Se Si Öz

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır

T - (TA-TYURATAM)

e-Posta Yazdır PDF
Makale İçeriği
T - (TA-TYURATAM)
Sayfa 2
Sayfa 3
Tüm Sayfalar

 

TA:Kat,büklüm anlamında eski sözcük.

TA:Tantal’ın simgesi.

TAACCÜP :Şaşma.

TAADDÜT:Çoğalma,sayısı artma.

TAAFFÜN:Kokuşma,pis kokma.

TAALLUKAT:Hısım ve akrabalar.

TAAM:Yemek.

TAAMMÜM : Yayılma.

TAAMMÜT (TAAMMÜD) :Bir işi yada suçu bilerek ve isteyerek tasarlayıp yapmak.

TAAN : Küfürbaz.

TAANNÜD:Bilerek inat etme,direnme.

TAASSUP:Bağnazlık.

TAAŞŞUK:Aşık olma.

TAAT:İbadet etme,Allahın emirlerine uyma.

TAAYYUN:Belirgin.

TAB:Tifo aşısı.

TABA:Kuru tütün yaprağını andıran kızılımsı kahverengi.

TABAAT:Basımcılık.

TABAK: Derileri işleyen kimse,sepici.

TABAK: Kenarları yayvan,ortası az çukur,yemek kabı.

TABAK: Şap hastalığına verilen bir başka ad.

TABAKA: Cepte taşınan tütün ya da sigara kutusu.

TABAKA: Katman.

TABAKHANE:Hayvan postunu kullanılacak duruma getirme işleminin yapıldığı yer.

TABAKLAMAK:Hayvan postlarını kullanılabilecek duruma getirmek amacıyla değişik kimyasal maddelerle işlemek.

TABAL:Hitit döneminde Kızılırmak yöresine verilen ad.

TABAN: Kılıç,bıçak gibi şeylerin yapımında kullanılan iyi cins demir.

TABASKİ : Afrika ülkelerinde yaşayan Müslümanların kurban bayramına verdikleri ad.

TABASKO:Öğütülmüş acı biber ve sirkeyle hazırlanan bir tür sos.

TABBAH (TABİH) :Aşçı.

TABELA:Hastanelerde her hastanenin gündelik yemek ve ilacının yazıldığı kağıt.

TABERİ: İslam dünyasında Sünniliğin yerleşmesine önemli katkıda bulunmuş,İslam tarihi ve tefsir alanlarında çok kapsamlı yapıtlar vermiş İslam bilgini.

TABERİYE:İsrail’de bir göl.

TABESARAH: Toprağı temiz olsun anlamında ölüler için edilen dua.

TABGAÇLAR: Hunlardan sonra Kuzey Çin’de hüküm süren hanedan.

TABİ :Yayımlayan.

TABİR :Genellikle gerçek anlamından az çok ayrı,ilgi çekici bir anlam taşıyan kalıplaşmış söz öbeği.Deyim.

TABİSTAN:Yaz mevsimi.

TABİYE:Eski dilde hazırlama,yerleştirme.

TABL:Eski dilde davul.

TABLA: Hint müziğine özgü vurmalı bir çalgı.

TABLAKAR:Başkasının adına gezerek satıcılık yapan kimse.

TABLALIMOBİLYA:Masa,dolap,komodin gibi düz levhalardan yapılan mobilya.

TABLARULA:Marangozların lamba açmakta kullandıkları rende.

TABLATURA:Batı müziğinde bir nota çeşidi.

TABLATURA:Telli çalgılarda parmakların sapın neresine basacağını gösteren müzik yazım sistemi.

TABLDOT: Seçme olanağı olmayan,iki,üç ya da dört çeşit yemekten meydana gelen bir öğünlük yemek listesi.Listedeki bütün yemekler için sabit bir fiyat uygulanır.

TABLET: Değirmi biçimde yassı hap.

TABLET: Milattan Önce 4 bin ile Milat arasında Mezopotamya’da (Sümer,Asur ve Babil’de) üzerine çivi yazısı yazılarak pişirilmiş yassı kil levha.

TABLİYE:Köprülerde ilk yerleştirilen ve köprüyü oluşturan bölüm.

TABLO:Bez,tahta,kağıt gibi maddeler üzerine yapılmış yağlı boya,sulu boya,pastel boya veya kara kalem resim.

TABU: Bir sözcüğü,yasaklanmış sözcükleri kullanmadan anlatmaya dayanan bir oyun.

TABU:Kutsal olduğu için dokunulmaması gereken şey.

TABULARASA:Deneyci bilgi kuramı ile psikolojide,duyuların dış nesnelere tepki göstermesi sonucunda idea’ların ortaya çıkmasından önce zihnin durumu.İnsan zihninin deney edinmeden önce,üzerine hiç bir şey yazılmamış bir tabletten farksız olduğunu belirtmek için kullanılan felsefe terimi.

TABULE:İnce bulgur,maydanoz,nane ve domatesle yapılan bir tür meze.

TABUR:Dört bölükten kurulan,bir binbaşının komutasında bulunan asker birliği.

TABURE:Arkalıksız iskemle.

TABUT: İçine yumurta konulan uzun sandık.

TABUTLUK: Ancak bir kişinin hareketsiz ayakta durabileceği özel işkence bölmesi.

TABYA: Ayrı olarak yapılmış ve silahlarla güçlendirilmiş istihkam.

