Se Si Öz

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır

R - (RA-RYA)

e-Posta Yazdır PDF
Makale İçeriği
R - (RA-RYA)
Sayfa 2
Tüm Sayfalar

RA :Radyumun simgesi.

RA:Arjantin’in plaka işareti.

RA:Norveçli kaşif Thor Heyerdahl’ın,eski Mısırlıların Amerika’ya gittiğini kanıtlamak için papirüsten yaptığı ve ikinci seferinde başarıya ulaştığı teknenin adı.

RAAD:Eski dilde çok konuşan,geveze anlamındaki sözcük.Çalçene.

RABA: Orta Avrupa’da,Tuna’nın kolu olan bir ırmak.

RABBE: Üvey ana.

RABELAİS:Gargantua ve Pantagruel adlı yergili yapıtlarıyla ünlü Fransız yazarı.

RABITA: Parke’den daha geniş ve uzun,döşeme kaplama tahtası.Düz döşenmiş parke.

RABİA:Eski dilde dördüncü.

RABİA:İlk Arap kadın şairi ve mutasavvıfı.(713-801)

RABİA:Osmanlılarda,Tanzimat’tan sonra kolağası rütbesine eşit olan sivil unvan.

RABİHA: Kazanç sağlayan,kar getiren iş.

RACA: Hindistan Prensi. Hindistan’da kral ve imparatorlara,büyük toprak sahibi prenslere verilen san.

RACİ: Geri dönen,ricat eden.

RACİL:İslam ordularında piyade erlerine verilen ad.

RACON:Argo’da yol,yöntem.

RAD :Eski dilde geri çeviren,reddeden.

RAD: Kemençe.

RAD: Kuranda bir sure.

RADA:Polonya,Litvanya,Belarus ve Ukrayna’da siyasal erki üstlenen meclise verilen ad.Kazaklarda halk meclisi.

RADANSA:Yelkenlere açılan deliklere ve halat ilmiklerine geçirilen metal halka.

RADAR:Radyo dalgalarının yankısını alarak cisimlerin yerini ve uzaklığını bulabilen,genellikle uçak ve gemilerde kullanılan cihaz.

RADDE:Kerte,derece.

RADIÇÇOPULU: İstanbul’un Şile ilçesinde bir mağara.

RADİ:Süt kardeş.

RADİFE: Kıyamet gününde çalınacağına inanılan surun ikinci üflenişi.

RADİKA :Karahindiba’nın sebze olarak yenen yaprakları.

RADİKAL: Aşırı.

RADON:Radyum tuzunun su ile işlenmesinden hidrojen ve oksijenle karışım durumunda elde edilen,boru yardımıyla sıvı hava içinden geçirilerek bu karışımdan ayrılan radyoaktif element.

RADULA:Yumuşakçaların ağzında bulunan boynuzsu ve şerit biçiminde ki organ.

RADYAL: Yüksek kavrama özelliğine sahip otomobil lastikleri için kullanılan sözcük.

RADYAN:Bir dairede yarıçap uzunluğundaki yay parçasını gören merkez açıya eşit açı ölçme birimi.

RADYAN:Işın yada ısı yayan.

RADYASYON: Işınım.

RADYOFONİK: Radyo ile ilgili,radyo ile verilen.

RADYOLİNK: Haberleşmede,yüksek frekanslı radyo dalgalarıyla bağlantı kurmaya yarayan sistem.

RADYOLOJİ:Işınbilim.

RADYOTERAPİ:Kanserde ışın tedavisi. İks (x) ışınlarının biyolojik etkisine dayanan bir tedavi yöntemi.

RADYUM:Baryum’a benzeyen,radyoaktif alkali toprak metali.

RAF: Dükkanlarda ürünlerin konulduğu yerler.

RAF: İngiliz kraliyet hava kuvvetlerine 1918 den beri verilen ad.

RAFADAN: Yumurtayı kabuğuyla kaynar suda az pişirme usulü.

RAFAL:Rüzgar hızının ani ve kısa süreli artışı.

RAFIZİLİK:Şii Mezhebinin bir kolu ve bu koldan olanların inancı.

RAFİNATÖR:Odun liflerini içinde bulunabilecek yabancı maddelerden arıtma ünitesi.

RAFİNE: İnceltilmiş,arıtılmış,saflaştırılmış.

