Se Si Öz

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır

Ü - (ÜBÜ-ÜZÜMLEME)

e-Posta Yazdır PDF

 

ÜBÜ:Alfred Jarry’nin bir tiyatro oyunu.

ÜCRA:Çok uçta,kenarda veya uzakta bulunan.

ÜCRET: İşgücünün karşılığı olan para ve mal.

ÜÇAYAK:İç Anadolu’ya özgü halay türü bir halk oyunu.

ÜÇETEK:Şalvarın üstüne giyilen ve önde iki uzun parçası olan giysi.Önü açık,yanları yırtmaçlı kadın elbisesi.

ÜÇÜNCÜ DÜNYA: Sanayi üretiminin ya hemen hemen hiç olmadığı,ya da sınırlı bir ölçüde gelişmiş olduğu az gelişmiş ülkeler.

ÜÇÜRDÜM:Deniz ticaretinde,masraf çıktıktan sonra kazancın sermaye ve tayfa arasında bölüştürülmesi.

ÜÇÜRDÜM:Kastamonu yöresine özgü pirinç,bulgur ve mercimek karıştırılarak yapılan bir tür pilav.

ÜFLEÇ:Laboratuarlarda yüksek ısı elde edilen, kaynak yapımında,metalleri kesme ve eritme işlemlerinde kullanılan,alev püskürten araç.

ÜFTADE: Düşkün.

ÜFUL:Batma,kaybolma,sönme.

ÜFÜRÜK:Hastalıkları iyileştirdiğine inanılan soluk.

ÜFÜRÜM: Bedenin çeşitli kısımlarının kulakla muayenesi sırasında algılanan normal ya da patolojik ses.

ÜFÜRÜM: Kalp kapakçıklarındaki bir bozukluk nedeniyle ortaya çıkan hastalık.

ÜĞRÜM: Yer’in dönme ekseninin,yaptığı koni devinimi boyunca dalgalanması.

ÜĞÜ:Kulaklı orman baykuşu.

ÜĞÜ:Mersin’in Bozyazı ilçesinde bir mağara.

ÜKEL:Eski dilde lokmalar.

ÜKRE:Eski dilde çukur.

ÜLEMEZ:Muğla ilinde Köyceğiz Gölü kıyısında bir dağ.

ÜLFET:Alışma,kaynaşma.

ÜLGEN:Eski Türklerde gök tanrısı.

ÜLKER :Boğa burcunda,yedi yıldızdan oluşan takım,Süreyya.

ÜLKÜ: Bir kimsenin,bir topluluğun ulaşmayı amaç edindiği değerler bütünü.

ÜLÜŞ:Eski Türklerde toplumsal bölüşümü düzenleyen sistem yada hukuk. Pay,hisse.

ÜM:Eski dilde anne.

ÜMAS: Eski dilde halk.

ÜMERA:Amirler.

ÜMMET: Bir peygamberin hak dinine çağırdığı insan topluluğu.Bir peygambere bağlı halk. Hazreti Muhammed’e inanarak,onun yaptıklarını ve söylediklerini uygulayarak çevresinde toplanan Müslümanların tümü.

ÜMMİ:Okuma yazması olmayan.

ÜMMÜGÜLSÜM:Arap ülkelerinde büyük bir ün kazanan Mısırlı kadın şarkıcı.

ÜNAL CİMİT :Anadolu’nun geleneksel ve işlevsel formlarından yararlandığı yapıtlarıyla tanınmış seramik sanatçımız.(1934-1993).

ÜNANİMİZM:Başlıca üyesi Fransız yazar Jules Romains olan ve toplumun ortak bilincini dile getirmeyi amaçlayan edebiyat akımı.

ÜNEMEK:Gelişmek, büyümek.

ÜNİK:Tek,eşi olmayan.

ÜNİTE:Daha geniş bir bütün içinde yer alan örgütlenmiş ve tutarlı yapı.

ÜNİVERSİTE: Evrenkent.

ÜNS:Alışkanlık,alışma.

ÜNSA:Dişi.

ÜNSİYET:Ahbaplık,arkadaşlık,alışkanlık.

ÜRAT:Sidik asidi tuzu ya da esteri.

ÜRE: Sakarya iline özgü bir tür tatlı.

ÜRE: Tarımda kullanılan azotlu gübre.

ÜRE: Vücutta biriken ve idrarla dışarı atılan azotlu bileşik.

ÜRE: Yapay reçine verniği ve tutkalı üretiminde kullanılan beyaz ve billursu toz.

ÜREK :At ve kısrak sürüsüne verilen ad.Başıboş gezen hayvan sürüsü.

ÜREMİ: Ürenin kanda birikmesi sonucu ortaya çıkan hastalık.

ÜRETEÇ:Jeneratör,dinamo.

ÜRETİM: İnsanın var olabilmesi için doğayı değiştirmesi süreci.