TACİN: Tunus ve Fas mutfağına özgü,aynı adlı güveç kabında pişirilen bir tür et yemeği.

TAÇ:Çiçeğin dıştan ikinci halkasında bulunan yaprakların hepsi.

TAÇKAPI: Önemli binaların avlularına giriş yerinde inşa edilen çok süslü kapı.

TADAT :Sayım. Toplanma.Sayma.

TADİLAT: Değişiklik.

TAEK: Türkiye Atom Enerjisi Kurumu.

TAEL :Çin’in eski para birimi.

TAFLAN :Kara yemiş ağacı. Süs bitkisi olarak bahçelerde yetiştirilen küçük bir ağaç.

TAFOTA: İstanbul Rum cemaatinin Hz. İsa’nın vaftizinin yıldönümünü kutlamak için düzenlediği,denize atılan haçı çıkarma temeline dayanan tören.

TAFRA:Çalım. Kendisini olduğundan büyük gösterip böbürlenme.

TAFSİLAT: Ayrıntılar.

TAFTA: Çözgüsü organzen ipliği ve atkısı pişirilmiş ipekten olan kumaşlar. İpekle dokunmuş,sert bir kumaş türü.

TAGALOG:Filipinlerde konuşulan bir dil.

TAGALOGLAR: Filipinlerde yaşayan bir halk.

TAGUK: Muş yöresinde,odun ya da eşya taşımakta kullanılan kızağa verilen ad.

TAGUT:İslamlıktan önce Arapların taptıkları Lat ve Uzza putlarına verilen ad.Büyücü.Şeytan.Haddini aşan,ilahlık taslayan anlamına gelir.

TAĞŞİŞ:Dürüstlük ilkesine aykırı hareket edilerek tüketicilerin farkına varamayacakları şekilde, bir malın içine değersiz veya daha düşük değerli madde karıştırılması.

TAĞUT: Ceylan.

TAĞYİR:Bir şeyi değiştirme, başkalaştırma, aslından saptırma,bozma.

TAHA: Kuran’da bir sure.

TAHACCÜM: İrileşme,büyüme.

TAHACCÜR: Taşlaşma,taş kesilme.

TAHAKKUK:Gerçekleşme.

TAHAMMÜL: Katlanma.

TAHANNEBİ:Uzun ve sarı taneli bir üzüm cinsi.

TAHAR:Dokunacak kumaşın deseninin özelliğine göre çözgü ipliklerini gücü tellerindeki boncuklardan geçirme işlemi.

TAHARRİ: Arama,araştırma.

TAHASSUN:Korunmak için bir yere çekilme,sığınma.

TAHASSÜR: Kavuşmak istenen şey veya kimse için üzülme,özlem.

TAHASSÜS: Duygulanma,duygulanım.

TAHAŞİ :Korkma.

TAHATTUR: Hatırlama.

TAHAYYÜL:Hayalde canlandırma. Sembolleştirme.

TAHFİF: Hafifletme,yükünü azaltma.

TAHHAN:Eski Türklerde demirci ve zanaatçı ustalarına,esnaf temsilcilerine verilen ad.

TAHİN :Öğütülmüş susamın koyu sıvı durumu.

TAHİR: Temiz.

TAHİTİ:Pasifik Okyanusu’nda Fransa’ya ait bir ada.

TAHKİK:Soruşturma.

TAHKİKAT:Soruşturmalar.

TAHKİM :Sağlamlaştırma.

TAHKİR: Aşağılama,onur kırma,onuruna dokunma.

TAHKİYE: Hikaye etme,anlatı.

TAHLİ: Koparma,çıkarma,sökme.

TAHLİL:Çözümleme,analiz.

TAHLİSİYE:Kazaya uğrayan gemilerin yolcularını ve gemi adamlarını kurtarma işi.

TAHLİYE: Boşaltma.

TAHMİD: Hamdetme,şükretme.

TAHMİL: Yükleme.

TAHMİS:Divan edebiyatında bir gazelin her beytinin başına üç mısra eklenerek yazılan şiir türü.

TAHNİT: Ölüyü bozulmaması için ilaçlama.Mumyalama.

TAHRA: Eğri bir budama bıçağı türü.

TAHRİF: Değiştirme.

TAHRİFAT:Aslını bozma,değiştirme.

TAHRİK: Kışkırtma.

TAHRİLLİCAM: Çeşmibülbül.

TAHRİR: Yazma,kitabet,kompozisyon.

TAHRİRAT :Resmi bir dairece yazılan yazılar ve mektuplar.

TAHRİREN: Yazılı.

TAHSİLAT: Alacakların toplanması.

TAHSİN: Beğenip alkışlama.

TAHSİR:Hasret bırakma.

TAHSİS: Ayırma.

TAHSİSAT: Ödenek.

TAHTA:Uzun biçilmiş ağaç.

TAHTABI: Takunya.

TAHTABOŞ:Eski İstanbul evlerinde çatının döşemesi tahta üstü çinko çatılı bölümü.

TAHTAKALE:Türk kentlerinin çoğunda, surla çevrili alanın dışında kalan yerleşmelere verilen ad.

TAHTAKUŞLAR:Balıkesir’in Edremit ilçesine bağlı,etnografya müzesiyle tanınmış köy.

TAHTAPAMUK:Döşemecilikte kullanılan bir dolgu ve örtü malzemesi.

