Se Si Öz

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
SeSiÖz - Anasayfa BULMACA SÖZLÜĞÜ -Sorulara göre- Y (Yaban... -Yüzüne...) - Sayfa 3

Y (Yaban... -Yüzüne...) - Sayfa 3

e-Posta Yazdır PDF
Makale İçeriği
Y (Yaban... -Yüzüne...)
Sayfa 2
Sayfa 3
Sayfa 4
Sayfa 5
Tüm Sayfalar
Yazıcı.:PRİNTER

Yazıda ya da sözde bayağı sözcük ve deyim bulunmaması durumu.:ASALET

Yazılarıyla sürekli olarak başkalarına saldıran yazar.:KALEMŞÖR

Yazılı dili veya konuşma dilini kavrayamamakla ilişkili anlamsız konuşma durumu.:AKULALİ

Yazılı izin belgesi ve özellikle dış ticarete ilişkin olarak devletçe verilen izin.:PERMİ

Yazılı kağıt.:KETAL

Yazılı metni olmayan,kararlaştırılmış taslağı, yerine zamanına göre oyuncular tarafından,sahnede yakıştırılan sözlerle tamamlanan oyun,doğaçlama tiyatro.:TULUAT

Yazılı olan şey,kitap,mektup,teskere,pusula.:BETİK

Yazılı olan şey.:BELİK

Yazılı.:TAHRİREN

Yazılmış bir metin üzerinde gereken düzeltmeleri yaparak yazıyı yayına hazır duruma getirme,yazı yazma,kaleme alma.:REDAKSİYON

Yazılmış,yazılı.:MUHARRER

Yazım.:İMLA

Yazın karadan denize doğru esen mevsim rüzgarı.:MELTEM

Yazın kırlarda,özellikle ekin tarlalarında yetişen,kırmızı ve otsu bir bitki.:GELİNCİK

Yazın.:EDEBİYAT

Yazının bulunmasından önceki insan topluluklarının evrimini inceleyen bilim dalı.:PREHİSTORYA

Yazınsal.:EDEBİ

Yazıtbilim. Yazıtları inceleyen bilim dalı.:EPİGRAFİ

Yazıyı yada konuşmayı gereksiz ayrıntılarla uzatma.:HAŞİV

Yazlık bir armut türü.:MUSTABEY

Yazlık davar ağılı.Dört tarafı çitle çevrili koyun ağılı.:ÇALAMAR

Yazlıkta ya da kent dışında bahçeli ve güzel ev.:VİLLA

Yazma kitaplarda bulunan,ince bir sanatla işlenen,küçük renkli resimlere verilen ad. Bir şeyin küçük ölçekte kopyası veya benzeri.Kağıt,parşömen,tahta üzerine renkli boyalarla küçük boyutlu resim yapma sanatı.:MİNYATÜR

Yazma kitapların ilk sayfalarına yapılmış altınla karışık süsleme.:PESEND

Yazma kitapların sayfa kenarlarını,cilt kapaklarını ve levha yazı çevresini altın yaldızla süsleme sanatı.:HALKÂRİ

Yazma yitimi.Ellerde ve parmaklarda hiçbir sakatlık olmamasına rağmen ruhsal nedenlerle yazma yetisini yitirme.:AGRAFİ

Yazma,kitabet,kompozisyon.:TAHRİR

Yedek at.:PALAY

Yedek hayvanı.:CENİBE

Yedekte ve önde gitmeyen hayvan.:BUKAK

Yedi karton parçasından oluşan ve bunlarla çeşitli şekiller elde etmeyi amaçlayan eski bir Çin oyunu.:TANGRAM

Yedi uyurlardan biri.:YEMLİHA

Yedi Uyuyanlar.309. yıl uyuduklarına inanılan yedi kişiye verilen ad.:ASHAB-IKEHF

Yedigöller’i oluşturan gölcüklerden biri.:DERİNGÖL

Yediğimiz besinlerin kalın bağırsakta bakteriler tarafından karbonhidratları parçalanırken açığa çıkan gaz. (Oksijen, nitrojen, hidrojen, karbondioksit, metan ve hidrojen sülfürden oluşur.):BAĞIRSAKGAZI