RAFİNERİ: Ham petrolü işleyen ve farklı ürünlerini ayrıştıran tesis.Arıtımevi.

RAFİT :Bazı hayvan ve bitki hücrelerinde bulunan iğne biçiminde billur madde.

RAFTİNG: Eğim kırıklarının fazla olduğu eğimli akarsularda şişme bot ve sallarla yapılan su sporu.Sal yarışı. Akarsu krosu da denilen spor dalı

RAFYA: Afrika ve Amerika’da yetişen,iri gövdeli ve uzun yapraklı bir palmiye.

RAFYA: Giyim süslemede,çanta,şapka,sepet örmede kullanılan parlak,renkli ve dayanıklı bir şerit.

RAG : Eski dilde dağ eteği, çayırlık, çimenlik.

RAGA:Hindistan ve Pakistan müziğinde doğaçlamanın belli bir notalar dizisine (genellikle beş-yedi arası) dayalı melodi çatısı ve kendine özgü ritim kalıpları.

RAGAMALA: Kırk iki müzik makamını kapsayan ve Hindistan’da çok tanınan bir derleme.

RAGIP: İstekli,isteyen.

RAGLAN:Kolları yakadan inen palto.

RAH :Yol.

RAH: Eski dilde şarap.

RAHATFEZA: Türk müziğinde bir makam.

RAHE:El ayası.

RAHEL:Yakup peygamberin karısı ve Yusuf ile Bünyamin’in annesi olan kadın.

RAHİM:Koruyan,acıyan,merhamet eden.

RAHİYE: Bal arısı.

RAHL: Yolda gerekli olan eşya.

RAHLE: Üzerine kitap koyup,bağdaş kurarak önüne oturulan bir çeşit alçak masa. Kitap okuma sehpası. Eskiden ders çalışma masası.Tek parça tahtadan iki ayaklı çatal kürsü.

RAHMAN:Herkese,her canlıya merhamet eden (Tanrı).

RAHMANİNOV: Rus romantizminin son temsilcilerinden biri olan ünlü besteci ve piyano virtiözü.

RAHMET: Tanrı’nın bir insanın suçunu bağışlaması.

RAHMET: Yağmur.

RAHMİ: Merhametle ilgili.

RAHNE :Gedik,yarık. Yıkılma ya da oyulma yoluyla açılan delik.

RAHNE: Zarar,ziyan.

RAHNÜMA(REHNÜMA):Yol gösteren,kılavuzluk eden,rehber.

RAHŞAN: Parlak.

RAHT :Pencere ve kapı kanatlarını çerçeveye tutturan menteşe takımı.

RAHVAN :Koşarken bir yandaki iki bacağını aynı anda atan binek hayvanlarının biniciyi sarsmayan koşma biçimi.Atın normal yürüyüşü.

RAİ :Cezayir’de doğan ve Arap müziğiyle Batı müziğinin karışımı olan müzik türü.

RAİ :Eski dilde sığır çobanı.

RAİ:Gören,görücü.

RAİB : Gözbağcı, büyücü.

RAİF :Eski dilde acıyan.

RAİK:Eski dilde katıksız,saf,temiz.

RAİŞ:Eski hukukta rüşvet verenle alan arasında aracılık edene verilen ad.

RAİYE :Bir hükümdarın yönetimi altındaki halk. Bir hükümdara vergi veren halk.

RAİYE:Eskiden pastoral anlamında kullanılan sözcük.

RAİYE:Otlayan hayvan sürüsü.

RAİZ: Kızgın,öfkelenmiş.

RAK: Eski dilde yama vurma.

RAK: Üzerine yazı yazılan tabaklanmış ceylan derisi.

RAKABE.:Bir malın sahipliği.

RAKABE.:Eski dilde köle,kul anlamında bir sözcük.

RAKADAN .:Zıplama, sıçrama.

RAKAMLAMAK.:Bas notalarının üstüne akortlarını belirten rakam koymak.

RAKAN.:Japonya’da Budist ermişlere verilen ad.

RAKAPOŞİ.:Pakistan’ın Karakurum Dağları’nın doruğu.

RAKETBOL.: Squash’a benzer bir spor.

RAKIM.:Yükselti.Bir noktanın deniz yüzeyinden olan yüksekliği.

RAKİ:Eski dilde eğilen,secde eden.

RAKİK.:Eski dilde narin, ince ruhlu, dokunaklı, hassas. Merhametli, çok acıyan. Yufka yürekli.