TAHTEREVALLİ:İki ucuna birer kişi oturup,karşılıklı olarak havada yükselip inerek eğlenmeyi sağlayan,ortasından bir yere dayalı tahta kalas.

TAHTIREVAN:İnsan omzunda veya deve,fil,at,katır gibi hayvanlara yüklenerek götürülen portatif,üstü örtülü taht,tekerleksiz taşıt.

TAHVİL:Devletin yada özel bir kuruluşun ödünç para almak için çıkardığı,yıllık faiz getiren yazılı senet.

TAİFE: Bir gemide bulunan,türlü işlerde çalıştırılan sefer işçileri,tayfa,mürettebat. Eski dilde mürettebat. Kavim,kabile.

TAİKO:Deri yüzeyleri sırım yada küçük çivilerle gerilmiş,genellikle sopalarla çalınan,fıçı biçiminde çeşitli Japon davullarına verilen ad.

TAİLLE:Devrimden önce Fransa’da soylu olmayanlardan alınan bir vergi.

TAİPEİ: Tayvan’ın başkenti.

TAİR:Uçan,uçucu .

TAİŞ: Japonya’da bir ordunun başkomutanına verilen ad.

TAJİTA: Meksika mutfağına özgü bir tür et yemeği.

TAK :Caddelerde kutlama için kurulan süsler.

TAK:Üzüm kütüğü.

TAKA :Bangladeş’in para birimi.

TAKA: Tavana yakın küçük pencere.

TAKA:Duvar içindeki kapaksız küçük dolap.

TAKA:Karadeniz’de balıkçı teknelerine verilen ad. 8-12 m boylarındadır ve 5-10 ton yük taşıyabilir.

TAKADDÜM: Eski dilde önce davranma,önce gelme.

TAKALAK: Bütün olarak fırında kurutulmuş armut.

TAKALAK: Kahramanmaraş iline özgü,sarımsaklı yoğurtla yenilen yuvarlak bulgur köftesi.

TAKALAK: Keçeden yapılan çoban başlığı.

TAKALLÜS: Büzüşme,kasılma.

TAKAMİKURA: Japon imparatorlarının tahtına verilen ad.

TAKANA: Halk dilinde mutfağa verilen ad.

TAKASBANK:İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında gerçekleştirilen alım satım işlemlerinin menkul kıymet ve nakit takasının yerine getirilmesinden sorumlu merkezi takas kurumu.

TAKATUKA: Tütün içilen çubuğun külünün silkildiği odanın ortasına yerleştirilen yayvan kül tablası.Ağaçtan yapılıp üzeri gümüşle kaplanmıştır.

TAKATUKA:Basım evlerinde dizilmiş harfleri iyice yerleştirmek için üzerlerine vurmaya yarar takoz.

TAKAV: Nal,at nalı.

TAKAYAMA: Japonya’da bir kent.

TAKAZA: Azarlama,serzeniş,başa kakma.

TAKBİH: Kınama,ayıplama.

TAKDİR:Beğenme,değer verme.

TAKDİS:Kutsama. Kutsal sayma.

TAKEOMETRE :Düzenlenmiş arazinin yüzölçümünü bulup planını yapmaya yarayan alet.

TAKIM:Aynı görev için bir araya gelen ve birbirini tamamlayan ekip.

TAKIR:Çöl bölgelerinde bazı çukurların tabanını kaplayan tuzlu ve killi toprak.

TAKİ:On iki imamın dokuzuncusu.

TAKİBAT:Kovuşturma.

TAKİM:Mikroptan arındırma,sterilize etme.

TAKİM:Verimsiz duruma getirme,sonuçsuz bırakma,kısırlaştırma.

TAKİMETRE:Hareket durumundaki bir cismin hızını ölçmeye yarayan alet.

TAKİR:Bir uzvu derince,kötü bir şekilde kesme.

TAKİYE :Mezhebini gizleme.

TAKKE:İnce kumaştan yapılan ve külahın altına giyilen yarım küre biçiminde bir başlık türü.

TAKKO :Antil adalarında yaşayan uzun gagalı,geniş kuyruklu ve boz renkli bir kuş.

TAKLA:Ön veya arkaya dönme hareketi.

TAKMAK: Halk dilinde makaraya verilen ad.

TAKNİN: Kanun koyma.

TAKO:Meksika’ya özgü, bir tür mısır ekmeği.

TAKOFOBİ: Yüksek hızdan duyulan korku .Sürat korkusu.

TAKOZ: Çivi çakmak için duvarın içine yerleştirilen ağaç parçası.

TAKOZ:Lakerda yapılmak için kesilmiş torik balığı parçası.

TAKRAK:Küçükbaş hayvanların boynuna takılan küçük çan.

TAKRİBEN:Aşağı yukarı,yaklaşık olarak.

TAKRİR: Önerge.

TAKRİR:Anlatma,ders verme. Yerleştirme,yerleştirilme.

TAKRİZ:Bir yapıtın başına konulan,övücü tanıtma yazısı,övme,övüş.

TAKRİZAT:Bir yapıtta,o yapıt için yazılmış övgülü sunuş yazılarının yer aldığı bölüme verilen ad.

TAKSA: Pulu yapıştırılmadan gönderilen mektup için,alıcının cezalı olarak ödediği posta ücreti.

