Se Si Öz

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
SeSiÖz - Anasayfa BULMACA SÖZLÜĞÜ -Sorulara göre- K (Kara tavuk... -Kütük ve tomrukları...)

K (Kara tavuk... -Kütük ve tomrukları...)

e-Posta Yazdır PDF
Makale İçeriği
K (Kara tavuk... -Kütük ve tomrukları...)
Sayfa 2
Sayfa 3
Sayfa 4
Sayfa 5
Tüm Sayfalar

 

Kara tavuk da denilen ötücü bir kuş.:BAKAL

Kaba ,kırıcı ve hırpalayıcı,başıboş,avare dolaşan.:HOYRAT

Kaba ambalaj bezi.:KORDA

Kaba ayakkabı.:KAZGAL

Kaba dikiş.:LEKENDE

Kaba gülünçlüklerden,tuhaf ve olmayacak şakalaşmalardan yararlanan,karşıt görüntüleri,bağdaşmaz durumları şaşırtıcı biçimde birleştiren güldürü biçimi.:GROTESK

Kaba kumaştan yapılan ceket ya da palto.:KEBE

Kaba saba kimse.Karagöz argosunda Kastamonulu.:HIRBO

Kaba ve çirkin, iğrenç.:GALİZ

Kaba ve küfürlü konuşma.:KAYIŞDİLİ

Kaba,biçimsiz.:KUBAT

Kaba,görgüsüz.nobran. Bilgisiz,cahil.:NADAN

Kaba,haşin,acımasız.:DÜRÜŞT

Kaba,kabaca.:HODUL

Kabaca dokunmuş dayanıklı bir çeşit yün kumaş.:ŞAYAK

Kabadayı,külhanbeyi,efe,boş gezen,bir baltaya sap olamamış, apaş, serseri.:HAYTA

Kabahatten ağır,cinayetten hafif suç.:CÜNHA

Kabak yapraklarını andıran geniş,etli yaprakları olan,kırda ya da su kıyılarında yetişen bir tür yabani bitki.:KABALAK

Kabak,kıyma ve sarımsaklı yoğurtla yapılan bir yemek.:BELİBAĞLI

Kabak,kıyma ve sarımsaklı yoğurtla yapılan bir yemek.Patlıcanla yapılan bir yemek.:BELİBAĞLI

Kabak,patlıcan gibi sebzelerle hazırlanan bir yemek.:DİZMEÇ

Kabakgillerden,elma büyüklüğündeki meyvesi çok acı ve iç sürdürücü,ishal yapıcı bir bitki.:EBUCEHİL KARPUZU

Kabakulak hastalığı.:YAZMA

Kabarcık.:DOMUR

Kabarıklık.:BOMBE

Kabartılmış,yumuşak duruma getirilmiş.:PUMBA

Kabartılmış,yumuşak minder.:PUF

Kabartma biçimlerle ilgili baskı yöntemi.:TİPO(TİPOGRAFİ)

Kabartma bir figür oluşturacak biçimde yontulmuş taş. Değişik renkli üst üste iki katmandan oluşan ve üstteki katmanına kabartma bir desen yapılan değerli taş.:KAME

Kabartma nakışlı bir tür ipekli kumaş.:LÜSTRİN

Kabartma tozu.:BAKİNGPOWDER

Kabartma;taş.metal,kil,ahşap yada alçı yüzeyi üzerine bazı kesimleri oyuk,bazı kesimleri ise kabartılı bırakmak suretiyle belirtilen oluşturma yöntemiyle yapılan sanat yapıtı;tek boyutlu heykel.:RÖLYEF

Kabe yakınında bulunan kuyu ve bu kuyunun Müslümanlarca kutsal sayılan suyu.:ZEMZEM

Kabe’nin ilk yapımı sırasında Hazreti İbrahim tarafından konulan,Kabe’nin doğu köşesinde,yerden bir buçuk metre yükseklikte yer alan,parlak,siyahımsı taş.:HACERİESVET

Kabe’nin örtüsü. :BURKA

Kabe’ye verilen bir başka ad.:BEYTULLAH

Kabızlık.:PEKLİK

Kabuğu ayıklanmamış pirinç. Pirinç yetiştirilen sulak tarla.:ÇELTİK

Kabuğu dökülmüş ağaç.:KAVLAK

Kabuğu ince,çekirdeği ufak,iri taneli bir tür beyaz üzüm.:ÇAVUŞÜZÜMÜ

Kabuğu kırmızı ya da erguvani renkte olan ve sepicilikte kullanılan bir söğüt türü.:TAVULGA

Kabuğu soyulmuş değnek ya da sopa.:SOYMANTI

Kabuğu ve kökü solucan düşürücü ilaç olarak kullanılan bir bitki, kadıntuzluğu, amberbaris.:SARIÇALI

Kabuğundaki zehirden ötürü bazen öldürücü de olabilen ve pişirilerek yenen tropikal bir meyve.:AKİ

Kabuğundan düğme ve süs eşyası yapılan deniz kabuklusu .:ABALON

Kabuğunun üzeri pürtüklü,lezzetli bir tür küçük turşuluk hıyar.:KORNİŞON

Kabuk.:KIŞIR

Kabukları yuvarlak ve yelpaze biçiminde bir deniz yumuşakçası.:TARAK

Kabuklu bir yumuşakça türü.:DENİZTARAĞI

Kabuklulardan,makasları olmaması,duyargalarının daha uzun ve güçlü olmasıyla ıstakozdan ayrılan,eti için avlanan bir deniz hayvanı.:LANGUST

Kabul etmeme,geri çevirme.:REFÜZE

Kabullenme.:RIZA

Kaburga ile kalça kemiği arasında kalan yer.Yan.:BÖĞÜR

Kaburga,damar,diş.:NERVÜR

Kaburga.Göğüs kafesini oluşturan yassı ve eğri kemiklerden her biri.:EĞE

Kaburgaların altındaki boşluklardan her biri.:GEĞREK

Kaç,ne kadar anlamında bir belirteç:NİCE

Kaçak mal.:ÇAPANAK

Kaçak tütün.:AYINGA

Kaçak,kaçmış olan.:FİRARİ

Kaçınılmaz,vazgeçilmez.:MÜBREM

Kaçınma,sakınma. :İMTİNA

Kaçırılmış,yakalanmamış.:EŞAPE

Kaçkar dağlarında bir buz yalağı gölü.:METEREZ

Kaçmaması için hayvanların ayağına takılan zincir,demir köstek,pranga.:BUKAĞI

Kadastro haritalarında parseller topluluğu.:ADA

Kadeh.:KESİ

Kadeh.:PEYMANE.

Kader, alınyazısı.:ARMUTLUK

Kader, alınyazısı.:AYKARSA

Kader, alınyazısı.:CAMİBOĞAZI

Kader, alınyazısı.:DEREBOYU

Kader, alınyazısı.:FURNOBA

Kader, alınyazısı.:KASAPOĞLU

Kader, alınyazısı.:KIRANTAŞ

Kader, alınyazısı.:KURUGÖL

Kader, alınyazısı.:LİVAYDA

Kader, alınyazısı.:MESARAŞ

Kader, alınyazısı.:ORTAOBA

Kader, alınyazısı.:TECELLİ

Kader, alınyazısı.Uğursuzluk.:FATALİTE

Kadercilik. : FATALİZM

Kadere razı olma.:TEVEKKÜL

Kaderi inkar ederek kul,ettiklerinin yaratıcısıdır diyen ve Tanrı’nın sıfatları konusunda sünnet ehlinden ayrılan bir felsefe.:MUTEZİLE

Kadı kuşu,bozkır tavuğu gibi adlar da verilen bir kuş.:BAĞIRTLAK

Kadı ya da hükümdar vekilliği. Naiplik.:NİYABET

Kadılar.:KUZAT

Kadın arkadaş;zengin bir kadının yardımcısı olan,onun ,işlerini yapan kadın.:NEDİME

Kadın baş süslemelerinde kullanılan, çene altından ve yanakların üzerinden yukarı doğru geçirilerek baş örtüsüne kancalanan, genellikle gümüşten yapılmış takı.:TOMAKA

Kadın dansçıların dans ayakkabılarının ucuna yerleştirilen ve ayağın yere en dar yüzeyiyle basmasına olanak veren,ustalık alıştırmaları yapmayı sağlayan destek.:POİNTE

Kadın dış giyimi.Çamaşır üzerine giyilen geniş kollu ve önü yırtmaçlı tek parça elbise.:ENTARİ

Kadın düşmanlığı.:MİSOJİNİZM

Kadın elbiselerinin yakasına takınan süslü iğne.:BROŞ

Kadın giyeceklerinin çeşitli yerlerine dikilen işlenmiş süslü şerit. Şerit halinde bezemeli çevre süsü. Elde veya makinede işlenmiş süslü şerit.:FİSTO

Kadın giysilerinin etek ucu,kol gibi yerlerinde verev kesilmiş kumaştan yapılan süs.:VOLAN

Kadın giysisi yapımında kullanılan,yün,ipek veya pamuktan yapılan çok sıkı dokunmuş bir tür hafif kumaş.:PARAMATTA

Kadın giysisi,entari.:SUBUN

Kadın hastalıklarını konu edinen tıp dalı, nisaiye.:JİNEKOLOJİ

Kadın kılığına girip çengi gibi oynayan erkeklere verilen ad.:KÖÇEK

Kadın masajcı.:MASÖZ

Kadın saç tuvaleti.:MİZANPLİ

Kadın seslerinin en kalın olanı.:ALTO

Kadın seslerinin en kalını ve sesi böyle olan sanatçı.:KONTRALTO

Kadın şapkalarına konulan ve yüzü örten ince tül.:VUALET

Kadın terzisi.:MODİSTRA

Kadın üzerinde tam bir egemenlik hakkına sahip olduğuna inanan erkek.:MAÇO

Kadında cinsel isteğin aşırı derecede artması.:NEMFOMANİ

Kadında cinsel isteğin hastalık derecesinde artması.:UTEROMANİ

Kadınlar hamamında hizmet eden ve müşterileri yıkayan kadın. Kadın keseleyici.:NATIR

Kadınlar, kızlar anlamında eski sözcük.:İNAS

Kadınlarda adet yokluğu,adet görememe.:AMENORE

Kadınlarda deri altına kapsül yerleştirilerek doğum kontrolü sağlayan yöntem.:NORPLANT

Kadınlarda doğurmanın sona ermesi,adetten kesilme.:MENOPOZ

Kadınların ata binerken giydikleri bir ceketle uzun bir etekten oluşan kıyafet.:AMAZON

Kadınların başlarına bağladıkları çiçek desenli bir tür tülbent. Kalıpla basılıp elle boyanmış tülbent,yazma.Eskiden Yemen’de yapıldığı için Yemeni adını almıştır.:YEMENİ

Kadınların boyunlarına aldıkları dar ve uzun kürk.:BOA

Kadınların çarşaf yerine kullandıkları,başörtüsüyle birlikte giyilen hafif üstlük.:YELDİRME

Kadınların genellikle başlarının arkasına taktıkları ek saç.:POSTİŞ

Kadınların genellikle bluz üzerine giydikleri yelek biçimindeki bir giysi . Önü ve arkası tek parça,yakasız ve kolsuz kadın yeleği.:JİLE

Kadınların giydiği kolsuz üstlük. Sırta alınan,kolsuz manto veya kısa ceket.:KAP

Kadınların kapalı giyinmesi. Örtünme,saklanma.:TESETTÜR

Kadınların kaşlarını ya da saçlarını boyamak için sürdükleri siyah boya, sürme.:RASTIK

Kadınların omuzlarını örtmek için kullandıkları geniş atkı. Tiftik yünüyle dokunan ince bir kumaş.Başa ve omuza alınan örtü.Atkısı ve çözgüsü yün el dokuması.:ŞAL

Kadınların özel gecelerde giydiği şık giysi veya tuvalet. Öğleden sonra giyilebilecek,fantezi kadın giysisi biçimi.Resmi veya yarı resmi davet ve toplantılarda,törenlerde giyilen ciddi,itinalı,zarif kıyafet.:ABİYE

Kadınların saçlarını tutturmaya yarayan araç.:TOKA

Kadınların süs için saçlarının üstüne taktıkları,çeşitli renk ve biçimde yapılmış küçük başlık.:HOTOZ

Kadınların süs olarak kullandıkları bir çeşit başlık.:KOTAS

Kadınların yüzlerine sürdükleri allık.:GAZE

Kadınların,cildi pürüzsüz göstermesi,renk vermesi için yüzlerine sürdükleri yarı sıvı,yarı boyalı krem.:FONDÖTEN

Kadınsı davranışları olan erkek.:EFEMİNE

Kadırga sınıfından,yelken ve kürekle yürütülen çok hızlı ve küçük bir gemi.:BİRGENDE

Kadife (çatma-kemha) gibi kalın kumaşlardan dikilen uzun etek ve genellikle kısa kollu,önü yırtmaçlı,kaytanlarla tutturulan üst giyim.Eskiden önemli kişilerin giydiği bir üst giyeceği.:KAFTAN

Kadife balığı,yeşil sazan gibi adlar da verilen tatlı su balığı. :İNBALIĞI

Kadife veya atlastan biçilmiş entari,cepken,şalvar gibi kadın elbiseleri üzerine klaptanla serpme ve sıvama çiçekler,kıvrım dallar işleme.Bindallı ile bohçalar, keseler ve örtüler de yapılmıştır.Bindallı işleme gergeflerde altın, gümüş, sırmalarla kabartma ve iğne işi olarak yapıldığı gibi,daha önce işlenmiş desenlerin kumaş üzerine dikilmesiyle de yapılır.:BİNDALLI

Kadife,çuha,yün gibi kumaşların yüzeyindeki ince tüy. : HAV

Kadife.:VELUR

Kadifeye benzer uzun tüylü, yumuşak ve parlak bir kumaş.:PELÜŞ

Kadiri tarikatının kollarından biri.:ESEDİYE (ESEDİLİK)

Kadmiyum’un simgesi. :CD

Kafa tutan,baş kaldıran.:SERKEŞ

Kafadanbacaklılardan,salyangoz kabuğu biçiminde kabuğu olan ve ahtapota benzeyen bir hayvan.:ARGONOT

Kafasının ön-art ekseni yan eksenine göre kısa olan kimse, kısakafalı.:BRAKİSEFAL

Kafatası kemikleşmeden önce kemiklerin birleşme yerlerinde bulunan kıkırdak bölüm.:BINGILDAK

Kafatasının art bölümünde ve beynin altında,hareket dengesi merkezi olan organ.:BEYİNCİK

Kafatasının biçimine bakarak insanın karakterini ve zihni yeteneğini inceleyen bilim.:FRENOLOJİ

Kafatasının içgüdü ve yeteneklerle olan ilgisini inceleyen bilim dalı.:KRANİYOLOJİ

Kafatasının içinde bulunan sinirsel organların tümü.:ANSEFAL

Kafatasının ön art ekseni,yan eksenine göre uzun olan kimse,uzun kafalı.:DOLİKOSEFAL

Kafes yada balık ağı biçiminde yapılan ve süslemelerde kullanılan bir tür motif.:ŞEBEKİ

Kafirler.:KÜFFAR

Kafiye şeması “ab aaa bbb” şeklinde olan 10 mısralı bir nazım biçimi.:TRİYOLE

Kafkas Çingenelerine verilen ad.:BOŞA

Kafkas dağlarında yaşadığına inanılan çok iri bir yaratık.:ALMA

Kafkas dağlılarının geceyi geçirmek için seçtikleri yerin çevresine akrepler ve yılanlardan korunmak için büyük bir yünlü ip ve naftalin ile çizdikleri çember. (Akrepler ayakları yünlere takıldığı için,yılanlar naftalin kokusu nedeniyle çemberden içeri girmezdi.).:KAFKASDAİRESİ

Kafkas müziğine özgü bir tür davul. :DOLİ

Kafkas müziğine özgü,ele vurularak çalınan,çıngırak benzeri bir çalgı.:AKAPKAP

Kafkas müziğine özgü,üç telli çalgı.:PANDORİ

Kafkaslara özgü bir tür akordeon.:GARMONİ (GARMON)

Kafkaslarda konuşulan bir dil grubu.:NAH

Kafkaslarda rastlanan bir çalgı.:DOMRA

Kafkasya’da sarp bölgelere kurulan dağ köyü.:AUL

Kafkasya’da yaşayan bir boy.Türk kökenli bir halk.:NOGAY

Kafkasya’da yaşayan bir halk.:OSETLER

Kafkasya’da yaşayan Müslüman bir halk.:LEZGİLER

Kafkasya’da,Aras Irmağı’nın kolu olan bir akarsu.:ABARAN

Kafkasya’da,başı ve boynu kesici yada sivri silahların darbelerinden korumak için kalın kumaştan yapılmış kukuletaya verilen ad.:BARLAK

Kafkasya’ya özgü,alkol derecesi yüksek bir votka.:ÇAÇA

Kağıdı perdahlamada kullanılan makine.:KALENDER

Kağıdın yazı yazılacak orta bölümüyle çevresini ayrı renklerde boyamaya ve bu tür tezhipli yazma kitaplara verilen ad.:AKKASE

Kağıt kenarındaki boşluk.:MARJ

Kağıt oyunlarında ortaya para koyma.:DAV

Kağıt para koymaya yarayan cüzdan.:KAİMELİK

Kağıt para.:BANKNOT

Kağıt para.:KAİME

Kağıt parçası.:VARAKPARE

Kağıt süslemeciliğinde kitre,kola vs yapıştırıcılarla yoğunlaştırılmış su üzerine, neft yağı ile sulandırılmış yağlı boya damlatılarak yapılan ve kağıda geçirilen dalgalı ve kareli süs.On altıncı asırdan beri gelişen bir sanat dalıdır.Bulutlu anlamına gelir.:EBRU

Kağıt ya da karton gibi şeyleri bir yere tutturmak için kullanılan araç.:RAPTİYE

Kağıt yada bez yapıştırmakta kullanılan,kaynatılmış nişasta bulamacı.:KOLA

Kağıt yada zarf üzerine basılmış ad ve adres. Yazı veya resim başlığı.:ANTET

Kağıt,kumaş veya plastik madde gibi değişik maddelerden yapılan ve deri üzerine gelecek yüzüne etken madde sıvanmış olan sargı.:SPARADRAP

Kağıtları bir arada tutturmaya yarayan çengel. Tutturgaç.:ATAŞ

Kağıtların yüzünü düzeltmekte kullanılan alet.:PESTEREK

Kağnı tekerleğine verilen ad.:APSUT

Kağnı ve arabalarda iki tekerleği birbirine bağlayan ağaç dingil.:MAZI

Kahırlar.:SATAVAT

Kahkaha çiçeğini andıran bir süs çiçeği.:NOLANA

Kahraman,yiğit.:PEHLEV

Kahramanlık ya da din konularında yazılıp bestelenen şiir ya da bu şiirin orkestra eşliğindeki tek ya da çok sesli bestesi.Sahnede oynamak için hazırlanmamış,bir ya da birkaç solo şarkıcı ve orkestra ve bazen de koro için yazılmış eser.:KANTAT

Kahramanlık.:HAMASET

Kahramanmaraş ilinde Aksu ırmağı üzerinde kurulu baraj.:KARTALKAYA

Kahramanmaraş ilinde antik bir kent.:GERMENİCİA

Kahramanmaraş ilinde bir baraj.:SIR

Kahramanmaraş iline özgü,sarımsaklı yoğurtla yenilen yuvarlak bulgur köftesi.:TAKALAK

Kahramanmaraş yöresinde bulutların bıraktığı çiğe verilen ad.:ZAMALAK

Kahramanmaraş yöresine özgü,kaynatılmadan güneş ısısıyla yapılan,tadı ekşimsi üzüm pekmezi.:RAVANDA

Kahramanmaraş yöresine özgü,kuşbaşı et ve bulgurla yapılan bir yemek.:CIVIKLAMA

Kahramanmaraş’ın Elbistan ilçesinde bir mağara.:LOR

Kahramanmaraş’ta bir yayla.:ULUDAZ

Kahve kreması.:MATE

Kahve ocağında,ateş üzerinde ve mangalda kahve pişirmek için kullanılan uzun saplı,silindir gövdeli kap.Bakırdandır.Emayeli madenden,hatta alüminyumdan da yapılabilir.:CEZVE

Kahve ve çayda bulunan,hekimlikte kullanılan,kasları sinirleri uyarıcı,mide salgısını ve metabolik hızı artırıcı etki yapan bir madde.:KAFEİN

Kahve,Hindistan cevizi,süt ve alkolden oluşan,İngiltere’de üretilen içki.:MALİBU

Kahveci tepsisi. Askı.:FİNER

Kahverengi ve tüylü kabuğu olan C vitaminince zengin bir meyve.: KİVİ

Kahverengine bakan kırmızı kiremit rengi.:AŞIBOYASI

Kahverengiye çalan yeşil renkte olan.:KİMYONİ

Kahverengiye çalar kırmızı renk.:OR

Kahverengiye yakın yeşil renk.:ZEYTUNİ

Kainat. Kozmos.Var olan her şey.Sayıları 100 milyarı bulan galaksilerin oluşturduğu uzayın tamamı.:EVREN

Kakao,süt ve şekerden yapılan tatlı bir yiyecek türü.:ÇİKOLATA

Kakao. :HİNTBADEMİ

Kaktüs.:ATLAS ÇİÇEĞİ

Kaktüsgillerden,yaprakları etli ve yayvan dikenli bir bitki ve bu bitkinin kalın,dikenli kabuğu olan tatlı yemişi.:FRENKİNCİRİ

Kaktüslerde bulunan dikenli iğne.:SETULA

Kakül,alındaki saçlar.:PERÇEM

Kalabalık çok sayıda askere sahip ordu” anlamında eski bir sözcük.:AREMREM

Kalabalık korkusu.:DEMOFOBİ

Kalabalık yerlerde sürtünerek doyum sağlamayı amaçlayan ve argo’da fortçuluk adı verilen cinsel sapıklık.:FROTORİZM

Kalabalık,Papaz gibi adlar da verilen bir iskambil oyunu.:HOŞKİN

Kalabalık,yoğun insan topluluğu.:MAŞER (MAHŞER)

Kalabalıktan aşırı derecede korkmak.:OKLOFOBİ

Kalay oksit katılarak donuklaştırılmış yada kemik tozu katılarak yarı donuk hale getirilmiş cama verilen ad.:OPALİN

Kalayın simgesi.:SN

Kalaylı tencere.:ÇALPARA

Kalbi besleyen damarların daralması,tıkanması ile ortaya çıkan göğüs ağrısı.:ANJİNAPEKTORİS

Kalbim Seni Seçti,Koyu Kırmızı,Öyle Bir Geçer Zamanki dizilerinde ve Bir Zamanlar Anadolu’da filminde rol almış tiyatro ve sinema oyuncusu.:MUHAMMETUZUNER

Kalbin atışlarını yavaşlatan,sindirim sistemini ve salgıları düzenleyen sinir sisteminin adı.:PARASEMPATİK

Kalbin gevşeyip kasılmasından ileri gelen kımıldanışı,vuruş.Kalp atışı.:VURU

Kalbin üzerini saran zar.:PERİKART

Kalça kemiği, bel kemiği.:OMA

Kalça kemiğinin bir bölümü.:OMÇA

Kaldıraç.:ELEKET

Kaldırılacak bir şeyin üzerine geçirmek için halattan yapılan çember.:SAPAN

Kaldırılmış.:MÜLGA

Kaldırım,yaya yolu,kaldırım taşları.:RASAF

Kaldırma, giderme.Lağvetme.Yukarı kaldırma.:REF

Kale duvarlarına açılmış olan iç yanı geniş,dış yanı dar delik.:MAZGAL

Kale duvarlarında düşmana ok atmak için açılmış olan delik.:DARBAKAN

Kale muhafızı.:DİZDAR

Kale, duvar.:BAR

Kale,hisar,küçük kent anlamına gelen ve bazı yer adlarında kullanılan sözcük.:BURGAZ

Kalelerde mazgal ve mazgal siperlerinin oluşturduğu girintili çıkıntılı dış duvarların üst bölümü,kale korkuluğu.:BARBATA

Kaleleri kuşatmak,top ve tüfekle dövmek için yapılan kule ve tabyalara verilen ad.:KERKEÇ

Kalenderler.:RİNDAN

Kalevi.:ALKALİK

Kalıcı tarımsal sistem.:PERMAKÜLTÜR

Kalıcılık, ölmezlik :BEKA

Kalıcılık,ebedilik.:LEMYEZEL

Kalın bağırsağı anüs yoluyla su fışkırtarak yıkama ve bu işte kullanılan alet.:LAVMAN

Kalın bağırsağı anüs yoluyla su fışkırtarak yıkama.:LAVMAN

Kalın bağırsak iltihabı.Kalın bağırsakta ve karın boşluğunda duyulan güçlü sancı.:KOLİT

Kalın biçilmiş uzun tahta.:KALAS

Kalın dokunmuş kilim.:BERCED

Kalın kabuklu olgun kavun.:DİVLEK

Kalın kabuklu ve çekirdekli bir portakal türü.:YAFA

Kalın kabuklu ve çekirdekli bir portakal türü.:YAFA

Kalın kafalı,ahmak, anlayışsız,ebleh.:GABİ (GABİYE)

Kalın kereste,kesilmiş ağaç kökü.:KÜTÜK

Kalın su buğusu.:SELİS

Kalın su buğusu.:SİS

Kalın,tok ve gür erkek sesi.:DAVUDİ

Kalınbağırsağın son bölümü.:REKTUM

Kalınca bir bambudan yapılmış Japon flütü.:ŞAKUHAÇİ

Kalınca bükülmüş,dokumacılıkta kullanılmak üzere hazırlanmış ipek iplik. İpek veya floş demeti.:İBRİŞİM

Kalınca kabuklu,iri ve uzunca taneli bir tür üzüm.:RAZAKI

Kalınca ve açık saman renginde ipekten yapılan yarı mat bir kağıt türü. Hattatlar tarafından kullanılır. Yazma kitap ve levhalarda kullanılan sarımtırak renkte,pürüzsüz,ipek kağıt.:ABADİ

Kalıp baskı yapma.:SERİGRAFİ

Kalıp işlerini önce kauçuğa,kauçuktan da kağıda geçirmeye dayanan çift kopyalı baskı yöntemi,düz baskı.:OFSET

Kalıp.:KİP

Kalıpta pişen bir tür meyveli pasta.:TART

Kalıtım bilimi.:GENETİK

Kalıtım teorisini geliştiren,genetik biliminin temellerini atan İskoçyalı botanikçi.:MENDEL

Kalıtım, soya çekim.:İRS

Kalıtımın maddi temeli olan ve kromozomları oluşturan maddenin kısa yazılışı. Canlılığı meydana getiren temel molekül. Deoksiribo nükleik asit için kullanılan kısaltma.:DNA

Kalıtımla ilgili olmayan değişiklik.:MODİFİKASYON

Kaliforniya’da yetişen ve kaliteli bir şarap veren üzüm cinsi.:ZİNFANDEL

Kaliforniya’da yetişen,yüksek boylu ve çok uzun ömürlü kozalaklı bir ağaç türü.:SEKOYA

Kaliforniyum’un simgesi.:CF

Kalite.:NİTELİK

Kaliteli bir kahve cinsi.:ROBUSTA

Kaliteli bir kırmızı şarap veren üzüm cinsi.:ŞİRAZ

Kalkan balığının yavrusu.:PARPA

Kalkan ve zırh gibi korunma aracı.:YAT

Kalkerli taş yüzeyine sert bir cisimle kazındıktan sonra basılmış olan yazı,resim,taş basması.:LİTOGRAFYA

