Se Si Öz

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır

U - (U-UZZAL)

e-Posta Yazdır PDF

 

U: Uranyum elementinin simgesi.

UA: Ukrayna’nın plaka işareti.

UAGADUGU:Burkino Faso’nun başkenti.

UAS :Eski Mısır tanrılarının asası.

UBA:Uluslar arası Boks Birliği’nin simgesi.

UBAC: Alpler’de çoğunlukla ormanla örtülü bir vadinin az güneş alan yamacı.

UBE: Japonya’da bir liman kenti.

UBIH: Çerkezlerinin bir kolu.En son Marmara Bölgesindeki bir köyde saptanan,ölü bir Kuzeybatı Kafkasya dili.

UBUDİYET: İnsanın bütün varlığıyla Tanrı’ya bağlanması. Kölelik,kulluk.

UBUR: Hortlak.

UCA: Kuyruksokumu kemiği.

UCA: Küçük bedenli bir yengeç türü.

UCA:Halk dilinde yüce.

UCAR:Belirti,ipucu anlamında yerel sözcük.

UCAY:Kutup.

UCUBE: Şaşılacak kadar çirkin olan şey.

UÇ: Sınır boyu.

UÇAN: Antalya’nın Serik ilçesinde bir şelale.

UÇANTOP:Voleybol.

UÇARI:Eski dilde odun,ağaç.

UÇAURZENİ:Doğu Karadeniz ve Doğu Anadolu’da yetişen,çilek kokulu siyah bir üzüm cinsi.

UÇBEYİ:Osmanlı devletinde sınır kalelerinin muhafız yada komutanlarına verilen ad.

UÇHİSAR:Nevşehir ilinde turistik bir belde.

UÇKUN:Ateşten fırlayan ve etrafa saçılan kıvılcım.

UÇKUR: Şalvar ve iç donunun büzgüsü içinden geçen bel ağı.

UÇLAMA. :Her dizenin ilk harfi yukarıdan aşağıya doğru okununca ortaya bir söz çıkacak biçimde düzenlenmiş şiir .

UÇMAK:Cennet.

UÇU:Erendiz Atasü’nün bir öykü kitabı.

UÇUK: Bayrağın uçkurluk karşısındaki kenarı.

UÇUN:Bayrağın uçkurluk karşısındaki kenarı.

UÇURMA:Yelkenli gemilerden oluşan ince donanmanın en küçük ve en hızlı gemisinin adı. Osmanlı donanmasının en küçük ve hızlı gemisi.

UD: Kısa saplı,altı çift telli,şişkin gövdeli telli saz.

UDASİ: Hindistan’da ,üyelerinin hiç evlenmemesini öngören bir Sih mezhebi.

UDEBA :Edipler,yazarlar.

UDEL:Çarlık Rusya’sında imparatorluk ailesinin toprak olarak sahip olduğu mülklere verilen ad.

UDHUME:Beli ince göstermek için kadınların kalça üzerine bağladıkları yastık.

UDİ: Ud çalan kimse.

UDMURTLAR: Rusya’da yaşayan ve Votyaklar da denilen bir halk.

UDON: Japon mutfağına özgü bir tür şehriye çorbası.

UDU:Afrika müziğine özgü,testiye benzer vurmalı bir çalgı.

UEFA:Avrupa Futbol Federasyonları Birliği’nin kısaltması.

UFA :Başkırdistan Özerk Cumhuriyeti’nin başkenti.

UFANTI :Kırıntı.

UFARAK:Biraz ufak.

UFFİZİ: İtalya’nın Floransa kentinde bulunan ünlü saray ve müze.

UFKİ : Yatay.

UFO :Kimliği bilinemeyen,tanımlanamayan gök cismi.

UFUK: Göz erimi.

UFUL:Yıldız için batma.

UFUNET : İrinli yara. Pis koku.

UGARİT:Suriye’nin kıyı şeridinde ünlü bir antik kent.

UGİYA:Moritanya’nın para birimi.

UGNİ:İtalya ve Fransa’da yetişen,değerli bir şarap veren beyaz üzüm cinsi.

UGOR: Ural ailesinden bir dil örneği.

UĞRA:Yufka açılırken hamurun tahtaya yapışmaması için serpilen kalın un. Kalın öğütülmüş un.

UĞRALAMAK:Hamur açılırken yapışmaması için un serpmek.