TAKSALI:Pulu yapıştırılmadığı yada eksik yapıştırıldığı için parası,cezasıyla birlikte kendisine gönderilen kimseden alınan mektup.

TAKSİR: Kusur.

TAKSİRAT: Alın yazısı.

TAKSİRAT: Kusurlar,suçlar.

TAKSONOMİ:Canlıları benzerlik ve farklılıklarına göre sınıflandıran bilim,sistematik.

TAKT:Yerinde konuşma yada davranma.

TAKTAKI: Halk dilinde ağaçkakana verilen ad.

TAKTİ:Kesme, parçalama.Aruz ölçüsünde bir dizeyi ölçünün kalıplarına göre ayırma.

TAKVA:Günahtan sakınma,züht.

TAKYİDAT: Kayıtlamalar,kısıtlamalar.

TAKYİT:Eski dilde bağlı kılma,kısıtlama.Şart koşma.

TAL :Kök, sap ve yaprak şeklinde farklılaşmamış bir bitkinin yaşama ve büyüme organı.Ağaçlarda çiçek ve meyveyi dala bağlayan ince bölüm.

TAL:Eski dilde çiçek tozu.

TALA:Bir Pasifik ülkesi olan Batı Samoa’nın para birimi.

TALA:Hindistan ve Pakistan müziğinde ritim ve ölçüye verilen ad.

TALAK:İslam dininde evliliğin sona ermesi. Erkeğin karısını boşaması.

TALAKAT:Düzgün söz söyleme kolaylığı.

TALAMUS:Beyin yarımkürelerinin derinliğinde,üçüncü karıncığın alt tarafında bulunan sinirsel bozmadde oluşumu.

TALAN: Yağma,çapul.

TALAPAT:Tıraşlı başlarını güneş ışınlarından ve gözlerini günaha sokacak nesneleri görmekten korumak için Buda rahiplerinin taşıdıkları palmiye yaprağından yapılmış büyük yelpaze.

TALAR:İran saray ve evlerinde avluya bakan,üç yanı açık sundurma.

TALARİ:Etiyopya’nın eski para birimi.

TALASEMİ : Akdeniz çevresinde yaşayanlarda görülen kansızlık.Cooley hastalığı. Akdeniz anemisi de denilen kansızlık hastalığı.

TALASOFOBİ:Denizden aşırı derecede korkma.

TALASOTERAPİ:Deniz suyuyla yapılan tedavi yöntemi.

TALAŞ:Tahta kırpıntısı. Yonga.

TALAŞKEBABI:İçine pişirilmiş kuş başı et ve sebze konularak hazırlanan bir tür börek.

TALAT: Yüz,çehre.

TALATUR: Kıbrıs’ta cacığa verilen ad.

TALAZ: Dalga,kasırga.

TALAZAN: Tokat ilinde,Danişmentliler döneminden kalma ünlü tarihi köprü.

TALEP: İstem.

TALER: Almanya ve Avusturya’da kullanılmış eski gümüş para.

TALER:Almanya dışına sürülmüş Musevilerin 14. asırdan başlayarak kullanmış oldukları Almanca.

TALET: Yahudi dinsel törenlerinde kullanılan yünlü veya ipekli şal.

TALİ: İkinci derecede.

TALİA:Eski dilde öncü.

TALİBİ: Onsekizinci asırda yaşamış koşma ve destanlarıyla tanınmış halk şairimiz.

TALİD:Sözü kolay anlaşılmaz, karışık ve kapanık duruma getirme.

TALİK :Asma,yukarı kaldırma.

TALİK: Erteleme.

TALİK:Hat sanatında Arap abecesiyle yazılan bir yazı türü.

TALİKA :Boşanmış kadın.

TALİKA:Dört tekerlekli,üstü kapalı,yaylı bir tür at arabası.

TALİMAR:Baş bodoslamasından omurgaya kadar uzanan,cıvadra donanımına desteklik etmek amacıyla konulan ekleme.

TALİMAT: Yönerge,direktif.

TALİMATNAME:Yönetmelik.

TALİMİ:Öğretici,didaktik.

TALK:Özellikle süt çocuklarının pişik gibi deri hastalıkları için kullanılan bir tür pudra.

TALKSHOW :Çene yarıştırma.

TALON: Hisse senedinin kuponlarından oluşan kısmına verilen isim.

TALONİK: Yapısında beş alkol fonksiyonu bulunan asit.

TALTİF: Gönül okşama,yumuşatma,rütbe,nişan,maaş artırımı gibi şeylerle sevindirmek. İyilik ederek gönül alma.

TALUS: Aşık kemiği

TALVEG:Bir akarsu yatağının en derin yerlerini birleştiren çizgiye verilen ad.

TAM OYMA:Yüksek kabartma gibi bir zemine bağlı veya alçak kabartma gibi yassılaştırılmış olmayan,üç boyutta da gelişmiş olan heykelcilik yapıtı.

TAMAH : Açgözlülük.

TAMAHKAR :Aç gözlü.

TAMALE: Meksika yemeği,acılı.

TAMAMİ :Eski dilde integral.

TAMANİT: Doğal kalsiyum ve demir fosfat.

TAMARİN: Amerika’nın tropikal ormanlarında yaşayan bir maymun cinsi.

TAMAS: Halk dilinde eriğe verilen ad.

TAMBO: Kısa bir sopanın kullanılmasın dayanan Japon savaşma sanatı.