Kalkerli ve jipsli kayaçlarda oluşan, huni yada çanak benzeri çöküntü.:DOLİN

Kalori.:ISIN

Kalp atışının 60 tan aşağı düşmesi.:BRADİKARDİ

Kalp atışlarındaki düzensizlik ve eşitsizlik.:ARİTMİ

Kalp kapakçıklarındaki bir bozukluk nedeniyle ortaya çıkan hastalık.:ÜFÜRÜM

Kalp kası.:MİYOKART

Kalp kasına oksijence zengin kan taşıyan iki damarın ortak adı.:KORONER

Kalp kasını doğrudan doğruya kaplayan perikardın üst tabakası.:EPİKART

Kalp kasının kasılma devresinden biri.Kalp kasının kasılması.:SİSTOL

Kalp krizi.:MİYOKARTİNFARKTÜSÜ

Kalp,gönül.:FUAT

Kalpte sol kulakçık ile sol karıncık arasını kapayan kapak.:MİTRAL

Kalsiyum karbonat hamurundan yapılan bir tür renkli kalem.:PASTEL

Kalsiyum ve magnezyumlu karbonat bileşiminde bir mineral.:DOLOMİT

Kalsiyum. :CA

Kam.:DİLEK

Kamboçya’nın para birimi.:RİEL

Kamelya.:JAPONGÜLÜ

Kamer (ay) takviminin beşinci ayı,büyük tövbe ayı.:CEMAZİYÜLEVVEL

Kamer takviminin birinci ayı,aşure ayı.:MUHARREM

Kamerun’da yaşayan bir halk.:KAKALAR

Kamış düdük.:NAL

Kamış kalem.:KİLK

Kamış kalem.:MİZBER

Kamış kemiği.:FİBULA

Kamış yada benzeri nesneden yapılmış düdük.:ZIBIK

Kamış,saz.:KARGI

Kamıştan yapılmış çift düdük ve tulumdan oluşan,tiz sesli,nefesli bir çalgı türü. Zurnalı ve tulumlu bir çalgı.:GAYDA

Kampus. Kent dışında kurulmuş bir üniversitenin alan ve yapıları.:YERLEŞKE

Kamu hizmetlerine harcanmak için hükümetin,yerel yönetimlerin yasalara göre doğrudan doğruya veya bazı malların fiyatlarının üstüne koyarak dolaylı yoldan herkesten topladığı para.:VERGİ

Kamu kuruluşlarının ve devlet memurlarının temel hak ve yükümlülüklerini belirleyen yasalar,tüzükler ve yönetmelikler bütünü.:STATÜ

Kamu.:AMME

Kamuflaj. :ALALAMA

Kamulaştırma.:İSTİMLAK

Kamuya duyurulmak istenen şeyleri yüksek sesle haber vermeyi iş edinmiş olan kimse.:MÜNADİ

Kan aktarımı.:TRANSFÜZYON

Kan almak , aşı yapmak veya küçük apseleri açmak için kullanılan ufak bıçak. Bisturi. Ameliyat bıçağı.:NEŞTER
Kan bilimci.:HEMATOLOG

Kan damlası,keklik gözü gibi adlar da verilen,kırmızı yada sarı renkli çiçekler açan bir süs bitkisi.:ADONİS

Kan görmekten duyulan korku.:HEMATOFOBİ

Kan grubunda sabit işaret.Rhesus faktörü.(Bu faktörün isim babası bir maymun türüdür).:RH

Kan hücrelerinin kanseri.:LÖSEMİ

Kan işeme,idrarda kan tespit edilmesi.:HEMATÜRİ

Kan korkusu.:HEMATOFOBİ

Kan pıhtısı.:ALEKA

Kan pıhtısı.:TROMBUS

Kan ve lenf gibi vücut sıvılarında bulunan çekirdekli,yuvarlak hücre, lökosit.:AKYUVAR

Kan ve lenf serumunda bulunan albüminli bir madde.:FİBRİN

Kan yolu.:DAMAR

Kana kırmızı rengini veren çekirdeksiz,yuvarlak,küçük hücre.:ALYUVAR

Kana susamış,zalim.:HUNHAR

Kanaat ve düşüncesini sık sık değiştiren,sözüne güvenilmeyen,kaypak kimse.:DÖNEK

Kanaatkar.:YETİNGEN

Kanada Kayalık Dağlarının en yüksek tepesi.:ROBSON

Kanada’da bir göl.:RONGE

Kanada’da bir ırmak.:PEEL

Kanada’nın kuzeyindeki topraklara,Eskimoların Bizim Ülkemiz anlamında verdikleri ad.:NUNAVUT

Kanadalı tuzak avcılarının ceketlerine benzeyen içi kürklü yada pamuklu,şal yakalı,kemerli kruvaze ceket. Yaz aylarında giyilen bol ve geniş dikimli astarsız hafif ceket.:KANADİYEN

Kanalizasyonda,yer altındaki temizleme parçalarını kontrol etmek ve çeşitli doğrulardan gelen boruları,başka bir doğruya yöneltmek için yapılan baca,lağım bacası.:RÖGAR

Kanama.:NEZİF

Kanarya adalarına özgü,ıslık dili de denilen,dört ünlü ve dört ünsüz harften oluşan dil.:SİLBO

Kanarya sevenler derneği.:SERİNOFİL

Kanat teleklerinin uzun ve serti.:TELEKE

Kanatları geniş,tüyleri kara renkte,tarla ve bahçelere çok zarar veren kuş.:KARGA

Kanatları küt olduğu için uçamayan,bacakları güçlü,Yeni Zelanda’da yaşayan bir kuş.Apteriks.:KİVİ

Kanatların bağlı bulunduğu kapı yada pencere çerçevesi.:KASA

Kanavcı otu,horoz gülü gibi adlar da verilen otsu bitki.:KEKLİKGÖZÜ

Kanaviçe veya telleri sayılabilecek türde kumaş üzerine renkli iplikle yapılan özel bir işleme.Daha çok Fransa’da duvarlara asılmak üzere yapılan kabartma işlemeli resimli halı.:GOBLEN

Kanda alyuvar sayısının azalmasından ileri gelen,genellikle genç kızlarda görülen kansızlık.:KLOROZ

Kanda alyuvarlarla akyuvarların içinde bulunduğu sıvı.:PLAZMA

Kanda asalak bulunması.:PARAZİTEMİ

Kanda hastalık yapan bir bakteri bulunmasından ileri gelen her türlü hastalık.:SEPTİSEMİ

Kanda ve öbür vücut sıvılarında asitlik düzeyinin anormal derecede yüksek olması.Kanda asit fazlalığından ileri gelen hastalık.:ASİDOZ

Kanda,lenfte,safrada v.s.’de bulunan bir protein türü.:GAMAGLOBÜLİN

Kandaki alkol oranını ölçmekte kullanılan birim.:PROMİL

Kandaki glikoz seviyelerini düzenleyen,pankreasta hücre kümelerinden meydana gelen bir hormon.:İNSÜLİN

Kandaki istenmeyen maddelerin ayrıştırılması işlemi.:AFEREZ

Kandaki şeker oranı.:GLİSEMİ

Kandaki ürik asit miktarı.:ÜRİSEMİ

Kanguru gibi,dişilerin karnında yavrularını taşımaya yarayan kese bulunan hayvanlar takımı.:KESELİLER

Kanguru ve koala ile birlikte Avustralya’nın en ünlü hayvanı olan ve kahkahaya benzer ötüşüyle tanınan kuş.:KOOKABURRA

Kanı fazla insan.:DEMENİ

Kanı oluşturan maddelerden biri olan iri moleküllü protein.:GLOBULİN

Kanı,kan yapıcı organları ve bunların hastalıklarını konu alan bilim dalı.:HEMATOLOJİ

Kanın hemoglobinle renklenmiş alyuvarı.:HEMATİ

Kanın pıhtılaşmasındaki bir bozukluğa bağlı kanama hastalığı. Kan dinmezliği.:HEMOFİLİ

Kanıtlanabilir bilimsel önerme.:TEOREM

Kanla beslenen. Kan asalağı.:HEMATOFAJ

Kanlı basur hastalığı,dizanteri.:İĞİNİK

Kanlı basur.:DİZANTERİ

Kanserde ışın tedavisi. İks (x) ışınlarının biyolojik etkisine dayanan bir tedavi yöntemi.:RADYOTERAPİ

Kansız. :ANEMİK

Kansızlık.:ANEMİ

Kanun koyma.:TAKNİN

Kanun kural mantık ölçülerine dayanmayan.:KARAKUŞİ

Kanun, santur gibi yatırılarak çalınan sazların ortak adı.:YATUK

Kanuna benzer bir çalgı.:NÜZHE

Kanuna benzeyen ve tellerine iki küçük tokmakla vurularak çalınan bir çalgı türü.:SANTUR

Kanuni Sultan Süleyman döneminde 14 yıl boyunca kaptanıderyalık yapmış, gösterdiği üstün savaş başarılarının yanı sıra çeşitli kentlerde yaptırdığı camilerle de tanınmış Osmanlı denizcisi.:PİYALEPAŞA

Kanuni Sultan Süleyman’ın şiirlerinde kullandığı mahlas.:MUHİBBİ

Kanunlarla belediyeye verilmiş emir ve yasakları belediye sınırları içerisinde takip etmekle görevli kolluk kuvveti.:ZABITA

Kanunsuz işlerle uğraşan kimselerden oluşan çete.:GANG

Kaolinden yapılan ,genellikle beyaz ve ince hamurdan,üzeri renksiz ve saydam sırla kaplanmış,inceldikçe yarı saydamlaşan ve yüksek ateşte pişirilen camsı seramik.:PORSELEN

Kap ağırlığı.:DARA

Kapadokya yöresine özgü yufka,tavuk eti,ceviz üzerine kırmızı biberli tereyağı gezdirilerek yapılan bir tür mantı.:KORİPAPARONİ

Kapadokya’da,peri bacalarının en güzel örneklerinin yer aldığı bir yöre.:PAŞABAĞI

Kapalı bir yerde seslerin dağılım biçimi. Ses dağılımı,yankılanım. Sesin titreşim sıklığı,süresi ve duyulma gücü bakımından taşıdığı nitelik.Yankı bilim.:AKUSTİK

Kapalı elin aldığı miktar.:SIKIM

Kapalı jimnastik ayakkabısı.:KES

Kapalı olarak yapılan veya söylenen,dolayısıyla anlatılan,kapalı,gizli.:ZIMNİ

Kapalı ve dört tekerlekli bir at arabası.:KUPA

Kapı kolunun altına monte edilen metal parça.:ROZET

Kapı mandalı,sürgü. Kapıyı sıkıca kapamak için arkasına enine sürülen demir veya ağaç.:TIRKAZ

Kapı önlerine yapılan masif seki.:ÇUTRA

Kapı sürgüsü.:KÜSKÜ

Kapı sürmesi. :JERFİN

Kapı ve pencerelerin ağaç,taş yada betondan üst eşiği,boyunduruk.:LENTO

Kapı ve pencerelerin üstüne atılan ağaç ya da beton destek.:ATKI

Kapı ve pencerenin kenarlarına geçirilen uzun,ensiz parça. Bir şeyin çevresine veya kenarına uzunluğuna eklenen dar kenarlık.:PERVAZ

Kapı ve pencerenin yerleştirildiği kasa,çerçeve.:SÖVE(SÜVE)

Kapı vs şeyleri kapalı tutmaya yarayan,döner tahta veya metal parça.:MANDAL

Kapı yada pencere boşluğu.:AÇIT

Kapı yada pencere gibi açıklıkların üzerine konulan ağaç,taş veya beton kiriş, lento.:BOYUNDURUK

Kapı zembereğinin mandalı.:HOROZ

Kapı, geçit, boğaz.:BAB

Kapı, pencere ya da kapak kenarlarına açılan dik açılı girinti.:LAMBA

Kapı,pencere üstüne kemer yerine konulan kalın ağaçlar.:ETEBE

Kapıcı.:BEVVAP

Kapılara takılan yaylı kapama düzeneği.:ZEMBEREK

Kapının kapanması için arkasına yatay olarak yerleştirilen demir veya ağaç kol,sürme.:SÜRGÜ

Kapının,pencerenin dışarıdan açılmasını engellemeye yarayan ve çengele benzeyen küçük aygıt.:TIRKI

Kapitalizmin ilk sanayi girişimi dönemine özgü imalathanelere verilen ad.:MANÜFAKTÜR

Kapkara.:KUZGUNİ

Kaplama yada doldurma olmayan.:MASİF

Kaplamacılıkta kullanılan bir tür ince tahta.:ŞENDERE

Kaplamada kerestesinden yararlanılan çok sert bir ağaç.Hint meşesi.:TİK

Kapların halka biçiminde olan tutulacak yeri,tutamak.:KULP

Kaplıca bilim.:BALNEOLOJİ

Kaplıca, ılıca.:BANA

Kaplıca, ılıca.:ÇERMİK

Kaplumbağa kabuğu.:BAĞA

Kaplumbağa.:TOSBAĞA

Kapsam.:ŞÜMUL

Kapsama, içerme, içine alma.:TAZAMMUN

Kapsama, içerme, içine alma.:TEŞMİL

Kapsama,içerme.:İHTİVA

Kapsız yorgan. Yorgan kılıfı.:MİTİL

Kaptanın veya tayfaların, gemi sahibine ya da sigorta ortaklığına bilerek verdikleri zarar.:BARATARYA

Kaptırma da denilen kollu testere.:SIĞAÇA

Kaput,prezervatif.:KONDOM

Kar amacı gütmeyen NGO’lar (Sivil Toplum Kuruluşları) için internette kullanılan adres uzantısı.:ORG

Kar ayaklığı.Tokaçlı kar ayakkabısı.Kara batmamak için ayağa takılan bir çeşit örgülü ayaklık.:LEKEN

Kar maskesi.:BALAKLAVA

Kar ve pekmezle,bazen de şerbetle yapılan kar helvası.:BASMACA

Kar ve pekmezle,bazen de şerbetle yapılan kar helvası.:KARSAMBAÇ

Kar veya buz üzerinde kaydırılan tekerleksiz taşıt.:KIZAK

Kar yağmış bir alana bakma sonucu ortaya çıkan göz kamaşması.:KARIK

Kara boya.:ZAÇYAĞI

Kara elmas.:KARBONADO

Kara tarafı.:CANİBİBERRİ

Kara toprak.:ÇERNOZYOM

Kara ve demiryolunun kavşak yeri olan geçit.:HEMZEMİN

Kara yemiş ağacı. Süs bitkisi olarak bahçelerde yetiştirilen küçük bir ağaç.:TAFLAN

Kara yolu. :BERREN

Kara yumuşakçası.:ENA

Kara,siyah.:ESVED

Karaağaç ve dişbudakta olduğu gibi perikarpı (en dış örtüsü) zarsı kanat biçiminde uzayan ve tek tohum içeren kuru meyve.:SAMAR

Karabaş da denilen ıtırlı bir bitki.:KEŞİŞOTU

Karabatak kuşuna verilen bir başka ad.:TUMAĞAN

Karabiber ağacı.:AVA

Karabuğdaygillerden ,20-40 cm yükseklikte,Amerika’da yetişen,bir çok türü bulunan,basit yapraklı,kökü toz durumuna getirilip hekimlikte ishal kesici olarak kullanılan bir ağaççık.:RATANYA

Karabuğdaygillerden ,hekimlikte kullanılan,iri gövdeli ve büyük yapraklı, beyaz çiçekli,çok yıllık otsu bir bitki.:RAVENT

Karabuğdaygillerden,dere kıyılarında,sulak çayırlarda kendiliğinden yetişen, çok yıllık ve yaprakları sebze olarak kullanılan bir bitki.:EFELEK

Karabulut.:NİMBÜS

Karabük ilinde,Safranbolu ilçesinde bulunan Türkiye’nin en uzun mağaralarından biri.:MENCİLİS(MENGİLİS)

Karabük’ün Yenice ilçesinde bir kanyon.:ŞEKER

Karaciğer iltihabı .:HEPATİT

Karaciğerin irileşmesi ya da körelmesi ile beliren hastalık.:SİROZ

Karada olduğu gibi suda da kullanılabilen araba,tank,uçak vs araç.:AMFİBİ

Karadağ’ın plaka imi.:MNE

Karadeniz bölgesinde yetişen bir zeytin cinsi.:MARENTELLİ

Karadeniz bölgesinde yetişen bir zeytin cinsi.:PATOS

Karadeniz bölgesinde yetişen bir zeytin cinsi.:SATİ

Karadeniz bölgesinde yetişen,hacı kadın denilen siyah renkli bir tavuk ırkı.:GERZETAVUĞU

Karadeniz bölgesinde yetiştirilen yerli tavuk ırkı.:HACIKADIN

Karadeniz bölgesine özgü bir zeytin cinsi.:GÖRVELE

Karadeniz Bölgesine özgü bir zeytin cinsi.:OTUR

Karadeniz bölgesine yerleşen Türkmen boyları.:ÇEPNİ

Karadeniz bölgesinin batı kesiminde ulusal park kapsamına alınan ve kayak merkezi olan bir dağ.:ILGAZ

Karadeniz bölgesinin dağlık kesimlerinde görülen dağınık kırsal yerleşme tipi.:DİVAN

Karadeniz bölgesinin Doğu Karadeniz bölümünde bir dağ ve geçit.:KOP

Karadeniz bölgesinin Doğu Karadeniz bölümünde,Trabzon-Erzurum karayolunda bir dağ geçidi.:KOP

Karadeniz Ereğlisi’nde bir şelale.:VARAGEL

Karadeniz Ereğlisi’ne özgü bir çilek cinsi.:OSMANLI

Karadeniz Ereğlisi’ne özgü,ketenle dokunan ve giysi yapımında kullanılan bir bez.:ELPEK

Karadeniz kıyılarında kereste taşımakta kullanılan bir tür küçük yelkenli tekne.:İNEBOLUKÜTÜĞÜ

Karadeniz kıyısı halkının giydiği dar paçalı potur.İç donu üzerine giyilir ve kalçaya sıkıca yapışır.Körüklü ağı bacaklara serbestlik sağlar.Genellikle şayak adlı dokumadan dikilir.:ZIPKA

Karadeniz kıyısında bir plaj.:ANAPA

Karadeniz sahillerinde trata ağıyla yapılan balık avcılığına verilen ad.:ANAMOTRATA

Karadeniz teknesi.8-12 m boylarındadır ve 5-10 ton yük taşıyabilir.:TAKA

Karadeniz yöresinde haşlanmış mısıra verilen ad.:KOLİVA

Karadeniz yöresinde kadınların kullandığı iki renk üzerine çubuklu pamuklu peştamal. İpekli peştamal.:FUTA

Karadeniz yöresinde patlamış mısıra verilen ad.:PAFULİ

Karadeniz yöresinde yetişen ve çorbası yapılan,ısırgana benzer yabanıl ot.:MENDEK

Karadeniz yöresinde,atmacayı tuzağa düşürerek yakalanmasını sağlayan kuşa verilen ad.:GAÇO

Karadeniz yöresine özgü bir tür erkek ayakkabısı.:ÇAPULA

Karadeniz yöresine özgü karalahana,fasulye,fındık ya da cevizle yapılan bir yemek.:DUDEĞİ

Karadeniz yöresine özgü yelkenli bir tekne.:GAGABURUN

Karadeniz yöresine özgü, ormanlık bölgelerde yontulmamış ağaç gövdelerinin üst üste oturtulmasıyla yapılan ev.:ÇANTI

Karadeniz yöresine özgü,balla yapılan bir hamur tatlısı.:ZIRIKTA

Karadeniz yöresine özgü,kaba deriden yapılmış ucu sivri ve kalkık bir tür erkek ayakkabısı.:ÇAPULA

Karadeniz yöresine özgü,laz böreği de denilen ve yufkayla yapılan tatlı.:BUREĞİ

Karadeniz yöresine özgü,mısır ununa çeşitli sebzeler katılarak yapılan bir tür ekmek. İçine ıspanak,patates,peynir yada kıyma konularak yapılan bir tür pide.:LEMİS

Karadeniz yöresine özgü,peştamal ya da başörtüsü yapımında kullanılan dokuma. Başa,bele bağlanan yöresel örtü.Trabzon dokuması.:KEŞAN

Karadeniz yöresine özgü,yağı alınmış sütten elde edilen lor peyniri.:MİNCİ

Karadeniz yöresine özgü,yufkalar arasına fındık konularak yapılan bir hamur tatlısı.:YUFAKA

Karadeniz’de balıkçı teknelerine verilen ad. 8-12 m boylarındadır ve 5-10 ton yük taşıyabilir.:TAKA

Karadeniz’de çınar ağacına verilen ad.:KAVLAN

Karadeniz’de imal edilen balıkçı teknesi.:ALAMATRA

Karadeniz’de yaşayan bir yunus balığı.:TIRTAK

Karadeniz’de yetişen ve derideki tahrişleri iyileştirmekte kullanılan otsu bitki.:LİVERA

Karadeniz’den Marmara’ya en son göç eden uskumrular.:MAVRİKO

Karadeniz’in bazı bölgelerinde yetiştirilen bir tür koyun.:HERİK

Karadeniz’in doğusunda yaşayan halka verilen ad.:LAZ

Karadeniz’in kuzeyindeki iç deniz.:AZAK

Karagöz balığına benzer ,eti çok lezzetli bir Akdeniz balığı. Sırtı gri mavi,gözleri arasında sarı bir leke,kapakçığında kırmızı çerçeveli siyah bir leke bulunan kemikli balık. Çupra, çopra,alyanak.:ÇİPURA

Karagöz balığının yavrusu. :KAÇİKOROZ

Karagöz oynatan kimse. :HAYALİ (HAYALCİ )

Karagöz oyununda Çingene karakteri.:TODİ

Karagöz oyununda kambur cücenin adı.:BEBERUHİ

Karagöz oyununda perde.:AYNA

Karagöz oyununda şarkı,türkü ve semaileri söyleyen kişi.:YARDAK

Karagöz resimleri gibi deriden ya da başka bir maddeden kesilmiş resim ve şekiller.:ABAK

Karagöz ve orta oyununda Kastamonulu tiplemesine verilen ad.:BABAHİMMET

Karagöz ve ortaoyununda Ermeni tiplemesine verilen ad.:HAY

Karagöz ve ortaoyununda sarhoş ve kabadayı tiplemelerinden biri.:MATİZ

Karagöz ve ortaoyununda Yahudi tiplemesine verilen ad.:CUD

Karagöz,orta oyunu,tuluat gibi seyirlik oyunlarda lafı açan ve karşıdakine nükte yapma fırsatı vererek konuşan kişiye verilen ad.:ŞİRİNKAR

Karagöz’ün açılıp kapanabilen başlığına verilen ad.:IŞKIRLAK

Karahindiba’nın sebze olarak yenen yaprakları.:RADİKA

Karaimler de denilen Orta Asya kökenli ,Türk soylu Musevi topluluğu.:KARAYLAR

Karakalem resimde çizgiyi yada pastel boyayı yaymak için kullanılan,kendi üzerine sarılmış kağıt yada deri.:ESTOMP

Karakeçili de denilen bir Türkmen boyu.:ULUYÖRÜK

Karakter çözümlemesi ya da geleceği önceden bilmek amacıyla sayıların kullanılması.:NÜMEROLOJİ

Karakter, huy, yaratılış.:SECİYE

Karakteristik özellikleri yoğun elektronik gitar kullanımı,yavaş ya da hızlı ama mutlaka ısrarlı ve sürekli bir ritim ve genellikle çığlık çığlığa bir vokal olan rock müzik türü.:HEAVYMETAL

Karakteroloji. :IRABİLİM

Karakul kuzusunun kıvırcık ve parlak postu.:ASTRAGAN

Karalama.:MÜSVEDDE

Karaları çevreleyen ve karalardan sayılan, 200 metre derinliğe kadar olan sığ deniz dipleri.:ŞELF

Karaman kentinin eski adı.:LARENDE

Karaman’da Yörükler tarafından dokunan bir cins halı.Yünden ve tiftikten el tezgahlarında dokunan uzun havlı (tüylü) halı.Örtü ve döşemelerde kullanılır.:TÜLÜ

Karaman’ı Mut ve Silifke’ye bağlayan karayolunda yüksek bir dağ geçidi.:SERTAVUL

Karaman’ın Ayrancı ilçesinde bir mağara.:HIŞLAYIK

Karaman’ın Ermenek ilçesinde,Türkiye’nin en uzun mağaralarından biri.:MARASPOLİ

Karaman’ın Taşkale beldesinde,dik bir kaya kütlesine kat kat odacıklar biçiminde oyulmuş mağaralara verilen ad.:MANAZAN

Karamandola da denilen bir çeşit kumaş.:TİFİN

Karamanoğullar’nın en büyük atası olan Türkmen emiri.:NURESUFİ

Karameke de denilen bir tür yaban ördeği.:SAKARCA

Karamsarlık,çaresizlik, değersizlik duygusu,kendine güvensizlik, önemsiz nedenlerden ötürü suçluluk duyma ve kendini suçlama,sosyal yaşamdan çekilme, iştahsızlık ya da aşırı yeme,uykusuzluk ya da fazla uyku,fiziksel hareketlerde yavaşlama, yoğunlaşamama, neşesizlik, unutkanlık, kararsızlık, halsizlik, baş ağrısı gibi fiziksel şikayetler,normalde hoşlandığı etkinliklere veya yaşama karşı genel ilgisizlik, zevk alamama,aşırı durumlarda ölüm ve intihar düşünceleri v.b. ile tanımlanan ve belirlenebilir bir hadiseye bağlı olarak ortaya çıkan ruhsal bir çökkünlük durumu. Ruhsal çöküntü. : DEPRESYON

Karamsarlık,kötümserlik.:PESİMİZM

Karanfilgillerden,bazı türleri bahçelerde süs olarak dikilen,guguçiçeği de denilen bir süs bitkisi.:HÜSNÜYUSUF

Karanlık,gizli,belirsiz.:MUZLİM

Karanlıktan aşırı derecede korkma.:AKLUOFOBİ

Karanlıktan korkma.:SKOTOFOBİ

Karar veremeyen,mütereddit.:DURUKSUN

Karargah.:MAKAR

Kararlaşmış,kararlaştırılmış.:MUKARRER

Kararlılık.:İSTİKRAR

Kararname,tutanak.:MAZBATA

Kararsız.:MÜTEREDDİT

Kararsızlık, tereddüt.:İKİRCİK

Karasal. Karayla toprakla ilgili.:BERRİ

Karasergi de denilen, siyah, yuvarlak taneli ve ekşi bir üzüm cinsi.:KARAPARMAK

Karasevda,melankoli.:MALİHÜLYA

Karasu denilen göz hastalığı. Göz tansiyonu.:GLOKOM

Karate,judo gibi dövüş sporlarında vuruş,darbe anlamında kullanılan terim.:ATE

Karateci.Bilgisayar ekranında karate oyununda.:KARATEKA

Karatede yumruk ve tekme atma gibi dövüş tekniklerinin uygulandığı yarışma.:KUMİTE

Karayip Adalarında yaşayan yerli bir halk.:KALİNA

Karayollarının kenarında yol düzeyinden aşağıda kalan bölüm.:ŞARAMPOL

Karayolunda oluşmuş çukurlar ve tümsekler.:KASİS

Karbon ,fosfor gibi maddelerin,fiziksel bakımdan ayrı özellikler gösterebilmesi durumu.:ALOTROPİ

Karbon ve Hidrojen atomları karışımı.:ETİL

Karbon.:C

Karbonatlı kum taşı.:MOLAS

Karbonil grubuna iki alkol kökünün bağlanmasıyla türeyen bileşik.: KETON

Karda batmayan ayakkabılık.:HEDİK

Karda yürümek için ayakkabılara takılan kalbura benzer ayaklık.:PAÇİLE

Kardeş çocuklarının birbirlerine göre her biri.:BÖLE

Kardeş eşleri olan gelinler.:ELTİ

Kardeşi Bilge Kağan’ın tahta çıkmasına yardım eden ve onun komutanlığını yapan Göktürk prensi.:KÜLTİGİN

