Se Si Öz

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
e-Posta Yazdır PDF

Gıybet illeti

S. Sinan Öztürk  - 15.07.1980 – Türkelinin Sesi

İslâm Dininin, terkini emretiği içtimai yaralarımızdan birisi, belki de en önemlisi gıybettir. Daha açık bir ifadeyle dedikodu yapmaktır. Büyük kırgınlıkların, dargınlıkların temelinde işin gıybetle başladığı hakikati yatar. Bunun içindir ki bizim huzur ve emniyetimizi garanti etmiş olan dinimiz, gıybetin en basitini bile yasaklamıştır.

Cenab-ı Rabbül Alemin Kur'an-ı Kerimde mü'min müslümanlara şöyle emir buyuruyor: «Ey iman edenler! Zannın bir çoğundan sakının, çünkü zannın bazısı günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Kiminiz de kiminizi çekiştirip gıybet etmesin; Sizden herhangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı?.. İşte bundan tiksindiniz (değil mi?). Allah'tan korkun, çünkü Allah tevbeleri çok kabul eden, çok merhamet eyleyendir.» (Hucurat Sûresi: Ayet-12)

Tirmizinin rivayetine göre de Rasûlullah (SAV) birgün yanındakilere:

- Gıybet nedir, bilir misiniz? diye sordu.

- Allah ve Rasûlü daha iyi bilir, dediler.

Şöyle buyurdu:

- Din kardeşini sevmediği, hoşlanmıyacağı bir şeyle anarsan gıybetini etmiş olursun.

Sahabiden birisi:

- Dediğim aybı kendisinde görürsem ne olur? diye sorunca da Rasûlüllah (SAV) şöyle buyurdu:

- Eğer söylediğin şey onda varsa gıybet etmiş olursun, şayet yoksa iftira etmiş olursun...

Yine birgün, bazı müşküllerini halletmiş olan kadın, Rasûlullah'ın huzurundan kalkıp gittiği sırada Aişe validemizin: «Ne kadar kısa boyluymuş!» diye söylenmesini bile çok gören Rasûlullah Hz.leri: «Ya Aişe, gıybet ettin.» buyurmuşlardır.

Ayeti celile ve hadisi şeriflerden kolayca anlaşılır ki gıybet çok çirkin ve fena bir harekettir. Mümkün olduğu kadar, kesinlikle kaçınmak gerekir. Alimlerimizin hepsi de gıybetin haramlığını ve büyük günahlardan olduğunu kabul etmişlerdir.

Allah (CC) her insan için bir melek yaratmıştır. O melek daima o kul ile birlikte bulunur. O kimse bir başkasını çekiştirirse melek der ki: «O şerrin hepsi senin başına patlasın. Allahın bir kulunu kötülükle andın. Asıl kötülük sendedir.» Bir kimse de bir başkasını hayırla yâd eder ve iyi yönlerinden bahsederse, bu defa melek: «Allah senden razı olsun Allanın kulunu hayırla andın. O hayır seninle birlikte olsun.» der.

Yeryüzünde, insanların birbirine beslediği itimat ve emniyeti sökerek, yerine şüphe ve suizanlar yerleştiren en kötü ahlâk muhakkak ki gıybettir. Dinimizce gıybet etmekle, içine kurtlar düşmüş bir leş eti yemek arasında hiçbir fark yoktur. Nitekim Fahri Kâinat Efendimiz mi'raç gecesinde cehennemde birtakım leş yiyen insanlar görünce soruyor. «Ya Cebrail, bunlar kimlerdir?» Cehennemin içinde insanların amellerine göre ceza gördüklerini göstermek için Efendimizi oraya getirmiş olan Cebrail şöyle devam ediyor: «Bunlar müslüman kardeşlerinin gıybetini yapan kimselerdir. Dünyada dedikodu edenler âhirette işte böyle laşe yiyeceklerdir.»

Şunu da unutmamak lâzım ki gıybeti yapan kişi haram işlediği gibi dinleyen de ona ortak oluyor, haram işliyor demektir. Gıybet edeni susturmaya gücü yetmeyen kişinin o meclisi terk etmesi lâzımdır. Rasûlüllah (SAV) buna işaretle buyuruyor ki: Kim yanında mü'min kardeşi gıybet edilirken gücü yetip de onu red ve men ederek yardım ederse, onu korursa Cenab-ı Hak da dünyada ve ahirette ona yardım eder.»

İmam-ı Şarani bir eserinde şöyle diyor: «Kıyamet gününde amel defterini eline alan bazı insanlar: Ya Rabbi, hani benim kıldığım namazlarım, tuttuğum oruçlarım? Verdiğim sadakalarım? Bunların hiçbirinin sevabı yazılmamış.» diyecekler. O zaman Cenabı Hak onlara şöyle cevap verecek: «İşlediğiniz bütün hasenatınız amel defterinize işlenmiştir. Ancak siz bunları muhafaza edemediniz. Sevaplarınızı dedikodusunu yaptığınız insanlara kaptırdınız. Gidip gıybetini ettiğiniz kardeşlerinizin defterlerine bakınız, hepsini orada bulacaksınız.»

Hasan Basri Hz.lerine: «Falancı senin gıybetin de bulundu» dediler. O da: «Duydum ki sevabınızın bir kısmını bana vermiş ve benim günahımın bir kısmını da siz üzerinize almışsınız. Karşılığında her ne kadar değerli değilse de ben de size bunu hediye ediyorum» diye bir tabak hurma göndermiştir...

Bunlardan anlaşlıyor ki gıybet etmek o kimsenin etini yemektir, günahını yüklenmektir ve gıybet ettiği kimseye sevabını vermektir. Dedikodu, hakkında konuşulan kişinin kulağına giderse bu bir zulümdür ki helâllik dilemeyince tevbe ile iş bitmez. Bu sebepledir ki felâket unsurlarını kökünden yasaklayan İslâm, gıybeti kokmuş etle bir tutmuş, hatta ashabtan Abdullah İbn Mes'ud, gıybet edenlerin yanına gelince: «Haydi kalkın abdest alın. Çünkü yukarınızdan çıkan bu sözler aşağınızdan çıkanlar kadar pistir. Abdestinizi bozar.» demekten kendini alamamıştır.

Evet Muhterem Müslüman!

Kendine bir bak, nice ayıpların vardır. Dini ve dünyevi bakımdan eksiğin çoktur. Allahtan kork. Sen dünyaya boş şeylerle meşgul olmak, şunu bunu çekiştirmek için gelmedin. Kardeşinin gözündeki çöpü göreceğine kendi gözüne düşen odunu gör. Kendi ayıp ve noksanını bilmeyen daima noksan kalır. Hiçbir ilerleme kaydedemez.

Atalarımız; Dil bir aslandır, zapt edersen kurtulursun, salı-verirsen helak olursun, demişler.. Çay gibi zararsız bir şeye süzgeç tutanlar, ağızlarına da bir süzgeç koyabilselerdi dünya çok değişecek ve daha huzurlu olacaktık.

Allah (CC) gıybet illetinden cümlemizi muhafaza eylesin. Âmin.

 

Son Güncelleme: Pazartesi, 12 Kasım 2012 22:44