Yedirip içirme.:İAŞE

Yeğin,şiddetli.:ŞEDİT

Yehova’ya hamd olsun anlamına gelen ve ayinlerde kullanılan İbranice sözcük.:ALELUYA

Yelek bölümü iki karış uzunluğunda,enlice bir tür ok.:PUTA

Yelek.:DELME

Yelin esişi.:ESİM

Yelken devrinde muhabere ve irtibat hizmetlerinde kullanılan hızlı ve hafif gemi. Eskiden postayı taşımaya yarayan küçük tekne. Bir tür hızlı keşif gemisi.:AVİZO

Yelken gemilerine mizana direği denilen kıç direkte eğik duran bayrak sereni.Kıç direkteki kısa seren.:GİZ

Yelken sporunda kullanılan küçük bir tekne.:OPTİMİST

Yelken yarışlarında, yelkenin yüzeyini küçültme eylemi.:RİF

Yelkeni serene bağlamak için açılan delik.:MATAFYON

Yelkenin seren yakalarına gelen uçlarına denir.:CUNDAYAKASI

Yelkenin ucunda ip geçirmek üzere yapılmış göz.:MATA

Yelkenin,sancağın veya çubukların aşağıya indirilmesi.:ARYA

Yelkenlere açılan deliklere ve halat ilmiklerine geçirilen metal halka.:RADANSA

Yelkenleri bağlamaya yarayan zincir,halat veya palanga.:İSKOTA

Yelkenleri indirip kaldırmaya yarayan ip.:TARTI

Yelkenleri olmakla birlikte kürekle de yol alan eski zaman gemisi.:ÇEKTİRİ

Yelkenleri olmakla birlikte kürekle de yol alan tek direkli eski zaman gemisi.:ÇEKTİRİ

Yelkenleri toplamak.:İSTİNGA ETMEK

Yelkenleri yerlerine çekmekte kullanılan halatların genel adı.:KANSALİSA

Yelkenli bir gemi türü.:CÖNK

Yelkenli bir yarış teknesi.:DRAGON

Yelkenli bir yarış teknesi.:MİSTRAL

Yelkenli bir yarış teknesi.:SNİPE

Yelkenli bir yarış teknesi.:STAR

Yelkenli gemilerde ana direk ile çubukları arasında kalan bölüme verilen ad.:KOLOMBİR

Yelkenli gemilerde ana direkler üzerine sürülmüş çubukları cundalarından kıç tarafına doğru meyilli tutan halatlardan her biri.:PATRİSA

Yelkenli gemilerde ana istiralya (direkleri geren halat) üzerine açılan flok yelkeni.:VELEDİBARKA

Yelkenli gemilerde direklerin ve gabyanın üstünde bulunan en yüksek bölüm.:BABAFİNGO

Yelkenli gemilerde gabyaların direklere çıkması için verilen komut.:ARİVA

Yelkenli gemilerde gemicilerin serenlere çıkmasına yarayan halat.:BASADORA

Yelkenli gemilerde iki direk arasındaki istiralyalar (direkleri geren çelik ya da tekstil halatlar) üzerine açılan üçgen yelken.:VELENA

Yelkenli gemilerde pruva direğinin en altta bulunan ana sereni ve bu serene bağlanan yelken.:TRİNKETA

Yelkenli gemilerde pruva ile grandi direklerinin serenlerine bağlı oynak halatların makarası.:BRAGOT

Yelkenli gemilerde,gabya çarmıklarını ana direğe bağlayan kısa çarmıklar.:RİLİ

Yelkenli gemilerde,serenin aşınmaması için direğe vurulan tiriz.:LAMBASA

Yelkenli gemilerde,üzerlerine flok yelkenlerinin çekildiği halatlar.:ARMO

Yelkenli gemilerden oluşan ince donanmanın en küçük ve en hızlı gemisinin adı. Osmanlı donanmasının en küçük ve hızlı gemisi.:UÇURMA

Yelkenli savaş gemilerinde fırtınalı havalarda kıç direğe açılan küçük yelken.:MALECEMA