Kardinal başlığı. Bilim doktorlarının ve Kardinallerin giydikleri dört köşe külah yada başlık.:BARATA

Kardinal çiçeği de denilen otsu bir süs bitkisi. Salkım durumundaki mavi çiçekleri olan bir bitki.:LOBELYA

Kare.:DÖRDÜL

Karelere ayrılmış zemin üzerinde on altı taşla iki kişi arasında oynanan oyun.:DAMA

Karelere çeşitli rakamları yerleştirme ilkesine dayalı,Japon kökenli bir mantık oyunu.:SUDOKU

Kargabükenden çıkarılan etkili bir zehir.:STRİKNİN

Kargagillerden,karnı beyaz,kanatları ve kuyruğu kül rengi diğer yerleri parlak,kara uzun kuyruklu kuş.:SAKSAĞAN

Karı ile kocadan her biri.:IRS

Karı kocanın baba ve analarının her biri.:DÜNÜR

Karı, eş. Kadın.:AVRAT

Karın duvarında yapılan ufak bir kesikten sokulan aletle karın boşluğunun görsel olarak incelenmesine olanak veren işlem.Karın zarı boşluğunun ışıklı bir aygıtla gözlenmesi ve ameliyatı.:LAPAROSKOPİ

Karın duvarında yapılan ufak bir kesikten sokulan aletle karın boşluğunun görsel olarak incelenmesine olanak veren işlem.:LAPAROSKOPİ

Karın içi organlarını örten saydam görüntülü ince bir zar. Karın zarı.:PERİTON

Karın üstü kaslarının veya boğazın kasılmasına yol açan,paniğe kapılma şeklinde görülen ruhsal ve fiziksel rahatsızlık.:ANGUAZ

Karın zarı iltihabı.:PERİTONİT(PERİTONEAL)

Karınca yiyen hayvan.:NUMBAT

Karınca yuvası.:KÖRE

Karınca.:MUK

Karıncaları inceleyen bilim dalı.:MİRMEKOLOJİ

Karından bacaklı bir yumuşakça cinsi.:RAPANA

Karındanbacaklı yumuşakça cinsi.:NERİTA

Karısı tarafından aldatılan erkek.:KERATA

Karısına söz geçiren erkek.:KAZAK

Karışık durum.:CURCUNA

Karışık renkli olan.:ALACALI

Karışık renkli,birkaç renkli pamuk iplikten el tezgahlarında dokunan bir kumaş türü. Beşparmak da denilir.:ALACA

Karışık,anlaşılmaz.:ÇETREFİL

Karışıklık, kargaşa.Evrenin düzene girmeden önceki uyumsuz ve karışık durumu.:KAOS

Karma, karışık.:MUHTELİT

Karmaşık sorunların çözümünde ve incelemesinde bilimsel ve özellikle matematiksel yöntemlerin uygulanması.:YÖNEYLEM

Karmaşık.:KOMPLEKS

Karnaval maskesi.:MASKARA

Karnaval.:FAŞİNG

Karnı şiş,altı düz su kabı.:FIÇI

Karnın açılması.:LAPARATOMİ

Karnıyarık yemeği.:KISTIRMA

Karpuz,kavun ve ham incir kurutulup pekmezle kaynatılarak yapılan bir tatlı.:İLENDE

Kars ilinde bir mağara.:KOBİEN

Kars ve Ardahan yöresinde yaşayan Türkmen kökenli bir halk.:TEREKEMELER

Kars ve Ardahan yöresine özgü bir tür yufka ekmeği.:FESELLİ

Kars ve Ardahan yöresine özgü,sac üzerinde pişirilen bir tür yufka ekmeği.:FESELLİ

Kars ve çevresinde yaygın Azerbaycan kökenli bir halk oyunu.:ARZUMANİ

Kars yöresinde çorba içmekte kullanılan büyük ve kulplu bardağın adı.:MERSEFE

Kars yöresinde 1880-1960 yılları arasında yaşamış Rus asıllı bir halk.:MALAKANLAR

Kars yöresinde ayçiçeğine verilen ad.:SIMIŞKA

Kars yöresinde,evleri ısıtmakta kullanılan büyük sobaya verilen ad.:GALANKA

Kars yöresine ait bir halk oyunu.:AKMA

Kars yöresine özgü bir halk oyunu.:ASKERANİ

Kars yöresine özgü mayasız hamurdan,kaymakla yoğrularak yapılan ve sac üstünde pişirilen bir çeşit ekmek.:NEZİK

Kars yöresine özgü tandırda pişirilen bir tür pide.:KALIN

Kars, Ardahan ve Iğdır yörelerinde yetiştirilen beyaz yünlü koyun cinsi.:TUJ

Kars, Erzurum ve Ağrı yöresine özgü türkülü bir halk oyunu.:ENZELİ

Kars,Ağrı ve Iğdır illerine özgü,et ve nohutla yapılan bozbaş da denilen bir yemek.:PİTİ

Kars’ın 8 km güneybatısında,kayalar üzerine yapılmış hayvan resimleriyle ünlü bir vadi.:BORLUK

Kars’ın Akyaka ilçesinde,yüzlerce kuş türünü barındıran bir göl.:KUYUCUK

Kars’ın Arpaçay ilçesinde bir göl.:MİŞKO

Kars’ın Digor ilçesinde 7. yüzyıldan kalma bir katedral.:MREN

Kars’ın doğusunda ünlü antik kent.:ANİ

Kars’ın Kağızman ilçesinde,ortaçağda yapılmış bir kale.:KEÇİVAN

Kars’ın Sarıkamış ilçesinde bir yayla.:ŞEHİTEMİN

Kars’ın Sarıkamış ilçesinde kayak merkezi olan dağ.:CIBILTEPE

Kars’ın Sarıkamış ilçesinde,ulusal park kapsamına alınan bir dağ.:ALLAHÜEKBER

Karstik bölgelerdeki erime ovaları,Gölova.:POLYE

Karstik kayaçlardaki küçük kanalcıklar.:LAPYA

Karşı cinsin kılığına girmiş eşcinsel.:TRAVESTİ

Karşı koyan , karşı çıkan.:MUARIZ

Karşı olan.:ALEYHTAR

Karşıdakine vurmak için parmaklara geçirilen demir parçası. Kunduracıların,derileri vurarak inceltmek için kullandıkları metalden tokmak.:MUŞTA

Karşılaşma sırasında boksörün bakımıyla ilgilenen kimse.:SÜVANYÖB

Karşılığı ödenmemiş bir poliçeden dolayı, hak sahibince sorumlu kişilerden birine çekilen yeni poliçe.:RETRET

Karşılık olma, karşılama.:TEKABÜL

Karşılık.:İVAZ

Karşılıklı alıp verme.:TEATİ

Karşılıklı iki kişi tarafından söylenen şarkı.:DÜET

Karşılıklı iki yandan her biri.:GEÇE

Karşılıklı konuşma.:DİYALOG

Karşılıklı konuşma.:MÜKALEME

Karşılıklı lanet okuma.:LİAN

Karşılıklı olarak birbirini etkileme işi.:ETKİLEŞİM

Karşılıklı olarak.:BİLMUKABELE

Karşılıklı yer değiştirme.:BECAYİŞ

Karşılıklı.:MÜTEKABİL

Karşılıksız edinim.:İVAZSIZ İKTİSAP

Karşılıksız yarar sağlanılan yer.:ARPALIK

Karşısındakini susturacak biçimde ve çok konuşan,geveze.:ÇAÇARON

Karşıt elektrik taşıyan iki maddenin birbirine dokunması,temas.:KONTAK

Karşıt karşıtı iyileştirir ilkesi.Savaşılması gereken hastalığın belirtilerine karşıt belirtiler meydana getiren ilaçların verilmesini öngören ve en çok kullanılan tedavi yöntemi.:ALLOPATİ

Karşıtlık,çelişki.:TEZAT

Kartal,atmaca,çaylak gibi yırtıcı kuşlara verilen ad.:ÇALAĞAN

Kartalgillerden,50-55 cm uzunluğunda,Avrupa ve Asya’nın dağ,orman ve çalılıklarda yaşayan yırtıcı bir kuş.:ŞAHİN

Kartalgillerden,leşle beslenen yırtıcı bir kuş,sarsak doğan.:KERKENEZ

Karton,tahta veya plastikten yapılan,üzerine şerit,iplik vs sarılan koni veya silindir.:MASURA

Karyolanın yanına konulan,üstü masa biçiminde çekmeceli küçük dolap.:KOMODİN

Kas ağrısı.:MİYALJİ

Kas faaliyeti. :KİNEZİ

Kas yapılı ur.Kas dokularında görülen tümör.:MİYOM

Kas,kemik fonksiyonlarını geliştirme ve iyileştirmek için yapılan havuz tedavi programı. Kimi hastalıkları su ile tedavi etme, su tedavisi.:HİDROTERAPİ

Kasap,deve kasabı.Gaddar,zalim.:CEZZAR

Kasaplık bir sığır ırkı.:ANGUS

Kasaplık hayvanlarda karnın içinde,belkemiğinin iki yanından aşağıya doğru uzanan ve yumuşaklığı dolayısıyla beğenilen et bölümü.:BONFİLE

Kasaplık hayvanlardan elde edilen çeşitli yağların eritilmişi.:ÇERVİŞ

Kasaplık hayvanların budu.:JİGO

Kasaplık hayvanların kesilip yüzüldüğü yer,kesim evi,mezbaha.:KANARA

Kasaplık hayvanların kesilmiş ayağı.:PAÇA

Kasaplık hayvanların timüs ve pankreas bezlerine verilen ad.:UYKULUK

Kasatura, bıçak gibi kesici silahların uzun ve keskin demir bölümü.:NAMLU

Kasık biti.:KIRKAYAK

Kasık lenf bezlerinin iltihaplanması.:HIYARCIK

Kasık.:ANE

Kasım patına benzer bir çiçek.:PAT

Kasımpatına verilen bir başka ad.:KRİZANTEM

Kasları vücuttaki öbür organ ve dokulara bağlayan yapı,kiriş.:TENDON

Kastamonu ilinde bir baraj.:KARAÇOMAK

Kastamonu ilinde bir kanyon ve mağara.:KARACEHENNEM

Kastamonu ilinde bir sulama barajı.:ASAR

Kastamonu yöresinde yufka ekmeğine verilen ad.(Ter,ince anlamına geliyor).:TER

Kastamonu yöresinde,közde ya da sacda kebap edilmiş kestaneye verilen ad.:ABABURA

Kastamonu yöresine özgü bir tür lokma tatlısı.:ZELEM

Kastamonu yöresine özgü pirinç,bulgur ve mercimek karıştırılarak yapılan bir tür pilav.:ÜÇÜRDÜM

Kastamonu yöresine özgü,içine kıyma,patates,haşlanmış yumurta konularak yapılan bir börek.:SAMSI

Kastamonu yöresine özgü,mercimek ve pirinçle yapılan bir çeşit çorba.:ANAKIZ

Kastamonu yöresine özgü,pirinç ve yoğurtla yapılan bir tür yayla çorbası.:ECEVİT

Kastamonu’nun Abana ilçesinde bir iskele.:İLİŞİ

Kastamonu’nun Azdavay ilçesinde bir mağara.:MEDİL

Kastamonu’nun bir ilçesi. :ABANA

Kastamonu’nun bir ilçesi.:ABANA

Kastamonu’nun bir ilçesi.:AĞLI

Kastamonu’nun bir ilçesi.:ARAÇ

Kastamonu’nun bir ilçesi.:AZDAVAY

Kastamonu’nun bir ilçesi.:CİDE

Kastamonu’nun bir ilçesi.:DADAY

Kastamonu’nun bir ilçesi.:TAŞKÖPRÜ

Kastamonu’nun Cide ilçesinde bir vadi.:LOÇ

Kastamonu’nun Cide ilçesinde doğal güzelliğiyle tanınmış bir koy.:GİDEROS

Kastamonu’nun Cide ilçesinde,sarkıt ve dikitleriyle tanınmış bir mağara.:KILIÇLI

Kastamonu’nun Küre ilçesinde bir kanyon.:ERSİZLERDERE

Kastamonu’nun Pınarbaşı ilçesinde bir kanyon.:HORMA

Kastamonu’nun Pınarbaşı ilçesinde bir mağara.:EJDER

Kastamonu’nun Pınarbaşı ilçesinde bir mağara.:MUŞKULU

Kastamonu’nun Pınarbaşı ilçesinde bir şelale.:ILICA

Kastamonu’nun Pınarbaşı ilçesinde kireç taşları içinde oluşmuş, iki katlı kolay girilebilen ünlü ve Türkiye’nin en derin mağaralarından biri.: ILGARİNİ

Kastamonu’nun Pınarbaşı ilçesinde ünlü bir kanyon.:VALLA

Kastamonu’ya özgü bir cins bulgur.:SİYEZ

Kastamonu’ya özgü bir cins bulgur.Binlerce yıldır Anadolu’da ekilen bir buğday cinsi.:SİYEZ

Kastamonu’ya özgü tavuk ya da hindi eti ve yufkayla yapılan bir yemek.:BANDUMA

Kastamonu-Bartın Küre dağları milli parkında,mağaralarıyla ünlü bir kanyon.:ARIT

Kastanyet eşliğinde bir kişi tarafından yapılan İspanyol dansı.:OLE

Kaş boyası.:MASKARA

Kaş ilçesinin karşısındaki Yunan adası.:MEİS

Kaş ve Kalkan arasında Mavi mağarası ve doğal güzelliğiyle tanınmış bir plaj.:KAPITAŞ

Kaş-Fethiye arasında uzanan kumsala ve burada kurulmuş önemli bir Likya kentine verilen ad.:PATARA

Kaşık Adası’nın eski adı.:PİTA

Kaşındırıcı bir deri hastalığı.:LİKEN

Kaşındırıcı bir deri hastalığı.:UYUZ

Kat kat çakıl ve kumdan oluşmuş yer kıvrımı.:OS

Kat kat dizilmiş geniş hamur şeritlerinden oluşan bir tür İtalyan hamur işi. İtalyan mutfağına özgü bir cins makarna yemeği.:LAZANYA

Kat,büklüm anlamında eski sözcük.:TA

Katalonya’nın geleneksel dansı ve müziği.:SARDANA

Katar’ın başkenti.:DOHA

Katarakt hastalığına verilen bir başka ad.:AKSU

Katı ve sıvı yakıtları yakarak elektrik enerjisi üreten santraller.:TERMİKSANTRAL

Katı,eğilip bükülmez.:RİJİT

Katı,hoşgörüsüz düşünce.Başkalarının siyasal ve dinsel düşüncelerine karşı katı ve hoşgörüsüz davranan.:SEKTER

Katılaşmakta olan bir sıvıda cisimler kristalleştikten sonra arta kalan çökelti.:ANASU

Katılma,karışma.:İLTİHAK

Katılma.:İŞTİRAK

Katılmış, ulanmış parça.:EK

Katılmış,ulanmış,eklenmiş.:MUNZAM

Katır yavrusu.Kısrakla eşeğin çiftleşmesinden doğan katır sıpası.:GINCIRAK

Katışıksız,saf,yalın.:MAHZ

Katışıksız,saf.:HALİS

Katil balina” da denilen bir balina türü.:ORKA

Katip.:YAZMAN

Katipler,yazıcılar.:KETEBE

Katlanma.:TAHAMMÜL

Katma,fetihle alma.:İLHAK

Katman.:TABAKA

Katmanlar halinde dilinebilen, ince taneli ve kristal yapılı kayaç.:ŞİST

Katmanlarında içi içe daireler bulunan billurlaşmış bir kalker türü.:SİPOLİN

Katolik inancında Meryem Ana’nın Günahsız Gebeliği anlamındaki kutsal gün.:İMMACOLATA

Katolik kilisesinde bağış karşılığında günahlardan kurtulma.:ENDÜLJANS

Katolik Kilisesinin başkanı.:PAPA

Katolik ve bazı Anglikan diyakozların gündelik cüppelerinin üstüne giydikleri ayin cüppesi.:DALMATİKE

Katoliklerde ölüler için yapılan dua, bu duaya özgü müzik . Ölünün hatırasına yapılan tören.:REQUİEM

Katoliklerde kendini dine adayan ve manastırda yaşayan kadın.:SÖR

Katoliklerde,bir bölgenin din işlerine başkanlık eden,papazlığın en yüksek aşamasında olan din görevlisi.Katolik ve Doğu kiliselerinde en yüksek ruhani unvana sahip olan din adamı.:PİSKOPOS

Katran ve diğer organik maddelerin buharlaşmasından elde edilen,kolay kırılan,az ısı ile eriyen,katı siyah parlak madde.:ZİFT

Katran,petrol,neft gibi maddelerden çıkarılan katı,beyaz,yarı saydam,buharı parlak bir alevle yanan,kimyasal etkenlere karşı ilgisiz,katı hidrokarbon. Mumun hammaddesi.:PARAFİN

Katranla kıldan yapılan ve kalafat işlerinde kullanılan bir tür macun.:BİLAR

Katyon :ARTIN

Kauçuk ağacının ve bazı bitkilerin genellikle süt görünümünde olan öz suyu.:LATEKS

Kauçuk,yalancı meme.:EMZİK

Kauçuktan veya türlü maddelerden yapılan,içi sıcak su veya kimyasal bir madde ile doldurularak sürekli ısı sağlayan kap.:TERMOFOR

Kavga,dalaş.:HIR

Kavga.:DALAŞ

Kavgacı .:ÇATAK(ÇAKTAK)

Kavim.:BUDUN

Kavisli,eğri,eğmeçli.:MUKAVVES

Kavisli,kısa,uç bölümü geniş,kabzasına doğru daralan bir tür kılıç.:PALA

Kavram;bir şey hakkında kabul edilen genel fikir. Düzen, anlayış, görüş, tarz, kavram.:KONSEPT

Kavram;bir şey hakkında kabul edilen genel fikir.:KONSEPT

Kavramcılık.:KONSEPTUALİZM

Kavrayış. Algı. Anlama yeteneği.:İDRAK

Kavrayışlı,anlayışlı.:İHATALI

Kavrulmamış et,kavurma.:SIZGIT

Kavrulmuş Antep fıstığı özünden yapılan ve hazmı kolaylaştırması için tüketilen bir tür kahve.:MENENGİÇKAHVESİ

Kavrulmuş buğday taneleri.:KAVURMAÇ

Kavrulmuş soğan ve salça ile pişirilen,sade ya da etli yemek. Etli,sebzeli ve bol soğanlı bir yemek türü.:YAHNİ

Kavrulmuş ve dövülmüş tahıl ununa şeker ya da tatlı yemiş katılarak yapılan yiyecek.:KAVUT

Kavun,karpuz,kabak gibi bitkilerin toprak üstünde yayılan dalları.:KÖKEN

Kavuniçi ile pembe arası bir renk.:YAVRUAĞZI

Kavuşmak istenen şey veya kimse için üzülme,özlem.:TAHASSÜR

Kaya ardıcı da denilen göçmen bir kuş.:TAŞKIZIL

Kaya hanisi.:LAGOS

Kaya ve ağaç kovuklarında su birikintisi.Yağmur suyunun biriktiği çukur yer.:KAK

Kayabalığının bir çeşidi.:AZMANKAYA

Kayabalığının bir türü. :KOVİT

Kayaç katmanlarının kırılmadan yukarı doğru kabarması sonucunda ortaya çıkan biçimli yapıların ortak adı. Yuvarsı kemer.:DOM

Kayak ve kros ile ateşli silah nişancılığı dallarını kapsayan kış sporları karşılaşması.:BİATLON

Kayak sporunda bir yarış dalı.:SLALOM

Kayak.:SKİ

Kayakçıları ya da yayaları,sürekli hareket halindeki bir kabloya asılı oturma yerlerinde taşıyan bir tür teleferik.:TELESİYEJ

Kayakeleri” de denilen ,renk değiştirmesiyle ünlü 20-30 cm boyunda sürüngen.Bir cins kertenkele.:BUKALEMUN

Kayakeleri” de denilen bir cins kertenkele.:AGAMA

Kayalık tepe.:ASAR

Kaybettiği ısıyı,çekirdeğinde ürettiği nükleer enerjiyle ikmal eden dev gaz topu.:YILDIZ

Kaygan.:ZIYPAK

Kaygı,üzüntü,gerilim.İnsanın bedensel ve ruhsal dengesini bozan her türlü etkene verilen ad.:STRES

Kaygusuz Abdal’ın kimi şiirlerinde kullandığı mahlası.:SARAYİ

Kayı boyuna bağlı olan ve 15 inci yüzyıldan beri Anadolu’nun çeşitli yörelerinde yaşayan ve Uluyörük de denilen Türkmen boyu büyük bir aşiret.:KARAKEÇİLİ

Kayık,mavna ve küçük gemilerin kalafata çekildikleri yer,küçük gemi barınağı.:ÇEKEK

Kayık,mavna ve küçük gemilerin karaya çekildikleri yer,küçük gemi barınağı.:ÇEKEK

Kayık.:SANDAL

Kayık.:ZEVRAK

Kayıkları yürütmek için kullanılan kısa ve ince saplı kürek.:PADIL

Kayıkta dümen kolu. Dümeni kullanmak için dümenin baş tarafına takılan kol.:YEKE

Kayıngiller familyasından,ılıman bölge ormanlarında yetişen,uzunca kalın gövdeli,çok ince kabuklu,küçük oval yapraklı büyük ağaç.:KAYIN

Kayıngillerden,ılıman iklimlerde yetişen,25-30 metre kadar boylanabilen,meyvesi pişirilip yenilen,kerestesi doğramacılıkta kullanılan bir orman ağacı.:KESTANE

Kayınpederi olan Şeyh Edebali’den tefsir,fıkıh ve hadis dersleri almış,Osman Gazi adına ilk hutbeyi okumuş din bilgini ve şair.:TURSUNFAKİH

Kayısı ağacının Akdeniz ülkelerinde yetiştirilen küçük meyveli bir türü.:ZERDALİ

Kayısı ve kuzu etiyle yapılan bir tür yahni.:MİŞMİŞİYE

Kayısı ya da erik kurusuyla yapılan bir tatlı.:KAYSEFE

Kayısı, erik, zerdali gibi meyvelerin kurusu.:ÇİR

Kayıtlamalar,kısıtlamalar.:TAKYİDAT

Kayıtsız,ilgisiz.:LAKAYT

Kayıtsızlık,tembellik,ihmalcilik.:TESEYYÜP

Kaymak ve peynirle yapılan helva.Yağda kavrulmuş unun üzerine pekmez,bal ya da şeker dökülerek yapılan bir tür helva.:DOLAZ

Kaymakam.(1930’larda).:İLÇEBAY

Kaymakam.:KAİMMAKAM

Kaynağı mitolojik çağlara dayanan kirişli bir çalgı.Gövdesi ağaç veya kaplumbağadan yapılmıştır.:LİR

Kaynak taşı,su mermeri.:ALBATR

Kaynak,pınar.:BULAK

Kaynak,pınar.:EŞME

Kaynak. :MEMBA

Kaynaklar,kaynakça.:BİBLİYOGRAFYA

Kaynamış ve kabuğu soyulmadan özel fırında pişirilmiş iri patates.Halk dilinde patatese verilen ad.:KUMPİR

Kaynanazırıltısına verilen bir başka ad.:GARGARİ

Kaynar suda haşlanıp üzerine yağ gezdirilen mısır unu yemeği.:MAMALİGA

Kaynaşma. Nükleer birleşme.:FÜZYON

Kaynatılarak koyulaştırılmış,baharat ve şekerle karışık şurup.:MÜSELLES

Kaynatılıp kıvama geldikten sonra dondurulan meyve suyu tatlısı.:MURABBA

Kaynatılıp kurutulduktan ve kabuğu çıkartıldıktan sonra kırılan buğday.:BULGUR

Kaynatılmış buğday,bulgur,mısır gibi şeyler.:HEDİK

Kaynatılmış mısır ya da buğday,hedik.:ÇOKRATMA

Kayseri ilinde bir göl.:ENGİR

Kayseri ilinde,önemli bir kuş alanı olan göl.:YAY

Kayseri ilindeki ünlü höyük.:KÜLTEPE

Kayseri yakınlarında Kapadokya bölgesinde bir ilk çağ antik kenti.:ANİSA

Kayseri’nin Ağırnas beldesinde bir vadi.:KORAMAZ

Kayseri’nin Melikgazi ilçesine bağlı bir belde.:GESİ

Kayseri’nin Yahyalı ilçesinde,Aladağlar Ulusal Parkında yer alan,doğal güzelliğiyle tanınmış şelaleler.:KAPUZBAŞI

Kayseri’nin Yeşilhisar ilçesinde Hisarcık deresi üzerine kurulu baraj.:AKKÖY

Kaz dağında bir yayla.:KARTALÇİMENİ

Kaz dağında yaşadığına ve ermiş olduğuna inanılan efsane kişisi.:SARIKIZ

Kaz dağının mitolojideki adı.:İDA

Kaz yavrusu.:PEPİL

Kaz,ördek,keklik,güvercin gibi bazı kuş yavrularının civcivlikten sonraki durumu.:PALAZ

Kaza ile, rastgele.:EZKAZA

Kaza yada başka bir olayı karadakilere bildirmek için gemilerden denize salınan,içinde mektup olan şişe.:POTKAL

Kazak mutfağına özgü,at etiyle yapılan ve hem sıcak hem de soğuk olarak yenen bir yemek.:JAL

Kazak süvari birliği.:LAVA

Kazak Türklerinde dombra adlı çalgı eşliğinde söylenen türkü.:ENG

Kazak Türklerinin 20. asır başlarında Rus egemenliğine karşı başlattığı ulusal hareket ve aynı adla kurulan ilk siyasal parti.:ALAŞORDA

Kazak Türklerinin soyundan geldiklerine inandıkları,efsanevi Türk hakanı ve kahramanı.:ALAŞAHAN

Kazak ve Kırgızlarda göçebe boylardan ayrılıp kent ve kasabaların çevresine yerleşen yoksul çiftçi ve işçi sınıfı.:CATAK

Kazak ve Kırgızlarda saz şairlerine ,destan şairlerine verilen ad.:AKIN

Kazak ve Özbeklerde at etinden yapılan sucuğa verilen ad.:KAZI

Kazakistan ulusal edebiyatının kurucusu olarak tanınan şair.:ABAY

Kazakistan’a özgü,kabak kemaneye benzer telli çalgı.:KILKIYAK

Kazakistan’daki Baykonur Uzay üssüne verilen bir başka ad.:TYURATAM

Kazakistan’ın Astana’dan önceki başkenti.:ALMATI
Kazakistan’ın başkenti Astana’nın eski adı.:AKMOLA

Kazakistan’ın başkenti.:ASTANA

Kazakistan’ın orta güneyinde eski Sovyet,yeni Rusya uzay merkezi.:BAYKONUR

Kazakistan’ın para birimi.:TENGE

Kazakistan’ın plaka kodu. :KZ (KZA)

Kazakistan-Kırgızistan sınırında,dağcılık sporu için en riskli sayılan dağ.:POBEDA

Kazanç sağlayan,kar getiren iş.:RABİHA

Kazanç,ekonomik bir değerin sağladığı gelir.:GETİRİ

Kazanç.:TEMETTÜ

Kazanda yeteri kadar mayası gelmemiş hamurun içinde bekletilerek dinlendirildiği derin madeni tekne.:ISLANKA

