniştir. Evlatlarımız için gece kalkıp da dua edelim. Duanın makbul olduğu saatlerde dua.. Neslin korunması böyle olur. Ve onlara helal rızıklar verelim.

Bana kardeşlerimden birisi soruyor; “hocam, diyor, devletin verdiği şu nema, promosyon bilmem ne... Yesek mi hocam, alsak helal mıdır?” Neyi soruyorsun kardaş! Alın teriyle, alnının teriyle kazandıklarını çocuklarına yedir de, onu cebine koyma, gitsin. Fetva soruyorsan bir fetva veren bulunur mutlaka. Ama bırak fetvayı sen. Sen takvayı yap. Çocuklarının günahı için günlerce ağla. Gecelerde, onların günahları için tevbe et ki Allah senin duanı kabul edecek, sen babasın…, sen anasın... Çocuğun pantolonu yırtılmış diye günlerce canını sıkan ana baba var. Kırık not aldı diye çocuğu eve ocağa koymayan adamlar var. Âhiret puanları düşüyor, ne oluyor bize?

Lokman suresinin ilk başındaki birkaç ayeti okuyun. As bin Vail'in yaptığı şey, nesli bozmaktır. Peygamber efendimiz dine davet ederken As bin Vail de gitmiş başka yerden mecmualar, dergiler, efendim bir takım şeyler getirmiş. Bak, demiş, ben size falan yerden şunları getirdim, onları okuyun... Anlatmayacağım. kirletmemek için meclisi. Nesli bozmanın, nesli bozmak için bir çabanın eseridir onlar. Ondan dolayı aziz dostlar, kıymetli kardeşlerim. Bütün kâfirlerin işi de nesli bozmaktır. Siz zaten bunları biliyor olduğunuz için, benim size acizane kardeşiniz olarak tavsiyem... Bir kişinin daha koluna girin. Şu ders halkalarınıza her gün bir kişi daha katın. Bir kişi daha gelsin.

Sen ben bizim oğlan üç kişi beraber olmak, küçük olsun bizim olsun mantığı yanlış bir mantıktır. İslami ve insani değildir. Birkaç kişi daha gelsin bu sohbete. İsterim ki benim personelim hepsi cemaat mensubu olsun. Cemaat mensubu insanlar daha güzel hizmet ediyorlar. Onları halkanıza alın. Onları çemberinize alın. Onları yedeğinize alın. Onların peşinde gezin.

Büyüklerimin müsaadesiyle, bir şey anlatacağım. Ne kadar önemli olduğunu hayatımdan bir misalle anlatacağım.

Tokat Niksar İmam Hatip Lisesinde okuyorum. Bir arkadaşım vardı, Allah rahmet eylesin, mekânı cennet olsun, öldü… Beni aldı bir gün, ikindi namazına giderken kahveye götürdü. Dedi ki “Namaz kaçmıyor ya, başımıza hoca mı kesilecen, dedi. Gidelim şurada kahvede filim oynatılıyor,” dedi. Uyduk, cahillik işte. Koluma girdi, götürdü beni oraya. Çıktığımızda ikindi geçmişti. Akşam namazı geçmişti. Yatsı namazı da kılınmış bitmişti. Üzüldüm. Namaz geçti dedim, ne yapacağız. Kaza ederiz dedi. Şeytanın telafileri çoktur. Bir gün, iki gün, üç gün, beş gün, derken tam altı ayımı aldı.

Sonra Allah selâmet versin, şimdi öğretmen olan bir ağabeyimiz vardı. Takip etmiş bizi. Bir gün tam kahveden içeri girerken ensemden yapıştı. “Hasanı Basri (bana öyle derdi) sen çok iyi bir çocuğa benziyorsun, iyi birisisin, ne işin var senin burada” dedi. Hiç Bir şey diyemedim, utandım, yüzüm kızardı. Abi dedim, (Ahmet Sabri ismi) burada bak bu vesileyle andım. Allah selamet versin. Abi dedim, böyle böyle bir yanlış yaptık. Koluma girdi. Niksar'ı bilenler var mı bilmiyorum. Böyle uzun bir çarşısı vardır. İki kere kıvradık orayı. Bana anlattı, etti. Bizim sohbetlerimiz var, dedi. Bak bundan sonra her zaman seni orada göreceğim, dedi. Okula giderken koluma girdi, okuldan gelirken koluma girdi. Sohbetlerde, telefon yok o zaman, önce beni aldı öyle götürdü sohbete. Benim manevi mürşidim odur. Allah ondan razı olsun. Allah bin kere ne isteği varsa, ne muradı varsa, evladü ıyaline cennet nasip eylesin. Biz de birinin cenneti olalım. Biz de birinin eli olalım, kolu olalım, dizi olalım.

Allah hepinizden razı olsun.

Hane sahibi abimize, hocamıza ve sizlere bu güzel ve sıcak sözleri söylememize vesile olduğu için hepinizden Allah razı olsun. Allah ömürlerinize ömür katsın. İbadetlerinizi bereketlendirsin. Evlad-ü ıyallerimizi hayırlı eylesin. Bize de anamıza babamıza büyüklerimize karşı hayırlı evlat olmayı nasip eylesin. Memleketimize milletimize huzur versin. Kim milletimizi birbirine düşürmek istiyor, kim bizi birbirimize kırdırmak istiyor, kim din-i mübini islamın inkişafını, yükselişini durdurmak istiyor, kim ümmeti muhammed içine fitne fesat salmak istiyorsa Allahım onları ıslah eylesin. Onlara hidayet nasip eylesin. Allahım onlara akıl fikir versin. Ondan sonra, akıl fikir ermeyenleri rabbim zaten terbiye eder ama en önemlisi bize, ümmeti Muhammed’e birlik versin, dirlik versin, akıl versin, şuur versin, kitaba sarılmayı nasip eylesin.

Velhamdü lillahi Rabbil âlemin.

NOT: her türlü hayırlı çalışmada yanımızda bulunan, katkı sağlayan hocamız Selim Sinan ÖZTÜRK Beye şükranlarımı sunuyorum. Konuşmamızı yazıya dökmek suretiyle bize bu yazıyı kazandırmıştır. Okuyan kardeşlerimizden istirhamımız bu yazıyı sohbet üslubundan çevirmedik. Bu bu haliyle daha sıcak olmuş. Rabbim söylenenleri evvele aciz fakirden ve sizlerden kabul eylesin.

 

Son Güncelleme: Çarşamba, 04 Aralık 2013 12:16