RAKİKA.:İslam hukukunda: Köle,tutsak.

RAKİME.:Eski dilde üzerine yazı yazılmış kağıda veya mektuba verilen ad.

RAKİP.:Aynı şeyi elde etmek için çalışan kişi ya da gruplardan her biri.

RAKİP.:Binen.

RAKİT.:Durgun su.

RAKKA.:Merkezi Urfa olan Osmanlı eyaleti.

RAKO.:İri taneli bir pirinç türü.

RAKOR.:Sıhhi tesisatta iki boruyu döndürmeden birbirine bağlanmasını sağlayan bağlantı parçası.

RAKTA.:Arap abecesine göre bir harfi noktalı,bir harfi noktasız sözcüklerle yazılmış şiir.

RAKU.:Japon işi çömlek,sırlı seramik kap.(16. yüzyılda Japonya’nın Kyoto kentinde,özel olarak çay töreni için tasarlanan kurşun sırlı seramik kaplar).

RAKUN.:Çamaşırcı ayı denilen, kürkü kıymetli bir hayvan. Kuzey Amerika’da ağaçlarda yaşayan,kafası tilkiye benzeyen kürklü bir hayvan.

RAKURSİ.:Bir resim,desen yada alçak kabartmada,bazı nesne ve figür boyutlarının,perspektifin etkisiyle kısalması. Resimde bir nesne veya figürü derinlik duygusu içinde verme yöntemi.

RAKURSKİ.:Rus mutfağına özgü,yemekten önce bir arada sunulan çeşitli sıcak ya da soğuk yiyecekler,ordövr.

RAL .:Akciğerleri dinlerken hekimin duyduğu patolojik ses.

RALİL.:Borneo dağlarında yaşayan sülün.

RAM.:Bilgisayarda erişilebilir bellek.

RAMA.:Hint tanrısı.Hindu tanrısal varlıkları içinde en yaygın olarak tapınılanlardan biri.

RAMAD.:Tezhipçilerin altını dövmeleri sırasında tirşenin kenarlarından dışarı taşan parçalara verilen ad.

RAMAK.:Çok az kaldı anlamında bir sözcük.

RAMAS.:Halk dilinde ekin yığınına verilen ad.

RAMAYANA:Kutsal Hint destanı.

RAMAZANİYE: Halvetiye tarikatının bir kolu.

RAMBO: S.Stallone’un Vietnam savaşından dönen bir kahramanı canlandırdığı ünlü film karakteri.

RAMBURSMAN.:Geri ödeme.

RAMBUTON.:Tüylü liçi’ de denilen bir bitki.

RAMİ.: Ok ya da mermi atan kimse.

RAMİ.:Isırgangillerden,Çin Vietnam ve Malezya’da yetişen ve lifleri dokumacılıkta kullanılan değerli bir bitki.

RAMİN.:Tropikal bir ağaç.

RAMİZGÖKÇE.:Türk karikatür sanatının,1900-1953 yılları arasında yaşamış ünlü ustası.

RAMKA.:Kurtulmuş kuzu ve oğlak derileri.

RAMONDİA:Çan biçiminde mor çiçekleri olan otsu bir bitki.

RAMORA:Büyük balıkların göğsüne yapışık olarak yaşayan küçük balıklara verilen ad.

RAMP:Bir tiyatro sahnesinin önünde,ışık ve ışıldakların yerleştirildiği,izleyiciye en yakın yer.

RAMPA:Bir arazinin,bir karayolunun,bir demiryolu hattının yatay doğrultuya göre yokuş olan bölümü.

RAMPA:Bir geminin bir başka gemiye,dubaya,iskeleye yada sala değecek biçimde yanaşması.

RAMPA:Füzeli mermi veya makinelerin,havaya fırlatılmak için üstüne yerleştirildikleri eğik destek.

RAN : Akira Kurosava’nın bir filmi.

RAN :Nazım Hikmet’in soyadı.

RAN:İskandinav mitolojisinde ağıyla yakaladığı denizcileri kapıp kaçırdığına inanılan tanrıça.

RANA :Güzel,hoş (kadın).

RANALES: Düğünçiçeğigiller familyasının bilimsel adı.

RAND :Güney Afrika Cumhuriyeti’nin para birimi.

RANDA :Gemilerde mizana direğinin gerisindeki yelken. Yelkenli bir gemide,en kıçta yer alan direğe çekilen dörtgen biçiminde yelken.