UĞRAŞ: İş.

UĞRU:Hırsız.

UĞRUN: Gizli.

UĞU:Halk dilinde baykuşa verilen ad.

UĞUR: Jüpiter gezegenine verilen bir başka ad.

UĞUT:Çimlenmiş buğdayın kaynatılmasıyla yapılan bir tür yemek.

UHA: Ukrayna mutfağına özgü bir tür çorba.

UHDE:Sorumluluk.

UHDUME:Eskiden beli ince göstermek için kadınların kalça üzerine bağladıkları yastık.

UHLAN:Bir çok Avrupa ordusunda mızraklı süvarilere verilen ad.

UHREVİ:Öbür dünya ile ilgili.

UHURU: Afrika’nın en yüksek dağı Kilimanjaro’nun yerli dillerde özgürlük anlamına gelen adı.

UK:Birleşik krallık anlamında İngiltere ve İskoçya krallığı’nı simgeleyen harfler.

UKAB:Eski dilde karakuş,tavşancıl kuş.

UKAB:Eski dilde kartal takım yıldızının adı.

UKAB:Hazreti Muhammed’in siyah renkli sancağının adı.

UKAD:Düğümler anlamında eski sözcük.

UKALA: Bilecen,bilgiçlik taslayan.

UKBA:Öteki dünya, ahret.

UKDE:İçe dert olan şey.

UKE:Judo’da saldırıya uğrayan ve teknik olarak rakibinden zayıf kalan taraf.

UKEMİ: Judo’da yere düşüş.

UKNUM :Prensip, umde, ilke, din ve felsefe temellerinden biri. Hipostaz. Kimi felsefe ve din kurumlarının dayandığı temellerden her biri.

UKR: Arap edebiyatında şiirin en güzel beytine verilen ad.

UKR: Toprak sahibine toprak gelirlerinden verilen belirli bir pay.

UKR:Ukrayna’nın uluslar arası kodu.

UKUBAT: Öbür dünyada verilecek olan cezalar.

UKUBET(UGUBET): Çok çirkin ve sakil olan.

UKUL: Eski dilde akıllar anlamında sözcük.

UKULELE :Hawai adalarına özgü gitara benzer dört telli çalgı.

ULA: Osmanlı devletindeki sivil rütbelerden biri.

ULAÇ: Belirteç olarak kullanılan eylem soylu sözcük. Fiillerin zarf olarak kullanılan şekilleri, bağfiil.

ULADA : Aydın yöresinde, kadınların kına gecesi, düğün,bayram gibi özel günlerde başlarına örttükleri geniş örtüye verilen ad.

ULAH:Eskiden Romanya’nın yerli halkına ve bu halkın soyundan olan kimselere Osmanlı Türklerinin verdiği ad.

ULAK: Bir zeytin cinsi.

ULAK: Çağan Irmak’ın bir filmi.

ULAK: Haberci.

ULAM:Aralarında ilgi yada benzerlik bulunan şeylerin tümü,kategori. Grup.

ULAMA: Ünsüzle biten bir sözcüğün ünlüyle başlayan sözcüğe bağlanarak okunması.

ULANBATOR:Moğolistan’ın başkenti.

ULANTI: Şiirde,bir dizede tamamlanmayan tümcenin öteki dizelerde sürdürülmesi.

ULAŞ: Alanya ilçesinin tanınmış bir plajı.

ULEB: Avrupa Basketbol Ligleri Birliği.

ULEMA:Osmanlı devletinde kadılara ve müderrislere verilen ad.

ULİ: Papua Yeni Gine’de,bir atayı ya da efsane kahramanını temsil eden ağaç oyma heykel.

ULİT: Ege Üniversitesi Uluslar arası İlişkiler Topluluğu kısaltması.

ULTOR :Roma mitolojisinde Jüpiter ve Mars’ın sıfatı.

ULTRA:Yapısına girdiği sözcüğe aşırılık anlamı katan yabancı bir önek.

ULTRAVİYOLE:Gözle görülmeyen,mor ışının ötesinde yer alan,yapay olar da elde edilip tıpta kullanılan bir ışınım,mor ötesi.

ULU: En büyük.

ULUBAT:Marmara bölgesinde bir göl.

ULUBURUN:Bodrum müzesinde sergilenen dünyanın en eski batığının çıkarıldığı,Kaş ilçesindeki burun.

