Se Si Öz

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
SeSiÖz - Anasayfa Makaleler Armutluyazı köyünden ufku seyrederken

Armutluyazı köyünden ufku seyrederken

e-Posta Yazdır PDF

 Armutluyazı köyünden ufku seyrederken..

    Selim Sinan ÖZTÜRK

     12.Temmuz.2010

"Orda bir köy var uzakta..

O köy bizim Köyümüzdür."

diye başlayan sözleri işitince burnumuzun direği sızlar hasretiyle... Tertemiz havası, şırıl şırıl akan suları,  yemyeşil ağaçları ve  göz alabildiğine uzanan ufkuyla köyümüz bir dünya cennetidir.

İnsan vatanını sever elbette.. Kim olursa olsun, nerede yaşarsa yaşasın bu böyledir. Ama bizim köyümüz sevgiyi hak eder. Tabii bu sevgi kuru kuruya olmamalı.. Gurbetteki insanlarımız buraları unutmamalı.

Köydeki sakin, huzurlu hayatı, şehirlerin keşmekeşinde bulamazsınız. Köyün sadece yol-su-elektriğine yardım etmek, bayramda cenazede şöyle bir gelip görmek yetmez. Mümkünse yaşamak lazım. Aksi halde "gitsek te gitmesek te o köy bizim köyümüzdür" demek fazla birşey ifade etmez, hasretlik türküsünden başka.

Şu kısa ömrümüzde şöyle geriye dönüp bakıyoruz da kimler gelip geçmiş. Zekeriya Efendi, Mustabey Hoca, Aziz Hoca, Eğitmen Tahsin Efendi, Niyazi Öğretmen, Bekir Efendi, Sabri Efendi, Harun amcam, Babam Nuri Usta... köye damgasını vuran kişilerdi. Hele de Deli Remzi... Sempatik kişiliği, saf gönlüyle köyün maskotu gibiydi. Allah mekânlarını cennet eylesin. Geçen günler geri gelmez elbette.. Bize düşen, geçmişi unutmamak, geleceğe planlı ve akıllı bir şekilde yönelmek olmalı.

***

Tarık Buğra "Delileri de delilikleri de pek severim. Muharebede yiğidin akıllısı yaptığı deliliklerden belli olur" diye Çerkez Ethem'i konuşturur, "Küçük Ağa" romanında...

Şeyh Edebali de; "Bilesin ki! Atın iyisine doru, Yiğidin iyisine deli derler..." diye nasihat eder Osman Beye...

"Delilkle velilik arasında ince bir perde vardır" derler... Delilik Ayancık'ta biraz da delikanlılık gibi görülmüş. Mesela yıllardır Ayancık İstanbul arasında Deli Metin, Deli Hakkı gibiler otobüs şoförlüğü yapmış. Biliriz ki gurbette olanlar memleketin delisini velisini, taşını toprağını, herşeyini özler.

Deli Remzi, yani köyümüzün bir nevi maskotu olan Remzi Özcan, düğünlerde çerkez mızıkası çalar şenlik yapardı. Bir lokma bir hırkaya kanaat eden dervişler gibiydi. Son zamanlarında nefes darlığından muzdaripti. Nefesi sıkıştırdığı zaman yüksek sesle "Allah!" diye nida ederdi, sesini biz de duyardık uzaktan. Cenazesi 25.07.1985'te Armutluyazı Köyü mezarlığında toprağa verildi. Allah taksiratını affeylesin.

***

Rabbim nasip etti köyde 7 sene kaldım. Köylülerimi yakından tanıma fırsatı buldum. Köydeki hayat şehirdekine hiç benzemez. İnsan ilişkileri de benzemez. Tabiat şartları, toprak, su ve ağaçlar insanın tabiatına etki etmiştir. Hele eskiden elektriğin olmadığı, teknolojinin girmediği, köyde çiftçiliğin ve hayvancılığın yapıldığı, nüfusun yeterli olduğu zamanlar hayat daha bambaşka, biraz vahşice ve safçaydı. Şimdi elektrikle birlikte teknoloji de evlere girince bir takım özentiler de ortaya çıktı. Ama yine de köydekilerin nev’i şahsına münhasır bir hayatı vardır. En güzeli imece usulü yardımlaşma tarzı, köyü ayakta tutan bir sosyalleşme olgusudur.

***

Şimdi 1982 yılında çektiğim resimlere bakarak eskileri anıyorum. Resimlerdeki insanların neredeyse tamamı ahirete intikal etmiş. İyi ki o zaman bunları kaydetmişim. Zaman her şeyi öğütüyor. Şimdi bu resimler olmasa ismini andığımız kişilerin kim olduğunu bile hatırlamakta güçlük çekeceğiz. Yaşarken eski insanları konuşturup hatıralarını kaydetmediğime de hayıflanıyorum. Tabi o zaman şimdiki gibi digital kayıt aletleri yoktu. Yazabilirdik, ama akıl edemedik vesselam..

 

Son Güncelleme: Salı, 13 Temmuz 2010 07:59