Se Si Öz

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır

V - (V-XIŞINLARI)

e-Posta Yazdır PDF

V:Vanadiyum elementinin simgesi.

VAAD:Bir şeyi taahhüt etmek,sorumluluk üstlenmek.

VACLAVHAVEL: Şeytan Çelmesi, Buruk Ezgi, Bildirim gibi oyunları dilimize de çevrilmiş, 1989’daCumhurbaşkanı seçilmiş Çek oyun yazarı ve devlet adamı.

VADAİKO:Japon müziğine özgü bir tür davul.

VADİ:İki dağ arasındaki geçit.

VAFİR:Bol,çok.

VAFTİZ: Hıristiyanlıkta,ilk günahı silmek ve Hıristiyanlaştırmak amacıyla yapılan kutsal işlem.

VAGİNA: Döl yolu.

VAGONET: Küçük vagon.Yana veya arkaya doğru çevrilebilen ve bazı toprak düzleme işlerinde kullanılan küçük vagon.

VAHA: Çöldeki sulak yer.

VAHAMET:Güçlük,korkulacak tehlikeli durum.

VAHDANİYET:Tanrının birliği,bir olması.

VAHDET:Birlik,teklik.

VAHİ:Boş,saçma.

VAHİD: Birim.

VAHİT:Bir,tek.

VAHİY (VAHY):İlahi duyuru. Bir fikir veya buyruğun Tanrı tarafından bir peygambere duyurulması. Peygamberlere gönderilen tanrısal kelam ve haber.

VAİD:Bir kimseyi hatasını söyleyerek kötülükten koruma,doğru yola yönlendirme.

VAİRAGİN:Hinduizm’de,Tanrı Vişnu’nun biçimlerinden daha çok birine tapan çileci.

VAİŞYA:Hindistan’da tarım, hayvancılık ve ticaretle uğraşan üretici sınıfı kapsayan kast.

VAK (VAKAR):Eski dilde ağırbaşlılık.

VAKANÜVİS:Osmanlı tarihçisi.Osmanlı devletinde zamanın olaylarını saptamakla görevli devlet tarihçisi.

VAKAPU:Tropikal Amerika’da yetişen bir ağaç.

VAKAŞLAR:Kuzey Amerika’da yaşayan Kızılderili bir halk.

VAKAYİNAME: Tarihsel olayları kronolojik sırayla anlatan ve genellikle yazanın öznel görüş ve gözlemlerini de içeren yapıt.(Anadolu Selçukluları ve Osmanlılarda).

VAKETA:İnek derisinden bir tür ince meşin.

VAKFE:Hac ibadeti sırasında Arafat’ın tepesinde bir süre durma.

VAKIF:Bir hizmetin yerine getirilmesi amacıyla,bir kimsenin belli koşullar ve resmi yollarla parasını ya da mülkünü bağışlaması.

VAKİZAŞİ:Yaklaşık 50 cm uzunluğunda bir Japon kılıcı.

VAKKAS :Savaşçı,okçu.

VAKSİNOFOBİ:İğne olmaktan duyulan aşırı korku.

VAKT: Osmanlıcada zaman,günün herhangi bir saati.

VAKUM:Boşluk.

VAKUR: Ağırbaşlı.

VAKVAK: Meyvelerinin insan şeklinde olduğuna inanılan efsane ağacı.

VAKVAKIYE:İstanbul’da 1656’da ortaya çıkan ve Çınar Vakası da denilen büyük bir yeniçeri ayaklanması.

VAL:Yerbilimde,uzun ve geniş ağızlı çöküntü.

VALA: Yüksek,yüce.

VALA:Başörtüsü olarak kullanılan bir tür ipekli dokuma.

VALABİ:Avustralya’da yaşayan çeşitli otçul keselilerin ortak adı. Küçük yapılı bir kanguru cinsi. Kürkçülükte kullanılan kanguru derisine verilen ad.

VALAİS : İsviçre’de kanton.

VALE: Otellerde görevli acemi ve genç eleman. Otellerde,müşterilerin arabalarını park etmekle görevli kimse.

VALE: Tiyatroda kurnaz uşak tiplemesine verilen ad.

VALENS: İstanbul’un Saraçhanebaşı semtinde,Bozdoğan da denilen su kemeri.

VALENTİNE: Ondört Şubatta kutlanan sevgililer gününün simgesi olan aziz.

