Se Si Öz

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır

Hasan Koç

e-Posta Yazdır PDF

Hasan Koç

Ayancık'ın tanınmış esnaflarından.. 1955 Trabzon Of ilçesi Ağaçbaşı köyünde doğdu. Babası Ömer, Annesi Emine.

Ne zaman geldiniz Ayancık'a?

1969 yılı, 11.nci ayın 1'inde eniştemle beraber buraya geldik. Eniştem 1973 yılında Ayancık'ı bırakarak Samsuna yerleşti. Biz hâlâ buradayız.

Ne iş yapıyordunuz o zamanlar?

İlk geldiğimiz dönemlerde Ayancık'ta züccaciye işiyle, bakırcılık işiyle uğraşan Hafız Ahmet Al diye bir abimiz vardı. Onun yanına çırak olarak geldik. 1973 ten sonra da dükkan benim üzerimdeydi.

İlk siyasi çalışmanız ne zaman başlamıştı?

1978 yılında askerden döndükten sonra Milli Selamet Partisinin yönetim kurulu üyeliğinden başlamak kaydıyle aktif olarak siyasete girdik. Ak partinin kurucuları arasında olduk. Bugün sadece üyesi olarak devam ediyoruz.

Zaman zaman ilçe başkanlığı yaptınız.

Önceki dönemlerde evet. Hep siyasetin içinde oldum.

Unutamadığınız hatıralarınız vardır herhalde.

Ayancıklı kardeşlerimizin samimi ve dürüst olarak dışarıdan kim gelirse gelsin onlara kucak açması onu benimsemesi benim için en büyük hayat tecrübesi. Hayatın akışı içerisinde gerçekten hiçbir yerde görülmeyecek kadar samimi dostluklarımız oldu. Dolayısıyla benim için en büyük hatıra, Ayancıklıların bu özverili davranışı, benim için çok önemli.

Başından çok macera geçmiştir ama şu anda aklına gelmemiştir belki.

Şimdi tabi aklıma gelen, askerlik dönemi ile ilgili bir hatıramız var o çok ilginç.

Askere ne zaman gitmiştiniz?

1977 yılının mart ayında.

Hatıralar;

* Seçim çalışmaları esnasında bir elimizde televizyon bir elimizde video ile beraber seçim çalışmalarına arkadaşlarla beraber katıldık. Beş kişiyiz o zaman. Akşam üstü Fındıklı köyüne gittik. Köye gittiğimiz zaman hava gayet normal, yağış falan yok. Orda işte, programımızı yaptık. Programdan sonra geri dönmek üzere dışarı çıkınca, yağmur yağmış, o yollarda çakıl serili olmadığı için tamamen kaygan vaziyette. Yani yolda yürümesi zor olabilecek kadar yolun da kötü oluşu. Tabi geri gelmek mecburiyetinde olduğumuz için arkadaşlarla beraber arabaya bindik, beş kişi. Çok keskin bir virajdan dönmek üzere. Şoförlük acizane bizdeydi o zaman. Araba fren tutmuyor. Yani hakimiyet bizden kesinlikle gitti. Hakimiyet kimin elindeyse o, o andan itibaren devreye girdi. Ordan nasıl döndüğümüzü, yola nasıl girdiğimizi, alt taraf orman uçurum, öyle bir yerde, dostlarımızla beraber Cenabı Allah bizi koruyarak ordan yolumuza devam ettik. Çünkü çok iyi niyetle, çok samimiyetle yola çıkmıştık. O günün çalışmalarını bu şekilde yürütüyorduk. O günkü anımızı asla unutmam mümkün değil...

* Şerafettin beyle beraber Belediye başkanlığı seçimi çalışmalarını yapmak üzere hazırlıklar yapıyoruz. 1991 veya 1994 seçimleri. 1991 olabilir. O dönemde kahve çalışmaları meşhur. o kahve çalışmaları için önceden kahve sahipleriyle beraber, görüşmek üzere onlardan randevu talep ediliyordu. İsmini de zikretmekten her zaman gurur duyduğum aslında, Kadir Deniz, Ayancıkköyündeki kardeşimiz, o günlerde sosyal demokrat yapı içersinde. İşlettiği kahve de bütün sosyal demokratların girip çıktığı bir kahve. Şerafettin bey, özellikle o kahveye randevu alıp gitmemizi arzu eder. Genelde insanların yapısında peşin hükümlülük var olduğu için, o gün de ben de maalesef o peşin hükümle beraber o kahveciye gidersek, onlar sosyal demokrat, bize asla orayı vermezler. Biz oraya gitmeyelim. Şerafettin bey ısrarla biz gidelim talep edelim, vermezse o vermesin, der. İşte şu anda bulunduğumuz yerden, eski, terzi Ahmet dediğimiz mahalle muhtarımızın işyeri önüne gidene kadar bu mücadelemiz devam eder. İşte tevafuk orada başlar. Orada rast geldiğimiz Kadir kardeşimiz, muhabbetimiz de çok iyiydi, bizi görünce bizle selamlaştı. Nereye gittiğimizi sordu. Biz de bu seçim çalışmaları esnasındaki düşüncelerimizi kendisine aktardık. Onun üzerine biz ona daha teklifte bulunmadan, "sayın Hasan Koç ve Şerafettin bey, eğer benim işyerime ihtiyacınız olursa işyerimi size tahsis etmeye hazırım." dediği anda ben gerçekten şoke oldum. Çünkü asla bize vermiyeceğini düşündüğümüz yerin bize verilmesi hem benim inancım açısından, insanlara bakış açımı çok değiştirdi. Hem de hiç hissedemeyecek olduğumuz kadar bize jest yapmış oldu. Bu kadirşinaslığı gerçekten unutmam mümkün değil. Zannediyorum insanlara ders olacak kadar güzel bir anımızdır diye düşünüyorum..

 

Son Güncelleme: Cumartesi, 27 Ekim 2012 13:49