Se Si Öz

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
SeSiÖz - Anasayfa Seçme Yazılar Dışarda deli dalgalar, Sinop’u oyalar
e-Posta Yazdır PDF

Dışarda deli dalgalar; Sinop’u oyalar

Nevval Sevindi - Zaman – 21.09.2004

Binlerce yıllık yerleşim yeri olan Sinop kaleler içredir. Yalta'nın aksi vurur aynasına sanki. Karadeniz'in bu eski ve zengin kentinin bugün ulaşılacak bir yolu bile yok.

Görkemli paralar bastırmış doğa harikası Sinop'un bir müzesi bile yok. Her şey depolarda gizli. Kırım'ın, Çepni beylerinin, tekfur hikayelerinin onlarcasını bağrına basan Sinop'un denizden uğrayan gemisi yok. Deniz ulaşımı da yıllar önce bitmiş. Sonbaharın en güzel renklerine sahip, şiir gibi doğanın içindeki nazlı koyları olan Sinop'un turizmi de yok. Havaalanı var; ama kapalı. Bir vizyona, geleceğe ve değişime ihtiyacı var Sinop'un. Eylülün tatlı güneşi ve yaprakların sarısı, kırmızı altında oturup konuştuk Belediye Başkanı Zeki Yılmazer'le. Heyecanlı başkan ufku açık ve mütevazı. Sinop'u seven herkesle işbirliği yapmaya hazır. Bu nedenle Cemalettin Kaya'nın cennet gibi koyunda, antik eserlerin gölgesinde sohbetimiz.

Sinop tarihinden konuşuyoruz pat diye bir gümüş sikke veriyor elimize Cemalettin Bey. Eski fotoğraflar geliyor önümüze. Ve sorunlar elbette. Adliye Sarayı çok güzel bir bina ancak eski Sinop evleri yok olmakta. Adliye Sarayı'nın ihtiyacı olan katı camdan yaparak tarihi binanın tepesine kondurmasına aldıramıyorum; çünkü çeşmeler perişan, güzelim kale surları çay bahçesinin ıvır zıvırı altında kaybolup gitmiş. Surların üstünde gecekondu evler, hızla büyüyen bütün kentler gibi kötü yapılaşma. Yine de Samsun'dan evla buluyorum Sinop'u. Samsun'dan Sinop'a giderken olağanüstü doğal güzelliklere dalmışken Gerze çıkıyor karşıma. O ne güzel yerleşim! 1956'da tamamen yanan Gerze anahtarları kapı üstünde bir rüya.

Sinop halkı da çok uygar ve sevecen. Her saatte güvenli ve rahat bir atmosfer Sinop. 1954-92 arası Amerikan üssüyle bilinen Sinop en büyük gelir kaynağını 92'de kaybetmiş. Ardından ikinci kaynağı olan Sinop Cam elinden kayıp gitmiş. Çerkez, Abaza, Gürcü, Laz gibi farklı kültürlerin kaynaştığı Sinop turizm potansiyeline sahip; ancak uygulaması yok. Kırım gemiyle sadece 16 saat uzaklıkta. Sinop'a gelmeye can atan Kırım'dan, Rusya'dan, Kafkasya'dan çok insan var. Ne yazık ki, Sinop Giresun'un başarıyla uyguladığı “vizesiz” konukseverliği sağlayamıyor. Vize Sinop'a geliş için caydırıcı bir önleme dönüşmüş sanırım. 3 günlük vizesiz giriş yapılabilse çok kazanacak kent.

Kasabalara bile duble yol varken Sinop'a yok. Daha önemlisi deniz yolu kullanmayı bilen Sinop 90'lara kadar İstanbul'a bile tarifeli vapur seferleriyle gidip geliyor.

Sinop'ta Seyit İbrahim Bilal Hazretleri, Gerze'de Çeçe Hatun Hazretleri gibi inanç turizmine uygun harika imkanları var. Rus turistler nasıl akın akın Antalya'ya geliyor, Sinop da onlara kucak açabilir. Nedense bir önyargı Sinop'u bağlıyor: “Karadeniz'de yaz kısadır ve iki aydan fazla iş yapmaz.” Acaba? Daha geniş bir vizyonla bakmaya ne dersiniz?

Hele Sinop Cezaevi inanılmaz bir sosyal tarih abidesi. İçini gezerken tüyleriniz diken diken oluyor. Dalgaların duvara vuran sesini işitir gibisiniz rüzgarda. Buraya hapsedilen Kırım Hanı'nın sitemleri Sabahattin Ali'nin türkülerine karışıyor. Refik Halit Karay'ın öyküsüne Rıza Nur ses veriyor. Kocaman kara incirlerden koparıp yiyorum. Jandarmaların gezdiği tepeden bu atıl duran kocaman hazineye bakıyorum. Tıpkı yıkılıp giden eski Sinop evleri gibi ruhlarının keşfedilmesini bekliyor odalar, mahzenler.

Sinop Cezaevi, Sultanahmet Cezaevi gibi dünyanın sayılı otellerinden, kültürel mekanlarından biri haline gelebilir. Cezayirli Ali Paşa Camii gibi değerleri içine yeni binalar yaparak kaybetmezse Sinop kazançlı çıkacak.

 

Son Güncelleme: Pazar, 25 Kasım 2012 19:21