TAMBUR: Yay veya mızrapla çalınan,uzun saplı,telli bir çalgı türü.(Çalınacak ezgiye göre akort edilir.(Kara düzen,misket düzeni,bağlama düzeni v.s.)

TAMBURA: Türk Halk Müziğinde kullanılan cura, bulgari,çöğür, bağlama gibi telli ve çalgıçla çalınan çalgıların genel adı.

TAMBURATA: Eski savaş gemilerinin baş taraflarında bulunan topsuz lombar.

TAMBUREN:Fransa’nın Provence bölgesine özgü,iki derili,uzun ve dar gövdeli,tek değnekle çalınan bir davul.

TAME:Böcek ısırmasıyla oluşan yumru.

TAMENG:Güneydoğu Asya’da,Assam’dan Vietnam’a kadar,bataklıklarda sürüler halinde yaşayan geyik.

TAMİA: Kuzey Amerika’da yaşayan küçük bedenli bir sincap cinsi.

TAMİK :Derinleştirme.

TAMİLLER: Hindistan’da ve Sri Lanka’da yaşayan bir halk.

TAMİM :Genelge,sirküler.

TAMPERE: Müzikte bir oktavın 12 eşit yarım sese bölündüğü akort düzeni.

TAMPİKO:Meksika’da yabani olarak yetişen bir otun yapraklarından elde edilen bitkisel lif.

TAMPON:Çarpışmaların etkisini azaltan donanım.

TAMTAM :Çin gongu.

TAMU :Eski dilde cehennem.

TAMURE: Hawaii havalarına uyarak karşı karşıya oynanan bir Polinezya dansı.

TAMZARA :Doğu Anadolu’da toplu olarak oynanan bir halk oyunu.

TAN: Eski dilde sövme,küfür etme anlamında sözcük.

TANA:Etiyopya’nın en büyük gölü.

TANAKA: Myanmar’da kabuk ve köklerinden sarı boya elde edilen bir ağaca ve bu boya kullanılarak yapılan kadın makyajına verilen ad.

TANATOFOBİ: Sebepsiz ölüm korkusu.

TANATOLOJİ:Ölümün ve ölme olayının psikososyal boyutlarıyla tanımlanması ya da incelenmesi.

TANDANS:Eğilim,yöneliş.

TANDEM:Arka arkaya oturmuş,iki kişi tarafından sürülen bisiklet. İki kişilik bisiklet.

TANDIR: Kuyuda pişen et.

TANDIR: Yere çukur kazılarak yapılan bir tür fırın.

TANDIRNAME: Yararsız sayılan masalların,gerçekdışı bilgilerin,boş inançların yazılı bulunduğu ileri sürülen ama gerçekte var olmayan halk kitabı.

TANE: Pirinç,buğday,mısır gibi bitkilerin tohumu.

TANEN:Bir çok bitkisel maddede bulunan,deri tabaklamada,hekimlikte kullanılan,tadı buruk madde.

TANGA: Çok ince bir bikini türü.

TANGARA: Amerika kıtasında yaşayan ötücü bir kuş.

TANGRAM: Yedi karton parçasından oluşan ve bunlarla çeşitli şekiller elde etmeyi amaçlayan eski bir Çin oyunu.

TANILAMA (TANI):Teşhis.

TANIŞTIRMAK: İki kişiyi birbirine tanıtmak.

TANIT: Öne sürülen bir şeyin doğruluğunu göstermede izlenen düşünsel süreç.

TANITMAK: Takdim etmek.

TANİN: Hüseyin Cahit Yalçın tarafından İstanbul’da yayımlanan günlük gazete.

TANİN:Tınlama,çınlama.

TANİNİ: Türk müziğinde dokuz koma değerindeki tam aralık.

TANJANT:Başka bir çizgiye,eğriye veya yüzeye dokunan,fakat onu kesmeyen çizgi,eğri veya yüzey.Bir şeye yalnız bir noktadan değen.

TANKER:Sıvı maddeleri taşıyan gemi yada kamyon.

TANNANLIK: Rezonans.

TANPURA: Hint müziğine özgü bir tür lavta.

TANREK: Madagaskar’da yaşayan,oklu kirpiye benzer bir hayvan.

TANRIKUT:Hun hükümdarlarının unvanı.

TANSIK:Mucize.

TANTAL :Afrika’nın tropikal bölgelerinde yaşayan iri bir leylek cinsi.

TANTALOS: Yunan mitolojisinde,tanrıların kendisine uyguladığı işkenceyle tanınan ve mezarının Bayraklıda(İzmir) olduğuna inanılan efsanevi Lidya kralı.

TANTRA:Hinduizm,Budizm ve Caynacılığın bazı mezheplerinde Batıni (içrek) uygulamaları konu alan çok sayıda metnin ortak adı.

TANTUNİ:Kuşbaşından daha küçük et parçalarının soğan,biber,maydanoz,domates vs ile bir sac üzerinde pişirilmesi sonunda hazırlanan Mersin yöresine özgü kebap türü.

TANYERİ:Güneş doğarken başlayan hafif aydınlık.

TANZİFAT : Belediyece yaptırılan temizlik işleri.

TANZİM: Düzenleme.

TANZİMAT:Sultan Abdülhamit zamanında 1839’da Gülhane Hattı Hümayunu adıyla anılan bir fermanla ilan edilen yönetimi iyileştirme tasarısı ve bu iyileştirmenin yapıldığı dönem.