Yelkenli teknelerde kullanılan geniş yüzeyli flok.:GENOA

Yelkenli,kürekli yada motorlu olabilen bir çeşit yarış teknesi.:REGATA

Yelken-rüzgar açı ayarı.:TRİM

Yellenme.: ZARTA

Yelve.:FLURYA

Yelyutan da denilen,kırlangıca benzer bir kuş.:SAĞAN

Yemeğe lezzet için konan baharat.:EFVAH

Yemeği ve kebabı yapılan bir sakatat türü.:PENCEVÜŞ

Yemeği yapılan tadı ekşi bir ot.:TİRŞİK

Yemeği yapılan,ıspanağa benzer yabani bir ot.:İBİ

Yemeğin kokması.:AFEN

Yemeğin sulu kısmı.:ÇERVİŞ

Yemeğin suyu.Et,tavuk,balık suları.Yumurta,yağ gibi çeşitli malzemelerden elde edilen,yemeğe tat veren sıvı ya da krem şeklindeki kıvamlı malzeme.:SOS

Yemek .:AŞ

Yemek altı. Meze gibi yemekten önce yenen soğuk yemek.:ORDÖVR

Yemek bilgisi.:GASTRONOMİ

Yemek hizmeti.:CATERİNG

Yemek kahvesi.:BÜNN

Yemek listesi.:MÖNÜ

Yemek masası.:HAN

Yemek odası,salonu.:SALAMANJE

Yemek pişirmekte kullanılan ve içinde ızgarası bulunan ayaklı ve taşınır ocak.:MALTIZ

Yemek pişirmeye yarayan tek kollu tencere.:DİVAN

Yemek yedirme.:İTAM

Yemek yemekten korkma.:SİTOFOBİ

Yemek,ekmek pişirilen fırınlı soba.:GÜZİNE (KUZİNE)

Yemek.:TAAM

Yemeklerde tat verici olarak kullanılan,Hindistan cevizi tohumlarının derimsi kabuğu.:BESBASE

Yemeklere ekşimsi bir tat vermesi için kullanılan karamuk bitkisinin diğer adı.:ZEREŞK

Yemeklere katılan baharatlar.:EBAZİR

Yemeklere tat ve koku vermek için ve hekimlikte kullanılan,birleşikgillerden ıtırlı bir bitki.:TARHUN

Yemekleri çeşnilendirmekte kullanılan güzel kokulu bitkisel maddeler.:AŞOTU

Yemeklerin duru olan sularının un,yumurta,yoğurt,limon gibi malzemelerle koyulaştırılması,lezzetlendirilmesi.:TERBİYEETMEK

Yemeklerin mide özsuyuyla karıştıktan sonra aldığı durum.:KİMÜS

Yemekli eğlence.:TOY

Yemeklik bir patates cinsi.:LAURA

Yemekten arta kalan.:ARTIK

Yemekten önce,iştahı açmak için genellikle tuzlu çerezle alınan,çoğunlukla damıtık alkollü içki.:APERİTİF

Yemen ve Etiyopya’da yetişen, yaprakları uzun süre çiğnenince sarhoşluk veren bir ağaççık.:KAT

Yemen’de yaşamış bir Arap kabilesi.:GATAFAN

Yemen’in başkenti.:SANA

Yemen’in doğusunda kurulmuş eski bir krallık.:SEBA

Yemen’in ekonomik başkenti.:ADEN

Yemen’in plaka işareti.:YE

Yemenici,ayakkabı tamircisi.:KÖŞKER

Yemenicilerin kullandıkları ölçü.:PUSVAL

Yemin etme,ant içme.:HALFE

Yemin,ant içmek.:KASEM

Yemin,ant,akit.:PEYMAN

Yemin. :ANT

Yemiş,meyve,ürün.:SEMERE

Yemiş. :BAR

Yemişinden turşu yapılan gebreotunun bir adı.:KAPARİ(KEBERE)

Yemişlerin yenen bölümü.:ETEN

Yenen,kazanan.:MANSUR

Yengece benzer bir su canlısı.:MEGALOP

Yengeç takım yıldızı yörüngesinde bir yıldız kümesi.:ARIKOVANI

Yeni bir durumun yanlış olarak geçmiş bir hatıranın tekrarı gibi algılandığı görsel tanıma yanılsaması.Bir yeri daha önce görmüşlük ya da bir olaya daha önce tanık olmuşluk duygusu.:DEJAVU