Kazanılmış,edinilmiş.:MÜKTESEP

Kazanma, edinme, iş.:KİSB

Kazaya uğrayan gemilerin yolcularını ve gemi adamlarını kurtarma işi.:TAHLİSİYE

Kazayağı da denilen ve çaprazlama yapılan bir tür teyel.:HRİSTO

Kazı makinesi.:KAZARATAR

Kazıbilimci.:ARKEOLOG

Kazım Koyuncu’nun ünlü şarkısı.:DİDO

Kazımakta ya da temizlemekte kullanılan demir araç.:KAZAĞI

Kazları semirtmek için verilen mısır hamuru.:EVELEM

Kebaplık demir şiş.:SİH

Keçe yaygı,kilim.:BİSNA

Keçe,deri,kıl dokuma veya kalın bezden yapılıp direklere takılan,sökülüp taşınabilir barınak.:ÇADIR

Keçe,halı,minder,kilim gibi yaygı.:BİSAT

Keçeden yapılan çoban başlığı.:TAKALAK

Keçeden yapılmış çadır. Tahtadan kafes biçiminde yapılmış portatif ev.:DERİMEVİ

Keçeli kalem yedeği.:REFİL

Keçi boynuzu bitkisi.:HARNUP

Keçi kılından hayvan çulu,yem torbası gibi şeyler dokuyan kimse.:MUTAF

Keçi mantarı.:AKMANTAR

Keçi tüyü.:KIL

Keçi ya da koyunun memesine geçirilen torba.:ARABE

Keçi yavrusu.:OĞLAK

Keçiyolu,patika.:YOLAK

Keder,tasa,kaygı.:KASAVET

Kedi tuttuğunu,bu ise tutamadığını yer.:KALECİ

Kedi ya da köpek yavrusu.:ENİK

Kedi,köpek yiyeceği.:MANCA

Kediden aşırı derecede korkma.:AYLUROFOBİ (AİLUROFOBİ)

Kedigillerden,çakala benzer vahşi bir hayvan.:KARAKULAK

Kedigillerden,kürkünden yararlanılan çok yırtıcı hayvan.:VAŞAK

Kedilerin tırnaklarıyla yaptıkları saldırı hareketi.:CIRMALAMAK

Kediotu da denilen ve köksapı hekimlikte kullanılan bir bitki.:VALERİYAN

Kefal balığına verilen bir başka ad.:TOPAN

Kefal balığının bir türü.:ALTINBAŞ

Kefal balığının havyarı.:FISKA

Kefal balığının yavrularına verilen ad.:GAMİT

Kefal türünden bir balık.:PAÇOZ

Kefalin küçüğü.:GANBUT

Kefil olma.:TEKEFFÜL

Kefil.:ZAMİN

Kehribara verilen ad.:SAMANKAPAN

Kekeleyeceği veya telaffuz hatası yapacağı endişesiyle konuşmaktan korkma.:LALOFOBİ

Kekeme yada dilsiz kimse.:TAT

Keklik yakalamakta kullanılan,kafes içindeki çığırtkan keklik.:CELEP

Kel lakaplı,1845-1922 yılları arasında yaşamış,aralıksız 27 yıl Kırkpınar başpehlivanı olmuş güreşçi.:ALİÇO

Kel olma korkusu.:PALACROFOBİ

Kelebek biçiminde kravat.:PAPYON

Kelebek olmadan önce bir böceğin,koza veya kozasız olarak geçirdiği başkalaşma durumu. Kozadaki kurtçuk.:KRİZALİT

Kelebek şeklinde bağlanmış kurdele.:FİYONK

Kelebek yakalamakta kullanılan file şeklinde torba.:ATRAP

Kelile ve Dimne” adlı kitabın yazarı olduğuna inanılan efsanevi Hint yazarı.:BİDPAY(BİDPAİ)

Kelimelerin söylenişinde,seslerin çıkışlarına,uzunluk ve kısalıklarına göre okunması.:TECVİT

Kelimesi kelimesine,hiç değiştirmeden,aynen.:MOTAMOT

Kelle peyniri de denilen İzmir ve Balıkesir yöresinde tam yağlı koyun sütünden üretilen peynir cinsi.:MİHALIÇ

Kelt efsanesinde cennet adası,Arthur efsanesinde Kahramanlar ülkesi.:AVALON

Kelt mitolojisinde deniz tanrısı.:LEAR

Kemal Bilbaşar’ın bir romanı.:MEMO

Keman çalan müzisyen. :KEMANİ

Keman gibi omuza dayanarak çalınan yaylı çalgı.:REBEK

Keman türünden,en kalın sesli yaylı çalgı.:KONTRBAS

Keman yapımıyla ünlü bir İtalyan ailesi.:AMATİ

Keman yayı.:ARŞE

Keman yayı.:KEMANE

Keman yayının kirişi.:ZIH

Kemana benzeyen,kemandan büyük bir çalgı türü.Alto.:VİYOLA

Kemanla viyolonsel arası büyük keman, viyola.:ALTO

Kemençe.:RAD

Kemer altı,çardak.:KEVAK

Kemer,bele bağlanan kuşak.:NİTAK

Kemerler üzerine oturtulmuş kubbe ile kemerlerin arasını kapatan üçgen biçimindeki kubbe parçalarından her biri.:BİNGİ

Kemik kadar sert olmayan,dayanıklı,esnek,bükülgen,damarsız bağ dokusu.:KIKIRDAK

Kemik ve diş dokusunun harap olması durumu.:YENİRCE

Kemik,kıkırdak,kas,bağ doku gibi dokularda oluşan kötü huylu ur.:SARKOM

Kemikbilim.:OSTEOLOJİ

Kemiklerin sert dolgu dokusunun incelmesi sonucunda,hafif bir baskıyla bile kırılabilir duruma gelmesiyle tanımlanan hastalık. Özellikle menopoz döneminde kadınlarda görülen kemik erimesi hastalığı.:OSTEOPOROZ

Kemiklerin toparlak ucu.:OM

Kemikli balıklardan, uzunluğu 40 cm kadar olan, sırtı pürtüklü,esmer renkli,yassı bir tür balık.:PİSİBALIĞI

Kemirgenlerden,su kıyılarında yaşayan,yuvalar ve su setleri kuran,postu değerli bir hayvan.:KUNDUZ

Kenar süsü. Mendil ve peçeteler de kenara yapılan işleme.:SU

Kenarı eğik olarak yontulmuş cam için kullanılan sözcük.:BİZOTE

Kenarları kagir,üstü kapak taşlarıyla örtülü, taş veya mermerden oyma süslü mezar.:LAHİT

Kenarları yayvan,ortası az çukur,yemek kabı.:TABAK

Kenarlarına oranla eğrilemesine dokunmuş kumaş.:DİYAGONAL

Kenarlık.:ÇERÇEVE

Kendi adını taşıyan İncil’le de tanınmış, Hz. İsa’nın havarilerinden biri.:BARNABAS

Kendi alanında en önde gelen kimse ya da nesne.:İKON

Kendi başına ayrı bir bütün meydana getiren canlı varlık.:ORGANİZMA

Kendi başına.:HODBEHOD

Kendi bilgi ve niteliklerini veya mallarını överek karşısındakini kandıran, ağız kalabalığı yaparak karşısındakini dolandırmaya çalışan kimse.:ŞARLATAN

Kendi biten,kendi kendine yetişen bitki.:HÜDAYİNABİT

Kendi değerlerine yabancılaşmış kimse.:MANKURT

Kendi dönemine değin gelen şairleri anlattığı tezkiresiyle tanınan XVI. Yüzyıl Osmanlı yazar ve şair.:LATİFİ

Kendi ekseni etrafında hızla dönen ve güçlü radyo dalgalarıyla bir deniz feneri gibi uzayı tarayan nötron yıldızı.:PULSAR

Kendi isteğiyle istifa etmiş olan.:MÜSTAFİ

Kendi kendine cinsel doyum sağlama. Mastürbasyon,istimna.:ONANİZM

Kendi kendine cinsel doyum sağlama.:İSTİMNA

Kendi kendini tekrarlayarak canlı bir organizmayı meydana getiren biyolojik temel yapı.:KÖKHÜCRE

Kendi yaşıtları arasındaki yarışmalara katılan 18 yaşını geçmemiş sporculara verilen ad.:JUNYOR

Kendi.:HOD

Kendilerine özgü giyinişleri ve konuşma biçimleri olan,argo kullanan,başıboş,haylaz delikanlı,kabadayı,hayta,apaş.:KÜLHANBEYİ

Kendilerini halktan ayrı ve üstün sayan,kendilerinde bir çeşit ayrıcalık gören yurttaş sınıfı.:HAVAS

Kendiliğinden var olan.Tanrının sıfatlarından.:KAYYUM

Kendiliğinden,kendinden.:BİZATİHİ

Kendiliğinden.:SPONTANE

Kendince. Herkes tarafından kabul edilebilecek bir temele bağlanamayıp yalnız bir kişinin kendi kanısına dayanan.Kişisel görüş.:İNDİ

Kendinde kullanım hakkı olan,elinde bulunduran ,işi dilediği gibi yöneten.:MUTASARRIF

Kendine çekmek,ilgi toplamak.:CELBETMEK

Kendine mal etme.:AHZÜKABZ

Kendine mal etme.:TEMELLÜK

Kendini becerikli,usta gösteren kimse. Hekimlik taslayan kimse.:OLÇUM

Kendini beğenme, bencillik.:ENANİYE (ENANİYET)

Kendini beğenme,böbürlenme,kibir.:NAHVET

Kendini beğenmiş kimseler için kullanılan alay sözü.:EKABİR

Kendini beğenmiş,sevimsiz ve budala kimse.:KAKAVAN

Kendini beğenmişlik,kibirlik,zalimlik.:CEBERUT

Kendini büyük gören.:MEGALOMAN

Kendini hasta gibi gösterme.:TEMARUZ

Kendini tutan,öfkesini yenen.:KAZIM

Kendini üstün ve akıllı gören,kafası çalışmayan kimse.:GODOŞ (KODOŞ)

Kendir tohumu. Buğday kavurgası.Çam kozalağı.Sakızağacı meyvesi.:ÇEDENE

Kendirgillerden,sapındaki liflerden halat,çuval vs kaba örgüler yapılan,iki evcikli bir bitki. Saplarından lif ile kağıt ve yakacak hammaddesi,tohumlarından yağ ve dişi bitkilerin çiçekli veya meyveli dal uçlarından esrar elde edilebilir,mahalli olarak bazı yörelerde kendir,hint keneviri,çedene veya çetene olarak isimlendirilir.:KENEVİR

Kendisinde hem erkek hem kadın organları bulunan.Hünsa. :ERSELİK

Kendisine aziz süsü vererek yerleştiği sarayda türlü entrikalar çeviren ve Prens Yusupov tarafından öldürülen ünlü Rus papazı.:RASPUTİN

Kendisine bir çocuğun eğitim ve bakımı verilmiş olan kadın. Çocuk eğitmeni.:MÜREBBİYE

Kendisine hastalığa karşı aşı yapılmış ya da hastalık geçirmiş canlının kanında bulunan ve o hastalığın mikroplarını birbirine yapıştırıp küme haline sokma özelliği olan madde.Serumda meydana gelen antikor.:AGLÜTİNİN

Kendisine inanılan,sır verilen kimse.:İNAL

Kendisine kitap gönderilmiş peygamber,resul.:YALVAÇ

Kendisini çalıştıracak programı da içeren minik yazılımlar için kullanılır.:EXE

Kendisini ilgilendirmeyen işlere karışan.:HERZEVEKİL

Kendisinin sebep olmadığı bir zararı ödeme.Zahmet,eziyet,sıkıntı.:CEREME

Kene ve uyuzböceği gibi,organik maddelere dadanan,çok küçük,örümceğimsi böceklerin ortak adı.:AKAR

Kene.:SAKIRGA

Kenelerden bulaşan ve romatizma ile kalp ve sinir rahatsızlığına yol açan hastalık.:LYME

Kenevirden elde edilen uyuşturucu bir madde.:MARİHUANA

Kenevirden yapılmış kalın ip.:HALAT

Kenevirden yapılmış kalınca ip.:KINNAP

Kenevirle tütün köklerinin asalaklarından biri sayılan ve tarım bitkilerine zarar veren bitki.:CANAVAROTU

Kent civarı yerleşim. Büyük bir şehrin çevresindeki yerleşim alanları.:BANLİYÖ

Kent elektrik akımını sağlayan kuruluş.:TRAFO

Kent merkezinde trafiğe kapalı bir yolda yapılan bisiklet yarışı.:KRİTERYUM

Kent soylu.:BURJUVA

Kent soyluluk.:BURJUVAZİ

Kent veya kasabada dış mahalle.:VAROŞ

Kente giren şeylerden alınan vergi.:OKTRUVA

Kenya ve Tanzanya’da yaşayan bir halk.:NASAİLER

Kenya’da bir çok yaban hayvanını barındıran ulusal park.:AMBOSELİ

Kenya’da yaşayan bir halk. :DİGOLAR

Kenya’da yaşayan bir halk.:LUALAR

Kenya’daki yerli halkın beyaz azınlığa karşı ayaklanma hareketini yöneten ve 1960’ta ortadan kaldırılan gizli örgüt.:MAUMAU

Kenya’nın başkenti.:NAİROBİ

Kenya’nın para birimi.Kenya Şilini.:ŞİLİN

Kenya’ya özgü,sazdan yapılan ve üstü samanla örtülen yuvarlak kulübelere verilen ad.:ŞAMBA

Kepçe burun da denilen bir ördek cinsi.:KEPÇEL

Keramilik tarikatının on iki kolundan biri.:İSHAKİYE

Kerem sahibi,cömert kimseler.:EKARİM

Kerem,cömertlik.:MEKREMET

Kerestelik tomruk.:AZMAN

Kerestesi sert ve kokulu bir ağaç.:SANDAL

Kerim.:FURKAN

Kerte,derece.:RADDE

Kertenkele derisinin sepilenmesiyle elde edilen bir tür deri.:LEZAR

Kertenkeleden korkma.:HERPETOFOBİ

Kervan.:KARBAN

Kervanın en sonundaki deveye takılan büyük çan.:ARDALA

Kesen anlamında kullanılan matematik terimi.Trigonometride bir açının kosinüsünün tersi.Bir şekli kesen doğruya verilen ad.:SEKANT

Kesik.Gazete,dergi gibi şeylerden kesilmiş yazı.:KUPÜR

Kesilen ağacın kökü,kütük dibi.:OMACA

Kesilen ağacın toprak üstünde kalan bölümü.:OMÇA

Kesilen,yontulan veya rendelenen bir şeyden çıkan parça,odun parçası.:YONGA

Kesilip durdurulmuş bir hesabın son durumu. :FİNİTO

Kesilmiş ağacın silindir biçimindeki gövdesi.:TOMRUK

Kesilmiş ekşi sütten yapılan bir tür rakı.:ARAKA

Kesilmiş hamurları yada ekmeği,yağlı su yada et suyuna doğrayıp pişirerek yapılan bir yemek.:ISLAMA

Kesilmiş sütten yapılan çökelek.:DOLAZ

Kesilmiş sütün koyu bölümü.:KESMİK

Kesilmiş,kesik.:MAKTU

Kesim hayvanlarında,belkemiğindeki dikensi çıkıntının iki yanında bulunan et dilimi.:KONTRFİLE

Kesim.:SEKTÖR

Kesimi pantolona benzeyen, kalça kısmı bol,paçaları dar,İkinci Mahmut döneminde,daha çok ulema sınıfı tarafından benimsenen bir tür şalvar .:ELİFİ

Kesin bir biçimde,kuşkusuz olarak.:YAKİNEN

Kesin,eksiksiz ve sağlam bilgi.:YAKİN

Kesinlikle uyulması gereken Kuran ve Hadis hükümleri.Kuranda bir sure.:NAS

Keskin bir koku,alev ve koyu duman çıkartarak yanan,karbon ve hidrojen bakımından çok zengin doğal yakıt maddelerinin genel adı,yer sakızı.:BİTÜM

Keskin bir ses çıkaran ve çoğu zaman davulla veya dümbelekle birlikte çalınan nefesli çalgı. En eski üflemeli bir halk çalgısı.Gövde ve sipsi olarak iki parçadan oluşur. Erik ağacından yapılan gövdenin ayrıca bir de şimşirden başlık bölümü vardır.:ZURNA

Kesme işareti.:APOSTROF

Kesme, kesip ayırma.:HAZA

Kesme, parçalama.Aruz ölçüsünde bir dizeyi ölçünün kalıplarına göre ayırma.:TAKTİ

Kesmeşekeri ağızda küçük küçük ısırarak içilen çaya verilen ad.:KITLAMA

Kestane rengi.:MARON

Kestane ve fındık çubuklarıyla örülen kulplu sepet.:ÇİTİNEK

Kestanenin dikenli olan dış kabuğu.Çotanak.:TOPUR

Kestanesi,sineği ve gözlüğü vardır.:AT

Keşmir keçilerinin sırtından elde edilen ve saf olarak ya da yünle karıştırılarak kullanılan çok ince bir yün (kumaş) cinsi.:KAŞMİR

Keşmir’deki göl ve ırmaklarda kullanılan bir büyük gondol.:ŞİKARA

Keten dövmeye yarayan tokmak.:FİLARİZ

Keten tohumu ve benzeri bitkilerin kaynatılmasıyla elde edilen,sıcak olarak tülbent içinde vücuda dıştan uygulanan ilaç.:LAPA

Keten tohumu.:BEZİR

Keten tohumu.:SEĞELER

Keten tohumu.:ZEYREK

Keten tohumundan çıkartılan bir yağ.:BEZİRYAĞI

Keten ve yünden dokunan bir tür kumaş.:FLANEL

Keten,kenevir gibi bitkilerin liflerinden yapılan ince ip.:SİCİM

Keten,kenevir,jüt gibi türlü dokuma maddelerinden yapılan ince halat.:URGAN

Ketenden yapılan kısa pantolon,büyük cepli uzun ceket ve geniş mantar şapkadan oluşan av kılığı.:SAFARİ

Kevdere de denilen,Doğu Anadolu’da ve Kafkasya’da yaşayan keklik cinsi.:URKEKLİK

Keykavus bin İskender’in 1082’de yazdığı ünlü ahlak ve siyaset kitabı.:KABUSNAME

Kez,defa.:SEFER

Kezzap.:NİTRİKASİT

Kıbrıs adasının eski adı.:ALASİA

Kıbrıs’a özgü bir çeşit beyaz peynir.:HELLİM

Kıbrıs’a özgü yüksek alkollü bir içki.:ZİVANİYA

Kıbrıs’a özgü,ıspanağa benzer bir sebze yemeği.:MOLOHİYA

Kıbrıs’a özgü,iri ve pembe taneli bir üzüm cinsi.:VERİGO

Kıbrıs’a özgü,pekmez ve unla yapılan bir çeşit tatlı.:ELLİ

Kıbrıs’ı Yunanistan’a bağlamak ve Türkleri yok etmek için faaliyet göstermiş olan örgüt.:EOKA

Kıbrıs’ın kuzey kıyısında antik bir kent.:LEDRAİ

Kıbrıs’ın plaka imi.:CY

Kıbrıs’ta cacığa verilen ad.:TALATUR

Kıbrıs’ta üretilen bir tür tatlı ve koyu sofra şarabı.:KUMANDARYA

Kıdem bakımından başta gelen. :DUAYEN

Kıkırlık da denilen bir ördek cinsi.:KILKUYRUK

Kıl elek.:LEÇER

Kıl ve saçların dökülmesi ya da yokluğu.:ALOPESİ

Kıl ve yünden yapılan renkli çubuklardan oluşan kilim benzeri kaba dokuma.(İçel ve Hatay’da yapılıyor). Kıldan ya da yünden yapılmış hayvan örtüsü.:ÇUL (PALAZ)

Kılaptan ipekle işlenmiş kalın ve iri desenli bir kumaş türü.:ABAİ

Kılçığı temizlenmiş hamsi balığıyla yapılan bir meze.:KOPSİYA

Kılçıksız,iri ve yassı taneli,ince kabuklu,tadı güzel bir fasulye cinsi.:DERMASON

Kılçıksız,lezzetli bir tür fasulye.:AYŞEKADIN

Kıldan örülerek taban ve üstün birbirine dikilmesi ile oluşturulan ayakkabı.:HARİK

Kıldan yada yünden dokunmuş çuval.:SEKLEM

Kılıç kını.:NİYAM

Kılıç oyununda meşin göğüslük.:PLASTRON

Kılıç,bıçak gibi kesici araçların keskin yüzü.:YALIM

Kılıç,bıçak gibi şeylerin yapımında kullanılan iyi cins demir.:TABAN

Kılıç.:ŞEMŞİR

Kılıçla yapılan spor.:ESKRİM

Kılıçla yapılan spor.Epe,flöre ve kılıç olarak üç ana dalda yapılır.:ESKRİM

Kılığının yada eşyasının düzgün ve temiz olmasına özenmeyip düzensizlik içinde yaşayan,pasaklı.:ÇAPAÇUL

Kılıksız ve uyuşuk kimse.:SÜNEPE

Kılkuyruk da denilen ve yurdumuzun sulak alanlarında da yaşayan bir ördek cinsi.:KIKIRLIK

Kılkuyruk ördek.:ANASACUTA

Kılkuyruk ördek.:PİNTAİL

Kılkuyruk ördek.:SPİSSENTE

Kıllarında ve gözlerinde,kimi zaman da derisinde doğuştan boya maddesi bulunmadığı için her yanı beyaz olan insan yada hayvan.:AKŞIN

Kımız rakısı.:ARİKA

Kınama,ayıplama.:TAKBİH

Kınama.Küçük düşürme.:MUAHEZE

Kır bekçisi,korucu.:DEŞTİBAN

Kır renkli.:KIRÇIL

Kır resmi.:PEYZAJ

Kır ve köy hayatı ile ilgili bir koşma türü. Türk halk edebiyatında çoban türküsü.:KAYABAŞI

Kır ve orman gibi yerlerde yapılan koşu sporu. Koşmaca.:JOGGİNG

Kır ya da çoban şiiri.:BÜKOLİK

Kır yaşamı içinde aşk konusunu işleyen kısa şiir.:İDİL

Kır yaşantısı üzerine yazılmış şiir.:BUKOLİK

Kır,çöl.:DEŞT

Kıraç tarlada yetişen karpuz,mısır,darı,pancar gibi bitkilere verilen ad.:DEŞTİYE

Kıranlar,afetler.:AFAT

Kırbaç kurdu.:TRİKOSEFAL

Kırgızistan ve Kazakistan’da bir ırmak.:ÇU

Kırgızistan’da bir kent.:OŞ

Kırgızistan’da eski bir Türk kenti.:BALASAGUN

Kırgızistan’ın başkenti.:BİŞKEK

Kırgızistan’ın para birimi.:SOM

Kırgızistan’ın plaka işareti.:KS

Kırgızların ünlü destanı.:MANAS

Kırık çanak çömleği yapıştırmaya yarayan yumurta akı, kireç, süt ve pamuk karışımı.:SEP

Kırık kemikleri bir arada tutmak amacıyla kullanılan tahta gibi düz nesne.Kırık çıkıkları tedavi için kullanılan araç.:CEBİRE(ATEL)

Kırık pirinç,şeker ve suyla yapılan bir tatlı.:NASLAŞ

Kırıkkale’nin Keskin ilçesinde bir baraj ve hidroelektrik santralı.:KAPULUKAYA

Kırılmış taş döşenip silindir geçirilerek yapılan yol.:MAKADAM

Kırılmış ve tuzlu suda bekletilmiş yeşil zeytine Kıbrıs’ta verilen ad.:ÇAKIZDEZ

Kırılmış,kırık.:MÜNKESİR

Kırılmış,kırık.:ŞİKESTE

Kırım hanlarına ve prenslerine verilen san.:GİRAY

Kırım’da yaşayan Musevi Türk topluluğu. :KIRIMÇAKLAR

Kırıntı.:UFANTI

Kırışmak.:BÜZÜŞMEK

Kırk beş derecelik yay.:OKTANT

Kırk dört okkalık eski ağırlık birimi.:KANTAR

Kırk iki müzik makamını kapsayan ve Hindistan’da çok tanınan bir derleme.:RAGAMALA

Kırk pare, Yamalı bohça da denilen, değişik renk ve desenlerde kumaş parçalarının yan yana getirilip dikilmesiyle oluşturulan el sanatı.:PEÇVÖRK(PATCHWORK)

Kırkağaç da denilen kalınca kabuklu bir kavun türü.:ALTINBAŞ

Kırkılan keçilerin karnında bırakılan kıllar.:EDEKLİK

Kırklareli yöresine özgü,koyun sütü ve kırık peynirle hazırlanan bir yiyecek.:OFÇAVİNA

Kırklareli’nde Demirköy ilçesinde Türkiye’nin en uzun mağaralarından biri.:DUPNİSA

Kırklareli’nin bir ilçesi.:KOFÇAZ

Kırklareli’nin Demirköy ilçesinde bir göl.:ERİKLİ

Kırklareli’nin Demirköy ilçesinde tabiatı koruma alanı kapsamına alınan göl.:SAKA

Kırklareli’nin Demirköy ilçesine bağlı İğne ada beldesinde, tabiatı koruma alanı kapsamına alınan eşsiz bir orman alanı. Taban suyunun yüzeye kadar yükseldiği,gür ve sık bataklık ormanlarına Trakya yöresinde verilen ad.:LONGOZ

Kırklareli’nin İğneada beldesinde,göçmen kuşların uğrak yerlerinden biri olan göl.:MERT

Kırklareli’nin Lüleburgaz ilçesinde kurulu doğalgaz santralı.:HAMİTABAT

Kırklareli’nin Vize ilçesinde bir mağara.:KOVANTAŞI

Kırklareli’nin Vize ilçesinde,tabiatı koruma alanı kapsamına alınan orman ve körfez.:KASATURA

Kırkpınar güreşlerinde pehlivanların ayrıldıkları derecelerden biri.:BAŞORTA

Kırkpınar güreşlerini düzenlemeyi üstlenen kişi.:AĞA

Kırlangıç balığı küçüğü.:DERVİŞ

Kırlangıçbalığıgillerden,Atlantik Okyanusu,Akdeniz ve Marmara Denizinde yaşayan,kırmızı renkli,lezzetli bir balık.:MAZAK

Kırlarda yetişen yabani bir otun kökü. Sarı çiçekli,acı ve kokulu bir ot.:ANDIZ

Kırma taş. Taş kırıntısı.:MICIR

Kırmalı ve geniş.:POTUK

Kırmız böceği.:KOŞNİL

Kırmızı bez üzerine klaptanla işlenmiş,kenarları saçaklı bir tür baş örtüsü.:ESELİ

Kırmızı boya ağacı.:AKAM

Kırmızı cıva oksit.:SÜRÜR

Kırmızı çiçekler açan bir saksı bitkisi.:CAMGÜZELİ

Kırmızı çuhadan yapılan,tepesinde püskülü olan silindir biçimli bir tür başlık.:FES

Kırmızı kabartılarla ortaya çıkan deri enfeksiyonu.:YILANCIK

Kırmızı kabuklu ve portakal büyüklüğünde bir mandalina türü.:MİNEOLA

Kırmızı mercimekle yapılan bir cins çorba.:EZOGELİN

Kırmızı mercimekle yapılan çorba veya pilav.:MALHITA (MAHLITA)

Kırmızı mürekkep.:SÜRH

Kırmızı pancar.:ÇÖĞÜNDÜR

Kırmızı renkli bir elma cinsi.:STARKİNG

Kırmızı renkli bir erik cinsi. :ANJELİKA

Kırmızı renkli bir muz cinsi.:ZEBRİNA

Kırmızı renkli bir şeftali cinsi.:HÜLÜ

Kırmızı renkli bir üzüm cinsi. :ALATURA

Kırmızı renkli ve iri taneli bir üzüm cinsi.:KARDİNAL

Kırmızı renkli ve mayhoş bir elma cinsi. :ARAPKIZI

Kırmızı renkli,pis kokulu,zehirli sıvı bir element.:BROM

Kırmızı şarap üretiminde kullanılan bir üzüm cinsi.:KARAKIZ

Kırmızı şarap.:LAL

Kırmızı toprak.:GAV

Kırmızı tüylü bir çeşit yaban kazı.:BAKLAN

Kırmızı ve beyaz,sıkı ve tatlı küçük elma.:APİ

Kırmızı veya esmer renkte olan doğal demir oksidinden oluşan bir mineral, kantaşı.:HEMATİT