TAO:Eski Çin felsefesinde,evrenin birliğini sağlayan düzen ilkesi. Lao Tse (çe)’nin dinsel öğretisi.

TAP: Ev tavanlarında direkler üzerine konan tahtalar.

TAPA:Top mermisinin ucuna vidalanan ve mermi atıldıktan sonra patlamasını sağlayan ayarlı kapak.

TAPAMOL:Beyinde üçüncü karıncığın iki yanında yer alan ve beynin öbür bölümleriyle ilişkili çekirdeklerden oluşan boz madde kitlesi.

TAPAN :Tarlaya atılan tohumu örtmek için gezdirilen ağaçtan yapılmış araç ,sürgü.

TAPAS:İspanya’ya özgü, içkilerle birlikte servis yapılan küçük meze tabağı.

TAPAŞ :Yoğrularak yuvarlanmış topak edilmiş bulgur.

TAPINCAK:İlkel toplumlarda tapınılan cansız nesne, fetiş.

TAPİ: Az pişmiş kalın yufka ekmek.

TAPİ:Pokerde kağıtlar dağıtılmadan önce oyunculardan birinin yere sürdükten sonra önünde fişi yada parası kalmadığını belirtmek için söylediği söz. Paralı oyunlarda kar ve zarar olmadığını belirtmek için kullanılan sözcük.

TAPİR: Asya ve Afrika’nın tropikal bölgelerinde yaşayan,2 m uzunluğunda,kısa hortumlu bir hayvan türü. Karınca yiyen hayvan.

TAPKUR:Beygir haşasını tutan küçük kolan.

TAPLAMA: Adıyaman yöresine özgü,kuşbaşı et ve bulgurla yapılan bir yemek.

TAPLAMA: Bazlamaya benzer bir çeşit tandır ekmeği.

TAPMACA: Halk dilinde bilmece,bulmaca anlamında kullanılan sözcük.

TAPON:Niteliği düşük,eski,elde kalmış.

TAPŞIRMA:Halk edebiyatında mahlas anlamında kullanılan sözcük.

TAPU: Taşınmaz mallarda mülkiyet hakkı belgesi.

TAPUĞ:Gülşeni tarikatında ilahiye verilen ad.

TAPYOKA :Manyok kökünden çıkarılan nişasta.

TAR: Asya’da bir çöl.

TAR:Asya’da yaşayan yabanıl bir keçi.

TAR:Doğu Anadolu ile Azerbaycan’da çalınan tezeneli bir çalgı türü.

TARA (TAHRA) :Bağ budamaya yarayan eğri bıçak. Küçük odun baltası,nacak.

TARA :Japonya’da Buda tapınaklarına verilen ad. Budistlerin en büyük tanrısı.

TARA: Süpürge sapı.

TARAB: Sevinç, şenlik.

TARABA:Tahta perde. Tahtaların yan yana getirilmesinden meydana gelen her türlü kaba kaplama.

TARABALAR:Sinop’un Ayancık ilçesindeki aileleri özel albümlerinden derlenen fotoğraflarla Volkan Atılgan tarafından oluşturulan,Ayancıktan sonra İstanbul,İzmir,Bursa,Ankara,Bodrum’da sergilenen,adı tahtadan yapılmış çit anlamına gelen etkinlik.

TARAÇA: Oturup hava almaya yarayan düz, çevresi ve üstü açık,yüksekçe yer, seki, teras.

TARAFTAR: Yandaş.

TARAK: Balık solungacı.

TARAK: Toprağın taşını ayıklamakta kullanılan araç.

TARAK:İnsanda ayağın yüksek olan üst bölümü.

TARAK:Kabukları yuvarlak ve yelpaze biçiminde bir deniz yumuşakçası.

TARAKÇIN:Çavuşkuşu,ibibik gibi adlar da verilen bir kuş.

TARAKDİŞ:Yurdumuzun sulak alanlarında da yaşayan bir ördek cinsi.

TARAKLI :Yol yol nakışlı.

TARAKOTU: Dikenli bir bitki.

TARAKS :Böceklerde baş ile karın arasında kalan beden bölümü.

TARAMA :Balık yumurtası ile yapılan meze.

TARANÇÇILAR: Asya’da yaşayan bir Türk boyu.

TARANGA:Bir tür tatlı su balığı.

TARANTAS: Eskiden Rusya’da kullanılan dört tekerlekli köylü arabası.

TARANTULA: Güney Avrupa’da yaşayan ısırması iltihaplara yol açan iri bir örümcek türü.

TARASSUT:Gözleme.Gözetleme.Dikkatli bakma.

TARASUN :Darıdan yapılan şarabın kımızla karıştırılmasıyla elde edilen eski Türk içkisine verilen ad.

TARAŞ:Tarla,bağ,bahçe gibi yerlerden kaldırılan ürünlerden arta kalanlar.

TARATOR:Ekmek içi, ceviz, zeytinyağı, sarımsak ve sirke ile yapılan bir tür meze Midye tava sosu.

TARAVET:Eski dilde körpelik,tazelik.

TARAY:Güneydoğu Asya’nın bataklık ormanlarında yaşayan balıkçıl kedi.

TARAZ: İpek gibi düz ve parlak bir kumaşın üzerinde bulunan tel tel iplik.

