Se Si Öz

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
e-Posta Yazdır PDF

O.E.'ye Mektup

6.12.1992

29 Kasım - 4 ve 5 Aralık'ta yayınlanan yazılarınızı ve Korkut Özal'la ilgili 29-30 Kasım'da yayınlanan mülâkatı okudum.

29 Kasım'daki yazınızda Korkut Özal'ın Peygamberimizden naklettiği "Sıla-i rahime devam ederseniz Allah ömrünüzü uzatır" sözünü, lâik düşünce sahibi bir kimsenin kabul etmesine imkân bulunmayan bir görüş olarak niteliyorsunuz. Laikliğin tarifi sizce dinsizlik demek midir? Laik olmak dinsiz olmak demek midir? Yoksa herkes inanıp inanmamakta özgürdür demek midir?.. Zaten şu laikliğin tarifini kim doğru dürüst yapmış ki.. Herkes kendine göre yorum yapıyor.

Bir başka parağrafta, Aydın olmak için, özgürce düşünme ve değerlendirmenin dinden imandan soyutlanması gerektiğini belirtiyorsunuz. Oysa kâinatta hiç boşluk yoktur. Balık denizde, kuş havada hürdür. Özgür düşünce demek nereye gittiğini bilmeyen bir düşünce değildir. Bu olsa olsa başıboş bir düşünce olur.

Gerçi size K.Özal 4 Aralık günü sütununuzda cevap vermiş ama, ertesi gün baktık ki yine dediğim dedik diye yazmışsınız. Allah'ın hidayet vermediğini kimse hidayete erdiremez. Yani olabilir, sizin görüşleriniz sizi bağlar. Fakat bir büyük gazetenin başyazarı olarak, İslâmla ilgili fazla bir bilgiye sahip olmadığınız anlaşılıyor. Belki de yazmaktan okumaya fırsat bulamıyorsunuz. Eğer ben de müslümanım diyorsanız, İslâmın kaynak olarak kabul edilen temel eserlerini okumak gerekmez mi?

Size göre olmasa da inançlarımızın bize göre bilimsel bir değeri vardır. Din ve bilim ayrı değil bir arada bir bütünlük içindedir.

Daha fazla uzun yazıpta vaktinizi almak istemiyorum.

Bilvesile selâm ve saygılar.

Sinan Öztürk

 

Son Güncelleme: Pazartesi, 12 Kasım 2012 23:05