Se Si Öz

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
e-Posta Yazdır PDF

MİNYELİ ABDULLAH

Yazarı: Hekimoğlu İsmail (Ömer Okçu) - Yeni Asya yayınları:1 , 1971-İst. 6. baskı, 258 sayfa, roman

Sayfa: 6) Dün İslâmiyetin hayat damarlarına suikast yapılırken; malı için, canı için ses çıkarmayanlar, bugün torunlarını sefahat timsahlarının ağzında görerek cezalarını buluyorlardı.

Sayfa: 29) İşte dünya!.. İşte insan!.. Şurada karşıma bir ayı çıksaydı, beni bir pençede parçalar, yerdi. Ne söver, ne döverdi ve ne de inançlarımla alay ederdi. Şimdi kime gideyim, derdimi kime anlatayım, kimi şahit tutayım ve hangi adliyeden hakkımı isteyeyim?..

Sayfa: 30) Anladı ki her şeyin bittiği yerde insanın, Allah’a imanı daha çok artıyordu.

Sayfa: 43) Gönüllere yerleştirilecek Allah sevgisi, her mü’minin içinde bir polis gibi bekleyecektir.

Sayfa:46) Rızık Allah’a aittir. Bir kapıyı kapatan, bir kapıyı açar. Doğan çocuğa, sabit ağaca, topraktaki kurtçuğa rızık gönderen beni unutur mu? Hâşâ…

Sayfa: 49) İslâmiyet başkasını düşünmektir. Yani başkasının iyi olmasına çalışmaktır. O da senin iyi olmana çalışınca her şey düzelir ve herkes iyi olur.

Sayfa: 81) Birgün Hüseyin sordu:

- Ağabey, Abdünnasır’ın Süveyş’i alması muvaffakıyet değil mi?

- Elbette muvaffakıyet! Hatırıma gelmişken sana bir hikâye anlatayım;

Bir mahallede bir deli varmış. Herkes ona “deli” dermiş. O mahallede adamın biri kuyuya düşmüş. Görenler: “Eyvah adam düştü, ölüyor, ip getirin.” diye bağırmaya başlamışlar. Deli bu vaveylâyı duyar, hemen koşar gelir. Çabukça kuyuya iner, adamı sırtlar, çıkarır. Görenler: “Biz buna deli diyorduk amma, deli değil veli” derler. Deli der ki: “Siz merak etmeyin, ben ona bakar, temizlerim, siz gidiniz.” Herkes gider. Biraz sonra bir feryad, figan duyulur, gelir bakarlar ki, deli, kazazedeyi kuyunun yanındaki ağaca asmış. “Yahu niye böyle yaptın?” derler… “Islanmıştı, astım, kurutuyorum.” … Gördün mü, ortada bir muvaffakıyet ve iyi niyet var amma adam öldü.

Sayfa: 84) En çok Allah’ı sev! O’ndan daha fazla hiçbir şeyi sevme ve her şeyi Allah yolunda harca. Çünkü bir insan neyi en çok seviyorsa onun putu odur.

Sayfa: 88) Din bir zümreye ait olmamalıdır. O herkesin malıdır, herkes onu öğrenmelidir. Her meslekten İslâmiyeti iyi bilen insanların mevcudiyeti, kurtuluşumuz için şart ve elzemdir.

Sayfa:110) - Bir isteğiniz mi var, bey?

- Şoför efendiyle konuşacağım.

- Şoförle konuşmak yasak!

- Her yasağa uyulur mu? Namaz kılacağım.

Şoför uykusuzluğu verdiği kaçık bir benizle çekik gözlerle dikiz aynasına baktı. Kilometrenin saatinin ibresi doksan üzerinde oynuyordu. Geriye dönmeden konuştu:

- Otobüs bir kişi için durmaz ve yolcular bir kişiyi bekleyemez.

- Bu senin ve yolcuların emri, namaz kılmak ise Allah’ın emridir.

- Otur yerine, bize hocalık etme!

Abdullah, namazı kaçırmak endişesiyle şoföre yanaştı ve ileriye baktı. Karşıda bir vaha gördü ve şoföre:

- Şu köyde ineceğim..

- Oralımısın?

- Hayır. Orada ineceğim, siz yoluna devam edersiniz.

- Amma da inatçısın be, kazasını kıl, olsun bu iş..

- Hayır ben ineceğim ve başka vasıta ile yoluma devam edeceğim.

Bir diğer yolcu:

- Ben Hıristiyanım amma, o adamcağızın namazını beklemeğe razıyım. Sonra kendi kendine konuştu: “Dinden zarar gelmez. Din kimseye adam öldür, hırsızlık yap, kız-kadın kaçır demez. Herkes dinine sahip çıkmalı.”

Otobüs vahaya girdi. Şoför:

- Samimi adamsın, seni bekleyeceğim, namazını kıl gel, dedi.

Abdullah’la beraber sekiz on kişi de otobüsten indi. Diğerleri:

- Allah razı olsun, sen olmasaydın namazımızı kılamayacaktık, dediler.

Abdullah yine iç dünyasında konuşmaya başladı: “Otobüste iken diliniz yok muydu? Yahu Hıristiyan beni destekledi de, sizden ses seda çıkmadı. Ne pısırık insanlar! Müslümanların bu pısırıklıktan, sünepelikten ve vurdumduymazlıktan kurtulmaları lazım.

Sayfa: 167) Teyp, Abdullah’ı çok düşündürdü. Çünkü teype vaazları alıyor, teyp vaaz veriyor, Kur’an okuyor. Şu haliyle bu teyp, ilmiyle amel etmeyen, Kur’an-ı Kerimi anlamadan yüzünden okuyan insanlara ne kadar çok benziyordu.

 

Son Güncelleme: Perşembe, 15 Kasım 2012 19:47