RANDIMAN: Verim.

RANDORİ:Judo’da saldırıcı ile savunmacı arasındaki hücum çalışması.

RANGER: Küçük birlikler halinde düşman topraklarına saldırılar düzenlemek üzere eğitilmiş asker.ABD Kara kuvvetlerinde komando birliğine bağlı asker.

RANGUN:Myanmar’ın (Birmanya) başkenti.

RANİ :Hindistan Prensesi .Raca karısı.Mihrace eşi.

RANİDAFOBİ: Kurbağadan aşırı derecede korkma.

RANİNA : Tropikal denizlerin az derin sularında yaşayan bir yengeç cinsi.

RANK:Elemanları belirli bir sıraya göre dizili bir kümedeki konum yada yer.

RANKER : Genellikle dağlarda oluşan bir aşınma toprağı.

RANSEYMAN :Herhangi bir kişinin, malın yada durumun niteliklerini öğrenmek için toplanan bilgi.

RANT: Bir mal ya da paranın,belirli bir süre içinde emek verilmeden sağladığı gelir. Getirim.

RANTABİLİTE:Yatırılmış sermayenin,bir kuruluşun veya bir yatırım konusunun gelir sağlayabilme olanağı,verimlilik.

RANTABL:Gelir getiren,kar sağlayan. Karlı,verimli.

RANTİYE:Bankada bulunan paranın faiziyle veya sahibi bulunduğu değerli kağıtların geliriyle yaşayan kimse.

RANZ:İsviçreli çobanların türküsü.

RANZA :İki yataklı karyola.

RANZA: Gemi,tren,kışla,yatılı okul gibi yerlerde üst üste yapılan yatak yeri.

RAP:Şarkının sert bir biçimde vurgulandığı disko müzik üslubu.

RAPANA :Karından bacaklı bir yumuşakça cinsi.

RAPEL: Aşının tutması için yinelenmesi.

RAPİDO:Çizim yapmak için kullanılan çini mürekkepli kalem.

RAPİSA: Kolza bitkisine verilen bir başka ad.

RAPORTÖR :Sözcü.

RAPSODİ:Daha çok halk türkülerinden seçilmiş ezgilerin birbirine eklenmesiyle oluşturulan müzik yapıtı. Ulusal ya da yöresel konulardan esinlenerek oluşturulmuş müzik yapıtı.

RAPTİYE: Kağıt ya da karton gibi şeyleri bir yere tutturmak için kullanılan araç.

RAS :Habeş soylusu.Etiyopya’da prens anlamında soyluluk unvanı.

RASA: Hint estetiğinin altı kuralından biri olan ve zevkin özü anlamına gelen sözcük.

RASA:Hırvatistan’da bir liman kenti.

RASAF: Kaldırım,yaya yolu,kaldırım taşları.

RASANET: Dayanıklılık,metanet.

RASAS :Kurşun.

RASASİ:Kurşun renginde olan.

RASATHANE:Gözlem evi.

RASATTEPE:Ankara’da Anıtkabir’in bulunduğu tepenin eski adı.

RASİ :Demir atmış gemi.

RASİ: Trabzon’un Maçka ilçesinde bir yayla.

RASİH: Kuvvetli,sağlam.

RASİM (RASİME): Resim çizen,resim yapan.

RASİME: Eski dilde tören,merasim.

RASİME:Töre,gelenek.

RASİN: Sağlam,dayanıklı.

RASİZM:Irkçılık.

RASKOLNİKOV:Dostoyevski’nin “Suç ve Ceza” adlı romanının baş kişisi.

RASPA: Açılmış bir deliği işlemek,genişletmek ve temizlemek için kullanılan kesici çelik kalem.

RASPA: Neolitik çağda Anadolu’da ve özellikle Hititlerde kullanılmış bir çalgı.

RASPA:Argo’da çok yemek yeme,oburluk anlamında sözcük.

RASPA:Demir,tahta yüzeylerdeki boya,pas gibi şeyleri çıkarmak,pürüzleri gidermek için kullanılan iri dişli bir törpü. Tahta pas törpüsü.

RASPUTİN:Kendisine aziz süsü vererek yerleştiği sarayda türlü entrikalar çeviren ve Prens Yusupov tarafından öldürülen ünlü Rus papazı.