VALERİYAN: Kediotu da denilen ve köksapı hekimlikte kullanılan bir bitki.

VALHALLA: İskandinav mitolojisinde,savaşta ölen kahramanların gittikleri cennet.

VALİ:Bir ilin en yetkili görevlisi.

VALİNKA:Rus müziğine özgü bir tür gayda.

VALİZ: Seyahat çantası.Elde taşınabilir küçük çanta.

VALLA:Kastamonu’nun Pınarbaşı ilçesinde ünlü bir kanyon.

VALONLAR:Belçika’da yaşayan bir halk.

VALÖR: Bankacılıkta faizin başlangıcı tarihi.

VAM: Eski dilde borç.

VAN: İri ve verimli kiraz çeşidi.

VAN:Yarış atlarının taşınması için yapılmış kapalı taşıma aracı.

VANA:Sıvı,gaz gibi akışkanların denetiminde kullanılan aygıt.

VANADYUM:Beyaz bir element.

VANDAL:Eski kültür ve sanat yapıtlarını yakıp yıkan, bunların değerini bilmeyen kimse ya da topluluk.

VANGA:Madagaskar’da yaşayan ötücü bir kuş.

VANİLYA: Aynı adlı bitkiden elde edilerek toz haline getirilmiş meyvesi tatlılara güzel koku vermek için kullanılan tırmanıcı bir bitki.

VANKULU:İbrahim Müteferrika’nın bastığı ilk kitap olan ünlü sözlük.Arapçadan Türkçeye Vankulu Mehmet Efendi çevirmişti).

VAPÖR USULÜ PİŞİRME: Buharda pişirme usulü.

VAPUR:Su buharı gücüyle çalışan gemi.

VAPURDUMANI:Koyu gri renk.

VARAGEL: Karadeniz Ereğlisi’nde bir şelale.

VARAGELE: İki nokta arasında gerilmiş olan kuvvetlice bir halat üzerinde hareket eden bir makaraya bağlı sepet veya iskemle donanımlı insan ve eşya taşımak için kullanılan donanım. Denizcilikte bir şeyi,bir yerden bir yere çekerek götürüp getirmeye yarayan halat.

VARAGELE:Artvin yöresine özgü düz horon da denilen bir halkoyunu.

VARAK: Altın,gümüş veya başka madenleri döverek meydana getirilen ince yaprak, folyo. Yazılmış kağıt.

VARAKPARE:Kağıt parçası.

VARAN:Tropikal bölgelerde yaşayan kimi kertenkelelerin ortak adı.

VARANT: Tüccar tarafından bir malın mağazaya teslimi üzerine kendisine verilen rehin senedi. Genel mağazaya bırakılan bir malı teslim eden bir malı teslim eden ve onun üzerinde rehin hakkı kuran emre yazılı senet.

VARBOMANİ:Aşırı biçimde konuşma eğilimi.

VARDA:Dikkat et,savul,destur anlamında bir denizcilik ünlemi.

VARDAKOSTA:Argo’da iriyarı ve gösterişli kadınlara verilen ad.

VARDAKOSTA:Eskiden kıyıları koruyan gemilere verilen ad.

VARDAMANA: Borda iskelesine yanaşmış tekneden çıkacak personelin tutunması için konulmuş kısa halat. Gemilerde korkuluk olarak kullanılan kalın halat.

VARDAPET: Ortodokslar’da dinsel aşamada bir mevki.

VARDAVELA: Teknelerde denize düşmeyi engellemek ve tutunmak için teknelerin etrafına çekilen teli tutan demir ayaklar.

VARDELA:Yaklaşık üç santimetre genişliğinde yumuşak kösele şerit.

VARDİYA: Gemide nöbet yeri.

VARDUMAN:Salah Birsel’in bir şiir kitabı.

VARENİKİ:Suda haşlandıktan sonra erimiş tereyağı gezdirilerek sunulan beyaz peynirli bir ravyoli (küçük kareler biçiminde kesilmiş erişte hamuru) türü.Ukrayna mutfağına özgü bir tür mantı.

VARESTE:Bir şeyden kurtulmuş,bir şeyin uzağında.

VARGEL :Herhangi bir makinenin bir doğrultuda gidip gelerek iş gören parçası.

VARGI:Mantıkta verilen bir önermeden çıkarsama yoluyla varılan sonuç.

VARİ : Madagaskar’da yaşayan bir cins maymun.

VARİDAT: Varlıklar,gelirler.