Kırmızı yünden örülmüş bir tür başlık.:TARPUŞ

Kırmızı zırnık.:REALGAR

Kırmızı,pembe yada mor renkli çiçekler açan bir süs bitkisi.:ORTANCA

Kırmızımtırak gri renk.:TURNAKIRI

Kırmızıya çalan eflatun renk.:SİKLAMEN

Kırmızıya çalan sarı renk.:DUDUBURNU

Kırsal kesimde büyük toprakları olan ve sözü geçer kimse.:AĞA

Kırşehir kenti yakınında bir göl.:HILLA

Kırşehir’in antik dönemlerdeki adı.:MOKİSSOS

Kırşehir’in Çiçekdağı ilçesinde bir yer altı kenti.:İNLİMURAT

Kısa ayaklı, uzun boyunlu ve saplı su kabı.:ASLANAĞZI

Kısa bacaklı kimse.:KOPÇA

Kısa bacaklı köpek cinsi.:BASE

Kısa bacaklı ve tıknaz bedenli bir köpek cinsi.:TEKEL

Kısa bir melodi öğesini belirten müzik yazısı işareti.:NEUMA

Kısa bir sopanın kullanılmasın dayanan Japon savaşma sanatı.:TAMBO

Kısa boylu kadın.:KADEK

Kısa boylu kimse.:BADİK

Kısa boylu ve şişman kimse.:GÖDE

Kısa boylu ve şişman kimse.:MOÇU

Kısa boylu ve tıknaz.:BODUR

Kısa boynuzlu hayvan.:KABAŞ

Kısa çizgi.:TİRE

Kısa çizme.Tabanı meşinden olan mest.:EDİK

Kısa çorap.:SOKET

Kısa kepenek.:KEBE

Kısa kesilmiş saç. Erkek saçı biçiminde kesilmiş kadın saçı.:ALAGARSON

Kısa kıllı Arap tazısı.:SLUGİ

Kısa menzilli,kablosuz bir iletişim teknolojisi.:BLUETOOTH

Kısa ökçeli ve hafif bir kadın ayakkabısı.:BABET

Kısa örme çorap.:PATİK

Kısa paçalı bir tür pantolon.:KAPRİ

Kısa saplı odun baltası.:NACAK

Kısa saplı odun baltası.:NACAK

Kısa saplı,altı çift telli,şişkin gövdeli telli saz.:UD

Kısa sonat.:SONATİN

Kısa süreli eğitim etkinliği.:KURS

Kısa süreli tanıtım filmi.:SPOT

Kısa süreli tanıtım filmi.Kısa,çarpıcı,akılda kalıcı reklam.:SPOT

Kısa tüylü bir av köpeği ırkı.:PUANTER

Kısa tüylü ve sarkık kulaklı bir av köpeği cinsi.:BRAK

Kısa tüylü, beyaz renkli,siyah benekli süs köpeği.:DALMAÇYALI

Kısa vadeli devlet borcunun yerini uzun vadeli bir borcun alması, tahkim.:KONSOLİDASYON

Kısa ve çarpıcı propaganda sözü.:SLOGAN

Kısa ve iki yanı keskin düz kılıç.:PALYOŞ

Kısa ve özlü söz,vecize.Bir düşünceyi,bir ilkeyi kısa,özlü,çarpıcı ve kesin bir biçimde anlatan ve genellikle kimin söylediği bilinen özlü söz,özdeyiş.:AFORİZMA

Kısa ve özlü.:MÜCMEL

Kısa ve şişman kimse.:TUMBADIZ

Kısa ve yalın işaretlerden oluşan bir yazı yönteminin kısa yazılışı.Çabuk yazmaya elverişli bir yazı sistemi.:STENO

Kısa veya özlü anlatımı olan komik öykü. Fıkra.Anı niteliği taşıyan kısa anlatı.:ANEKDOT

Kısa,kestirme yol.:KESE

Kısaltılmadan kıvırcıklık verilmiş saçların baş çevresinde geniş bir yığın oluşturduğu saç biçimi.:AFRO

Kısaltılmış olan,kısa,özet.:MUHTASAR

Kısık sesli küçük keman.:KİT

Kısım,parça,tane.:PARE

Kısır döngü.:FASİTDAİRE

Kısır erkek.:AKİR

Kısır kadın ya da dişi hayvan.:ASLIK

Kısır, hiç doğurmamış hayvan.:EREMİK

Kısırlaştırma,testislerin alınması.:KASTRASYON

Kısıtlı.:MAHCUR

Kısıtlılık.:HACİR

Kıskanç.:HASUT

Kıskançlık korkusu.:ZELOFOBİ

Kıskançlık,çekememezlik,fesat.:HASET

Kıskançlık,çekememezlik.:GÜNÜ

Kıskanma.:REŞK

Kısmen hasara uğrayan sigortalı malın,sigorta şirketi tarafından sigorta bedelinin tamamı ödenerek devralınması.:SOVTAJ

Kısrak sütünün mayalanmasıyla yapılan az alkollü,ekşi bir Türk içkisi.:KIMIZ

Kıstak,dar dil. Denizlerle birbirinden ayrılmış iki büyük kara parçasını birleştiren ya da bir yarımadayı anakaraya bağlayan dar kara şeridi.(Örneğin;Panama kıstağı,Kuzey Amerika’yı Güney Amerika’ya bağlar.) .:BERZAH

Kıstas,ölçüt.:KRİTER

Kış için kurutulan yağsız ve tuzsuz yoğurt.:KESEN

Kış.:DEY

Kış.:ŞİTA

Kışa dayanıklı sert buğday cinsi.:KARABAŞ

Kışa kadar saklanabilen sarı renkli bir üzüm çeşidi.:EMİRALİ

Kışın sisli havalarda ,ağaç dallarını,toprak yıkıntılarını kaplayan buz tabakası.:KIRÇ

Kışın en soğuk günleri .Karakış.Ocak ayı.:ZEMHERİ

Kışkırtıcı.:MÜŞEVVİK

Kışkırtma.:TAHRİK

Kışla ilgili,kışa ait.:ŞİTAİ

Kışlık bir armut cinsi.:PASKRASAN

Kıvılcım,şerare.:ÇAKIM

Kıvırcık havlı bir tür yün kumaş.:ANYELA

Kıvırcık saç.:CAD

Kıvrık bir sopaya benzeyen ve atıcısına geri dönen av aracı.:BUMERANG

Kıvrımları olan renkli yün,pamuk yada ipek kumaş.(Buna benzer süslemede kullanılan el işi kağıtlarına da krepon kağıdı denir.) :KREPON

Kıvrımlı,yılankavi biçim,helis.:HELEZON

Kıyafet değiştiren ya da takma ad kullanarak kimliğini saklayan.:MÜTENEKKİR

Kıyamet günü dirilip toplanma.:HAŞİR

Kıyamet günü.:NEDEM

Kıyamet gününde çalınacağına inanılan surun ikinci üflenişi.:RADİFE

Kıyaslama ile ilgili.:TASIMSAL

Kıyı taşımacılığında ve iç sularda 17. asırdan 19. asra kadar kullanılan küçük Hollanda yelkenlisi.:KAAG

Kıyı,kenar.:YAKA

Kıyıdan açıkta bulunan gemilerin yüklemesinde ve boşaltılmasında kullanılan,genellikle altı düz,sığ su teknesi.:LAYTER

Kıyılara yakın deniz bölgeleri.:KITASAHANLIĞI

Kıyılarda dalgakıranla yapılmış liman.:MENDİREK

Kıyılarda,tava denilen havuzlara deniz veya göl suları akıtıldıktan sonra kurutularak tuz çıkarılan yer,memleha.:TUZLA

Kıyılmış et,bulgur,soğan,domates,biber gibi şeylerle yapılan ve asma yaprağına sarılarak çiğ olarak yenen bir yiyecek.:BATIRIK

Kıyılmış,baharat katılmış etle,tütsüleme ve pişirme gibi işlemlerden sonra yapılan bir tür sucuk.:SOSİS

Kıyma ve bulgurla yapılan sulu köfte.:TOPALAK

Kıymayla pişirilmiş sebze yemeği.:BASTI

Kıymetli taşlarda ağırlık ölçüsü.(0,2004 gr). Elmas,zümrüt gibi değerli metallerin ağırlıklarının tartısında kullanılan iki desigramlık ölçü birimi .:KIRAT(KARAT)

Kız evlat.:KERİME

Kız Kulesinin eski adı.:DAMALİS

Kız torun.:HAFİDE

Kız ya da kadın hizmetçi.:KIRNAK

Kız ya da kadın hizmetçi.Çalımlı ve süslü kimse.:KIRNAK

Kız yeğen. Teyze,dayı,hala ya da amcanın kız çocuğu.:KUZİN

Kızak çekmekte kullanılan boğuk sesli bir köpek ırkı.:HASKİ

Kızarmak,olgunlaşmaya başlamak.:ALARMAK

Kızartı,kaşınma ve sulanma ile belirgin bir deri hastalığı. Mayasıl.:EGZAMA

Kızartılmış ekmeği et suyuyla haşlayarak yapılan yemek.:TİRİT

Kızartmalık bir patates cinsi.:AGİRA

Kızgın bir demirle vurulan damga,nişan.:DAĞ

Kızgın,kaynar.:HAŞLAK

Kızgın,öfkelenmiş.:RAİZ

Kızgın,öfkeli,sinirli.:ESİRİK

Kızıl kahverengi ya da koyu kırmızı renk.:AŞKAR

Kızıl ordunun kurucusu olan Sovyet lider.:TROÇKİ

Kızıl ötesi.:ENFRARUJ

Kızıl sakallı.:BARBAROS

Kızıl sarı renk,turunç rengi.:TURUNCU

Kızıl sarı tüylü ve öne doğru kıvrık boynuzlu bir antilop.:NAGOR

Kızıl tüylü bir kuş.:TOY

Kızıl ve kaba tüylü koyun.:KALABA

Kızıl veya yeşil renkte sert porfir türü bir mermer.:SOMAKİ

Kızıl, kırmızı.:AHMER

Kızılay derneğinin eski adı.:HİLALİAHMER

Kızılcahamam ilçesinde bir içmece.:DİŞİ

Kızılcık.:ERGEN

Kızıldeniz ile Umman denizi arasındaki körfezin adı.:ADEN

Kızıldeniz.:BAHRİAHMER

Kızıldeniz’de ve Basra Körfezinde kullanılan bir tür tekne.:BAGALA

Kızıldeniz’den Akdeniz’e geçen,istilacı ve otçul bir balık.:SOKAR

Kızılırmak deltasındaki orman alanına verilen ad.:GALERİÇ

Kızılırmak kıyılarında Ankara,Çorum ve Çankırı yörelerinde kumlu ve taşlı arazide yetişen beyaz üzüm.:HASANDEDE

Kızılırmak üzerinde kurulu bir baraj ve hidroelektrik santralı.:HİRFANLI

Kızılırmak’ın önemli bir kolu olan akarsu.:ACIÇAY

Kızılyara adıyla da bilinen bir tür kan çıbanı.:ŞİRPENÇE

Kızlık zarı.:HİMEN

Kızoğlan kız,cinsel ilişkide bulunmamış kız.:BAKİRE

Kibir,kurum.:BÖBÜR

Kibirlenme,büyüklenme,kurum,çalım.:TEKEBBÜR

Kibirli,gururlu.:EKEMEN

Kibirli,kasıntılı. Yüksek görevli.:KASALAK

Kibirli,kendini beğenmiş.:MÜTEKEBBİR

Kil ve kum karışımı,sarı renkli verimli balçık. En çok vadilerde,yamaçlarda bulunan kil ve kum karışımı. Rüzgarın taşıyıp biriktirdiği toprak.:LÖS

Kil,balmumu gibi kolayca biçimlendirilebilen maddeleri yapılacak heykellere model hazırlamak üzere hacimli olarak biçimlendirme,taslak yapma.:MODELAJ

Kilidin dilinin yerleşmesi için açılan delik.:ZIVANA

Kilimanjaro Dağının en yüksek tepesi.:KİBO

Kilime benzer, el tezgahlarında dokunan renkli ve motifli uzun yolluk. Renkli motiflerin içlerinin doldurularak desen oluşturulması.:ZİLİ(SİLİ)

Kilis ilinde ünlü bir kale.:RAVANDA

Kilis yöresinde yetişen bir zeytin cinsi.:ATTUN

Kilis yöresine özgü zeytin,kırmızı biber,kekik ve nar ekşisiyle yapılan bir yiyecek.:EKŞİLEME

Kilis yöresine özgü,kemikli et,patlıcan ve nohutla yapılan bir yemek.:TEŞRÜBE

Kilise çanı.:NAKUS

Kilisede çan çalan kimse.:ZANGOÇ

Kiliseye aykırı düşüncelerinden dolayı diri diri yakılarak öldürülmüş ünlü İtalyan filozof,astronom ve matematikçi.:GİORDANO BRUNO

Kilit dili.:PERİCİK

Kilit,anahtar ustası.:ÇİLİNGİR

Kilit,tel,çivi,reze gibi ufak tefek metal eşya.:HIRDAVAT

Kilosaykılı simgeleyen harfler.:KS

Kimi su bitkilerinin, suyun altındaki organlarında bulunan ve hava boşlukları içeren dokusu.:AERANKİMA

Kimi Afrika kabilelerinde krala verilen ad.:KABAKA

Kimi ağaçlardan elde edilen kokulu bir reçine. Kahverengi, mor, esmer, vişne çürüğü renginde ağır,sert,ahşap kaplamacılığında kullanılan ağaç türü.:PELESENK

Kimi akıl hastalarında yangın çıkarmaya duyulan aşırı istek Yangın çıkarma hastalığı. Yangın çıkarma saplantısı olan.:PİROMANİ

Kimi alkali metallerin aydınlatıldıklarında elektron açığa çıkarma özelliğini kullanan yada başka maddelerin ışık etkisiyle direnç değişimi gösterme özelliğinden yararlanan ışık-akım çeviricisi.:FOTOSEL

Kimi Anadolu evlerinin üst katlarında dışa doğru çıkıntılı inşa edilmiş hela.:KİRNAS

Kimi av hayvanlarını çekmek için kullanılan çığırtkan kuş.:MÜHRE

Kimi Avrupa toplumlarında Yahudilerin gönüllü olarak yada zorlanarak yerleştikleri kent dışındaki yer.:GETTO

Kimi aygıtlarda ve işlerde para yerine kullanılan küçük marka.:JETON

Kimi Batı devletlerinde soyluluk sanı. Almanca toprak parçası anlamına gelen march sözcüğünden türemiştir.Marki eşine de Markiz adı verilir.:MARKİ

Kimi bitkilerden sızan ve katılaşarak sarımtırak bir cisim durumuna gelen bir tür şekerli özsu,kudret helvası.:ÇİS (ÇİSİ)

Kimi durumlarda orta hecede bulunan vurgusuz ünlülerin düşmesi.:HAPLOLOJİ

Kimi eklemlerde kemik arasında bulunan kıkırdaksı levha.:MENİSK

Kimi göçebe Türk boylarında birkaç aileye ait çadırdan oluşan topluluk ve bu topluluğun konakladığı yer.:AVUL

Kimi görevleri yürütebilmek amacıyla sürekli ya da geçici konaklanılan yer.Operasyon merkezi.:ÜS

Kimi güç doğumlarda çocuğun başını tutup dışarı çekmeye yarayan araç.:FORSEPS

Kimi hastalıkları tedavi amacıyla bir bez üzerine yayılıp vücudun kimi yerlerine konan koyuca lapa ya da eczalı parça.:YAKI

Kimi hayvanların özellikle atların alınlarında bulunan ve burunlarına doğru uzanan beyaz leke.:AKITMA

Kimi hurma ağaçlarının özünden çıkarılan ve pirinç gibi kullanılan nişastalı bir madde.:SAGU

Kimi ilkel kabilelerde,kadını gebe bırakmak için atalarının attığına inanılan kutsal taşa verilen ad.:NAMATUNA

Kimi İslam tarikatlarında büyük ve zilsiz tefe verilen ad.:MAZHAR

Kimi Kenya kabilelerinde kızların sünnet edilmesine verilen ad.:İRUA

Kimi maddeleri çözme özelliği taşıyan sıvı.:SOLVENT

Kimi mantarların büyüme ve üreme organı.:ASK

Kimi minerallere,kristallere ve kayaçlara özgü yarılma düzlemi.:DİLİNİM

Kimi ortak yönleri olan iki şey arasındaki benzeşme. Benzeşim,örnekseme. Bir sonuç çıkartma yolu :ANALOJİ

Kimi örtülerin yada çamaşırların kenarına makineyle yapılan bir tür süs. Makinede yapılan bir dikiş.:PİKO

Kimi sesli harflerin üstüne konan yan yana iki nokta.:TREMA

Kimi Slav uluslarında prens,kral anlamında kullanılan sözcük.:KNEZ

Kimi Türk topluluklarında nevruza verilen ad.:ÇAĞAN

Kimi Türk topluluklarında ve İran’da kullanılan bir soyluluk sanı.:MİRZA

Kimi yapılarda giriş kısmının yada kapı ve pencerelerin üstünde bulunan üçgen veya yarı değirmi süsleme .:ALINLIK

Kimi yerlerde kadınların boydan boya örtündükleri çarşaf.:CAR

Kimi yerlerin giriş kapılarında bulunan ve bilet sarılan yer.:GİŞE

Kimi yörelerde ahmak,sersem anlamında kullanılan sözcük.:DADAL

Kimi yörelerde babanın kız kardeşine verilen ad.Hala,teyze.:EMETİ

Kimi yörelerde beşikteki çocukların bacakları arasına yerleştirilen sidik şişesine ya da sidiği bir kaba akıtacak boruya verilen ad.:SÜBEK

Kimi yörelerde düğünde oğlan tarafından kız tarafına verilen hediye anlamında kullanılan sözcük.:HELET

Kimi yörelerde kaput bezine verilen ad.:ÇAPAN

Kimi yörelerde küçük derelerde balık avlamaya yarayan bir tür ağ.:POŞ

Kimi yörelerde külde pişmiş mayasız ekmeğe verilen ad.:TORTA

Kimi yörelerde mayası tutmamış hamur anlamında kullanılan sözcük.:ANİK

Kimi yörelerde uzun tüylü,süslü,güreşçi erkek deveye verilen ad.:TÜLÜ

Kimi yörelerde üç yada dört yaşına kadar olan dişi manda.:EVERE

Kimliği bilinemeyen,tanımlanamayan gök cismi.:UFO

Kimononun üstüne takılan,biçimi ve boyutu cinsiyete,yaşa,mevkisine ve bölgeye göre değişen,bir düğümle birleştirilen geniş ipek kuşak.Japon kemeri.:OBİ

Kimsenin eli olmadan ansızın meydana gelen zararlı olgu.:KAZA

Kimsesiz .:BİKES

Kimseye,hiçbir şeye ihtiyacı olmayan.:SAMED

Kimya göçümü.:ŞİMİOTAKSİ

Kimyada bir molekül içindeki atomların uzamdaki dağılım yada yerleşim düzeni,uzamsal biçimlenme.:KONFİGÜRASYON

Kimyada,bir tek formülle açıklanamayan bileşikler için kullanılan sözcük.:MEZOMER

Kimyasal bir yöntemle parlaklık verilmiş pamuk ipliği.:MERSERİZE

Kimyasal tepkimeler dolayısıyla bir pildeki gerilimin düşmesi.:POLARMA

Kimyasal yöntemlerle ayrıştırılamayan veya bileşim yoluyla elde edilemeyen madde.:ELEMENT

Kinayeli konuşan,iğneli söz söyleyen.:KANİ

King adlı iskambil oyununda kupa papazına verilen ad.:RIFKI

Kinizme verilen bir ad.:SİNİZM

Kir,leke,bir şeyden kalan kötü iz.:ŞAİBE

Kir,pislik.:LEVS

Kira geliri getiren mülk.:AKAR(AKARET)

Kira öder gibi ev sahibi olmanın yollarını açan sistem.:MORTGAGE

Kiracı.:MÜSTECİR

Kiraya veren kimse.:ACİR

Kiraya veren.:MUCİR

Kiraz kuşu da denilen bir kuş.:ÇİNTE

Kiraz rakısı. Vişne veya kirazdan yapılan,pastacılıkta kullanılan su rengindeki alkol veya içki.:KİRŞ

Kireç karıştırılan tekne.:TAVA

Kireç taşı.:KALKER

Kireç,sönmemiş kireç.:KİLS

Kireç,zeytinyağı,pamuk ve yumurta akının karıştırılmasıyla elde edilen,daha çok musluk ve su borularının deliklerini tıkamaya yarayan bir tür macun.:LÖKÜN

Kireçli bölgelerde kirecin erimesi yada yer altındaki karstlı bir çukur tavanın çökmesiyle oluşan doğal kuyu.:DÜDEN

Kiremit ve tuğla tozlarının kireç ve su ile karıştırılmasından elde edilen bir çeşit harç.:HORASAN

Kiremit rengi.:ANGUDİ

Kirlenme veya hastalık kapmaktan,pislikten aşırı derecede korkma.:MİZOFOBİ

Kirletme, pisletme.:TELVİS

Kirli sarı renk.:KAZBOKU

Kirli sularda bu sularla sulanmış sebzelerde bulunan Eberth basilinin sebep olduğu ortalama üç hafta süren ateşli ve tehlikeli bir bağırsak hastalığı.:TİFO

Kirli ve durgun sularda yaşayan,yassı gövdeli,bir gözeli hayvan.:TERLİKSİ

Kirli yada donuk sarı renk.:NOHUDİ

Kirli,pis,karışık,düzensiz.:MÜLEVVES

Kirliliği gösteren iz.:LEKE

Kirpi gibi tostoparlak olabilen bir tür karıncayiyen.Dikenli karıncayiyen.:EKİDNE

Kirpiotu, koniçiçeği gibi adlar da verilen ve vatanı Kuzey Amerika olup çay gibi haşlanarak içilen şifalı bir bitki.:EKİNAZYA

Kişiler arasında gözetilen saygı sırası.:KORAM

Kişiler, zatlar.:ZEVAT

Kişiliğin bir anlatımı olarak kabul edilen el yazısını yorumlama tekniği.:GRAMOFOLOJİ

Kişiliksiz,boş,serseri.:SAPISİLİK

Kişinin ağzının kokmasından duyduğu korku.:HALİTOFOBİ

Kişinin çocukluğunu geçirdiği yere dönmek için duyduğu dürtüsel gereksinme.Evinden,ülkesinden uzak yerlerde yaşayan insanlarda görülen,aşırı biçimde geriye dönme isteği.:NOSTOMANİ

Kişinin dış dünyayla ilişkiyi reddederek kendi iç dünyasına kapanması, otizm.:KAPANIM

Kişinin kendi bedensel ve ruhsal benliğine karşı duyduğu aşırı hayranlık. İnsanın kendi benliğini sevmesi.:NARSİSİZM

Kişinin yüzünün kızarmasından duyduğu korku.:ERİTOFOBİ

Kişinin,kendisini başkasının yerine koyarak onun duygularını, düşüncelerini, isteklerini anlayabilme yeteneği.:EMPATİ

Kişinin,kendisini kurt yada başka bir hayvan sandığı akıl hastalığı,kurt adam hastalığı. :LİKANTROPİ

Kişisel bilgisayarın kısaltması.:PC

Kişisel duyguların ilham yolu ile coşkulu ve etkili anlatımı.:LİRİZM

Kişisel ve genellikle özel bir konuya değinen kısa düzyazı çalışması.En büyük ustası Montaigne olan yazı türü.:DENEME

Kişiye ait,özel.:ZATİ

Kitabı Dede Korkut,Divanü Lügat-it Türk,İbni Mühenna Lügatı gibi yapıtların çevirileri,araştırmaları ve yayımları ile tanınmış yazar ve dilcimiz.:KİLİSLİRİFATBİLGE

Kitap biçiminde takvim.Yıllık.:ALMANAK

Kitap getirmemiş peygamber.:NEBİ

Kitap içindeki bir yazıyı açıklayan ya da süsleyen resim.:İLLÜSTRASYON

Kitap kılıfı.:ŞÖMİZ

Kitap korkusu.:BİBLİOFOBİ (BİBLİYOFOBİ)

Kitap okumayı çok seven kimse.:BİBLİYOFİL

Kitap yazan veya hazırlayan,bir eseri ortaya koyan ve eserin sahibi olan kimse , yazar.:MÜELLİF

Kitap yazma. Bir eser üzerindeki hak.:TELİF

Kitap, takip, patik, katip örneğinde olduğu gibi,bir sözcük içindeki seslerin yerini değiştirerek elde edilen yeni sözcüğe verilen ad.Bir sözcüğün ya da cümlenin harflerinin yerini değiştirerek yeni bir sözcük elde etme.:ANAGRAM

Kitap,defter gibi şeylerin kime ait olduğunu belirtmek için konan küçük kağıt.:ETİKET
Kitap,defter,dosya yeniden açıldığında,aranan yerin kolayca bulunabilmesi için sayfa aralarına konan gereç.:AYRAÇ

Kitap,dergi,gazete vs. basıp dağıtma.:YAYIM

Kitle iletişim araçlarında izlenme durumu,değerlendirme,takdir.:RATİNG

Kitre de denilen ve geven adlı bitkiden çıkarılan bir tür zamk.:KESTERE

Klarnetin atası olan eski bir müzik aleti.:ŞALÜMO

Klasik Güney Hindistan müziğinde kullanılan iki yüzlü davul.:MIRDANGA

Klasik Japon şiirinin nazım şekillerinden biri.:RENGA

Klasik mantıkta tutarsız olmadıkça reddedilemeyecek kadar açık ifade. Mantıki biçimi nedeniyle her daim doğru olan bir ifade.:TOTOLOJİ

Klasik sanatı izleyen,1600-1750 yılları arasındaki resim ve mimarlık üslubu.:BAROK

Klasik şiirde bir kısa bir uzun iki heceden oluşan ayak.:İAMBOS

Klasik Türk Müziğinde bir birleşik makam.:BUSELİKAŞİRAN

Klasik Türk Müziğinde bir birleşik makam.:HİSARBUSELİK

Klasik Türk müziğinde bir makam.:NEVABUSELİK

Klasik Türk Müziğinde bir usul. :KATAKOFTİ

Klasik Türk Müziğinde en eski birleşik makamlardan biri.:BESTENİGAR

Klasik Türk müziğinde sözlü yapıt türü.:KAR

Klasik Türk Müziğinde üç zamanlı ve üç vuruşlu basit usul.:SEMAİ

Klasik Türk Müziğinde ve özellikle tekke müziğinde yer alan,kaval biçiminde,yanık sesli,kamıştan bir üflemeli çalgı.Uzunlukları ve çıkardığı seslere göre şah, Mansur, bolahenk,mabeyn,girift,nısfiye,müstahzen,kız neyi gibi adlar alır.:NEY(NAY)

Klasik Türk Müziğinde,saz semaisi ve oyun havası gibi çalgı yapıtlarında her haneden sonra çalınan nakarat bölümü.:TESLİM

Klasik Türk müziğinde,usullerin uzun süreli bazı vuruşlarının,ritim çalgılarında daha kısa süreli vuruşlara bölünerek çalınması.:VELVELE