TARÇIN:Defnegillerden bir ağaç ve bu ağacın içinde kokulu bir yağ bulunması dolayısıyla bahar gibi kullanılan kabuğu.

TARD :Kovma.

TARDİYE:Divan edebiyatında beşer dizelik bentlerden oluşan şiir türü.

TARET: Topu düşman ateşinden koruyan zırhlı bölme.

TARH:Bahçelerde çiçek dikmek için ayrılmış olan yer.

TARHAN(TURHAN):Soylu ve seçkin kimse.

TARHAN:Eski Türklerde demirci ve zenaatçı ustalarına,esnaf temsilcilerine verilen ad.

TARHANA: Mayalanmış yoğurtlu hamurun kurutulup ufalanmasıyla yapılan çorba.

TARHUN: Hititlerin fırtına tanrısı.

TARHUN: Yemeklere tat ve koku vermek için ve hekimlikte kullanılan , birleşikgillerden ıtırlı bir bitki.

TARIK AKAN: Ünlü bir sinema oyuncumuz.

TARIK: Sabah yıldızı.

TARİK: Yol.

TARİKAT:Aynı dinin içinde bir takım yorum ve uygulama farklılıklarına dayanan,bazı ilkelerde birbirinden ayrılan,Tanrı’ya ulaşma ve onu tanıma yollarından her biri.Tasavvufta,Tanrı’nın doğrudan bilgisine götürdüğüne inanılan manevi yol.

TARİZ : Taşlama, iğneli söz.

TARLA: Ekilebilir belirli toprak.

TARLAKOZ:İki çift kürekli balıkçı kayığı. Bir tür küçük manyat ağı.

TARLATAN: Gelinlik gibi bazı giyeceklerde etekleri kabarık tutmak için kullanılan, apreleyerek belirli bir sertlik verilen ince muslin kumaş.

TARMUK:Kütük kesmeye yarayan testere.

TARO:Tropikal bölgelerde yetişen ve yumruları besin olarak kullanılan bir bitki.

TAROGATO:Rumen ve özellikle Macar halk müziklerinde yaygın olarak kullanılan tek kamışlı nefesli çalgı.

TAROT:İskambilin atası sayılan 78’lik desteye ve bu desteyle bakılan falcılık yöntemine verilen ad. Özel kağıtlarla bakılan bir fal türü.

TARPAN :Atgillerden soyu tükenmiş olan küçük, çevik bir yaban atı.

TARPUŞ: Kırmızı yünden örülmüş bir tür başlık.

TARRAKA:Eski dilde gürültü,patırtı.

TARSİ: Divan şiirinde birbirini izleyen iki dizedeki sözcüklerin birbirine denk düşürülmesi.

TARSUSİ: İnce belli bardakta içilen Türk kahvesine verilen ad.

TART:Çıkarma,uzaklaştırma,kovma.

TART:Kalıpta pişen bir tür meyveli pasta.

TARTAN: Akdeniz’de kullanılan yelkenli bir gemi.

TARTAN: Atletizm pistlerinin kaplanmasında kullanılan döşeme gereci. Özellikle atletizm pistlerinin kaplanmasında kullanılan plastik madde.

TARTAN: Yünlü kumaş dokumasında bazen ipek de katılarak oluşturulan ve Türkçe de genellikle ekose olarak bilinen,birbirini kesen kareli desen.Şal,eteklik ve örtü yapımında kullanılan yünlü bir kumaş.

TARTAR: Diş diplerinde oluşan kireç tabakası.

TARTARİK:Yapısında iki alkol ve iki asit bulunan madde.

TARTAROS: Yunan mitolojisinde,ölüler ülkesinin dibinde bulunan cehennem. Yenilmiş tanrıların ve Zeus’a hakaret eden kahramanların atıldığı cehennem hapishanesi.

TARTI:Yelkenleri indirip kaldırmaya yarayan ip.

TARTMA: Baş örtüsü,yemeni.

TARTURA:Çıkrıkçı çarkı.

TARUMAR: Dağınık.

TARZ: Üslup.Bir kimse için özel anlatım biçimi.

TARZİYE:Yapılan kötü bir davranış için özür dileme,gönül alma.

TAS: Bakırdan yemek ve su kabı.

TAS: Eski bir Türk sazı.

TASADAYLAR: Filipinler’in yağmur ormanlarında yaşayan küçük bir topluluk.

TASADDUK: Sadaka verme.

TASALLUT: Musallat olma,saldırma,sarkıntılık.

TASANNU:Bir şeyi olduğundan daha değerli gösterme,yapmacık.

TASAR: Plan.Bir iş,bir düşünce sırasını,düzeyini gösteren resim,yazı. Layiha.

TASARIM: Bir şeyi zihinde biçimlendirme.

TASHİH: Düzeltme.

TASIM:Doğru olarak kabul edilen iki yargıdan üçüncü bir yargı çıkarma temeline dayanan bir uslamlama yolu .Çıkarım.Kıyas.

TASIMSAL: Kıyaslama ile ilgili.

TASİR:Sıkıp suyunu çıkarma.

TASLAK: Bir işin,özellikle bir sanat ya da edebiyat yapıtının genel biçimini gösteren ön çalışma.

TASMA :Hayvan boyunduruğu.

TASMİM:Eski dilde tasarlama.

TASNİF: Bölümleme,sınıflama.