VARİDAT:Akla gelen,içe doğan düşünce.

VARİDAT:Şeyh Bedrettin’in Tanrı,evren ve insan hakkındaki görüşlerini içeren ünlü yapıtı.

VARİDE:Gelen evrak.

VARİL : Bir petrol ölçü birimi. Küçük fıçı.

VARİL: Mancana büyüklüğündeki madeni fıçı.

VARİS:Toplardamar genişlemesi.

VAROŞ: Kent veya kasabada dış mahalle.

VARSAĞI: Klasik Türk müziğindeki sözlü türlerden biri.

VARSAĞI:Halk edebiyatına özgü,sekizli hece ölçüsüyle yazılan ve ilk dizesinde bre,be hey gibi bir ünleme yer verilen şiir türü.

VARSAKLAR : Güney Anadolu’da yaşayan ve halk edebiyatı şiir türlerinden birine adını vermiş olan Türkmen boyu.

VARSAYIM:Hipotez,faraziye.

VARSIL: Zengin,varlıklı.

VARTA: Tehlikeli durum.

VARTABİT: Mersin yöresine özgü,kuru fasulye ve tahinle yapılan bir yemek.

VARTAVAR:Doğu Karadeniz bölgesinde tulum eşliğinde horon oynayarak yapılan geleneksel yayla eğlencelere verilen ad.

VARUNA: Veda dininin en eski ve en büyük tanrısı.

VARYANT: Bir metnin,bir yapıtın aslından az çok ayrılan değişik biçimlisi.

VARYANT: Bir yol şebekesi üzerinde,belli bir noktadan ayrılarak başka bir noktadan aynı yolla birleşen ikinci derecedeki yol.

VARYASYON:Belli bir temayı,değişik armoni,melodi ve ritimle süsleyerek yeniden çalma,çeşitleme.

VARYASYON:Doğal sapma.Bir noktadan manyetik kutup ile gerçek kutup kerterizleri arasındaki açı farkı.

VARYETE:Şarkı,dans,hokkabazlık,temsil gibi aralarında ilişki bulunmayan farklı oyunlardan oluşan gösteri.

VASAL:Bir derebeyin himayesine girip kendini onun hizmetine adayan kimse. Orta çağda Fransa’da derebeyinin maddi ve manevi esareti altında bulunan kimse

VASATİ:Ortalama.

VASBAS: Ak gözlü ördek.

VASFİ:Niteleyen.

VASİ :Bir yetimin veya akılca zayıf birinin malını yöneten kimse.

VASİ:Geniş,engin

VASİLAKİ:Bozcaada’ya özgü şaraplık bir üzüm cinsi.

VASİSTAS:Pencere veya kapının üst yanında bulunan ve oda havasının değiştirilmesine yarayan açılır kapanır bölüm.

VASİYET: Bir kişinin ölümünden sonra mal varlığının ne olacağına karar vermesi ve açıklaması.

VASSALE: Sayfa kenarları bozulmuş ve yıpranmış elyazmalarında,kağıt eklenerek yapılan onarım.

VAŞAK:Kedigillerden,kürkünden yararlanılan çok yırtıcı hayvan.

VAŞI: Toprak çanak.

VAT:Saniyede bir jüllük iş yapan motorun güç birimi.

VATANDAŞ: Politik bir topluluğun üyesi olan ve bu üyelikten kaynaklanan haklar ile ödevlere sahip olan kişi.

VATKA:Giysilerde omuzların dik durması için konulan parça.

VATMAN:Tramvay sürücüsü.

VATOZ:Köpekbalıklarından,sırtında büyük dikenleri olan,kuma gömülü olarak yaşayan bir balık.

VATU:Bir Pasifik ülkesi olan Vanuatu’nun para birimi.

VATVAT :Yarasa,gece kuşu.

VAVEYLA:Çığlık. Feryat.

VAVİEN:Bir lambayı,anahtar yardımıyla iki ya da bir çok farklı yerden yakmaya ya da söndürmeye olanak veren düzenek.

VAVİK: Okçulukta,okun nişana vurmayarak yana düşmesine verilen ad.

VAVUK: Gümüşhane-Bayburt karayolunda bir dağ ve geçit.

VAYANG:Endonezya’ya özgü bir gölge oyunu.

VAYBENİ:Trabzon’un Çaykara ilçesine özgü bir halkoyunu.

VAYDAH: Afrika’da yaşayan bir tür ispinoz kuşu.