Klasik Türk müziğindeki sözlü türlerden biri.:VARSAĞI

Klasik Türk Müziğinin en büyük bestecilerinden biri.:ITRİ

Klasör.:SIRALAÇ

Klavsene benzer,tuşlu bir çalgı.:EPİNET

Klavsene benzer,tuşlu bir çalgı.Küçük boyutlu ve genellikle kuyruklu bir klavsen.:EPİNET

Klavsene verilen bir ad.:ÇEMBALO

Klavyeli çalgılar için bestelenen bir müzik formu.:TOKATA

Klavyeli çalgıları çalma biçimi.:TUŞE

Klavyeli ve telli bir çalgı.:KLAVSEN

Klimanın iç ve dış iki ayrı üniteden geldiğini anlatan sözcük.:SPLİT

Klişe.:BASMAKALIP

Klitoris.:BIZIR

Klor’un simgesi.:CL

Klorofilsiz ve çiçeksiz ilkel bitkiler sınıfı.:MANTARLAR

Klozetin yanında yerleştirilen ve cinsel organın temizlenmesinde kullanılan fıskiyeli tekne. Bedenin belden aşağı bölümlerini yıkamakta kullanılan tuvalet aracı.:BİDE

Kobalt oksitle mavi renk verilmiş özel cam.:SMALT

Kobalt’ın simgesi.:CO

Kobar da denilen bir balık.:ÇULARA

Koca arayan kız.:KOCASAK

Kocabaş. İspinoza benzer bir kuş.:FLURCUN

Kocaeli ilinde,kayak merkezi olan bir dağ.:KARTEPE

Kocaeli yöresine özgü,kıymayla yapılan bir tür köfte.:HANİBANA

Kocaeli’nin Gebze ilçesinde,tabiat parkı kapsamına alınan bir kanyon.:BALLIKAYALAR

Kocaeli’nin Karadeniz kıyısındaki turistik bir yöre ve liman.:KERPE

Kocanın karısına verdiği ad.:KÖROĞLU

Kocası olmayan kadın.:BİKE

Kocası ölen kadının kayınbiraderiyle evlenmesini öngören gelenek ya da yasa.:LEVİRAT

Kocası tarafından bırakılmış veya boşanmış olan kadın.:METRUKE

Kocasının ölümünden sonra 1251 de tahta geçen,Çağatay ulusunun dördüncü hükümdarı.:ERGENE HATUN

Kocasının ölümünden sonra Kirman’da hüküm süren Kutluğhanlar devletinin başına geçen Türk kadın hükümdar ve şair.:LALEHATUN

Koç takımyıldızı ve burcunun eski adı.:HAMEL

Koç yumurtası derisi,ceviz kabuğu ve at kuyruğu kılıyla yapılan,ses çıkarıcı bir oyuncak.:CIRLAVUK

Kofanadan küçük lüfer balığına verilen ad.:SIRTIKARA

Kokmuş,çürümeye yüz tutmuş hayvan ölüsü.:LEVİN

Koku ve duman çıkarmadan,büyük bir ısı vererek yanan bir tür taşkömürü.:ANTRASİT

Kokulandırılmış.:AROMATİK

Kokulu ağaç parçalarının yakıldığı tütsü kabı. Altın, gümüş, bakır, pirinç, porselen ve seramikten yapılmıştır.:BUHURDAN

Kokulu şeyler sürünmek.:İTLA

Kokulu ve esanslı yağı halk hekimliğinde kullanılan otsu bir bitki.:TEFARİK

Kokusu hardala benzeyen zehirli bir savaş gazı.:İPERİT

Kokuşma,bozulma,dağılma.Yürürlükten kalkma.:İNFİSAH

Kokuşma,pis kokma.:TAAFFÜN

Kol gezen silahlı kuvvet,devriye.:GEZGE

Kol gibi bükülmüş yaprakları tepsiye dizerek yapılan bir tür tatlı.:OTURTMA

Kol gücünü geliştirmek için kullanılan gürgenden jimnastik aracı. Spor yapmak için tornada çekilmiş kısa ve bir ucu kalın sopa.:LOBUT

Kol koyacak yeri olmayan,arkalıksız,üstüne minder yastık konulan kerevet, divan.:SEDİR

Kol ve bacaklardan birinin yada bir kaçının aşırı derecede gelişip ucubeleşmesi.:MAKROMELİ

Kolay işlenen,yüksek değerli,paslanmaz element.:ALTIN

Kolay taşınabilen,katlanarak taşınabilir duruma getirilebilen,seyyar.:PORTATİF

Kolayca bükülen ve ateşe dayanan liflerden oluşmuş,bir tür ak asbest.:AMYANT

Kolayca etkilenen,her şeye çabuk kapılan.:KAPILGAN

Kolayca geçit vermeyen,aşılması çok güç doğal engel.:PEKENT

Kolayca kandırılabilen.:AVANAK

Kolayca sıvılaşabilen gaz halindeki hidrokarbon.:PROPAN

Kolaylık.:SÜHULET

Kolaylıkla paraya çevrilebilme özelliği fazla olan varlıklar. Para ve ticaretle ilgili işlemlerde kullanılabilecek durumda olan satın alma gücü.:LİKİDİTE

Kolaylıkla uygulanabilir, kullanışlı.:PRATİK

Kolaylıklar.:TESHİLAT

Koleksiyon.:DERLEM

Kolera hastalığına yol açan mikrop.:ELTOR

Kolları geriye sarkık cepken biçiminde,beyaz keçeden yapılmış kaytanla işlemeli bir çeşit ceket.:KOPARAN

Kolları yakadan inen palto.:RAGLAN

Kolları yırtmaçlı ve uzun,gömlek üzerine giyilen,önü açık,kaytan veya düğmelerle tutturulan bir tür kısa,yakasız üst giysisi.:CEPKEN

Kolların kirlenmesini önlemek üzere bilekten dirseğe kadar kola geçirilen ve kumaştan dikilen kolluk.:KOLÇAK

Kollarının,göğüs ve sırtının bir bölümü açık kadın giysisi.:DEKOLTE

Kolombiya’nın başkenti.:BOGOTA

Kolombiya’nın plakası.:CO

Kolombiyum’un simgesi.:CB

Koltuk ve sandalye gibi eşyaların dikiş ve çivilerini gizlemekte kullanılan şerit.:FİTİL

Kolu çevrilerek çalınan,sandık biçiminde bir tür org.:LATERNA

Kolun dirsekten parmaklara kadar olan bölümü.:ARIŞ

Kolunu yada paçalarını sıvamak,eteğini toplamak.:ÇEMREMEK

Kolyoz balığının küçüğü.:KOLORİDYE

Kolza bitkisine verilen bir başka ad.:RAPİSA

Komedi ve operetlerde saf genç kız tipi.:ENJENU

Komedi.:MUDHİKE

Komedilerde hafifmeşrep genç kadın veya şen,şakrak,iğneleyici tavırlı hizmetçi rollerine çıkan kadın oyuncu.:SUBRET

Komisyon,komite.:ENCÜMEN

Komisyoncu.:SİMSAR

Komodorlara özgü, çıması çatal biçiminde kesilmiş sancak.:GİDON

Kompozisyon. Yazmanlık,katiplik.:KİTABET

Konak hizmetçisi.Osmanlı saray ve konaklarında mutfaktan selamlığa yemek taşımak ve sokak işlerine bakmakla görevli uşak.:AYVAZ

Konak yeri.:MENZİL

Konaklama yeri.:DİNE

Konaklayanların yeme içme gereksinimlerini kendilerinin karşılayabilmesi için odalarında her türlü gerecin bulunduğu otel.:APARTOTEL

Koncu ayak bileğini örtecek kadar uzun olan,bağcıklı yada yan tarafı lastikli ayakkabı.:POTİN(FOTİN)

Koncu dize kadar veya dizden yukarıya çıkan deri ayakkabı.:ÇİZME

Konferans,konser veya tiyatro gösterilerinin yapılabileceği gibi düzenlenmiş büyük salon. Etkinlik merkezi,dinleme salonu.:ODİTORYUM

Konforlu, lüks hayat, parlayan, parlatıcı.:LEYAN

Konfüçyüs’ün ,hak bilirlik anlamına gelen yedi temel ilkesinden biri.:Yİ

Konfüçyüsçülükte doğru davranış yada doğruluk anlamına gelen kavram.:Lİ

Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nin başkenti.:KİNŞASA

Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nin eski adı.:ZAİRE

Kongo Demokratik Cumhuriyetinde etkin bir yanardağ.:NYİRAGONGO

Kongo Demokratik Cumhuriyetinde yaşayan,dünyanın en kısa boylu halkı.:MBUTİLER

Kongo halklarının inandıkları yeteneklilik gücü.:ELİMA

Kongo’da bir ırmak.:NİARİ

Kongo’da konuşulan bir Bantu dili.:LİNGALA

Kongo’da yetişen bir ağaçtan elde edilen ve şano yağı da denilen yağ.:BOLEKO

Kongre.:KURULTAY

Koni .:MAHRUT

Koni biçiminde tepe.:DİKMEN

Koni biçiminde,uzun ve kenarları kıvrık başlık. Sivri tepeli külah.:KALENSÖVE

Konik.:MAHRUTİ

Konken gibi iskambil oyunlarında istenilen kartın yerine kullanılan kart.:JOKER

Konma,konulma.:VAZ

Konsantre. :DERİŞİK

Konsensüs.Düşünce birliği içinde olma. Bir grup,topluluk ya da toplumun üyeleri arasında,temel toplumsal değerler üzerindeki anlaşma.:OYDAŞMA

Konser ya da gösteri düzenleyicileriyle görüşerek bir oyuncunun, şarkıcının ya da müzikhol sanatçısının anlaşma ya da sözleşme yapmasını sağlayan, buna karşılık da kazanç üzerinden bir yüzde alan kimse.:EMPREZARYO

Konserve zehirlenmesi.:BOTULİZM

Konu, husus. Bölüm.:BAP

Konu.:MEVZU

Konuk,misafir.:MİHMAN

Konulmuş.:VAZEDİLMİŞ

Konusu bir öncekinin devamı olan , birkaç uzun filmden meydana gelmiş sinema yapıtı.:SERİYAL

Konusu çiçek,meyve gibi şeyler yada cansız varlıklar olan resim.:NATÜRMORT

Konusu daha çok aşk olan kısa şiir.:MADRİGAL

Konusu dansla anlatılan müzikli sahne gösterisi.:BALE

Konusu insanı incelemek olan bilim dalı.:ANTROPOLOJİ

Konusu ne olursa olsun söylediği her nutku Kartaca yok edilmelidir diye bitirmesiyle ünlü Romalı komutan ve devlet adamı ve yazar.:CATO

Konusu ve türü komik olan opera.:OPERABUF

Konusunu efsanelerden veya tarihi olaylardan alan,acıklı sonuçlarla bağlanan bir tür tiyatro eseri,ağlatı.:TRAJEDİ

Konuşma bozukluğu.:AFEMİ

Konuşma bozukluklarının tanı ve tedavisiyle ilgili tıp dalı.:LALOPATOLOJİ

Konuşma sorunu olmadığı halde kulağı duymadığı için konuşamayan kimse.:CALAY

Konuşma ya da okuma sırasında bir hece ya da sözcüğün diğerlerinden daha baskılı söylenmesi.:VURGU

Konuşma,görüşme,söyleşi.:MUSAHABE

Konuşmalı ve şarkılı bölümlerin bir arada bulunduğu oyun.:OPERAKOMİK

Konuşmayı güçlendirmek için aralara sıkıştırılan ve karşılıksız kalacağı bilinen soru. Tumturaklı konuşma.:AYTA

Konuşmayı ve tartışmayı bir araç değil,bir amaç sayan felsefe yöntemi.:ERİSTİK

Konuşulan asıl konu.:SADET

Konuşulan dil,lisan.:ZEBAN

Konuşurken gereksiz yere tekrarlanan söz.:PERSENK

Konut kapılarında menteşe ve kilidin takıldığı düşey konumdaki kalın parça.:SEREN

Konvektör.:ISIYAYAR

Konya ilinde bir baraj.:APA

Konya ilinde bir baraj.:MAY

Konya ilinde ünlü bir höyük.:ÇATALHÖYÜK

Konya ilinde,Hitit dönemine ait bir höyük.:SAKSAK

Konya kentinde,Anadolu Selçuklu döneminden kalma bir cami ve medrese.:İPLİKÇİ

Konya yöresinde yetişen,bir buçuk metre kadar boylanabilen,sarı çiçekli ve kokulu bir bitki.:TÜLÜŞAH

Konya yöresine özgü yemeklerden yaş ya da kuru erikten yapılan bir tür sebze yahnisi.:ZÜLBİYE

Konya yöresine özgü,yeşil erik ve kemikli etle yapılan bir yemek.:CALLA

Konya’da Osmanlı barok üslubunda bir caminin adı.:AZİZİYE

Konya’nın Akşehir ilçesine özgü bir tür çörek.:YAĞLIKUŞ

Konya’nın Akşehir ilçesine özgü,dövülmüş buğday ve etle yapılan bir yemek.Keşkek. Haşlanmış ve dövülmüş buğday.:HERSE (HERİSE)

Konya’nın Akşehir ilçesine özgü,haşlanmış taze fasulyeyle yapılan bir yemek.:SIYIRTMAÇ

Konya’nın Akşehir ilçesine özgü,kuşbaşı et,arpacık soğanı ve nohutla yapılan bir yemek.:ZÜLBİYE

Konya’nın Akşehir ilçesine özgü,küçük ve yassı hamur parçaları,sarımsaklı yoğurt ve kıymayla yapılan bir yemek.:PARAPARA

Konya’nın Akşehir ilçesine özgü,üzerine sarımsaklı yoğurt dökülerek yenilen bir tür hamur işi.:ERGÖRMEZ

Konya’nın Akşehir ilçesine özgü,yağda kavrularak hazırlanan bir tür un çorbası.:HERE

Konya’nın Altınekin ilçesinin eski adı.:ZIVARIK

Konya’nın antik dönemlerdeki adı.:İKONİON

Konya’nın Beyşehir ilçesinde bir mağara.:TULUMİNİ

Konya’nın Beyşehir ilçesinde, Anadolu Selçuklu döneminden kalma ünlü saray.:KUBADABAD

Konya’nın Cihanbeyli ilçesinde bir göl.:BULAK

Konya’nın Cihanbeyli ilçesinin eski adı.:İNEVİ

Konya’nın Çumra ilçesinde,birçok kuş türünü barındıran göl ve bataklık.:HOTAMIŞ

Konya’nın Derebucak ilçesinde bir mağara.:ASMACIİNİ

Konya’nın Derebucak ilçesinde bir mağara.:BALATİNİ

Konya’nın Derebucak ilçesinde bir mağara.:KÖRÜKİNİ

Konya’nın Ereğli ilçesinde,150 dolayında kuş türünü barındıran ve tabiatı koruma alanı kapsamına alınan göl.:AKGÖL

Konya’nın Hadım ilçesinde ünlü bir şelale ve mağara.:YERKÖPRÜ

Konya’nın kaplıcasıyla ünlü bir ilçesi.:ILGIN

Konya’nın Karapınar ilçesinde volkanik bir krater gölü.:MEKE

Konya’nın Kulu ilçesinde bir göl.:SAMSAM

Konya’nın Meram ilçesinde,ikinci Kapadokya olarak da adlandırılan,tüf kayalara oyulmuş antik kent.:KİLİSTRA

Konya’nın Sarayönü ilçesinde dokunan tanınmış bir halı.:LADİK

Konya’nın Selçuklu ilçesinde bir kale.:GEVELE

Konya’nın Seydişehir ilçesinde bir mağara.:FERZENE

Konya’nın Seydişehir ilçesinde bir mağara.:KARİNİ

Konya’nın Seydişehir ilçesinde bir mağara.:SAKALTUTAN

Konya’nın Seydişehir ilçesinde bir mağara.:SUSUZ

Konya’nın Seydişehir ilçesinde Türkiye’nin en uzun mağaralarından biri.:TINAZTEPE

Konya’nın Seydişehir ilçesinde, tabiat parkı kapsamına alınan orman. :KOCAKORU

Koordinasyon.:EŞGÜDÜM

Koparma,çıkarma,sökme.:TAHLİ

Kopça, kanca.:AGRAF

Kopmuş ve kurumuş ağaç dalı.:GEREN

Kore hanedanı.:Lİ (Yİ)

Kore mutfağına özgü,Çin lahanası ve turpla yapılan bir çeşit turşu.:KİMÇİ

Kore müziğine özgü bir tür küçük zurna.:SEPİRİ

Kore müziğine özgü telli bir çalgı.:KOMUNKO

Kore’de,çayhanelerde yada zengin evlerinde şiir okumak,şarkı söylemek ve dans etmek üzere yetiştirilmiş genç kız.:KİSAENG

Kore’ye özgü,çeşitli sebzeler ve sığır etiyle yapılan bir tür pilav.:BİBİMBAP

Kore’ye özgü,pirinçten elde edilen bir cins bira.:SUK

Korent düzeni sütun başlıklarında ve Bizans oymalarında kullanılan motif. Mimarlık ve bezeme sanatlarında,sivri uçlu yapraklara sahip tipik bir Akdeniz bitkisi olan kengerden esinlenerek yapılan,stilize bir bezeme motifi.:AKANTHOS(AKANT)

Koridor.:GEÇENEK

Korkak.:CEBİN

Korkak.:ÖDLEK

Korkma.:TAHAŞİ

Korkmadan atılmak.:CÜRET

Korku salma,yıldırma,terör.:TEDHİŞ

Korku ve saygı uyandıran görünüş.:HEYBET

Korku,korkma.:HİRAS

Korku.:HAVE

Korkudan yapacağı işten vazgeçmek,geri dönmek.:TIRSMAK

Korkulu yerler veya işler.:MEHALİK

Korkulukların üzerine,elin kayması için yerleştirilen ve boydan boya devam eden profilli ahşap,maden veya plastik kısım.:KÜPEŞTE

Korkunç hayal.:HEYULA

Korkusuz,gözü pek,yürekli,cesur.:BIÇKIN

Korkutma,çıkışma,gözdağı verme,azarlama.:ZILGIT

Korna.Otomobillerde ya da gemilerde kullanılan sesli uyarıcı.:KLAKSON

Koroner damar hastalığında uygulanan cerrahi tedavi.:BAYPAS

Koroner damarları genişletici ilaç.:İMOLAMİN

Korsika adasının en büyük kenti.:BASTİA

Korsika’ya özgü kan davası.:VENDETTA

Korsikalıların cenaze töreni şarkısı.:LAMENTU

Koruma aracı. Refakat muhribi.:ESKORT

Koruma,esirgeme,gözetme.:SAHABET

Koruma,esirgeme,gözetme.:VİKAYE

Koruma.:SİYANET

Korumak için diş üzerine dişçi tarafından geçirilen metal kaplama.:KURON

Korumalık.:BODYGUARD

Korunan,korunmuş,saklanmış.:MASUN

Korunma,savunma aracı.:KALKAN

Korunmak için bir yere çekilme,sığınma.:TAHASSUN

Koruyan,acıyan,merhamet eden.:RAHİM

Koruyan,esirgeyen.:HAMİ

Koruyan,müdafaa eden.:MUHAMİ

Koruyuculuk.:VESAYET

Kostarika’da bir yarımada.:OSA

Kostümlerde kullanılan küçük püsküllü süsler.:FLOŞ

Koşarken bir yandaki iki bacağını aynı anda atan binek hayvanlarının biniciyi sarsmayan koşma biçimi.:RAHVAN

Koşma,semai ve destanlarıyla tanınan 19. Yüzyıl halk şairi.:ERBABİ

Koşu yarışlarında, rekor kırılabilmesi için önde koşarak tempoyu artıran atlete verilen ad.:TAVŞAN

Koşu,atlama,ağırlık kaldırma ve atma gibi tek başına yapılabilen vücut çalışmaları.:ATLETİZM

Koşucu devekuşu da denilen,kanatları küt olduğu için uçamayan,Avustralya’da yaşayan kuş.:EMU

Koşucu veya yüzücünün koştuğu,yüzdüğü yarış şeridi.:KULVAR

Koşula bağlı,koşullu.:MEŞRUT

Koşut, paralel. :ARASIL

Kot kumaşı.:DENİM

Kovan içindeki delik ve çatlak yerleri kapatmak,petekleri sabitlemek için arıların kullandığı reçineli ve zamklı madde.:AHILGAN

Kovboy filmi.:WESTERN

Kovma.:TARD

Kovulmuş.:MERDUT

Kovuşturma.:TAKİBAT

Koy,körfez. :HALİÇ

Koygun. :ACIKLI

Koymak.:VAZETMEK

Koyu gri renk.:VAPURDUMANI

Koyu gri veya sarımsı kahverengi.:BARUDİ

Koyu karanlık.:ZİFİR

Koyu kül rengi.:KURŞUNİ

Koyu renkli,sert,bir çeşit yanardağ kütlesi.:BAZALT

Koyu sarı veya açık kestane rengi. :KUMRAL

Koyuluk,tav.:KIVAM

Koyun keçi gibi hayvanların boynuna takılan çıngırak.:CERES

Koyun sütünden yapılan,genellikle tekerlek biçiminde,sarımtırak,yağlı bir peynir.:KAŞAR

Koyun ve keçi sütünden yapılan salamuraya yatırılarak olgunlaştırılan yumuşak Yunan peyniri.:FETA

Koyun veya keçi postu. Yünlü koyun derisi.:PÖSTEKİ

Koyun ya da keçi sürüsü. Küçükbaş hayvan.:DAVAR

Koyun yada keçi yavruladığı zaman çobana verilen bahşiş.:GENİŞKE

Koyun yada kuzu kaburgası içine pirinç doldurularak yapılan bir yemek.:SURA

Koyun yatağı,ağıl.:GELEMBE

Koyun, keçi , deve pisliği veya buna benzer insan dışkısı.:KIĞ (KIĞI)

Koyun,keçi gibi süt veren hayvanların barındırıldığı,süt ve süt ürünlerinin elde edildiği yer. Peynir,yoğurt ve tereyağı üretimi amacı ile yapılan ahır hayvancılığı.:MANDIRA

Koyun,keçi türünden küçükbaş hayvan.:RES

Koyun,keçi ya da inek sütünden yapılan sert bir İtalyan peyniri.:ROMANO

Koyun,köpek,at vs hayvanların veya insanların derisinde asalak olarak yaşayan,bulaşıcı hastalıklara neden olan böceklerin genel adı,sakırga.:KENE

Koyun,kuzu ve keçilerin tanınması için vücutlarının belli bir yerine,yün kırpılarak vurulan işaret.:ALIK

Koyun.:AĞNAM

Koyunlarda çiçek hastalığı.:ÇALIK

Koyunlarda görülen ,vücutta kara renkli kabarcıklara sebep olan bir tür hastalık.:KARAMUK

Koyunlarda görülen bulaşıcı bir hastalık.:MAVİDİL

Koyunlarda ve danalarda görülen tehlikeli bir hastalık.:DELİBAŞ

Koyunların başlarındaki kabarık yün.:KEPEZ

Koyunların kuzulama dönemine yakın sürü sahiplerini dolaşarak yiyecek ve bahşiş toplayan çoban.:SAYA

Koyunun bilimsel adı.:OVİS

Koyunun kol-kürek bölümünden elde edilen silindir biçimli et.:ROSTO

Koyunun üstündeki tüy.:YÜRE

Koz.:CEVİZ

Koza gibi yumaklanmış şey.:BÜRÜMCEK

Koza.:KORUNCAK

Kozalaklardan,boyu 40 m kadar olabilen ve kerestesi yapı işlerinde kullanılan bir orman ağacı. Dağ servisi, dikenli ardıç.:SEDİR

Kozalaklılardan ve bazı ağaçlardan ya da kendi kendine ya da ağacın çizilmesiyle akan,yağlı boya,yağlı vernik üretiminde ve inceltilmesinde kullanılan,ince,renksiz,kokulu reçine.:TEREBENTİN(TEREMENTİ)

Kozalaklıların genellikle dibi yuvarlak,tepesi koni biçiminde ve odunsu dokulu meyvesi. Olmamış,kuru,ham meyve.:KOZALAK

Kozmetikte,hekimlikte kullanılan saydam ve pelte kıvamında madde.:JEL

Kozmoloji.:EVRENBİLİM

Kök sapı baharat olarak kullanılan,güzel çiçekli,aromalı bir bitki türü.:HAVLICAN

Kök sökmekte kullanılan bir tür büyük balta.:TOPUR

Kök, asıl, cevher. Değişenlerin özünde değişmeden kaldığı varsayılan idealist kavram.:TÖZ

Kök, sap ve yaprak şeklinde farklılaşmamış bir bitkinin yaşama ve büyüme organı.Ağaçlarda çiçek ve meyveyi dala bağlayan ince bölüm.:TAL

Kök,temel,asıl.:ÜS

Kök.:CEZR

Kökenbilim. Sözcüklerin hem biçimsel hem anlamsal tarihini ele alan dilbilim dalı.:ETİMOLOJİ

Kökeni 1930’lu yılların Amerika’sına dayanan bir caz müzik türü. Hem ritmin sürükleyiciliğini hem de belirli bir üslubu anlatan terim.Geniş bir caz orkestrası,solo pasajlara yapılan gösterişli vurgu ve4/4 temposu başlıca özelliklerdir.:SWİNG

Kökeni belirsiz,özel göstergelerden oluşan eski yazılar için kullanılan sözcük.:RÜNİK

Kökeni ilk çağa dayanmakla birlikte özellikle 19. ve 20. yüzyıllarda Batı’da dinsel düşünceyi etkilemiş olan mistik eğilimli dini felsefe.:TEOSOFİ

Kökeni Orta Asya’ya kadar uzanan,en eski,serbest biçimdeki Türk güreşi.:KARAKUCAK

Kökleri iç sürdürücü olarak kullanılan bir bitki.:ÇÖPLEME

Köklerinin kısaltılması, dal ve sürgünlerinin bağlanması ve biçimlendirilmesi suretiyle saksıda yetiştirilen bodur ağaç.:BONSAİ

Kökten dincilik.:FUNDAMENTALİZM

Kökten sürme uzun ve dar yapraklı,beyaz yada pembe çiçekli bir bitki.:OTZAMBAK

Kökü eski Türk töresinde olan ve Anadolu’da 13. asırda yüksek bir gelişim gösteren esnaf, zanaatçı, çiftçilerden oluşan kurum. Anadolu Selçukluları döneminde Anadolu’da ortaya çıkan esnaf örgütü.:AHİLİK

Kökü yukarıda dalları aşağıda olduğuna inanılan cennet ağacı.:TUBA

Kökünden kopup rüzgarın önünde top gibi yuvarlanan kurumuş çalı ya da otlara verilen ad.:DÖNGELE

Kökünün görünüşüne dayalı boş inançlarla ünlü otsu bitki.:ADAMOTU

Köle,kölemen.:MEMLÜK

Köle. Çocuk.:VELİD

Köle.:GULAM

Köleliğin kaldırılması.:ABOLİSYON

Köleye yada cariyeye özgürlüğünü geri verme.:ITIK

Kömür kalem. Kömür kalemle yapılmış resim. Resim çizmekte kullanılan,taflan çubuklarından yapılan kalem.:FÜZEN

Kömür tozu ve katran tortusundan basınçla elde edilen,tuğla biçimli yapı malzemesi.:BRİKET

Kömürleştirilecek ağaç veya pişirilecek tuğlalarla dolu olan ve dışı çamur ile sıvanan kümbet.:TORAK

Köpeğin arka ayakları üzerinde ayağa kalkması.:SALTA

Köpek dişleri iyi gelişmiş,kasları çevik ve kuvvetli evcil veya yabani,küçük memeli hayvan.:KEDİ