ULUBÜK: Eskişehir’in Alpu ilçesinde bir mağara.

ULUCAMİ: Mihrabın önünde iki nef boyunca uzanan büyük kubbeli camiler.Anadolu Türk mimarlığında,çoğunlukla enine planlı ve çok ayaklı camilere verilen genel ad.

ULUDAZ: Kahramanmaraş’ta bir yayla.

ULUFE:Osmanlılarda kapıkulu askerlerine saray ve devlet kuruluşlarındaki bazı görevlilere üç ayda bir verilen ücret. Yeniçeri maaşı.

ULUFESİZ:Maaş alamayan yeniçerilere verilen ad.

ULUĞBEY:Timur’un torunu ve Şahruh’un oğlu olup 1409-1449 yılları arasında Semerkant hükümdarı olarak bilimin gelişmesine büyük katkılarda bulunmuş, özellikle astronomi ve matematik alanlarında değerli eserler yazmış ünlü bilgin ve hükümdar.

ULUHİYET:Eski dilde tanrılık vasfı,tanrısallık.

ULUKALE:Tunceli’nin Çemişkezek ilçesinin 10 km. doğusunda, Osmanlı dönemine ait ünlü cami.

ULUKAYA:Bartın ilinde bir şelale.

ULUKÖY: Amasya ilinde bir baraj.

ULUM:Bilimler,ilimler.

ULUNEKE :Cengiz Han’ın annesinin adı.

ULUOVA: Elazığ’ın kuzeyinde Mollakendi de denilen bir ova.

ULUYAYLA:Bartın ilinde doğal güzelliğiyle tanınmış bir yayla.

ULUYÖRÜK: Karakeçili de denilen bir Türkmen boyu.

ULVAN:İftihar etme,övünme.

ULVİ: Yüce,yüksek.

ULVİYET:Yücelik, yükseklik.

ULYA:Çok yüce.

ULYSSES:James Joyce’un tanınmış bir romanı.

UMA:Artvin yöresine özgü,yağı çıkarılmış ayranın kaynatılmasıyla yapılan peynir.

UMACI: Küçük çocukları korkutmak için uydurulmuş yaratık.

UMAÇ: Una su katılarak yapılan bir tür çorba.

UMAMİ:Tatlı,tuzlu,ekşi ve acı tatları dışında kalan beşinci tat.

UMAR: Çıkar yol,çare.

UMARSIZ: Çaresiz.

UMAY:Eski Türklerde çocukları koruyan tanrıça.

UMBO:Bir kalkanın ortasında bulunan,eli korumaya ve oklardan sakınmaya yarayan,genellikle bombeli bölüm.

UMDE:Dayanılacak şey,ilke. Prensip.

UMİAK: Fok balığı derilerinden dikilerek yapılan ve taşıma işlerinde kullanılan Eskimo kayığı. Ren geyiği derisinden yapılmış Eskimo kayığı. Önceleri Grönland da,daha sonra Alaska da Eskimolar tarafından kullanılmış olan tekne türü.

UMK:Eski dilde derinlik.

UMMAN:Ana deniz,okyanus.

UMRAN (ÜMRAN) :Bayındırlık.

UMRE:Hac zamanı dışında Kabe ve diğer kutsal yerleri ziyaret etme.

UMU :İstek, arzu.

UMUR :Aldırış etme,önem verme.

UMUR: Eski dilde işler,eylemler.Görgü,deneyim.

UNA: Hırvatistan ile Bosna-Hersek sınırını çizen ırmak.

UNAMAK:Saymak,değer vermek anlamında yerel sözcük.

UNAMUNO:Yaman Adam , Sis, Abel Sanchez’in yazarı,İspanyol yazar .

UNEP:Birleşmiş Milletler Çevre Programının kısaltması.

UNESCO:Birleşmiş Milletler Eğitim Bilim ve Kültür Örgütü’nün kısa yazılışı.

UNİ: Hera’yı andıran Etrüsk tanrıçası.

UNİCEF:Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu.

UNİDO:Birleşmiş Milletler Sınai Kalkınma Örgütü’nün kısa yazılışı.

UNKUD:Meyve salkımlarına verilen ad.

UNO:Birleşmiş Milletler Örgütünün İngilizce simgesi.

UNUTMA BENİ:Küçük mavi çiçekler açan bir bitki.

UNVAN: Bir kimsenin adı sanı.