VAZ:Konma,konulma.

VAZALAK:Geveze,sözünü bilmez anlamında yerel bir sözcük.

VAZEDİLMİŞ: Konulmuş.

VAZEKTOMİ:Erkekte er suyu kanalının kısırlaştırma yada enfeksiyonu önleme amacıyla kesilmesi. Kısırlaştırma.

VAZELİN:Ham petrolden çıkartılan bir tür mineral yağ.

VAZELON: Trabzon’un Maçka ilçesinde ünlü bir manastır.

VAZETMEK:Koymak.

VEBAL:Günah.

VEBER:Bazı bitkilerde ve yapraklarda görülen tüycük.

VEBR:Eski dilde ak tavşana verilen ad.

VEC: Avrupa Karoser Yapımcıları Birliği’nin simgesi.

VECA :Ağrı.

VECD:Sevgi veya heyecandan doğan coşkunluk,kendinden geçme.

VECİ:Sızlatan,ağrı veren.

VECİBE:Boyun borcu,ödev. Yükümlülük.

VECİZ:Az sözcükle etkili bir biçimde anlatılan şeyler için kullanılan sözcük.

VEÇHE : Yön.

VEÇHİLE: Gereğince.

VEDA: Hinduların kutsal kitabı.

VEDAT:Sevgi,dostluk.

VEDET: Önde gelen,tanınmış sanatçı.

VEDİA :Emanet.İnam.

VEDRE:İçine süt sağılan kap.

VEFK: Pirinç,demir gibi madenlerden muska ve nazarlık.

VEGA:Eski dilde gürültü. Savaş.

VEGA:Kuzey gökkürenin en parlak yıldızı.

VEGAN:Et yememenin yanı sıra süt,yumurta gibi her türlü hayvansal yiyeceği de yemeyen kişi.

VEHAMET:Tehlikeli son.

VEHBİ:Allah vergisi.

VEHHAB:Çok bağışlayan.

VEHİM:Kuruntu.

VEHİP:Cömert kimse.

VEJETALİN:Bazı bitkilerden çıkarılan ve sadeyağ yerine kullanılan katı yağ.

VEJETARYEN:Et yemeyen.

VEJETASYON:Bitki örtüsü.

VEKİL: Başkası adına ve hesabına iş yapan kişi.

VEKİLHARÇ:Bir konağın alışverişini yapmakla görevli kimse. Kahya.

VEKTON:Tasım mantığında, bir önermenin anlamı.

VEKTÖR: Doğrultusu,yönü,uzunluğu belirli olan ve bir ok işaretiyle gösterilen doğru çizgi.

VELA: Soy ya da yakınlık dışında mirasçılık ilişkisi doğuran yakınlık.

VELADİKA:Osmanlı devletinde Karadağ prenslerine verilen unvan.

VELAYET: Sözünü geçirme,otorite.

VELEDİBARKA: Yelkenli gemilerde ana istiralya (direkleri geren halat) üzerine açılan flok yelkeni.

VELENA:Yelkenli gemilerde iki direk arasındaki istiralyalar (direkleri geren çelik ya da tekstil halatlar) üzerine açılan üçgen yelken.

VELENSE:Bir yüzü uzun tüylü,kalın ve ağır battaniye.

VELESPİT: Bisiklet.Çiftteker.

VELEV:İster,isterse,olsa da,kaldı ki,hatta..

VELHASIL:Sözün kısası,kısacası.

VELİBAH:Çerkez mutfağına özgü, içine patates konularak yapılan bir tür gözleme.

VELİCANTEPE: Adana kenti yakınında bir höyük.

VELİD:Köle. Çocuk.

VELODROM:Bisiklet yarışı için hazırlanmış pist ve tribünlerden oluşan yapı.

VELUR:Kadife.

VELUTE:Yağ,un ve et suyu katılarak hazırlanan özel sos.

VELÜT:Çok eser veren sanatçı.

VELVELE: Klasik Türk müziğinde,usullerin uzun süreli bazı vuruşlarının,ritim çalgılarında daha kısa süreli vuruşlara bölünerek çalınması.

VELVELE:Gürültü,bağrışma.

VELVETEN: Bir tür pamuklu kadife.

VEMİZ:Bulut arasından görünen ışık.

VENA(VEN):Toplar damar.

VENATOR:Eski Roma’da,arenada vahşi hayvanlarla dövüşenlere verilen ad.