Köpek korkusu.:KİNOFOBİ

Köpek üzümü,tilki üzümü de denilen,patlıcangillerden,ormanlarda yetişen,çiçekleri beyaz,meyvesi parlak ve siyah,zehirli bir bitki.: İTÜZÜMÜ

Köpek ve ineklere yedirilmek üzere un ve kepekle hazırlanan hayvanın iştahını açmak için verilen az miktardaki yiyecek.:YAL

Köpek.:KELP

Köpekbalığı korkusu.:SELAHOFOBİ

Köpekbalıklarından,sırtında büyük dikenleri olan,kuma gömülü olarak yaşayan bir balık.:VATOZ

Köpekgillerden, ,soluk kahverengi,karnı beyaz tüylü,kısa kulaklı,postundan kürk yapılan memeli bir hayvan. Küçük bir tilki türü.:KARSAK

Köpeklerde yaş.:MELES

Köpeklerin boynuna takılan tasma,boyunduruk.:HALTA

Köpeklerin boynuna takılan ve üzerinde çiviler bulunan demir tasma.:MERE

Köpeklerin boynuna takılan,dikenli demir halka.:TOHT

Köpekten aşırı korkmak.:SİNOFOBİ

Köprülerde ilk yerleştirilen ve köprüyü oluşturan bölüm.:TABLİYE

Köpük kıvamında tuzlu yada tatlı yiyecek.:MUS

Kör bağırsağın ince bir parmağa benzeyen son bölümü.:APANDİS

Körelme.:DUMUR

Körelme.Bir organın beslenemeyerek körelmesi.:DUMUR

Körler için geliştirilmiş evrensel yazı sistemi olan ve bir matris üstüne yerleştirilmiş 1-6 kabartma noktadan oluşan 63 karakteri kapsayan alfabe.:BRAİLLE

Köroğlu’nun gerçek adı.:RUŞENALİ

Körpe sürgünleri sebze olarak kullanılan bir bitki. Uzun saplı,ince ve küçük yapraklı bir süs bitkisi.:KUŞKONMAZ

Körpe yaprakları sebze olarak yenen otsu bir yabanıl bitki.:YEMLİK

Köstebek.:AKUR

Köstebek.:SOKUR

Köşe,bucak.:KÜNC

Köşe,kenar,uç.:İBİK

Köşe.:ZAVİYE

Köşegen.:DİYAGONAL

Köşk,küçük saray.:KASIR (KASRI)(KASR)

Kötü beslenmenin yol açtığı hastalıkları,yiyeceklerin besin değerlerini inceleyen sağlık bilgisi dalı.:DİYETETİK

Kötü bir durumdan kurtuluş,felah.:ONUM

Kötü bir işteki yardımcılar. Yardakçılar.:AVENE

Kötü dikiş sebebiyle kumaşta oluşan büzülme veya kıvrım.:POT

Kötü huylu,soysuz,alçak.:HABİS

Kötü iktidarların egemen olduğu toplum düzeni.:KAKOKRASİ

Kötü işlerde aynı amaçla ve birlikte hareket eden kimse,omuzdaş.:HEMPA

Kötü işlerde birine yardım eden kimse.:YARDAKÇI

Kötü kalpli.:BEDHAH

Kötü, çirkin,alçakça,utanç verici.:ŞENİ

Kötü,bozuk.:FASİT

Kötü,çirkin.:BET

Kötü,fena ,güçlü,çetin.:YAVUZ

Kötü,olumsuz bir özelliği kendinde fazlasıyla toplayan kimse,olay,olgu veya yer.:KUMKUMA

Kötü,sevimsiz.:MADARA

Kötü.:FENA

Kötüleme, yergi.:ZEM

Kötülük,alçaklık.:HABASET

Kötülük.:ŞER

Kötülükçülük.:ŞERİRLİK

Kötümser,karamsar.:BEDBİN

Kötümser,karamsar.:PESİMİST

Kötünün iyisi.:EHVENİŞER

Kötüye kullanma.:SUİSTİMAL

Köy evi yada köy görünüşü veren,kutsal.:RÜSTİK

Köy evi.:DAM

Köy evlerinde giriş yeri. Köylerde oda kapısı yanında ayakkabı çıkartılan yer.:GEDEMEÇ

Köy evlerinde ocağın bulunduğu,yemek pişirilen yer.:AŞANA

Köy evlerinin odalarındaki duvara bitişik peyke,sedir.:DARABA

Köy evlerinin tavanlarında iki direk arasında bırakılan boşluk.:ABARA

Köy ihtiyar heyetinin başı.:KOCABAŞI

Köy işlerinin görülmesi için,ihtiyar heyetinin kararıyla köylülerden toplanan para.:SALMA

Köy köy dolaşarak ufak tefek eşyalar satan gezgin esnaf. Tuhafiyeci.:ÇERÇİ

Köy odalarında misafirlerin elbise ve paltolarını asmaları için iki direk arasına yatay uzatılmış ağaç.:ATANAK

Köy oyunlarını yöneten kimseye verilen ad.:AYNAZ

Köy yada mahalle ihtiyar heyetindeki kişi.:AKSAKAL

Köydeki işlerin elbirliğiyle bitirilmesi.:İMECE

Köyden büyük,ilçeden küçük,henüz kırsal özelliklerini yitirmemiş ve belediye ile yönetilen yerleşim birimi,kasaba.:BELDE

Köylerde insanların bir araya toplanıp kebap yapıp eğlenmesi.Uzun kış gecelerinde dost,ahbap,komşu ve akrabaların birlikte yedikleri akşam yemeğine ve o gece yapılan eğlenceye verilen ad.:FERFENE

Köz üzerinde bütün olarak kızartılmış tavuk.:GERMEÇ

Közde veya ızgarada pişirilen kemiksiz et.:KÜLBASTI

Közlenmiş patlıcan, tahin ve limonla yapılan bir meze.:BABAGANNUŞ(BABAGANNOŞ)

Közlenmiş patlıcan,sarımsaklı yoğurt ve kıymayla yapılan bir çeşit yemek.:ALİNAZİK

Közlenmiş patlıcanla yapılan bir meze.:MÜTEBBEL

Közlenmiş patlıcanla yapılan bir tür yemek.:HÜNKAR BEĞENDİ

Kral karısı. Kadın hükümdar.:MELİKE

Kral sarayı.:BAZİLİKA

Kral Siegfried’in ve Worms halkının başından geçenleri konu edinen Alman Efsanesi. En ünlü iki Alman destanından biri.:NİBELUNGEN

Kral sofralarında kullanılan ve yiyeceklerin zehirli olup olmadığını anlamaya yarayan kap.:NEF

Kral vekili. Tahtta hükümdar olmadığı zaman devleti yöneten kimse.:NAİP

Kralların,din adamlarının,komutanların ellerinde tuttukları maddi ve manevi güç ve egemenlik sembolü demir veya ağaç değnek.:ASA

Kralların,din adamlarının,komutanların ellerinde tuttukları maddi ve manevi güç ve egemenlik sembolü demir veya ağaç sopa.:ASA

Kramp.:KASINÇ

Kredi kalitesinin veya borçlanma araçları üzerindeki risk derecesinin belirlenmesi operasyonu.:RATİNG

Kredi kartı işleme makineleri için kullanılan kısaltma.:POS

Kredi kartlı alışverişlerde ödemenin daha sonra denetlenmesi için verilen fiş.:SLİP

Kredi mektubu.:AKREDİTİF

Kripton elementinin simgesi.:KR

Kristof Kolomb’un Amerika seferi sırasında yönettiği üç gemiden biri.:NİNA

Krom’un simgesi.:CR

Ksenephon’un ünlü kitabı.:ONBİNLERİN DÖNÜŞÜ

Ksenon.:XE

Kuantum fiziği esaslı atom modelini ortaya atan Danimarkalı fizikçi.:NİELSBOHR

Kuantum teorisini ortaya çıkaran Alman fizikçi.:MAXPLANCK

Kubbenin tepesi.:KÜNGÜRE

Kucaktaki tombul çocuk.:APALAK

Kudas.:LİTURYA

Kudret helvası.:MANNA

Kudret sahibi,Tanrı.:CEBBAR

Kudüs’te,İslam’ın bazı kutsal emanetlerinin saklandığı mescit ve ziyaret yeri.:KUBBETÜSSAHRA

Kudüs’ün simgesel adı.:ARİEL

Kukla filmin ve çizgi filmin en büyük ustalarından biri olan Çek sinemacı.:JİRİTRNKA

Kul,köle.:BENDE

Kul,köle.:ÇAKER

Kulağa asılan uzun küpe.:ASIRGA

Kulağı duymayan. Sağır.:KER

Kulağı tırmalayan seslerin art arda sıralanması ya da yinelenmesi.:KAKOFONİ

Kulak iltihabı.:OTİT

Kulak kiri.:BUŞON(SERUMEN)

Kulak yıkama aleti.:ENEMA

Kulak.:GUŞ

Kulaklı orman baykuşu.:ÜĞÜ

Kullanıcı ismi veya parola ile girilebilen bir siteye,giriş işlemine verilen ad.:LOGİN

Kullanılacağı zaman hazırlanan losyon.:LUK

Kullanılamaz durumdaki askeri malzemeyi belirtmekte kullanılan kısaltma.:HEK

Kullanılan ortak dilden ayrı olarak aynı meslek yada topluluktaki insanların kullandığı özel dil yada sözcük dağarcığı. Mecazen serserilerin,külhanbeylerinin kullandığı söz veya deyim. Kaba ve küfürlü söz yada deyim.:ARGO

Kullanılmaması gerekli durum.:KONTRENDİKASYON

Kullanılması önlenmiş,el konulmuş.:BLOKE

Kullanılmış eski eşyaların alım-satım pazarı.:BİTPAZARI

Kullanılmış,yeni olmayan,eski.:MÜSTAMEL

Kullanım.:İSTİMAL

Kullanıma hazır duruma getirilmiş,hazırlanmış.:MÜSTAHZAR

Kullanmaya ve harcamaya uygun bulunan ve taşınması kolay olan eşya.:AYNİYAT

Kullar,köleler.:BENDEGAN

Kulplu,ağzı dar,dibi yuvarlak , kapaklı,bakırdan yapılmış su kabı,güğüm.İçine pekmez,sıvı yağ,aşure,bal konduğu gibi su bakracı olarak da kullanılmıştır.:DEBBE

Kulplu,geniş gövdeli,dar boğazlı,emzikli veya emziksiz olabilen pişmiş topraktan su kabı.:TESTİ

Kum büyüklüğünde taneciklerden oluşan tortul kayaçların genel adı.:ARENİT

Kum falcısı.:REMMAL

Kum fırtınalarını engellemekte yararlanılan bir tür çalı.:EBUCEHİL

Kum saati.:FOLE

Kum yığını.Kumluk yer.Kumsal,plaj.:KUMLA

Kum, çakıl ya da mıcırla yapılan ve buldozerle sıkıştırılan henüz asfaltlanmamış düz duruma getirilmiş,sağlamlaştırılmış yol.:STABİLİZE

Kum,çakıl,çimento ve su gibi maddelerin karışımıyla elde edilen yapı malzemesi.:BETON

Kum,taş,kömür gibi maddeleri yüklemekte kullanılan bir tür makine.:LODER

Kumanda kolu,oyun çubuğu.:JOYSTİCK

Kumandan.:SALAR

Kumar oynatanın oynayanlardan, kazançtan aldığı para, pay.:MANO

Kumar oyununu yöneten,kumar ebesi.:KRUPİYE

Kumarda ortaya sürülen para.:MİZA

Kumaş biçen,prova yapan,parçaları patrona göre ayarlayan,iş dağıtımını yapan usta.:MAKASTAR

Kumaş kenarına makineyle yapılan sık sürfile dikişi.:OVERLOK

Kumaş üzerine küçük delikler açılarak yapılan işleme.:CİĞERDELDİ

Kumaş üzerine yapılan bir tür işleme .:ABAŞİRİ

Kumaş veya deriden yapılan,genellikle belden kemerli,üstünde cepleri bulunan ,gömlek veya hırka üzerine giyilen kısa,hafif giysi.Kalçaların üst kısmına oturan spor ceket.:MONT

Kumaş ya da kağıt kesmeye yarayan araç.:MAKAS

Kumaş ya da kağıt üzerinde dalgalanır gibi görünen parlak çizgiler, dalgır, meneviş.:HARE

Kumaş yada ince deriden,çoğunlukla düz topuklu,ayağı bütünüyle saran ayakkabı.:ŞOSON

Kumaş yüzeyinde,üretim sırasında oluşan düğüm.:NOPE

Kumaş,kağıt vs de bir bölümün öbürünün üzerine gelmesiyle oluşan kıvrım. Süs için yapılmış giysi kıvrımı. Bukle,kıvrım. Kumaşta süs kıvrımı:PLİ(PİLE)

Kumaş,kağıt,deri gibi şeylerin üzerine basılmış motif,şekil ya da süs.:DESEN

Kumaşı ölçüye göre kesme işi.:BİÇKİ

Kumaşın veya derinin cilalanması,perdahlanması. Derinin parlatılması.:APRE

Kumaşla astar arasına konularak giysinin dik durmasını sağlayan kolalı bez.:TELA

Kumaşlarda benek.:PUAN

Kumaşlarda makine ile yapılmış kırma.:AKERDEON

Kumaşları güvelerden korumakta ve tıpta kullanılan özel kokulu katı bir hidrokarbon. Maden kömürü katranının kuru kuruya damıtılmasından elde edilen antiseptik bir hidrokarbon.:NAFTALİN

Kumaştaki deliği örerek kapatmak.:GÖZEMEK

Kumtaşı.Kum boyutundaki köşeli tanelerden ve ince çakıldan oluşan tortul kayaç.:GRE

Kundak çocuklarının avucunda biriken kir.:UYKULUK

Kundak çocuklarının başlarında oluşan kepek tabakası.:KONAK

Kundak çocuklarının beline zıbının üzerinden sarılan geniş sargı.:FASKA

Kundak,çocuk bezi.:BELEK

Kunduracıların delik açmakta kullandıkları çelik tığ. Katı bir şeyi dikerken iğne geçirecek yeri delmek için kullanılan,çelikten yapılmış,sivri uçlu ve ağaç saplı araç,tığ.:BİZ

Kunduracıların,ayakkabıya yarık açmakta kullandıkları araç.:HARAMAKİ

Kunduz kürkü.:KASTOR

Kungfuya benzer Çin kökenli bir dövüş sporu.:VUŞU

Kupes balığına verilen bir başka ad.:LOPA

Kurak ve çorak yerlerde yetişen,çok yıllık bir bitki.:DİŞOTU

Kurak ve yarı kurak bölgelerin kısa boylu ot örtüsü.:BOZKIR

Kurak ve yarı kurak bölgelerin kısa boylu ot örtüsü.Ağaçsız bölge.Step.:BOZKIR

Kuraklığa dayanıklı,ekmeklik bir buğday cinsi.:BAYRAKTAR

Kural dışı.:İSTİSNAİ

Kural olarak benimsenmiş,yerleşmiş ilke veya kanuna uygun durum.Düzgü.:NORM

Kural ve usullere uygun olarak,yasalara uyarak.:NİZAMEN

Kurala uymayan sözcük ya da söz.:GAŞAT

Kurallara bağlı resim ve heykel çalışması yapan kişi veya sanatçı.:AKADEMİCİ

Kuram ya da tasarım durumundaki bir düşünceyi uygulama alanına geçirme.:KILGI

Kuram,nazariye.:TEORİ

Kuran ayetlerinin içsel anlamlarına göre yorumlamayı öneren tasavvufi tefsir okulu.:EŞARİLİK

Kuran surelerini oluşturan cümlelerin her biri.:AYET

Kuran ve hadislerin açık anlamlarından başka hiçbir yorum kabul etmeyen,kıyasa yer vermeyen Sünni mezhep.:ZAHİRİYE

Kuran’da adı geçen sekiz cennetten dördüncüsünün adı.:NAİM

Kuran’da bir sure. :MAUN

Kuran’da bir sure. :NEML

Kuran’da bir sure. :NUR

Kuran’da bir sure.:TAHA

Kuran’ın 103. suresi.:ASR

Kuran’ın 96. Suresi.:ALAK

Kuran’ın bölünmüş olduğu 114 bölümden her biri.:SURE

Kuran’ın harflerinden bir takım anlam ve yargılar çıkaran bir mezhep.:HURUFİLİK

Kuran’ın ilk suresi.:FATİHA

Kuran’ın sonradan inen bir ayetinin,önce inmiş bir ayetteki yargıyı değiştirip ortadan kaldırması.:NESİH

Kuranda bir sure.:ABESE

Kuranda bir sure.:MAİDE

Kuranda bir sure.:RAD

Kuranda bir sure.:SEBE

Kurandaki ayetlerden,peygamberin sözlerinden çıkartılan,dini temellere dayanan Müslümanlık kanunları,İslam hukuku.:ŞERİAT

Kurandan seçilmiş ve her zaman okunan dualar.:EVRAT

Kuranı ayetlerinin Batıni (içsel) anlamlarına göre yorumlamayı öneren tasavvufi tefsir okulu.:İŞARİYE

Kuranı düzgün , usulünce ve yüksek sesle okumak.:TİLAVET

Kuranı ezberlemiş kişi.:HAFIZ

Kuranı Kerim,Kelamı Kadim. Halife Osman döneminde çıkartılan el yazması Kuran örnekleri.:MUSHAF

Kuranı kerim.:KELAMIKADİM

Kuranı Kerimin Peygamberimize ilk gönderilen suresinin ilk hecesi.:OKU

Kuranı usulüne göre ve güzel okuyan.:KARRA

Kuranı usulüne uygun olarak okuyan hafız.:KURRA

Kuranı yorumlayan kimse.:MÜFESSİR

Kurbağadan aşırı derecede korkma.:RANİDAFOBİ

Kurbağaların bilimsel adı.:ANURA

Kurban ayı olarak da bilinen,kameri takvimin on ikinci ayı.:ZİLHİCCE

Kurçatovyum’un simgesi.:KU

Kurdela balığının eş anlamlısı.:FLANDRA

Kurmay.:ERKANIHARP

Kurnaz, tecrübeli.:ANAÇ

Kurnaz,hırçın,fesat kadın,cadı.:AZI

Kurnaz.:HİN

Kurşun boruların ağzını açmakta kullanılan şimşirden yapılmış ucu sivri bir çeşit takoz.:BAT

Kurşun plakalı akülerde pozitif ve negatif plakaların birbirine değmesini önleyen yalıtım maddesi.:SEPARATÖR

Kurşun renginde olan.:RASASİ

Kurşun.:RASAS

Kurşuni renkte iri bir kertenkele.:BOZUMCA

Kurşunkalem ve kimi araç parçalarının yapımında kullanılan bir çeşit doğal karbon. Elmas gibi karbon elemanının bir şekli.:GRAFİT

Kurşunlu kristal olarak da bilinen,ağır ve dayanıklı bir cam.:FLİNT

Kurşunun simgesi.:PB

Kurt.:BÖRÜ

Kurtarıcı,kurtaran.:MÜNCİ
Kurtarıcı.:HALASKAR

Kurtçuk korkusu.:AKARFOBİ

Kurtçuk.:LARVA

Kurtulmalık.:FİDYE

Kurtulmuş kuzu ve oğlak derileri.:RAMKA

Kurtuluş Savaşı karşıtı yazıları nedeniyle yargılanmak üzere Ankara’ya götürülürken İzmit’te linç edilen gazeteci.:ALİKEMAL

Kurtuluş Savaşı sırasında İnebolu’dan Ankara’ya kağnısıyla cephane taşırken çocuğuyla birlikte donarak ölen (1921) halk kahramanı.:ŞERİFEBACI

Kurtuluş Savaşı yıllarında,Balıkesir yöresinde,ürkütücü bir görünüşe bürünerek düşman askerlerini korkutmayı amaçlayan kişilere verilen ad.:TÜLÜTABAK

Kurtuluş Savaşı’nın ilk dönemlerinde resmi makamların da dolaylı desteğiyle kurulan ve yaklaşımında sosyalist öğeler de içeren İslamcı örgüt.:YEŞİLORDU

Kurtuluş, kurtulma.:REHA

Kuru , kepekli un.:KAVUT

Kuru ağaç parçası.:KÖMEÇ

Kuru kalabalığın ya da çetelerin iktidar olduğu yönetim biçimi.:MOBOKRASİ

Kuru odun.:KEPEL

Kuru ot.:PALAK

Kuru soğuk.:AYAZ

Kuru tütün yaprağını andıran kızılımsı kahverengi.:TABA

Kuru üzüm,arpa ya da hurmadan yapılan şıra.:NEBİZ

Kurucu, inşa eden,kuran.: BANİ

Kurul.:HEYET

Kurulma,ortaya çıkma.:TEESSÜS

Kurulu şeyi sökme,sökme.:DEMONTE

Kuruluş yeri seçimi. :LOKALİZASYON

Kuruluşlarda veya derneklerde bir gruba tanınan kontenjan sayısı.:KOTA

Kurum. :MÜESSESE

Kurumlu,gururlu.:MAĞRUR

Kurumuş ama devrilmemiş ağaç.:AYAĞAN

Kurumuş hamuru yada hamur bulaşığını tekneden kazımaya yarayan aygıt.:EGİSTİREN

Kurumuş sığır gübresi.:TEZEK

Kurumuş tütün yaprakları destesi.:TONGA

Kuruntu.:VEHİM

Kurutma kabı.:DESİKATÖR

Kurutulan tohumları çemen yapımında kullanılan ot.:BOY

Kurutulmuş kabağın içine küçük çakıl taşları doldurarak elde edilen ritim sazı. Latin Amerika ülkelerinde kullanılan vurmalı bir çalgı.:MARAKAS

Kurutulmuş ringa balığı.:FRİSA

Kurutulmuş süt ürünü.:KURUT

Kurutulmuş üzümün içine ceviz konarak yapılan ve saruç da denilen bir yiyecek.:BASMACA

Kuruyarak ya da çürüyerek içi boşalmış olan.:KOF

Kuruyemiş.:MEYVEHOŞ

Kuruyunca çatlayan killi bir toprak türü. Tuzlu,killi toprak.:GEREN

Kusturucu ilaç.:EMETİK

Kusur kondurmama.:TENZİH

Kusur,ayıp.:AVAR

Kusur,özür,bozukluk.Bir üründe,özellikle kumaş ve giysilerde bulunan yapım hatası.:DEFO

Kusur.:TAKSİR

Kusurlar,suçlar.:TAKSİRAT

Kusurlu sayılmayacak kadar hafif şaşı.:ŞEHLA

Kusursuzluk.İyilik,güzellik,olgunluk.:CEVDET

Kuş başı doğranmış et ve baklava yufkasıyla yapılan bir tür kebap.:ALİPAŞA

Kuş kanadı.:CENAH

Kuş kanadının büyük tüyleri.:PER

Kuş kanadının büyük tüyü.:YELEK

Kuş lastiği.:SAPAN

Kuş lastiği.İki ucu ip,ortası örme ya da meşin olan bir taş atma aracı.:SAPAN

Kuş pisliği.:SANK

Kuş tuzağı.:KAPANCA

Kuş tuzağı.:KUŞMAR

Kuş üretme odası.:SALMA

Kuş üretmeye yarayan kafesli yer.:ÇİFTEHANE

Kuş yuvası(Eski dilde).:AŞİYAN

Kuş yuvası.:AŞİYAN

Kuşadası’nın antik dönemlerdeki adı.:NEOPOLİS

Kuşak,nesil,soy.:JENERASYON

Kuşatılmış,sarılmış.:MAHSUR

Kuşatma savaşlarında gedik açarak surları ve kuleleri yıkmaya yarayan yer altı galerileri.Osmanlı ordusunda yeraltında yollar açanlara lağımcı denirdi.:LAĞIM

Kuşatma, çevirme.:ABLUKA

Kuşatma, çevirme.:İHATA

Kuşatma,sarma,çevirme.:MUHASARA

Kuşbaşı doğranmış koyun eti ve baklava yufkasıyla yapılan bir tür kebap.:ALİPAŞA

Kuşbaşı et ve patlıcanla yapılan bir yemek.:MEDFUNE (MEFTUNE)

Kuşbaşı et,arpacık soğanı ve bayat ekmekle yapılan bir yemek.:BANAK

Kuşbaşından daha küçük et parçalarının soğan,biber,maydanoz,domates vs ile bir sac üzerinde pişirilmesi sonunda hazırlanan Mersin yöresine özgü kebap türü.:TANTUNİ

Kuşbilim uzmanı.Kuş bilimci.:ORNİTOLOG

Kuşdili,hasalban gibi adlar da verilen ve Akdeniz yöresinde yetişen,yaprakları güzel kokulu olan ve baharat olarak kullanılan bir bitki.:BİBERİYE

Kuşdili,hasalban gibi adlar da verilen ve Akdeniz yöresinde yetişen,yaprakları güzel kokulu bir bitki.:BİBERİYE

Kuşkonmaz,acı ot gibi adlar da verilen ve Ege yöresinde körpe sürgünleri sebze olarak kullanılan otsu bitki.:TİLKİŞEN

Kuşku, sanı.:REYB

Kuşku,kuruntu,şüphe.:İŞKİL

Kuşkucu, şüpheci.:SEPTİK

Kuşlardan korkma.:ORNİTOFOBİ

Kuşları inceleyen bilim.:ORNİTOLOJİ

Kuşların alt çenelerinin boynuzsu örtüsü.:GNATOTEKA

Kuşların gagasını oluşturan alt ve üst bölümlerden her biri.:ÇENEK

Kuşların gövde,kanat ve kuyruğunda bulunan,uçma,örtü ve kuyruk telekleri olarak üçe ayrılan çeşitli renklerde kalın eksenli tüy.:TELEK

Kuşların kanat tüyleri.:EĞRİCE

Kuşların kanat tüyleri.:EĞRİLCE

Kuşların sindirim kanalları üzerinde bulunan kaslı,öğütücü mide.:TAŞLIK

Kuşların taşlık, katı gibi adlar da verilen midesi.:KONSA

Kuşların tüy değiştirme zamanı.:KARINSA

Kuşların yemek borusu üzerinde bulunan,yiyeceklerin toplandığı torba biçiminde organ. Kuşların midesi.:KURSAK

Kuşların yerini bulmakta kullanılan üç av köpeğinin ortak adı. Uzun tüylü İngiliz köpeği.:SETER

Kuşluk yemeği.:BRUNCH ( BRANÇ)

Kuşpalazı da denilen bulaşıcı hastalık.:DİFTERİ

Kuşun yavrusuna taşıdığı yem.:BEN

Kutba yakın bölgelerde geceleri gökyüzünde sık sık beliren renkli ışıklar için kullanılan terim.(Auroralar,güneş rüzgarıyla gelen yüklü parçacıkların dünya atmosferine girip yerkürenin manyetik alanıyla etkileşimde bulunması sonucu oluşur).:AURORA

Kutba yakın bölgelerde geceleri gökyüzünde sık sık beliren renkli ışıklar için kullanılan terim.(Auroralar,güneş rüzgarıyla gelen yüklü parçacıkların dünya atmosferine girip yerkürenin manyetik alanıyla etkileşimde bulunması sonucu oluşur).:AURORA

Kutlama.:TESİT

Kutlu,uğurlu. Çok verimli,bol,eksiksiz.:ONGUN

Kutsal bir güce,bir dileği yerine getirmesi için yapılan vaat.:ADAK

Kutsal günlerde karşılık beklemeden hayır için dağıtılan içme suyu.:SEBİL

Kutsal Hint destanı.:RAMAYANA

Kutsal Hint metinlerinin başında ve sonunda yinelenen büyülü ve mistik hece.:AUM

Kutsal inanç.:İMAN

Kutsal kimse.:KUDDUS İ

Kutsal kimse.Hıristiyan ermişlerine verilen san.:AYA

Kutsal kitaplarda Suriye ile Mezopotamya’yı içine alan bölgeye verilen ad.:ARAM

Kutsal kitapta geçen ve Horeb olarak da adlandırılan kutsal dağ.:SİNA

Kutsal Mısır öküzü.:APİS

Kutsal olduğu için dokunulmaması gereken şey.:TABU

Kutsal sayılan hayvan figürlerinin küçük heykelcikleri ile yapılan Japon sanatına özgü maskotlar.:NETSUKE