RAST :Tesadüf.

RAST : Türk müziğinde bir makam adı.

RASTA: Saçların tutamlara ayrılarak ip gibi örülmesiyle yapılan saç modeli.

RASTAFARİ:Antil Adalarında,özellikle Jamaika’da yaygın olan ve siyahların anayurt Afrika’ya dönüp özgürlüğe kavuşmalarını amaçlayan mistik,kültürel ve siyasal akım.

RASTIK: Sürme de denilen ve tanelerin içini kurum karası bir tozla dolduran ekin hastalığı.

RASTIK:Kadınların kaşlarını ya da saçlarını boyamak için sürdükleri siyah boya. Sürme.

RASYO (RATİO):İşletmelerin faaliyetlerini ölçme amaçlı kullanılan oransal göstergelere verilen ad.Bir bilanço ya da sonuç hesabında,işletmenin yönetim göstergesi olarak kullanılan iki büyüklük arasındaki oran.

RASYON:Günlük ihtiyacını karşılamak üzere bir hayvana verilen yem miktarı. Organizmanın 24 saatlik madde ve enerji ihtiyacını karşılayan besinlerin çeşidi ve miktarı.

RAŞA: Osmanlı döneminde Avusturya’dan gelen bir cins kumaşa verilen ad.

RAŞE :Eski dilde titreyiş, titreme.

RAŞİ: Trabzon’un Maçka ilçesinde bir yayla.

RAŞİT:Olgun,akıllı.

RAŞİTİZM:Çocuklarda kalsiyum,fosfor eksikliğinden yada dengesizliğinden ileri gelen,biçim bozukluğuna neden olan kemik hastalığı.

RAŞOMON :Akira Kurosava’nın bir filmi.

RAT: Aleut takımadalarında bir adalar grubu.

RATAFYA:Bahçelerde yetiştirilen çok kokulu karanfil ırkı.

RATAN:Güneydoğu Asya’da yetişen ve mobilya yapımında kullanılan bir cins kamış.

RATANET: Arapça dışında bir dille konuşma.

RATANYA:Karabuğdaygillerden ,20-40 cm yükseklikte,Amerika’da yetişen,bir çok türü bulunan,basit yapraklı,kökü toz durumuna getirilip hekimlikte ishal kesici olarak kullanılan bir ağaççık.

RATE :Başarısız.

RATE: Büyük fare.

RATİB:Sıraya koyan,tertipleyen. Sıralayan.

RATİBE: Maaş, aylık.

RATİNAJ:Yün kumaşların havlarına kıvırcık görünüm kazandırmak için yapılan uygulama.

RATİNG:Kitle iletişim araçlarında izlenme durumu,değerlendirme,takdir.

RATİNG:Kredi kalitesinin veya borçlanma araçları üzerindeki risk derecesinin belirlenmesi operasyonu.

RATİP:Eski dilde ıslak,yaş,nemli.

RAUF ORBAY: Hamidiye zırhlısı komutanı olarak Balkan Savaşında gösterdiği başarıyla tanınmış,1926 da Atatürk’e karşı düzenlenen İzmir suikastına adı karıştığı için yurt dışına sürülmüş asker ve devlet adamı.

RAUF:Esirgeyici,merhametli.

RAVANA: Hint mitolojisinde cinlerin on başlı kralı.

RAVANDA: Kilis ilinde ünlü bir kale.

RAVANDA:Kahramanmaraş yöresine özgü,kaynatılmadan güneş ısısıyla yapılan,tadı ekşimsi üzüm pekmezi.

RAVEL: Özellikle Bolero adlı yapıtıyla tanınmış Fransız besteci.

RAVENALA:Biri Amerika’da,diğeri Madagaskar’da yetişen ve yelpaze biçiminde yaprakları olan muzgiller familyasından iki ağacın ortak adı.

RAVENDİYE:Maddeci İslam öğretisi.

RAVENT: Karabuğdaygillerden ,hekimlikte kullanılan,iri gövdeli ve büyük yapraklı, beyaz çiçekli,çok yıllık otsu bir bitki.

RAVİ:Rivayet eden.

RAVİYOLİ:Küçük kareler biçiminde kesilmiş hamur katları arasına kıyma konularak yapılan İtalyan yemeği.

RAVNT:Dönem.

RAVZA:Türbe.Aziz mezarı.

RAVZA:Türk müziğinde kullanılmış beş telli bir saz.