Yeni bir şey bulan kimseye,bulduğu şeyden yalnız kendisinin yararlanması için devletçe verilen belge.:İHTİRABERATI

Yeni bir şey bulma,türetme.:İHTİRA

Yeni çıkmaya başlamış ekin.:FİREZ

Yeni doğan buzağıların konulduğu yer.:HUL

Yeni doğan kuzu için çobanın kuzu sahibinden aldığı bahşiş.:GÖBEDEK

Yeni doğan kuzuları soğuktan korumak için yapılan küçük ağıl.:KÜM

Yeni doğmuş bebeğe,götürüldüğü evlerden verilen yumurta,mendil,şeker gibi küçük armağanlar.:SIÇANLIK

Yeni doğmuş çocuğu ilk aylarda sıkıca sarmalamaya yarayan geniş bez.:KUNDAK

Yeni doğmuş inek,deve ya da köpek yavrusu.:KODUK

Yeni doğmuş zayıf ve dayanıksız bebeklerin,bulaşıcı hastalıklardan korunması amacıyla yerleştirildikleri kapalı aygıt.:KUVÖZ

Yeni doğmuş.:NEVZAT

Yeni doğum yapmış kadının durumu,loğusalık.:NİFAS

Yeni doğurmuş memelilerin koyu,yapışkan ilk sütü.:AĞIZ (AVUZ)

Yeni dünya.:MALTAERİĞİ

Yeni düzene karşı çıkan,gerici.:MÜRTECİ

Yeni gelin.:NEVARUS

Yeni Gine’de yaşayan vahşi bir köpek cinsi.:ACAK

Yeni Gine’de yaşayan,kırmızı renkli ve vahşi bir köpek cinsi.:ACAK

Yeni Kaledonya ormanlarında yaşayan,kül rengi tüylü,iri,gagalı ve ayaklı kırmızı kuş.:KAGU

Yeni klasikçiliğin önderlerinden biri olan ünlü Fransız ressam.:İNGRES

Yeni ve parlak.:ÇİL

Yeni yetişen,genç.:NEVRES

Yeni Zelanda da bir liman kenti.:NAPİER

Yeni Zelanda plakası.:NZ

Yeni Zelanda’da yaşadığı bilinen soyu tükenmiş bir kuş.:MOA

Yeni Zelanda’da yaşayan iri bir kertenkele.:TUATARA

Yeni Zelanda’da yaşayan bir kuş. Uçamayan bir kuş,kivi.:APTERİKS

Yeni Zelanda’da yaşayan bir kuş.:TİEKE

Yeni Zelanda’da yaşayan bir papağan türü.:KAKA

Yeni Zelanda’da yaşayan bir papağan.:KEA

Yeni Zelanda’da yaşayan ötücü bir kuş.:TUİ

Yeni Zelanda’da yaşayan ve zil kuşu da denilen bir kuş.:KORİMAKO

Yeni Zelanda’nın başkenti.:WELLİNGTON

Yeni Zelanda’nın nemli ormanlarında yaşayan,yeşilimsi papağan.:KAKAPO

Yeni Zelanda’nın yerli halkı Maorilerin savaş dansı.:HAKA

Yeni Zelanda’nın yerli halkı.:MAORİLER

Yeni,çok yeni olan şey.:NEVİN

Yeni,çok yeni olan şey.Aynı zamanda bir kadın adı.:NEVİN

Yeni,taze.Yapısına girdiği sözcüğe yeni anlamı katan Farsça önek.:NEV

Yeni.:ACAR

Yeniçeri kışlası.Osmanlı devletinin askerlik,saray ve yönetim örgütlerinde kışla,koğuş ve bürolara verilen ad.:ODA

Yeniçeri ocağına yeni girmiş delikanlı.:CİVELEK

Yeniçeri ocağında görevi alaylarda selam törenlerini düzenlemek ve yönetmek olan subay.:ODABAŞI