UPANAYANA:Hinduizm’de erkek çocukların öğrencilik yaşamının başlangıcını ve dinsel topluluğun tam üyesi olarak kabul edilişini simgeleyen tören.

UPANİŞAD :Vahiyle ulaştığı kabul edilen ve Veda döneminin sonunda ortaya çıktıkları için Vedanta diye bilinen kutsal Hindu metinlerini belirten Sankritçe sözcük.

UPAS:Cava adası yerlilerince silahların ucuna sürülen çok güçlü bitkisel zehir .

UPASAKA:Budizm’e inanan,ama herhangi bir manastır tarikatından olmayan kişi.

UPU:Uluslar arası Posta Birliğinin kısa yazılışı.

UR :Eski dilde kale hendeği.

UR :Neoplazma.

UR: Ardahan ilinde bir ılıca ve madensuyu.

UR: Mezopotamya’da kurulmuş en büyük sitelerden biri.

UR:Tümör.

URA :Osmanlılarda sınır nişanı.

URA: Mersin’in Silifke ilçesinde antik bir kent.

URADDAL:Hint mutfağına özgü,ezilmiş mercimekle yapılan bir yemek.

URAGAN :Hızı saatte 120 km’yi geçen çok şiddetli ,yağmur getirmeyen fırtına.

URAN :Sanayi, endüstri.

URANİA: Yunan mitolojisinde güzel sanatların dokuz perisinden biri.

URANOFOBİ:Göğe bakmaktan korkma.

URANUS: Yunan mitolojisinin ilk erkek tanrısı.

URANÜS:Güneşe uzaklık sırasında yedinci olan ve güneş çevresindeki dolaşımını 84 yılda tamamlayan gezegen.

URANYUM: Doğadaki en ağır element.

URARTU:Doğu Anadolu’da Van gölü ve çevresinde kurulmuş eski bir krallık.

URARTULAR:Tunç çağının sonlarıyla demir çağının başlarında merkezi kabaca Van gölü olmak üzere Doğu Anadolu’dan bu günkü Türkiye’nin Ermenistan ve İran sınırlarının doğusuna kadar uzanan bölgede yaşayan halk.

URASA: Bir hastalığı kocakarı ilaçlarıyla iyileştirme çabası.

URASIYA:Eskiden okçulukta “vurmak amacıyla, hedefe yönelik” anlamında kullanılan sözcük.

URAY: Eski dilde belediye .

URBA: Giysi.

URBAN :Çöl Arapları. Eskiden çöllerde yaşayan Araplara verilen ad.

URBANİZM :Mimarlığın şehir düzeni ile uğraşan kolu. Şehircilik.

URD: İskandinav mitolojisinde,yaşlı bir kadın olarak tasarımlanan kader tanrıçası.

URDU (URDUCA):Pakistan’ın resmi dili.

UREBİ:Afrika’da yaşayan bir antilop.

URENA: Sıcak bölgelerde yetişen ve lifleri tekstilde kullanılan bir ağaççık. Kongo jütü de denilen otsu bir bitkiye ve bunun saplarından elde edilen liflere verilen ad.

URETRİT:İdrar yolu iltihabı.

URFAKEBABI:Bol maydanoz,domates ve soğanla koyun kıymasından yapılan bir tür şiş köfte.

URGAN:Keten,kenevir,jüt gibi türlü dokuma maddelerinden yapılan ince halat.

URGANLI: Manisa’nın Turgutlu ilçesinde bir kaplıca.

URİ : İsviçre’de kanton.

URİM:Yahudilikte,tanrının herhangi bir konuda ne düşündüğünü anlamak için kullanılan kutsal büyü zarları ya da çubukları.

URK:Asmanın yada bostanın verdiği sürgün.

URKEKLİK:Kevdere de denilen,Doğu Anadolu’da ve Kafkasya’da yaşayan keklik cinsi.

URL: Web sitelerinin adresleri için verilen genel isim.

URMAK:Eski dilde vurmak.

URMİYE:Ortadoğu’nun en büyük gölü.

URNA:Ölülerin küllerini saklamaya yarayan vazo.

URODEL:Zoolojide kuyruklular.

URONİ: Kuzey Amerika’daki bir Kızılderili kabilesi.

URS (URAS) :Eski dilde düğün yemeği. Saadet, mutluluk.