VENDETTA:Korsika’ya özgü kan davası.

VENEREOFOBİ:Zührevi hastalıklara yakalanmaktan korkma.

VENGE:Tropikal Afrika’da yetişen ve açık damarlı,siyahımsı esmere dönüşen esmer renkte,daha çok kaba dokulu,sert ve ağır bir odun veren ağaç.

VENİ-VİDİ-VİCİ:Roma imparatoru Sezar’ın geldim,gördüm,yendim anlamındaki ünlü sözü.

VENOM: Tıp dilinde zehir.

VENTO: Denizcilikte,mataforaları çevirmek ya da istenilen doğrultuda tutabilmek için kullanılan donanım.

VENÜS: Roma mitolojisinde aşk ve güzellik tanrıçası.

VENÜSTRAFOBİ:Güzel kadınlardan korkma.

VEPS: Rusya’nın kuzeybatısında yaşayan bir halk.

VERA:Arka,geri,öte.

VERA:Tanrı saygısı ve ahret kaygısından ötürü günah işlemekten titizlikle kaçınma.

VERA:Tropikal Amerika’da yetişen çok sert bir ağaç.

VERANDA:Camlı taraça.

VERÇENİK: Rize’nin Çamlıhemşin ilçesinde Kaçkar dağlarında ünlü bir yayla.

VERDİ: Bir borudan bir saniyede geçen suyun ya da iletken telden bir saniyede geçen elektriğin miktarı.

VERE:Bir kalenin yada berkitilmiş bir yerin teslimi.

VERESE :Varisler. Mirasçılar.

VEREV:Bir köşeden karşı köşeye doğru kesilmiş,katlanmış veya konulmuş olan.

VERGİ:Kamu hizmetlerine harcanmak için hükümetin,yerel yönetimlerin yasalara göre doğrudan doğruya veya bazı malların fiyatlarının üstüne koyarak dolaylı yoldan herkesten topladığı para.

VERİCİ: Ses,görüntü ve işaret iletmeye yarayan aygıtların genel adı.

VERİGO:Kıbrıs’a özgü,iri ve pembe taneli bir üzüm cinsi.

VERİMAY:Halk dilinde Eylül ayına verilen ad.

VERİSMO:Gündelik gerçeğin ve toplumsal sorunların sergilenmesine dayanan İtalyan edebiyat ve sanat akımı.

VERİT:Eski dilde siyah kan damarı,toplardamar.

VERİTABANI:Bilgisayar kullanımında çözüme erişmek için işlenebilir duruma getirilmiş bilgi ortamı.

VERİZM: İtalyan edebiyatında 19. yüzyılda ortaya çıkan gerçekçilik akımı.

VERJE: Bir cins pasta.

VERKA: Açık boz renk.

VERMİFOBİ: Solucandan aşırı derecede korkma.

VERMİYON:Nar çiçeği rengi,alev kırmızısı.

VERMUT:Bir çok bitkiyle özel bir koku verilmiş,tatlı,bir tür şarap.

VERNİK:Özellikle ahşap yüzeyleri korumak için sürülen bir cins cila. Sürüldüğü yüzeylere parlaklık ve kayganlık veren bir cila türü.

VERNİYE:Doğrusal yada dairesel boyutların ölçülmesinde,ölçme duyarlığını artıran,çok küçük boyutların ölçülebilmesini sağlayan düzenek.

VERONİKA:Başka bir adı da yavşan otu olan,sıracagillerden,mavi ve beyaz renkte çiçekler açan bir bitki.

VERSİYON: Bir filmin eskilik,yenilik ya da yeniden çevrimi gibi değişik durumları için kullanılan sözcük. Değişik biçim.

VERSO :Açık bir kitabın solda kalan sayfası,arka sayfa.

VERTİGO :Denge bozukluğundan kaynaklanan baş dönmesi.

VERTİKA: Osmanlı mutfağına özgü bir cins çörek.

VESAYET: Koruyuculuk.

VESİKALI YARİM: Lütfi Akad’ın bir filmi.

VESİM:Güzel.

VESİMPAŞA:Girit ablukasında ve 1877 Rus savaşında yararlılıklar göstermiş,Osmanlı devletinin son kaptanı deryası.

VESPA:Bir tür ufak ve hafif motosiklet.

VESTA:Roma mitolojisinde aile ocağı tanrıçası.

VESVESE:Şüphe,kuruntu.