Yeniçeri ocağında tabur.:ORTA

Yeniçeri ocağının kaldırılmasından önce,kent ve kalelerin yerli halkı arasından görevlendirilen topçulara verilen ad.:İCARELİLER

Yeniçeri ocağının kurulmasından önce Osmanlı ordusunda atlı asker.:MÜSELLEM

Yeniçeri Ocağının kurulmasından önce Osmanlı ordusunun önemli bir bölümünü oluşturan ve piyadegan da denilen asker sınıfı.:YAYA

Yeniçeri ocağının, savaşta kullanılan köpekleri yetiştirmek ve yönetmekle görevli sınıfı. Osmanlılarda savaşta kullanılan köpeklere verilen ad.:SEKSON

Yeniçeri ordusunda silah yapan,onaran ve bakımı ile görevli bulunan, savaşta ordunun silah ve cephanesini ulaştıran yaya kapıkulu ocaklarından bir sınıf asker.:CEBECİ

Yeniçeri salma erlerinin giydikleri kırmızı çuhadan yapılmış cüppe.:PİRPİRİ

Yeniçeriler arasında saygı duyulan kimselere verilen ad.:KOKONOS

Yeniçerilere ödenen üç aylıkların ikincisi.:RECEC

Yeniçerilerin aylıklarına yapılan zam.:İNAM

Yeniçerilerin belediye işlerine bakmakla görevli bölümü.:ELLİALTI

Yeniçerilerin giydiği miğfer biçiminde ve sorguçlu bir tür başlık.:KUKA

Yeniçerilerin kayıtlı oldukları kütük defteri.:ESAME

Yeniden canlandırma,diriltme.:İHYA

Yenidünya aslanı.Dağ aslanı.:PUMA

Yenilebilir bir mantar cinsi.:KARAKULAK

Yenilebilir iyi cins bir mantar.:CİNCİLE

Yenileme.:KİRAR

Yenileme.:TECDİT

Yenilemek.:REVİZEETMEK

Yenileşme,yenilik.:TECEDDÜT

Yenilik getiren.:MÜCEDDİT

Yenilik korkusu.Yeni fikirlere,yeni buluşlara veya yeni şeylere karşı sebepsiz ürkme.:KAİNOFOBİ

Yeniliklerden ve yeni şeylerden aşırı derecede korkma.:NEOFOBİ

Yeniyetme kız.:NAHİDE

Yenmek, üstün gelmek, alt etmek.:AŞAMAK

Yer altı dehlizi.:KRİPTA

Yer altı demiryolu hattı.:METRO

Yer altı sulama kanalları.:KEHRİZLER

Yer altı sularını inceleyen bilim dalı.:HİDROJEOLOJİ

Yer altı suyunu taşıyan geçirimli katman.:AKİFER

Yer altında su yolu.:PÖHRENK

Yer altında su yolu.Toprak ya da ağaçtan yapılmış su borusu.:PÖHRENK

Yer atmosferinin 10-60 km yükseklikleri arasında kalan katman.:STRATOSFER

Yer bilimi uzmanı.:JEOLOG

Yer çatlağı, fay. Çukur yer.:ESİK

Yer çatlağı.:FAY

Yer çatlağı.Kayaç kütlelerinin bir kırılma düzlemi boyunca yerlerinden kayması.:FAY

Yer döşemesi olarak kullanılan,üzeri keten yağı ve mantar tozuyla kaplanmış jüt bezi,muşamba.:LİNOLYUM

Yer eksenli yörünge üzerine,deneme uyduları yerleştirmek amacıyla geliştirilmiş Avrupa uzay füzesi.:ARİANE

Yer fıstığı.:ARAŞİT

Yer fıstığı.:KİKİRİK

Yer kabuğunu oluşturan ve yer yuvarlağının merkez çekirdeği çevresinde bulunan katı yuvar,taş küre,taş yuvarı.:LİTOSFER

Yer kabuğunun hafif silis ve alüminyum bakımından zengin üst bölümü.:SİAL

Yer katmanları kıvrımlarının tümsek bölümü,semer.:YUKAÇ

Yer merkezli olarak düzenlenen kısa ve özlü gök haritası,bundan yararlanarak kişinin geleceğine yönelik yapılan çıkarsama ve yorumların tümü.:HOROSKOP