URUBU:Tropikal Amerika’da yaşayan küçük bedenli akbaba.

URUÇ:Yukarıya çıkma,yükselme.

URULAR:Güney Amerika’daki Titicaca gölünde yaşayan yerli bir halk.

URUP:Arşın’ın sekizde biri uzunluğundaki ölçü.

URUŞ:Ankara yöresine özgü kuzu eti,pirinç,nohut ve sarımsakla yapılan kapama yemeği.

URUVANDA: Anadolunun en eski halkı Luvilerde geyik tanrısı.

URYAL:Evcil koyunun atası olduğu sanılan Asya koyunu.

US: Akıl.

USA :John Dos Passos’un ünlü üçleme romanı.

USA VURMA: Akıl süzgecinden geçirmek,muhakeme.

USANMAK: Bıkmak.

USARE :Özsu.

USER: Rize’de bir yayla.

USKOKLAR:On altıncı yüzyılda Osmanlı karşıtı Sırp,Hırvat,Arnavut,Dalmaçyalı kişilerden oluşan sınır çetelerine verilen ad.

USKUNA: Pruva direği kabasorta armalı,grandi direği sübye armalı,iki direkli yelkenli tekne.

USKUPADOR:Savaş gemilerinde temizlik işiyle görevlendirilen er.

USKUR :Deniz taşıtlarının pervanesi.

USKURU:Cıvata ve somunlardaki yiv.

USLAMLAMA:Bilinen ya da doğru olarak kabul edilen belirli önermelerden başka önermeler çıkarmak.

USLU:Sofralık bir zeytin cinsi.

USRET(USR):Eski dilde zorluk, güçlük. Darlık, sıkıntı. Zor iş. Tıp.

USTABAŞI:Formen.

USTAŞA:Milliyetçi ve terörist,1929’da kurulan Hırvat derneği.

USTUFATO :Et ve sebzeleri, kapak kenarı hamurla iyice kapatılmış tencere içinde pişirme yöntemi.

USTUKA: Sönmüş kireç.

USTUNÇ: Taşınabilir cerrah araçları takımı.

USTURLAB: Özellikle gemicilerin kullandığı,gök cisimlerinin durumuna bağlı olarak konum belirlemeye yarayan aygıt.Gökteki yıldızları,Güneş’i,Ay’ı gözlemek ve ufuk üzerindeki yüksekliğini ölçmek için eskiden kullanılan astronomi aleti.

USTURMAÇA: Birbirinin üzerine veya rıhtıma yanaşan teknelerin bordalarının göçmemesi veya bozulmaması için araya koydukları ağaç,lastik,plastik veya halatlardan yapılmış balon,silindir biçimindeki yastık.

USTURUPLU:Derli toplu.

USU:Japonya’nın Hokkaido adasında etkin bir yanardağ.

USUL :Alaturka müzikte tempo.

USUNİFİNG:Mali’de etli ve yumru kökü yiyecek olarak kullanılan bir bitki.

UŞ : Eski dilde kuş yuvası.

UŞAK: Erkek hizmetçi.

UŞAKKAPAN:Halk arasında bebekleri kaldırdığı söylenen bir cins akbaba.

UŞEBTİ: Eski Mısır’da tahta,taş ya da pişmiş topraktan yapılan mezar heykelciği.

UŞİ:Osmanlı Devletinin Kuzey Afrika’daki son topraklarını da yitirdiği antlaşma.

UŞKARTMAK: Abartmak anlamında yerel sözcük.

UŞKUN: Yaprakları yürek biçimindeki bir ravent türü.

UŞŞAK:Türk müziğinde bir makam.

UT : Utanma duygusu.

UTA:Geleneksel Japon türkü ve şarkılarına verilen ad.

UTANGAN :Utangaç.

UTARİT :Merkür.Güneşe en yakın gezegen.

UTASEBUNE: Japonya’ya özgü,yelkenli bir balıkçı teknesi.

UTEKA :Serbest bırakılmış cariyeler , veya köleler, azatlılar.

UTELER: Kuzey Amerika’da yaşayan Kızılderili bir halk.

UTEROMANİ :Kadında cinsel isteğin hastalık derecesinde artması.

UTERUS:Dölyatağı,rahim.

UTİLİTARİZM:Bir işin doğru olup olmadığını o işteki yarar ile ölçen ahlak sistemi.