VETER: Yay kirişi.

VETERAN: İlerleyen yaşlarında spora devam eden kişilere verilen ad. Tecrübeli oyuncu. Üst yaş grubundaki sporculara verilen ad.

VETERANUS:Eski Roma’da artık emeklilik hakkını elde etmiş olan asker.

VETERİNER: Hayvan hekimi,baytar.

VETİRE:Eski dilde süreç.

VEZNECİ :Terazi yapıp satan kimse.

VEZNİAHER: Halk edebiyatında aruz ölçüsüyle yazılan şiirlerden biri.

VİBRAFON: Bir dizi çelik dilden oluşan vurmalı çalgı.

VİBRİYON:Virgül biçimindeki bakteri.

VİBURNUM: Süs bitkisi olarak yetiştirilen bir ağaççık.

VİCAHİ:Yüz yüze olan veya yapılan,yüzüne karşı olan.

VİDALA:Çanta ve ayakkabı yapımında kullanılan sepilenmiş dana derisi.

VİDANJÖR:Foseptik kuyularındaki pis suları çekmeye yarayan makine.

VİDO:Bezik,tavla gibi oyunlarda ortaya konan parayı iki misline çıkarma.

VİFAK:Aynı düşünceye sahip olma,düşünce birliği.

VİGLA:Gemilerde pruva direkleri üzerinde yer alan gözetleme yeri.Gözcülerin nöbet tutması için yapılmış çanaklık.

VİHARA: Hindistan’da buda manastırı.

VİHUELA:Gitara benzeyen bir İspanyol çalgısı.

VİKAYE : Koruma,esirgeme,gözetme.

VİKONT: Latince de yardımcı anlamına gelen vice sözcüğünden türemiştir.Eşine Vikontes denilir.

VİKTORYA: Önünde arabacı,arkasında uşak yerleri bulunan iki kişilik at arabası.

VİKTORYA:Afrika’da Uganda,Kenya,Tanzanya arasında bölünmüş olan göl.

VİLLA:Yazlıkta ya da kent dışında bahçeli ve güzel ev.

VİLNİUS:Litvanya’nın başkenti.

VİMANA: Hindistan’da piramit damlı tapınaklara verilen ad.

VİNA: Hint müziğinde kullanılan bir grup telli çalgıya verilen ad. Kalın bir değnek üzerine monte edilmiş dört teli ve sesi yankılayan iki asma kabağı olan gitar.

VİNAS:Mayalanmış şıranın yani şarabın damıtılmasından geride kalan atık.

VİNEGRET: Fransız mutfağına özgü,sirke ve zeytinyağıyla hazırlanan bir tür sos.

VİNTER :Ağaç çemberler üzerine örülmüş torba biçiminde balık ağı.

VİNTERİZE:Donma olayına neden olan bileşiklerden arındırılmış yağlar için kullanılan sözcük.

VİNYET:Bir kitabın sayfalarını süsleyen antet,süslü harf gibi motif.

VİPASSANA:Hindistan kökenli meditasyon tekniği.

VİPİT :İngiltere’de yarış köpeği olarak kullanılan küçük tazı.Küçük boylu bir spor ve av köpeği cinsi.

VİRA (VİRE): Durmadan,aralıksız.

VİRA :Denizcilikte maçuna ve başka makinelerin çevrilmesi için verilen komut.Halatı çekmek veya yükseltmek için verilen komut.

VİRAJ: Dönemeç.

VİRAN: Yıkık,harabe.

VİRELAİ: Fransız edebiyatına (14. ve 15. yüzyıla) özgü,dört bentten oluşan bir şiir türü.

VİRMAN:Bankacılıkta bir hesaptan başka bir hesaba para aktarılması.

VİROLOJİ:Virüslerin incelenmesini konu edinen bilim dalı.

VİRT:Dinsel bir sözü sürekli yineleme.

VİRTÜÖZ:Herhangi bir müzik aracını büyük ustalıkla çalabilen sanatçı.

VİRÜS: Bilgisayara zarar vermek için kötü niyetle ve özel olarak hazırlanmış minik yazılımların genel adı.

VİS: Adriya denizinde Hırvatistan’a bağlı bir ada.

VİSAK:Bağ.

VİSAL:Sevgiliye kavuşma.

VİSAMİRAL:Amiralden bir rütbe küçük deniz subayı.

VİSKONSÜL: Yardımcı Konsolos.