Yer ölçme bilgisi.Yerin boyutlarını ve biçimini konu alan bilim dalı.:JEODEZİ

Yer ölçmeye yarar düğümlü ip.:GEZ

Yer sarsıntılarının oluş kökenini,deprem işleyişini,boyutunu,etkilerini ve alt yapısını araştıran jeofiziğin bir alt kolu. Deprem bilimi.:SİSMOLOJİ

Yer şekli.:RELİEF

Yer tezgahında dokunan dar dokumalar.El örgüsü iplik.:DIRMAÇ (KOLAN)

Yer ve gök dürbünlerinde nişan almaya yarayan yuvarlak delikli disk.:KILAĞ

Yer yatağı.:DÖŞEK

Yer yuvarı üzerinde herhangi bir noktadan geçen paralel ile ekvator arasındaki yay parçasının açısal değeri.:ENLEM

Yer yuvarlağının yapısını,birleşimini,evrimini inceleyen bilim dalı,yer bilimi.:JEOLOJİ

Yer yuvarlağının yıl içinde Güneşe en uzak olduğu nokta.:AFELİ(AFEL)

Yer,döşeme,yatak veya herhangi bir eşyanın üzerine serilen örtü.:YAYGI

Yer.:MAHAL

Yer’in dönme ekseninin yaptığı koni devinimi boyunca dalgalanması. Astronomide,ılım noktalarının yalpalanmasında ortaya çıkan küçük düzensizliğe verilen ad.:NÜTASYON

Yer’in dönme ekseninin yaptığı koni devinimi boyunca dalgalanması. Üğrüm.:NÜTASYON

Yer’in dönme ekseninin,yaptığı koni devinimi boyunca dalgalanması.:ÜĞRÜM

Yer’in jeolojik tarihinin ayrıldığı on bir dönem içinde,en eski sekizinci dönemin adı.:JURA

Yeraltında bulunan sıvı,gaz ve katı yakıt,mineral ve doğal kaynakların kullanılabilir potansiyeli.:REZERV

Yeraltından çıkarılan define yada maden.:RİKAZ

Yerbilimde bir kayacın,bulundukları yerde oluşmuş bileşenleri için kullanılan sözcük, yerli.:OTOKTON

Yerbilimde,iki oluşum arasındaki bağlantıya verilen ad.:DOKANAK

Yerbilimde,uzun ve geniş ağızlı çöküntü.:VAL

Yerdeki çamuru kazımak için bir değneğin ucuna geçirilen yassı demir.:CEMEK

Yerdeki karın yüzünde buz tutmuş olan tabaka.:KÖREŞE

Yerden belirli bir yükseklikte yürümek için kullanılan tahta ayaklık.:EŞAS

Yerden sıçrayan çamur.:ZİFOS

Yere çakılan kısa ve kalın kazık.:ÇAKAK

Yere çukur kazılarak yapılan bir tür fırın.:TANDIR

Yerel bilgisayar ağı anlamında kullanılan kısaltma.:LAN (Local Area Network)

Yerel dilde alaylı gülme.:SIRTARMAK

Yerel dilde ishal,sürgün.:ÖTÜRÜK

Yerel dilde kuru fasulye.:LOBYA

Yerel dilde turşu yapılan yabani bitki.:EZENTERE

Yerel dilde yarı güneşli hava.Bunaltıcı sıcaklık.:ALAMUK

Yerel dilde zehir;çabuk yayılan kalın yapraklı orman gülü.:AĞU (AVU)

Yerel,mahalli.:LOKAL

Yerfıstığı proteinlerinin değişik molekül düzenlemesiyle elde edilen yapay iplik ya da elyaf.:ARDİL

Yergi amacıyla yazılan ve genellikle nükteli bir şekilde sonuçlanan kısa şiir. Her türlü konuda yapılmış kısa manzume.:EPİGRAM

Yergi ile ilgili. Yergisel.:SATİRİK

Yergi,hiciv.:SATİR

Yergi,hiciv.Bir kimseyi,bir toplumu ya da bir düşünceyi yermek amacıyla yazılmış ya da söylenmiş söz.:SATİR