RAYBA:Bir borunun ağzına biçim vermek , genişletmek ya da pürüzlerini almakta kullanılan aygıt. Pürüz alır.

RAYET:Eski dilde bayrak,sancak.

RAYİÇ :Malın satış değeri,sürüm değer.

RAYİHA:Hoşa giden güzel koku.

RAYMİ:Eski Peru halklarının dokuz gün süren dinsel bayramı.

RAYON :Rusya’da, bir ilçeye karşılık gelen yönetim bölümünü belirten Rusça sözcük.

RAYONİZM: Rusya’da soyut sanatın gelişimini önemli ölçüde etkileyen ve ışıncılık da denilen soyut resim akımı.

RAYOŞUMEKETİP:Siirt yöresine özgü,yağ içinde kızartılarak yapılan cevizli bir hamur tatlısı.

RAZ:Eski dilde gizem. Sır,gizli tutulan şey.

RAZAKI:Kalınca kabuklu,iri ve uzunca taneli bir tür üzüm.

RAZI:Uygun bulan, benimseyen.

RAZİK:Eski dilde yiyecek ve içecek şeyleri veren anlamında sözcük.

RAZİYANE:Hekimlikte gaz söktürücü olarak kullanılan bir bitki. Rezene.

RAZİYE: Süt kardeşi.

RAZİYEBEGÜM: İlk Müslüman kadın hükümdar.

RAZMOL:İri kepekli un.

RB:Rubidyum’un simgesi.

RC: Çin’in plaka işareti.

RCA:Orta Afrika Cumhuriyeti’nin plaka işareti.

RCH:Şili plakası.

RE :Renyum elementinin simgesi.

REA : Satürn gezegeninin beşinci uydusu.

REA: Güney Amerika’da yaşayan devekuşuna benzeyen uçamayan bir kuş.

REAKSİYON: Tepki,yanıt.

REAKTÖR: Yakıt olarak çevre havayı kullanan ve pervanelerin yardımı olmaksızın doğrudan doğruya tepki ile çalışan,iki ucu açık boru biçiminde itici.

REAL: Brezilya’nın para birimi.

REALGAR :Kırmızı zırnık.

REASÜRANS: Bir sigorta ortaklığının,sigorta ettiği paranın bir bölümünü,olabilecek zarara karşı başka bir ortaklığa yeniden sigorta ettirmesi işi.

REAYA: Osmanlı devletinin Müslüman olmayan uyruklarına verilen ad.

REBAB(REBAP) :İslam ülkelerinde kullanılan kimi mızraplı ve yaylı çalgıların ortak adı. Gövdesi Hindistan cevizi kabuğundan yapılmış,üzerine ince bir deri gerilmiş uzun saplı telli saz.

REBEK :Keman gibi omuza dayanarak çalınan yaylı çalgı.

REBEKA :İshak Peygamberin karısı ve Yakup Peygamberin annesi olan kadın.

REBİ:Bahar mevsimi.Eski dilde ilkbahara verilen ad.

REBİYÜLAHİR: Ay takviminin dördüncü ayı,küçük mevlit ayı.

REBUS:Görsel olarak hazırlanan bulmacalara verilen ad.

RECEC: Yeniçerilere ödenen üç aylıkların ikincisi.

RECEP:Ay takviminin yedinci ayı.

RECEZ: Aruz ölçüsü kalıplarından biri.

RECİM (RECM):İslam hukukunda zina suçu işleyenlerin taşlanarak öldürülmesi.

REÇİNA :Reçineli içki.

REÇİNE: Bazı bitkilerde özellikle çam ağaçlarında oluşan katı ve yarı akışkan organik salgı maddesi. Çam sakızı. Akındırık.

REÇME: Atların koşum takımlarına yapılan süsleme.

REÇME:Penye veya jarse tipi pamuklu örme kumaşlarda,genellikle tişört ve bluzlarda etek ve kol ağızlarını kapamada kullanılan dekoratif dikiş türü.

REDAKSİYON:Yazılmış bir metin üzerinde gereken düzeltmeleri yaparak yazıyı yayına hazır duruma getirme,yazı yazma,kaleme alma.

REDAKTÖR:Yazı yazan,bir yazıyı kaleme alan kimse.

REDE :Bir duvardaki taş yada tuğla sırası.