VİSKOZ:Selüloz türevlerinin üretilmesinde kullanılan koloidal selüloz çözeltisi.

VİSKOZİTE: Ağdalı,koyu kıvamlı bir maddenin özelliği.

VİSKOZİTE:Bir akışkanın çekim ve sürtünme kuvvetleri nedeniyle akma eğilimine karşı gösterdiği iç direnç.(Pekmezin viskozitesi yüksek,suyun düşüktür.).

VİST: Briçin atası olan kağıt oyunu.

VİŞNAP:Vişne ile kirazın melezlenmesiyle elde edilen meyve.

VİTAL :Bitki.

VİTALİZM:Hem ruhtan hem de organizmadan ayrı olan ve tüm organik etkinliklerin temelinde bulunan bir yaşam ilkesinin var olduğunu öne süren öğreti.

VİTAMİN:Hayvani metabolizma için gerekli olan ve organizmaya besin ya da ilaç olarak dışarıdan sağlanan biyokatalizör madde.

VİTİR:Yatsı namazından sonra kılınan üç rekat namaz.

VİTRAY: Pencereleri süslemek için;kesilmiş renkli camları,ince kurşun veya ağaç çubuklarla ya da alçı ile birbirine bağlayarak yapılan saydam pencere süslemesi veya resim.

VİTRİFİYE: Camlaşmış,camsı.Koruyucu parlak bir cilayla kaplanarak camsı bir görünüm kazandırılmış seramikler için kullanılan sözcük.

VİTRİN: Camlı eşya dolabı.

VİVİPAR: Tohumları ana bitki üzerinde çimlenen bitkilere verilen ad.

VİYA: Gemiyi veya tekneyi istenilen rotaya döndükten sonra,istenilen yöne seyredilmesi için verilen komut. Dümeni ortaya alarak gemiyi bulunduğu doğrultuda yürütme.

VİYADÜK:Bir vadi yada ırmak üstüne kurulan yüksek ve uzun köprü.

VİYOL:Satış sırasında yumurtayı korumak için yapılmış özel kap.

VİYOLA:Kemana benzeyen,kemandan büyük bir çalgı türü.Alto.

VİYOLONSEL :Çello’da denilen telli bir çalgı. Viyoladan büyük,kontrbastan küçük keman türünden dört telli bir orkestra çalgısı.

VİZ: Yani anlamında Latince kısaltma.(Videlicet:yaklaşık olarak.)

VİZE: Ara sınav.

VİZE: Bir ülkeye girmek ya da bir ülkeden çıkmak için yetkili makamlardan alınması gerekli izin.

VİZİTE:Bir muayene için hekime ödenen ücret.

VİZON:Sansargillerden,kürkü çok beğenilen memeli bir hayvan.

VİZÖR:Bir çekim aygıtına takılan ve görüntüleri sınırlamaya,kimi zamanda ayarlamaya yarayan düzenek.

VİZYON:Gösterim.

VLAMİNCK:Fovizm akımının kurucularından olup özellikle manzara resimleriyle tanınmış Fransız ressam.

VN : Vietnam plakası.

VOCERO:Bir cinayetten sonra öç almaya çağıran Korsika cenaze şarkısı.

VODVİL:Hareketli,eğlenceli bir konuya dayanan,şarkılara da yer verilen hafif güldürü.

VOKABÜLER :Bir dilin söz varlığı. Küçük sözlük.

VOKAKA:Madagaskar’da bazı törenlerde içilen kutsal içki.

VOKALİST: Bir şarkıcıya müzik yapıtının belli yerlerinde eşlik eden şarkıcı.

VOLADORES:Meksika’da Kolomb öncesi dönemden kalan tören dansı.

VOLAN: Bir hareketi bir mekanizmaya aktaran ya da makinelerde hareketin hızını düzgün tutmaya yarayan tekerlek. Otomobile yön veren direksiyon.

VOLAN:Kadın giysilerinin etek ucu,kol gibi yerlerinde verev kesilmiş kumaştan yapılan süs.

VOLAPÜK:Alman din adamı Schleyer’in 1880’de uluslar arası bir dil olarak geliştirdiği yapay bir dil.(Esperanto çıkıncaya kadar çok gözde idi).

VOLATİLİTE:Piyasadaki fiyatların belli bir süre içindeki oynaklığı yada dalgalanması.

VOLİ:Argo’ da vurgun, kazanç, kar.