Kutsal sayılan hayvanlara din bakımından saygı duyma.:ANİMALİZM

Kutsal sayılan inanç ve davranışlar.:MUKADDESAT

Kutsal,şerefli.:ŞERİF

Kutsal,uğurlu,kutlu.:MÜBAREK

Kutsal.:MUKADDES

Kutsama. Kutsal sayma.:TAKDİS

Kutuların katlama yeri.:RİL

Kutup bölgelerindeki geniş buz alanına verilen ad.:İSFİLT

Kutup bozkırı.Üstü karla örtülü topraklara ve kuzey kutbuna yakın bozkırlara verilen ad.:TUNDRA(TUNDURA)

Kutup bölgelerinde deniz suyundan oluşan yüzer buz. Denizde yada kıyıda buz tabakasıyla örtülü olan kesim.:BANKİZ

Kutup bölgelerinde yada dağ başlarında aşağıya doğru ağır ağır yer değiştiren büyük kar ve buz kütlesi.:BUZUL

Kutup noktalarından geçerek ekvatoru dik olarak kestiği ve dünyayı çevrelediği varsayılan daire,boylam.:MERİDYEN

Kutup Yıldızı.:DEMİRKAZIK

Kutup yıldızına verilen bir başka ad.:POLARİS

Kutup.:POLAR

Kutup.:UCAY

Kutuplanma.:POLARİZASYON

Kutuplarda yaşayan küçük yabani ördek.:KAKAVİ

Kuvars, mika ve feldspattan oluşmuş kayaç.:GNAYS

Kuvvet verici,yorgunluk giderici ve cinsel gücü artırıcı özellikleri olan bir Uzakdoğu bitkisi.:GİNSENG

Kuvvet ya da kuvvet çiftini ölçmeye yarayan aygıt.:DİNAMOMETRE

Kuvvetlerin maddeler ve hareketler üzerine etkisini inceleyen fizik dalı.:MEKANİK

Kuvvetli esen soğuk yel.:SAZAK

Kuvvetli,sağlam.:RASİH

Kuyruğu çok uzun,eti beğenilen bir kuş.:SÜLÜN

Kuyruğu ve yelesi beyaz olan at.:AKKANAT

Kuyruk eritilip yağı alındıktan sonra geri kalan gevrek posa,kıkırdak.:KAKIRDAK

Kuyruk kemiğinin kıkırdaklı bölümü. Kuyruğun iskeleti.:KEMİRDEK

Kuyruk sokumu kemiği.:PÖÇ

Kuyruklu yıldız.:KOMET

Kuyruksallayan da denilen bir kuş.:YUNDA

Kuyruksallayan kuşuna verilen bir başka ad.:YONTKUŞU

Kuyruksokumu kemiği.:UCA

Kuytu ve sıcak yer.:ARAN

Kuyuda pişen et.:TANDIR

Kuyudan su çekmekte kullanılan kaldıraca benzer aygıt.:SEREN

Kuyumcuların maden eritmek amacıyla ateşi üflemek için kullandıkları ince boru. Kaynak yapımında,metalleri kesme ve eritme işlemlerinde kullanılan alev püskürten.:HAMLAÇ

Kuyumculukta kullanılan yüzde sekseni bakır, yüzde yirmisi çinkodan oluşan sarı renkli alaşımdan yapılan ve üzerine altın yaldız çekilen şişkin kapaklı sahan veya leğen.:TOMBAK

Kuzey Afrika ve Ortadoğu ülkelerinde görülen,gövdeye cin girmesiyle ortaya çıktığına inanılan ruhsal hastalık.:ZAR

Kuzey Afrika,İran ve Hindistan’da yetişen dikensiz küçük bir ağaç. Müslümanlarca diş temizliğinde kullanılması sünnet olan bu ağacın dalı ucu dövülüp fırça durumuna getirilir ve diş temizliğinde kullanılırdı.:MİSVAK

Kuzey Afrika’da 800-909 yılları arasında egemenlik kurmuş İslam hanedanı.:AGLEBİLER

Kuzey Afrika’da bir ırmak.:MOLOPO

Kuzey Afrika’da çadırlardan oluşan yerleşme.:DEVAR

Kuzey Afrika’da hintkeneviri yapraklarından elde edilen ve tütüne karıştırılarak esrar gibi içilen sarhoşluk verici toz.:KİF

Kuzey Afrika’da kurulmuş bir tarikat.:TİCANİLİK

Kuzey Afrika’da su altında kalabilen ve sebha da denilen tuzlu çöküntü.:KEVİR

Kuzey Afrika’da şeyhlere ve dervişlere verilen ad.:MURABUT(MARABUT)

Kuzey Afrika’da yaşayan bir Berberi kabilesi.:İRATEN

Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması’nın simgesi.:NAFTA

Kuzey Amerika ve Sibirya’da yaşayan bir ren geyiği cinsi.:KARİBU

Kuzey Amerika yerlileri arasında en yaygın yerel dinsel hareket.:PEYOTE

Kuzey Amerika yerlilerinin birbirlerine armağanlar verdikleri dinsel bayram.:POTLAÇ

Kuzey Amerika yerlilerinin inancında doğa üstü güç.:MANİTU

Kuzey Amerika’da beş büyük gölden biri.:HURON

Kuzey Amerika’da yaşamış Kızılderili bir halk.:APALAŞLAR

Kuzey Amerika’da yaşayan iri bir kemirgen hayvan,bir fare türü.:NEOTOMA

Kuzey Amerika’da yaşayan iri bir kemirgen hayvan.:NEOTAMA

Kuzey Amerika’da yaşayan iri bir sıçan.:MASKARAT

Kuzey Amerika’da yaşayan iri boynuzlu bir geyik cinsi.:ELK

Kuzey Amerika’da yaşayan Kızılderili bir halk. :APAÇİLER

Kuzey Amerika’da yaşayan Kızılderili bir halk.:ARAPAHOLAR

Kuzey Amerika’da yaşayan Kızılderili bir halk.:KRİK

Kuzey Amerika’da yaşayan Kızılderili bir halk.:SEMİNOLELER

Kuzey Amerika’da yaşayan Kızılderili bir halk.:UTELER

Kuzey Amerika’da yaşayan Kızılderili bir halk.:VAKAŞLAR

Kuzey Amerika’da yaşayan Kızılderili bir halk.:YAKİMOLAR

Kuzey Amerika’da yaşayan küçük bedenli bir sincap cinsi.:TAMİA

Kuzey Amerika’da yetişen ve çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanılan şifalı bir bitki.:MAVİKOHOS

Kuzey Amerika’daki bir Kızılderili kabilesi.:URONİ

Kuzey Amerika’daki Kayalık Dağların doğu yamaçlarında kış aylarında esen kuru ve ılık rüzgar.:ŞİNUK

Kuzey Amerika’daki St. Lawrence Irmağı’ndaki adalara verilen ad.:BİNADALAR

Kuzey Amerika’nın beş büyük gölünden biri.:ERİE

Kuzey Amerika’nın büyük çayırlarında yaşayan bir kuş.:PİRİNÇKUŞU

Kuzey Amerika’nın en büyük akarsularından biri.:YUKON

Kuzey Amerika’nın güneyinde yetişen ve meyvesi yenilen anonagiller familyasından bir ağaççık.:ASİMİNA

Kuzey Anadolu fay hattını keşfeden ünlü yer bilimcimiz.:İHSANKETİN

Kuzey Anadolu’da yetişen,tüylü ve çiçekli dalları sebze olarak kullanılan otsu yabani bir bitki.:GALDİRİK (GELDİRİK)

Kuzey Arnavutluk’ta Osmanlılar döneminde yaşayan Katolik Arnavutlara verilen ad.:MALİSOR

Kuzey Arnavutluk’ta yaşayan Katolik Arnavutlara verilen ad.:MALİSOR

Kuzey Atlantik Antlaşması Teşkilatı.:NATO

Kuzey Atlantik’te yaşayan,4 m uzunluğunda,derisi,dişi ve yağı için avlanan bir deniz memelisi.:MORS

Kuzey Avrupa ülkeleri ile Ortadoğu’yu birbirine bağlayan otoyolun simgesi.:TEM

Kuzey Avrupa’da yaşayan,çok yumuşak ve ince tüyleri olan,postu için avlanan küçük hayvan. Bir kürk hayvanı.:SAMUR

Kuzey batı Hindistan’ın yerli halkı.:DASALAR

Kuzey buz denizinde yaşayan dalıcı bir martı türü.:ALK

Kuzey gök kürede bir takımyıldız.:PERSEUS

Kuzey gökkürenin en parlak yıldızı.:VEGA

Kuzey Hindistan kökenli bir dil.:PALİ

Kuzey Hindistanlı şair.Kirişna Şarkısı adı verilen yapıtı,bugün de dinsel halk bayramlarında oynanan ve yatra adı verilen oyunlardan oluşmuştur.(12. yüzyıl).:JAYADEVA

Kuzey Kafkasya’da yaşayan Müslüman bir halk.:ABAZALAR

Kuzey Kafkasya’da yaşayan Müslüman bir halk.:LAKLAR

Kuzey Kore’nin plakası.:KP

Kuzey Kutbu’na yaptığı keşif seferleriyle tanınmış Norveçli kaşif.:NANSEN

Kuzey kutbuyla ilgili, kuzey kutup yakınında olan.:ARKTİK

Kuzey kutup bölgesi.:ARKTİKA

Kuzey mitolojisinde Odin’in omzuna konan iki kargadan biri.:MUNEN

Kuzey yarıkürede yaşayan,uçarken yakaladığı böceklerle beslenen göçmen kuş.:KIRLANGIÇ

Kuzey yarım küre için,21 martta gündüz gece eşitliğiyle başlayarak 22 Haziran’da gün dönümü ile biten,kış ve yaz arasındaki mevsim.:BAHAR

Kuzey yarım kürenin genellikle ılıman bölgelerinde yetişen,yapraklarıyla ipek böceği beslenen ağaç ve aynı adı taşıyan meyvesinin adı.:DUT

Kuzeybatıdan esen,genellikle soğuk,bazen fırtına niteliğindeki yel. Keşişleme karşıtı rüzgar.:KARAYEL

Kuzeyden esen rüzgar.:DEPERE

Kuzeyden esen rüzgar.:YILDIZ

Kuzeydoğu Afganistan’da yaşayan ve Nuristaniler de denilen bir halk.:KAFİRLER

Kuzeydoğu Anadolu’da bir dağ sırası.:YALNIZÇAM

Kuzeydoğu Asya’da yaşayan,büyük boynuzları olan bir yaban koyunu.:ARGALİ

Kuzeydoğu Etiyopya ve Cibuti’de yaşayan bir halk.:AFARLAR

Kuzeydoğu Kafkasya’da Dağıstan Federe Cumhuriyetinde yaşayan bir halk.:AVAR

Kuzeydoğu Sibirya’da yaşayan ve Yakutlar (Dolganlar) da denilen Türk soylu bir halk.:SAHALAR

Kuzeydoğu.:ŞİMALİŞARKİ

Kuzeydoğudan esen soğuk rüzgar.:POYRAZ

Kuzeye dönük,bu nedenle çok az güneş gören ve hep serin olan dağ yamacı.:KUZYAKA

Kuzeyin Chopin’i olarak da adlandırılan ve Norveç Ulusal müzik okulunun kurucularından olan ünlü besteci.:GRİEG

Kuzgun kılıcı da denilen çiçek.:GLAYÖL

Kuzu ağılı.:ÇİTEN

Kuzu derilerinin üzerindeki yağları ve fazlalıkları temizlemede kullanılan iki kulplu bıçağa verilen ad.:AŞKİ

Kuzu sesi.:ME

Kuzu yada koyun postundan yapılmış kürk.:KEVEL

Kuzuların altı günlük oluncaya kadar konuldukları özel ağıl.:İRİLİK

Kuzunun sırt bölümünden elde edilen etin kızartılmasıyla yapılan bir yemek.:KARSKİ

Küba kökenli bir dans.:SON

Küba’da doğan ve komşu adalarla ABD’de özellikle siyahlar arasında yaygın olan , Hıristiyanlıkla Afrika inançlarının karışımı bir din.:SANTERİA

Küba’da şeker kamışı hasadı.:ZAFRA

Küba’dan Amerika ve Avrupa’ya yayılan bir dans ve bu dansın müziği.:RUMBA

Küba’nın başkenti.:HAVANA

Küba’nın para birimi.:PESO

Küba’ya özgü,romla yapılan ünlü bir kokteyl.:MOJİTO

Küçük ,saplı tencere.:KAÇARULA(KAÇAROLA)(KASRO)

Küçük ada.:CAYO

Küçük ağaç parçası.:KIYMIK

Küçük akarsu.:AKARCA

Küçük akarsu.:CAFER

Küçük bedenli bir yengeç türü.:UCA

Küçük bir alan üzerine odaklanmış yoğun ışık kaynağı. Fotonların girişken doğalarının açığa çıktığı ışık kaynağı.:LAZER

Küçük bir gemi gibi kullanılabilen büyük sandal.:ŞALUPA

Küçük bir gezegen. :İKAR

Küçük bir hıyar cinsi.:SİLOR

Küçük bir kağıda yazılmış kısa mektup,tezkere.:PUSULA

Küçük bir kavuna benzeyen,sarı yada yeşil kabuğu olan,hoş kokulu bir meyve.:KIRLANGIÇ

Küçük bir kelebek türü.:FELFELEK

Küçük bir suyu ya da hendeği geçmek için yapılmış köprü.:AŞIT

Küçük bir topu özel sopalarla belli çukurlara iterek oynanan bir açık hava sporu.:GOLF

Küçük birlikler halinde düşman topraklarına saldırılar düzenlemek üzere eğitilmiş asker.ABD Kara kuvvetlerinde komando birliğine bağlı asker.:RANGER

Küçük bitkilere verilen ad.:OT

Küçük bitkilere verilen ortak ad.:TERBİ

Küçük bohça. Bir beze sarılarak düğümlenmiş küçük bohça.:ÇIKI (ÇIKIN)

Küçük bonfile parçası.Sığırda,iki sırt omur kemiklerinin altındaki uzun boyun kasına verilen ad.:FİLEMİNYON

Küçük boylu bir at cinsi.:MİDİLLİ

Küçük boylu, uzun ve ipeksi tüylü, sarkık kulaklı bir köpek cinsi.:KOKER

Küçük boyutlu çuha parçaları yan yana dikilerek oluşturulan örtü.:BENALUKA

Küçük boyutlu yüksek bir yaylanın en yüksek düzlüğü.:MASA

Küçük boyutlu,ambarsız ve on iki top taşıyan eskiden kullanılmış yelkenli bir savaş gemisi.:ŞALOPA

Küçük boyutlu,ambarsız ve on iki top taşıyan yelkenli bir savaş gemisi.:ŞALOPA

Küçük cariye,genç kadın köle. :KENİZEK

Küçük çan.:ÇINGIRAK

Küçük çapa.:ÇEKEL

Küçük çocuğun yürümeye başlaması.:ADAKLAMAK

Küçük çocuk salıncağı.:ILINCAK

Küçük çocuk,küçücük.:TIFIL(TIFL)

Küçük çocuk.:TUFEYL

Küçük çocuklarda ishal ve kusmalara neden olan bir virüs.:ROTA

Küçük çocuklarda sünnet derisinin penisin başına yapışık olmasıyla görülen ve ameliyatla düzeltilen rahatsızlık.:BİTİK

Küçük çocukları korkutmak için uydurulmuş yaratık.:ÖCÜ

Küçük çocukları korkutmak için uydurulmuş yaratık.:UMACI

Küçük çubuklarla oynanan bir oyun.:MİKADO

Küçük davul.:TÖMBELEK(DÜMBELEK)

Küçük denk.:FERDE

Küçük doğranmış kabak,fasulye gibi sebzelerle yapılan bir yemek.:ÇİNTME

Küçük doğranmış patates,patlıcan,biber gibi sebzeleri kızartıp üzerine sos dökerek hazırlanan bir tür meze,kızartma yemeği.:ŞAKŞUKA

Küçük erkek kardeş,kayınbirader.:İNİ

Küçük fare.:SIÇAN

Küçük gezegen. Güneşin etrafında dönen, kaya ve demirden oluşan,binlerce küçük gezegen.:ASTEROİT

Küçük göl.Gölet. Su birikintisi.:GÖLEK

Küçük hamur parçalarının yağda kızartıldıktan sonra şerbete atılmasıyla yapılan bir tatlı.:ARMUDİYE

Küçük han yada küçük otel.:LOSTARYA

Küçük harf.:MİNİSKÜL

Küçük İngiliz anahtarı.:KURBAĞACIK

Küçük ispirto ocağı.:KAMİNETO

Küçük kale.:PELENGA

Küçük kamyon,kamyonet.:PİKAP

Küçük kanal.:KANALET

Küçük Kara Balık, Bir Şeftali Bin Şeftali, Kel Güvercinci, İnatçı Kediler gibi yapıtları dilimize de çevrilmiş, İran çocuk edebiyatının dünyaca ünlü yazarı.:SAMEDBEHRENGİ

Küçük kareler biçiminde kesilmiş hamur katları arasına kıyma konularak yapılan İtalyan yemeği.:RAVİYOLİ

Küçük kareli kumaş.:PÖTİKARE

Küçük kazan.:ENCİK

Küçük kertik.:ÇENTİK

Küçük kervan,göç yükü.:BARHANA

Küçük kesilmiş kuzu etlerini ağaç şişlere geçirip ızgarada pişirerek yapılan kebap.:ÇÖPŞİŞ

Küçük kırmızı biberlere verilen isim.:ÇUŞKA (ŞUŞKA) BİBER

Küçük kiraz büyüklüğünde ve kırmızı renkte üzümsü meyveler veren,bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen,hep yeşil yapraklı bir tür çalı.:AKUBA

Küçük kitap,broşür.:RİSALE

Küçük körfez. :KOY

Küçük körfez.Denizin,gölün küçük girintiler biçiminde karaya doğru sokulduğu bölümü.:KOY

Küçük kulaklı koyun ya da keçi.:ÇOMU

Küçük küçük parçalara ayırmak.:DİTMEK

Küçük mala. Ağaçtan veya çelikten yapılmış,yiyecekleri bir yerden bir yere aktarmaya yarayan yassı alet.:SPATULA

Küçük masa.:SEHPA

Küçük maşa yada cımbız.:ÇİFT

Küçük mavi çiçekler açan bir bitki.:UNUTMA BENİ

Küçük motosiklet.:MOBİLET

Küçük mülkiyetin geliştirilmesini konu alan toplumsal öğreti.:MORSELİZM

Küçük nesne. Çok küçük parçacık.:ZERRE

Küçük ney.:NEYÇE

Küçük ok.:TİREK

Küçük orak.:ROSA

Küçük otel.:MOTEL

Küçük parçalar halinde doğranmış et ve sebzelerin kızgın yağda karıştırılarak kısa sürede pişirilmesi.:SOTE

Küçük pınar.:ÇIRÇIR

Küçük salkımlı bir üzüm cinsi.:NEFERİYE

Küçük saray.:SERAÇE

Küçük sebze bahçesi.:KAVSARA

Küçük sebze meyve bahçesi.:HARIM

Küçük sepet.:TINGIL

Küçük su birikintisi,gölcük.:BUGET

Küçük su birikintisi.:ÇİPİL

Küçük su testisi.:GUNGULA

Küçük tabak,küçük sahan.:LEMBEKİ

Küçük tahta köprü,merdiven,iskele.:GEÇEK

Küçük taneli bakla türü.:FUL

Küçük taneli bir bezelye türü.:SULTANİ

Küçük taneli bir tür çekirdeksiz siyah üzüm.:KİŞMİŞ

Küçük taneli fındık türü.:PİKOLA

Küçük taneli,kokulu ve pekmez yapmaya elverişli bir üzüm cinsi.:KARABÜZGÜL

Küçük taneli,kokulu ve pekmez yapmaya uygun bir üzüm cinsi.:KARABURCU

Küçük tekne.Irmakları geçmek için kullanılan sal.:BOT

Küçük teknelerde kullanılan hasır yelken.:LAĞ

Küçük testi,çömlek.:KUMKUMA

Küçük testi.:BODURCUK

Küçük ticaretle ya da el zanaatlarıyla geçinen kimselere verilen ad.:ESNAF

Küçük tonajlı yük gemisi.:KOSTER

Küçük tortul kaya kırıntıları.:PELİT

Küçük uzunlukları, çapları ve kalınlıkları ölçmeye yarayan bir araç.:KOMPAS

Küçük vagon.Yana veya arkaya doğru çevrilebilen ve bazı toprak düzleme işlerinde kullanılan küçük vagon.:VAGONET

Küçük ve bakımlı orman.:KORU

Küçük ve önemsiz şey.:IVIRZIVIR

Küçük ve pembe renkli bir tür kertenkele.:ÇÖMÇÖM

Küçük ve sevimli kimselere söylenen seslenme sözü.:MİNNOŞ

Küçük ve tatlı bir tür karpuz.:CİMCİME

Küçük yapılı,kısa boynuzlu bir kültür sığırı türü.:JERSEY

Küçük yayla evi.Doğu Anadolu’nun bazı bölümlerinde yaygın olan geçici kırsal yerleşme tipi. Küçük yerleşim yeri,köy,çiftlik.:KOM

Küçük yün torba.:HONÇA

Küçük,kısa kulaklı koyun.:ÇIPA

Küçük,ufak.:SAGİR

Küçükbaş hayvan barınağı.:AĞIL

Küçükbaş hayvan barınağı.Koyun ve keçi sürülerinin gecelediği yer.:AĞIL

Küçükbaş hayvanların boynuna takılan küçük çan.:TAKRAK

Küçükken yapılan vaftizin hiçbir değeri bulunmadığını ileri süren Hıristiyan tarikatı.:ANABATİZM

Küçültücü söz ve davranış.:HAKARET

Küçümseme.:İSTİHFAF

Küçümseyici,aşağılayıcı,kötüleyici,yermeli.:PEJORATİF

Küflüce de denilen bir bitki hastalığı.:MANTAR

Küfürbaz.:TAAN

Kükremiş,kızgın,coşmuş.:JİYAN

Kükürdün başka bir elementle yaptığı birleşik.:SÜLFÜR

Kükürt elementinin simgesi.:S

Kükürtle demir birleşimlerinden biri.:ZAÇ

Külah üzerine dolanan sarık.:DESTAR

Külhanbeyi.Kabadayı.Hayta. Büyük kent serserisi.:APAŞ

Kültür.:EKİN

Kültür.:HARS

Kültürel ve sportif amaçlarla seyahat edenlere ayrılan basit barınak.:HOSTEL

Kültürlü,çok bilen.:BİLGE

Küme, grup.:ÖBEK

Küme, yığın.:TUDE

Küme,yığın. :KÜM

Kümeleşim. :AGLÜTİNASYON

Kümes hayvanları ile bıldırcın,keklik gibi kuşların civcivlikten çıkmış yavrusu,piliç,genç tavuk.:FERİK

Künye,kimlik.:ESEME

Küp biçiminde olan.:KÜBİK

Küp,kesme.:MİKAP

Küpe ve yüzük taşı gibi bezek işlerinde kullanılan,mavi renkli,saydam olmayan hidratlı doğal alüminyum ve fosfattan oluşan yeşilimsi değerli bir mineral.Gök mavisi.Cam göbeğinden yeşilimsi maviye kadar değişen renklerde değerli taş.:FİRUZE (TÜRKUAZ)

Küplerden su almak için yapılan uzun saplı su bardağı. Altın,gümüş, bakırdan, Hindistan cevizi kabuğundan,ağaçtan,su kabağından,seramik ve camdan yapılanları vardır.Kepçeye benzer.Uzun saplı maşrapa biçimindedir.:BATAK

Küre Dağları Milli Parkında Şehriban da denilen bir kanyon.:AYDOS

Kürek kemiği.(Eski dil).:KETİF

Kürekçi.:HAMLACI

Kürekle yürütülen dar ve hafif tekne.:YOLE

Kürekle yürütülen dar, uzun, hafif tekne.:KANO

Kürekleri tersine kullanarak sandalı geriye yürütme.:SİYA

Küreklerin takıldığı tahta veya demir kazıklar.:İSKARMOZ

Küresel lif demetleri için derece teorisi adlı çalışmasıyla cebirsel teknolojiye yeni kavramlar getiren ve Sedat Simavi Fen Bilimleri Ödülü’nü 1983’de kazanan ünlü matematikçi.:İBRAHİMDİBAĞ

Küresel yer belirleme sistemi.:GPS(Global Positioning System)

Küresel.:GLOBAL

Küreselleşme.:GLOBALİZM

Küriyum elementinin simgesi.:CM

Kürk hayvanlarının göbek kısmından alınan parçalarla yapılan kürk.:NAFE

Kürkü değerli bir yaban kedisi. Güney Amerika’da yaşayan ve keseliler üst takımının bir familyasını oluşturan 66 memeli türünün ortak adı. Keseliler üst takımından bir çok memeli türünün ortak adı.:OPOSSUM

Kütahya ilinde bir kaplıca.:HARLEK

Kütahya ilinde bir kaplıca.:YONCALI

Kütahya ilinde,içme suyu sağlamak amacıyla yapılmış bir baraj.:ENNE

Kütahya yöresine özgü bir tür börek.:CURLAMA

Kütahya yöresine özgü bulgur,tarhana,un ve yoğurtla yapılan bir çorba.:SIKICIK

Kütahya yöresine özgü,mantıya benzer bir yemek.:CİMCİK

Kütahya’nın bir ilçesi.:DOMANİÇ

Kütahya’nın Çavdarhisar ilçesindeki ünlü antik kent.:AİZANOİ

Kütahya’nın Domaniç ilçesinde tabiatı koruma alanı kapsamına alınan orman bölgesi.:KAŞALIÇ

Kütahya’nın Emet ilçesinde bir dizi mağaranın ortak adı.:AVARA

Kütahya’nın Gediz ilçesinde bir kaplıca.:ILICASU

Kütahya’nın Simav ilçesinde bir kaplıca.:EYNAL

Kütahya’nın Simav ilçesinde bir kaplıca.:NAŞA

Kütahya’nın Tavşanlı ilçesinde bir kaplıca.:GÖBEL

Kütahya’ya özgü,şişkin,yuvarlak gövdeli,kısa ince boyunlu sürahi türü.:ALİBABA

Kütle çekim kuvveti bakımından normal madde ile aynı özelliklerde,zıt elektrik ve nükleer yüke sahip madde.:ANTİMADDE

Kütlesel çekim kuvveti. Evrendeki her cismin birbirine uyguladığı çekim kuvvetidir. Ayın Yerküre çevresindeki,Yerkürenin Güneş çevresindeki,Güneşin Samanyolu’nun merkezi çevresindeki dönüşleri kütle çekiminin sonucudur.Yerkürenin diğer cisimlere uyguladığı kütle çekimine ise yerçekimi denilmektedir.:GRAVİTASYON

Kütlesi olan nesnelerin birbirlerini çekmeleri.Doğanın dört kuvveti içinde en zayıf olanıdır.:ÇEKİM KUVVETİ

Kütük kesmeye yarayan testere.:TARMUK

Kütük ve tomrukları çekmek için uçlarına çakılan halkalı çivi.:İRO

 

Son Güncelleme: Pazar, 08 Haziran 2014 12:24