REDEVANS:Bir berat,lisans hakkı veya ticari marka sahibinin bunu devrettiği firmalardan aldığı maddi karşılık.

REDİ :Meme emen çocuk.

REDİF:Osmanlı ordusunda askerlik görevini bitirdikten sonra yedeğe ayrılan er. Yedek.

REDİF:Şiirde bir uyaktan sonra yinelenen aynı anlamdaki sözcük yada eklere verilen ad.

REDİGAST:Slav mitolojisinde savaş tanrısı.

REDİNGOT:Arkası yırtmaçlı,etekleri uzun,çift sıra düğmeli,resmi erkek ceketi. Vücuda oturan,eteğe doğru bollaşan robmanto veya manto.

REDOKS:Bir atom veya molekülden ötekine bir veya daha çok elektronun geçişi olayı.

REDRESÖR:İki yönlü bir dalgalı akımı,bir yönlü doğru akıma çevirmeye yarayan aygıt.

REESKONT:Bir bankanın elinde bulundurduğu,ödeme sırası henüz gelmemiş senetleri bir başka bankaya iskonto ettirmesi.

REF :Kaldırma, giderme. Lağvetme. Yukarı kaldırma.

REFAH: Bolluk,varlık ve rahatlık içinde yaşama.

REFERANDUM:Halk oylaması.

REFERANS:Başvurulması gereken kaynak. Bir kimsenin yararlılığını,yeteneğini gösteren belge.Bir şeyi yetkili birine arz etmek,önermek.

REFİ: Yüksek,yüce.

REFİK: Arkadaş,dost.

REFİKA:Eski dilde eş,zevce.

REFİKEPİKMAN: Geometrik soyut anlayıştaki yapıtlarıyla tanınan ve 1902-1974 yılları arasında yaşamış ressamımız.

REFİL: Keçeli kalem yedeği.

REFLEKTÖR:Gelen ışıkları yansıtan araç. Yansıtıcı,yansıtaç.

REFLÜ:Mide asidinin yemek borusuna kaçması.Geri kaçma.

REFREF:Hazreti Muhammed’in Miraç’a çıkarken bindiği bineklerden biri.

REFT:Eski dilde gidiş, gelip gitme.

REFTİYE: Osmanlı devletinde ülke dışına çıkartılan mallardan alınan gümrük vergisi.(Dışsatım vergisi).

REFÜJ:Orta kaldırım. Yaya kaldırımı.Geniş ve işlek yolların ortasında yayaların yolu iki aşamalı geçebilmesi için yapılmış bir kaldırım.

REFÜZE: Kabul etmeme,geri çevirme.

REG: Büyük Sahra Çölünün kuzeyindeki ovalara verilen isim.

REG:Eski dilde damar.

REGAİP :Recep ayının kandil olarak kutlanan ilk Cuma gecesi.Amine Hatun’un Hazreti Muhammed’e gebe kaldığı gece.

REGATA:Yelkenli,kürekli yada motorlu olabilen bir çeşit yarış teknesi.

REGGAE:Jamaika’da 1960’ların ortalarında doğan,Amerika’da yaygınlaşan bir popüler müzik ve dans üslubu.

REGLAN:Giysilerde omuzları kaplayan ve yakaya doğru uzanan kol. Pelerinli bir çeşit palto.

REGRESİON:Diğer bir olayın belirli bir büyüklüğüne karşılık bulan bir olayın yaklaşık büyüklüğünü bulma amacını güden işlem.

REGÜLATÖR:Bir makinenin görevini istenilen ölçüde tutup ayarlayabilen aygıt. Düzenleyici.

REHA : Kurtuluş, kurtulma.

REHA: Zenginlik,varlık içinde olma.

REHABİLİTASYON:Bir kimsenin iş yapmaya engel olan sakatlığını veya yetersizliğini gidermek amacıyla uygulanan tedavi,iyileştirme.

REHAMET:Sesin yada sözün yumuşak,ince,tatlı yada yavaş olması.

REHAVET: Gevşeklik.Sülpüklük.

REHAVİ: Çalgılı kutu ya da saat.

REHAVİ:Türk müziğinde iki makamın ortak adı.

REHGÜZAR: Yol üstü.

REHİN:Bir borcun ödeneceğine teminat olarak,ödenince geri almak şartıyla,borçlunun alacaklıya verdiği değerli şey.

REİ: Bir koyun girişinde ileri doğru uzanmış olan ve bir denizkulağını denizden ayıran kıyı şeridi.