VOLİ:Balıkçı kayıklarının balıkları çevirmek için denize fırdolayı ağ salmaları.

VOLONTARİZM :Akla ve bilmeye değil de iradeye üstünlük tanıyan,ruhsal olayların ve bilgi sürecinin temelinde iradeyi gören bilim dışı öğreti. İstenççilik.

VOLOŞİNOV :Sovyet edebiyat eleştirmeni Mihail Mihailoviç Bahtin’in takma adı.

VOLOVAN:Fransız mutfağına özgü bir tür börek. Yaprak hamuru(milföy) ile hazırlanan bir çeşit soslu börek.

VOLTA: Argo’da,aşağı yukarı gidip gelmeye verilen ad.

VOMBAT:Avustralya’da yaşayan,otçul ve iri bedenli keseli hayvan.

VON: Her iki Kore’nin para birimi.

VONA:Ordu’nun Perşembe ilçesinin eski adı.

VONOZ :Uskumru, sardalye, kolyoz gibi balıkların ufağı.

VOTAN:İskandinav mitolojisinde Odin de denilen savaş tanrısı.

VOTYAKLAR: Rusya’da yaşayan ve Udmurtlar da denilen bir halk.

VOYAGE: İngilizcede uzun deniz yolculuğu.

VOYNUK :Osmanlı devletinde Bulgarlardan oluşturulan bir asker sınıfı.

VOYVODA:Osmanlıların Eflak ve Boğdan beylerine verdikleri bir unvan.

VTOL:Düşey kalkışlı bütün hava taşıtlarını belirten genel terim.

VUADET:Güçlük.

VUALET:Kadın şapkalarına konulan ve yüzü örten ince tül.

VUDU:Antil Adalarında,özellikle Haiti’de yaşayan kara derililerin dini.

VUELTA:İspanya bisiklet turuna verilen ad.

VUKUF:Anlama,bilme,bilgi.

VURAÇ:Tokaç,raket.

VURAVUR: Toplu dövüş,toplu kavga.

VURGU: Konuşma ya da okuma sırasında bir hece ya da sözcüğün diğerlerinden daha baskılı söylenmesi.

VURİN: Çok ince İran ipeği.

VURU:Kalbin gevşeyip kasılmasından ileri gelen kımıldanışı,vuruş.Kalp atışı.

VUSLAT: Sevgiliye kavuşmak.

VUŞU: Kungfuya benzer Çin kökenli bir dövüş sporu.

VUVUZELA: Güney Afrika’ya özgü,tiz ses çıkaran üflemeli bir çalgı.

VÜKELA:Bakanlar,vekiller.

VÜLGARİZE: Anlaşılması güç bir konunun,geniş yığınların anlayabileceği bir biçime sokulması.

VÜSAT:Genişlik.

W: Tungsten.

WALLPAPER:Bilgisayarda duvar kağıdı.Kullanıcı tarafından seçilen ve ekranın zeminini süsleyen desen.

WALLSTREET: Bulunduğu sokaktan ötürü New York borsasına verilen ad.

WAP(Wireless Acces Protocol) :Telsiz erişim protokolü.Cep telefonu abonelerinin sınırlı bir kanaldan internete erişimlerini sağlayan protokol.

WASABİ: Japonya’da yetişen bir tür yaban turpu ve bu bitkiyle yapılan çok acı ve yeşil renkli hardal.

WAYANG: Endonezya’ya özgü Karagöz’e benzer gölge oyunu.

WC(Water Closet): Su dolabı.Tuvaletleri gösteren kısaltma.

WEBMASTER:Site şefi.Bir ürün sitesinin bakımı ve sunucunun iyi işlemesi,yeni ürün belgelerinin hazırlanması gibi yükümlülükleri olan uzman.

WELLİNGTON:Yeni Zelanda’nın başkenti.

WESTERN: Kovboy filmi.

WHO:Dünya Sağlık Örgütü.

WİMBLEDON:Dünyanın en eski ve en tanınmış tenis turnuvası.

WMO: Uluslar arası Meteoroloji Birliği.

WOK: Çin mutfağına özgü,harlı ateşte kızartma yapmaya özgü bir tür tava.

WOP:Makarnacı.İtalyan.

WS: Bağımsız Samoa devleti internet kodu.

XE: Ksenon.

X-IŞINLARI: Yüksek enerjili bir ışık türü.

Son Güncelleme: Çarşamba, 30 Nisan 2014 14:58