Yergi,taşlama.:HİCVİYE

Yergi.:HİCİV

Yerin yapısı ile yerin sarsıntı ve yük altında dinamik davranışını araştıran bilim dalına verilen ad.:JEOFİZİK

Yerin altından özel bir burguyla çıkarılan,kabaca silindir yada havuç biçimindeki kayaç örneği. Bir delme aletiyle,incelenecek araziden alınan silindir biçimli parça.:KAROT

Yerin çevresini hesaplayan ilk kişi olarak tanınan ve bu ölçümleri Assuan ve İskenderiye kentlerinde yapan eski Yunanlı astronomi ve matematik bilgini.:ERATOSTHENES

Yerin içinde sıvı veya hamur kıvamında uçucu gazlarla doymuş olarak bulunan eriyik.Lav.:MAGMA

Yerin kabuk ile manto arasındaki sınırı.:MOTTO

Yerinde bırakma,değiştirmeme.:İPKA

Yerinde bırakma,değiştirmeme.Sınıfta bırakma.:İPKA

Yerinde duramayan kimse,huzursuz.Yönlendirme.:AJİTE

Yerinde konuşma ya da davranma.:MAKD

Yerinde konuşma yada davranma.:TAKT

Yerinde yapılan ve beğenilen davranış.:JEST

Yerinden oynamış bir şeyin düşmemesi için konulan eğik yada düz destek.:PAYANDA

Yerine getirme.:İFA

Yerine koyma, yerine kullanma.:İKAME

Yerine koyma.:TELAFİ

Yerkürenin çekim kuvveti sayesinde,uzaklaşması engellenmiş olan,yeryüzünün üzerini kaplayan gazların bir karışımı.:ATMOSFER

Yerleşim alanları dışında kalan yerler.:KIR

Yerleşke.:KAMPUS

Yerli bir armut cinsi.:GÖKSULU

Yerli bir armut cinsi.:HACIHAMZA

Yerli bir armut cinsi.:ORUK

Yerli bir elma cinsi. :ALYANAK

Yerli bir keçi cinsi.:NORDUZ

Yerli bir limon cinsi.:KÜTDİKEN

Yerli bir limon cinsi.:LAMAS

Yersiz söz ya da davranış.:GAF

Yersiz şakaları ve hoş olmayan davranışlarıyla çevresindekileri rahatsız eden kimseler için kullanılan sözcük.:SULU

Yeryuvarlağının,yoğunluğu ve katılığı çok olan bölümü.:BARİSFER

Yeryüzü,dünya.:SAHİRE

Yeryüzünde yaşamın canlı olmayandan nasıl gelişebildiğinin araştırılması.:ABİYOGENEZ

Yeryüzündeki yüzey şekillerini betimleme.:OROGRAFİ

Yeryüzünün genel kullanılış biçimlerini,yapı yoğunluğunu,yerleşme alanlarının gelişme ve büyüklüklerini,ulaşım sistemlerini,yapı adalarını,bunların yoğunluk ve düzenini,yolları,meydanları ve yeşil alanları belirleme işi.:İMAR

Yeşil abanoz da denilen ve mobilyacılıkta kullanılan bir tahta.:İPE

Yeşil abanozun öteki adı.:AKAMPSİS

Yeşil bitkilerin ışıkta basit birleşiklerinden karmaşık yapılı organik moleküller yapması.:FOTOSENTEZ

Yeşil ırmağın bir kolu.:TERSAKAN

Yeşil ırmak deltasının kuzeydoğu kesiminde,yüzlerce kuş türünü barındıran küçük bir göl.:SİMENLİK