UTME :Hünnap, iğde gibi zeytinimsi meyve.

UTO: Eski Mısır inanışında yılan tanrıça.

UTRUFE:Az bulunur,nadir ve tuhaf şeyler.

UTRUŞ:Eski dilde sağır.

UTU:Sümerlerde güneş tanrısı.

UTUK:Moğol devlet örgütünde ulusla oymak arasında yer alan sosyal ve idari birim.

UVA:İtalya’da bir çok asma çeşidine verilen ad.

UVAKARİ: Güney Amerika ormanlarında yaşayan bir maymun cinsi.

UVALA:Düdenden daha geniş olan çukurlara verilen ad.

UVEA:Gözyuvarının pigment ve kan damarları içeren katmanı,orta tabakası.

UVERTÜR: Genellikle müzikli bir sahne yapıtının orkestrayla çalınan giriş bölümü. Operada,perde açılmadan önce orkestranın çaldığı parça.

UVERTÜR: Pokerde oyunu açabilmek için gerekli el.

UVRİYERİZM:Toplumsal hareketin ancak işçilerin önderliğiyle yürütülebileceğini savunan öğreti.

UVVAR:Eski dilde dağ kırlangıcına verilen ad.

UYARLAMAK: Bir yabancı yapıtı,kişi ve yer adlarını değiştirerek yerli bir yapıt durumuna getirmek.

UYARLAMAK:Edebiyat yapıtlarını sinema,televizyon ve radyonun teknik olanaklarına uygun duruma getirmek.Adapte etmek.

UYGU: İki şey arasındaki uygunluk ilkesi.

UYKU APNESİ: Uykuda geçici solunum durması.

UYKULUK: Geleneksel Türk evlerinde,bir yanı pencereli yüksekçe seki.

UYKULUK: Kundak çocuklarının avucunda biriken kir.

UYKULUK:Kasaplık hayvanların timüs ve pankreas bezlerine verilen ad.

UYLUK:Bacağın kalçadan dize kadar olan bölümü.

UYNUK:Yayıkta yağı alınmış ayran.

UYSAL:Yumuşak başlı.

UYUN :Gözler, pınarlar, kaynaklar.

UYUNTU:Uyuşuk,tembel,miskin.

UYUŞUK: Tembel,miskin.

UYUŞUK:Bursa yöresine özgü bir peynir cinsi.

UYUŞUM: Benzerlik,denklik.

UYUTMA:İncir ve sütle yapılan bir tatlı.

UYUZ:Kaşındırıcı bir deri hastalığı.

UYUZOTU: Hekimlikte uyuza karşı kullanılan çiçekli bir bitki.

UZ:İyi,güzel.

UZ:Özbekistan’ın plaka imi.

UZADUYUM: Telepati.

UZAĞIL: Ankara ilinde yontmataş dönemine ait bir buluntu yeri.

UZAK: Nuri Bilge Ceylan’ın bir filmi.

UZAKDOĞU: Asya’nın doğu ve güney doğusuna verilen ad.

UZAM: Bir olayın gerçekleştiği,geliştiği yer.

UZAM:Bir nesnenin uzayda kapladığı yer. Mekan.

UZANIM:Nitelik, özellik, ölçü, boyut.

UZATIM: Tanınan vade,eklenen süre.

UZAY MEKİĞİ: Uzaya bir roketin sırtında fırlatılan ve insan taşıyan aygıt.

UZAY-ZAMAN: İçindeki noktaların hem uzay hem de zaman koordinatlarıyla belirlenmesi gereken matematiksel boşluk.

UZİ:İsrail yapımı suikast silahı.

UZLET:Toplum yaşayışından uzaklaşarak tek başına yaşama.

UZO:Yunan rakısı.

UZOM:Algılanan nesnelerin temel özelliği.

UZUNADA:İzmir körfezinin orta kesiminde bir ada.

UZUNEŞEK: Bir çocuk oyunu.

UZUNGÖL:Trabzon’un Çaykara ilçesinde,1989’da tabiat parkı kapsamına da alınan,doğal güzelliğiyle tanınmış göl.

UZUNHAVA:Türk halk müziğinde bir türkü türü.

UZZA: Müslümanlık öncesi Kabe’de bulunan üç puttan biri.

UZZAL: Türk müziğinde bir makam adı.

 

Son Güncelleme: Çarşamba, 30 Nisan 2014 14:56