ÜRETİMARAÇLARI: Bir toplumdaki maddi mal üretiminin gerçekleştirilmesini sağlayan,yalnızca teknolojiyi değil üreticiler arasındaki toplumsal ilişkileri de içeren araçlar.

ÜRETRA:Siyek.

ÜRİSEMİ:Kandaki ürik asit miktarı.

ÜRKÜ: Panik.

ÜRMEK (ÜRÜMEK):Havlamak.

ÜROLOG:İdrar yolu hastalıkları hekimi,bevliyeci.

ÜROLOJİ: İdrar yolları hastalıklarını konu alan tıp dalı.

ÜRTİKER:Ciltte çeşitli sebeplerle oluşan kaşıntılı döküntüler,kurdeşen.

ÜRYAN:Çıplak.

ÜRYANİ:İnce kabuklu bir erik cinsi.

ÜS: Aritmetikte,bir kuvvetin derecesini veren sayı.

ÜS: Kimi görevleri yürütebilmek amacıyla sürekli ya da geçici konaklanılan yer.Operasyon merkezi.

ÜS: Kök,temel,asıl.

ÜSERA:Esirler. Köleler.

ÜSKÜDAR:İzmit açıklarında 1 Mart 1958’de batan ve 202 yolcusu ölen Türk yolcu gemisi.

ÜSKÜF:Tepesi devrik ve ucu püsküllü başlık.Genellikle yeniçerilerin giydiği börke benzer keçe külahı.

ÜSKÜP ( SKOPJE ) :Makedonya’nın başkenti.

ÜSKÜRE:Topraktan veya madenden yapılmış çorba tası,çukur çanak. Ağız kısmı yayvan bakır tas

ÜSNİYE:Eski dilde su yosunları.

ÜSTAT(ÜSTAD):Bilim yada sanat alanında üstün bilgisi ve yeteneği olan kimse.Herhangi bir alanda en bilgili olan.

ÜSTUFE:Sırma ya da sırma taklidi telle işlenmiş bir tür tok kumaş.

ÜSTÜBEÇ:Boyacılıkta kullanılan zehirli,bazik kurşun karbonat.

ÜSTÜPÜ :Gemi kalafatında,buharlı makinelerde,temizlik işlerinde,otomobilcilikte kullanılan didilmiş kendir.

ÜSTÜRE:Uydurma,masal.

ÜSTÜVANE:Silindir.

ÜŞEK:Vaşak denilen hayvanın küçük bir türü.

ÜŞÜK:Halk dilinde soğuk algınlığına verilen ad.

ÜTELEK:Çok ve çabuk üşüyen,ateş başından ayrılmak istemeyen kimseye halk dilinde verilen ad.

ÜTİLİTARİZM: Bir işin doğru olup olmadığını o işteki yarar ile ölçen ahlak sistemi.

ÜTME:Ateşte kızartılmış taze buğday yada mısır.

ÜTMEK :Oyunda,kumarda kazanmak,yenmek.

ÜTOPYA:Gerçekleştirilmesi olanaksız tasar yada düşünce.

ÜVENDİRE:Çift öküzlerini yürütmek için kullanılan,ucuna sivri demir çivi çakılmış uzun değnek,gönder.

ÜVENİK:Avlu,hayat.

ÜVEYİK:Güvercinlerden, (Kumrugillerden) korularda yaşayan,eti için avlanan bir kuş.

ÜVEZ :Gülgillerden bir ağaç ve bu ağacın muşmulaya benzeyen yemişi.

ÜVEZ:Sivrisineğe benzer bir böcek.

ÜVEZPINAR:Yalova ilinde bir şelale.

ÜYÜCEK:Ankara’nın Kızılcahamam ilçesinde bir yayla.

ÜZANİ: Eski dilde kulakları büyük olan kimse.

ÜZENGİ:Eyerin iki yanında asılı bulunan ve hayvana binildiğinde ayakların basılmasına yarayan,altı düz demir halka.(Biniş takımları:Eğer,gem,kolan,dizgin).

ÜZENGİ:Orta kulakta bulunan küçük bir kemik.

ÜZERLİK:Sedefotugillerden,çiçekleri beyaz renkte,susama benzeyen tohumları acı olan,halk hekimliğinde kullanılan bir bitkiGenellikle Anadolu köy evlerinde asılı bir tür nazarlık.Üzerlik otu bitkisinin boncuk gibi tohumları yaş iken ipliklere dizilir.

ÜZGÜ: Eziyet,cefa.

ÜZLÜK:Topraktan yapılmış küçük kulpsuz çömlek; Günlük gibi yakılarak tütsü olarak kullanılan şey.

ÜZÜMERİK: Siyah ve uzun bir erik cinsi.

ÜZÜMLEME: Sivas yöresine özgü,kuşbaşı et ve kuru üzümle yapılan bir yemek.

 

Son Güncelleme: Çarşamba, 30 Nisan 2014 14:57