Yeşil ırmak’ın antik dönemlerdeki adı.:İRİS

Yeşil ile mavi arası bir renk.:TİRŞE

Yeşil kabuklu ve ekşi bir elma cinsi.:OSMANBEY

Yeşil limondan elde edilen organik bileşik.:LİMETİN

Yeşil renkli,iri taneli bir çeşit üzüm.:AKKULUT

Yeşil renkte saydam ve yarı saydam değerli taş.:ZÜMRÜT

Yeşil sazan da denilen bir tatlı su balığı.:KADİFE

Yeşil üzerine sarı kırmızı renkli ve mayhoş bir elma cinsi. :DEMİR

Yeşil yada hareli sedefle bezeli her tür ahşap kakma eşya.:ARUSEKLİ

Yeşile çalan açık sarı renk.:LİMONİ

Yeşile çalan mavi renk.:TURKUAZ

Yeşile çalan toprak rengi.:HAKİ

Yeşilimsi beyaz renkli çiçekler açan,hep yeşil yapraklı bir süs ağacı.:KESME

Yeşilken koparılıp kurutulmuş buğday taneleri. Olgunlaşmak üzere olan tahıl.:FİRİK

Yeşille lacivert arası renk.:ÖRDEKBAŞI

Yeşillik,sebze,zerzevat.:GÖVERİ

Yeşim Ustaoğlu’nun bir filmi.:İZ

Yeteneği ve saygınlığıyla ünlü kadın şarkıcılar için kullanılan sözcük.:DİVA

Yetenek anlamında yerel bir sözcük.:EM

Yetenek,beceriklilik.:DİRAYET

Yeterince aydınlık olmayan.:LOŞ

Yeterince aydınlık olmayan.Yarı aydınlık.:LOŞ

Yeterince gelişememiş,küçük kalmış.:GOPİL

Yeterli etkinliği olmayan,bir süre için,geçici.:PALYATİF

Yeterlilik.Bir işi yapabilecek yetenekte olma.:KİFAYET

Yetimhane.:DARÜLEYTAM

Yetimler okulu.:DARÜŞŞAFAKA

Yetimler.:EYTAM

Yetinme.:İKTİFA

Yetişkinlerde heyecan ve doyumun yalnızca çocuklarla yaşanması biçiminde görülen cinsel sapma.:PEDOFİLİ

Yetki. :SELAHİYET

Yetkili ana haber sunucusu.Enkırmen.:ANCHORMAN

Yetkili.:MEZUN

Yetkili.:SELAHİYETTAR

Yetkin,olgun.:KAMİL

Yığın durumundaki yakacak odun için kullanılan,1 metre küpe eşit hacim ölçüsü birimi.:STER

Yıkanılacak yer,yunak,ısıdam.:HAMAM

Yıkanılan yer,hamam.:ÇİMECEK

Yıkık dökük,kullanılmaz halde.:HIŞIR

Yıkık,harabe.:VİRAN

Yıkılma,çökme.:İZMİHLAL

Yıkılmaması için duvara konulan destek.:BELLEME

Yıkılmış bir kent ya da yapıdan geriye kalan taş, duvar . Ören, harabe.:YIKI

Yıkılmış bir yapıdan arta kalanlar,yıkıntı.:ENKAZ

Yıkım,afet,felaket.:KATASTROF

Yıkıntılar,viraneler.:HARABAT

Yıl aşırı,iki yılda bir.:BİENAL

Yılan sokmasından ileri gelen zehirlenme.:OFİDİZM

Yılan taşı.:SERPANTİN

Yılan yastığı,fil kulağı gibi adlar da verilen bir süs bitkisi.:ARUM

Yılanbalığıgillerden,Avrupa kıyılarında yaşayan,eti lezzetli büyük bir balık.:MAGRİ

Yılanbalığına benzer bir balık.:GELİNCİK

Yılanbalığına benzer bir balık.:KOFA

Yılanbalığına benzer eti lezzetli bir balık.:BUFA

Yılanbalığına benzer,yırtıcı,eti beyaz,göğüs yüzgeci olmayan deniz balığı.:MURANA

Yılanbalığının,5-6 cm boyundaki yavrularına verilen ad.:ELVER

Yılancık da denilen,el,ayak ve yüzde kızartı ve şişmelerle kendini gösteren hastalık.:ALAZLAMA

Yılancık, arpacık,çıban gibi yaralara verilen genel ad.:GELİNCİK

Yılandan aşırı derecede korkma.:OFİDİYOFOBİ

Yılankavi.:HELEZONİK


Son Güncelleme: Pazar, 08 Haziran 2014 12:38