TASRİH: Açık söyleme,belirtme.

TASVİR: Birini,bir şeyi ayrıntılarıyla anlatma.

TAŞ:Birine dokunsun diye söylenen söz.

TAŞAĞIL: Antalya’nın Manavgat ilçesine bağlı bir belde.

TAŞÇEVİREN:Deniz kıyılarında yaşayan bir kuş.

TAŞDELEN:İstanbul’un tanınmış bir içme suyu.

TAŞDÖŞEK:Beton bloklarla ya da küçük moloz taşlarla yapılan temel.

TAŞELİ :Akdeniz Bölgesinde,Cennet-Cehennem obruklarının ve Narlıkuyu mağarasının da yer aldığı platonun adı.

TAŞEMEN: Suda yaşayan,çok ilkel yapılı omurgalı hayvan.

TAŞERON: Yapılacak işi,asıl yükleniciden üzerine alan ikinci yüklenici. Götürü iş yapan.

TAŞIL: Geçmiş yer bilimi zamanlarına ilişkin hayvan veya bitkilerin,yer kabuğu kayaçları içindeki kalıntıları veya izleri,fosil.

TAŞISIRAN: Tatlı sularda yaşayan bir balık.

TAŞİKARDİ:Tıp dilinde kalp atışının hızlanmasına verilen ad.Kalp atım hızının 100’ün üstüne çıkması hali.

TAŞİR: Bir sayıyı ona çıkarmak ya da ona bölmek.

TAŞİZM:Lekecilik de denilen soyut resim anlayışı.

TAŞKIZIL:Kaya ardıcı da denilen göçmen bir kuş.

TAŞKÖPRÜ: Kastamonu’nun bir ilçesi.

TAŞKÖPRÜ: Trabzon ilinde bir yayla.

TAŞLAMA: Halk edebiyatında bir kimseyi yermek ya da toplumun bozuk yanlarını eleştirmek amacıyla yazılan şiir türü.

TAŞLAMA: Sert madenleri aşındırıcı bir araç yardımıyla parlatma eylemi.

TAŞLIK: Kuşların sindirim kanalları üzerinde bulunan kaslı,öğütücü mide.

TAŞNAKTZUPYUN: Doğu Anadolu topraklarını da kapsayan bir Ermeni devleti kurmayı amaçlayan ve 1890’da kurulan siyasal örgüt.

TAŞRA: Dışarlık.

TAŞTHANE:Osmanlı saraylarında padişaha ait bazı eşyanın saklandığı yere verilen ad.

TAŞTIR:Gazelin beyitlerinde iki dize arasına aynı vezinde birbiriyle uyaklı dizeler ekleyerek bentlerden oluşan yeni bir şiir (Musammat) meydana getirme.

TAŞUCU: Mersin’in Silifke ilçesine bağlı turistik bir belde.

TAT:Kekeme yada dilsiz kimse.

TAT:Türklerin egemen olduğu yerlerde yaşayan Arap ve İranlılara verilen ad.

TATAMİ :Judo, karate gibi sporlarda yer minderi olarak kullanılan ve pirinç saplarının örülmesiyle yapılan kalın halı. Japon hasırı.

TATAR:Osmanlı devletinde atlı ya da arabalı posta görevlisi.

TATAR:Yoğurtlu kızartma,yoğurtlama.

TATARAĞASI:Mecazen beceriksiz,başarısız,dikkate alınmayan.

TATARCIK: Sıcak ülkelerde yaşayan,türlü hastalıklara yol açan küçük bir sinek. Yakarca.

TATARİ :Az pişmiş et.

TATARİ: Posta hizmeti görmeye alıştırılmış güvercin.

TATAVA:Argo’da söz kalabalığı,kuru gürültü anlamındaki sözcük.

TATBİKAT: Uygulama.

TATİL: Dinlence.

TATİLNAME :Eskiden bir gazetenin geçici olarak kapatıldığını bildiren resmi yazı.

TATLARİN: Nevşehir ilinde bir yeraltı şehri.

TATLICA:Sinop’un Erfelek ilçesinde,birbirine yakın 28 şelalenin ortak adı.

TATO:Argo’da hamama verilen ad.

TATOS:Doğu Karadeniz dağlarının doruk kesimine verilen ad.

TATU: Eskiden Karagöz oynatılan kahvelere verilen ad.

TATU:Amerika’nın tropikal bölgelerinde yaşayan ve top gibi olabilen bir hayvan.

TATULA: Patlıcangillerden,kasların kasılmasını giderdiği için hekimlikte kullanılan, çiçekleri beyaz yada mor renkte,meyveleri dikenli bir bitki.Boru çiçeği.

TATYAN :Geceleyin söylenen ağır ve feryatlı türkülerde uygulanan bir halk ezgisi.

TAU: Sinir hücrelerinde bulunan protein.

TAUN :Veba hastalığı.

TAV: En uygun durum ve zaman.

TAV:İşlenecek bir nesnede bulunması gereken ısının,nemin yeterli olması durumu.

TAVA :Tuzlalarda deniz suyu çekilen bölüm.

TAVA :Fide yetiştirmek için ayrılmış toprak.

TAVA:Gemilerde borda iskelesinin alt başındaki sahanlık.

TAVA:Kireç karıştırılan tekne.


Son Güncelleme: Çarşamba, 30 Nisan 2014 14:55