REİ: Geleneksel Japon şarkılarına verilen ad.

REİ: Judo ve karate selamı.

REİCHSTAG:Roma-Germen İmparatorluğunun 12. yüzyıldan 1806’ya değin yasama organı.

REİKİ:Evrensel hayat enerjisi anlamına gelen çok eski bir Japon sağlık tekniği.

REİMS:Dünyaca ünlü Champagne şaraplarının Fransa’da bulunan başlıca üretim merkezi.

REİS:Çok yargıçlı mahkemelerde,mahkeme başkanlığı yapan yargıç.

REİŞİ:Japonya ve Çin’de yetişen şifalı bir mantar cinsi.

REJENERASYON:Canlı yapılarda görülen yenilenme.

REJİ:Eskiden Tekel idaresine verilen ad.

REJİM: Akarsu debisinin yıl boyunca gösterdiği değişikliklerin tümü.

REJYONALİZM: Sanatta bir anlayış,tutum ya da üslubun belirli bir yöre,yer ya da bölgeye özgü olmasını amaçlayan yönelim.

REKAD:Bazı Afrika ülkelerinde,hükümdarlık otoritesinin ve meşruluğunun simgesi olan,üzeri işlemeli kumandan sopası.

REKAKET :Dilde tutukluk, kekemelik.

REKAT: Namaz ibadetinin birimi.

REKİK:Dili tutuk olan,kekeme.

REKLAM: Bir malın sürümünü sağlamak için başvurulan etkinliklerin tümü.

REKOLTE:Tarımda bir yılda elde edilen herhangi bir ürünün toplamı.

REKS:Eski dilde geri döndürme,geri çevirme.

REKTİFİYE:Motorun eskiyen yada aksayan parçalarını değiştirerek yada onararak motoru yeni duruma getirme işlemi.

REKTİT: Göden bağırsağın iltihabı.

REKTÖR :Üniversitenin tüzel kişiliğini temsil eden,yönetiminden,öğretimin düzenli yürütülmesinden sorumlu kimse.

REKTUM:Kalınbağırsağın son bölümü.

REKZETMEK: Dikmek,saplamak,kurmak.

RELİEF: Yer şekli.

RELİK: Jeomorfolojide kalıntı,engebe anlamında sözcük.

REM :ABD’li bir rock müzik grubu.

REM: Düşlerin (rüyaların) görüldüğü uyku evresine verilen ad.

REM:Eski dilde onarma.

REM:İnsandaki etkisi açısından tanımlanan ışınım (radyasyon) dozu birimi.

REMAD: Eski dilde kül.

REMAYÖZ : Triko eşyaların yakasını yapmada kullanılan makine.

REMBETİKO: Türkiye’den Yunanistan’a göç eden Rumların oluşturduğu bir müzik türü.

REMEL :Aruz vezni ölçülerinden biri.

REMEL:Türk Müziğinde bir usul.

REMENDE:Eski dilde korkan, ürkek.

REMİ: İskambillerle oynanan bir tür oyun.

REMİL:Bir fal türü.Özellikle kum falı.

REMİX: Bindirim.

REMİZ (REMZ): Simge,sembol.

REMMAL: Kum falcısı.

REMOLİNERA: Güney Amerika’da yaşayan,çömlekçi kuşu familyasından bir kuş.

RENAN: Çok ses çıkaran.

RENAN:Fransa’da eleştirel felsefe okulunun öncülerinden olan ünlü düşünür,tarihçi ve din bilgini.

RENANET :Yüksek sesle inleme.

RENC:Eski dilde eziyet,sıkıntı,azap.

RENÇBER:Tarımda ve yapı işlerinde ağır işleri gören gündelikli işçi,ırgat.

RENDE: Tahta yüzeyleri pürüzsüz duruma getirmekte kullanılan marangoz aracı.

RENDE: Üzerinde kesici çıkıntıları bulunan peynir, havuç,soğan gibi şeyleri ufak parçalara ayırmak için kullanılan mutfak aracı.

RENET:Açık ve yeşil renkli,mayhoş ve kokulu bir elma cinsi.

RENETHEOPHİLELAENNEC:Steteskop kaşifi Fransız hekim.

RENGA:Klasik Japon şiirinin nazım şekillerinden biri.

RENGİN: Boyalı,renkli,parlak.

RENİN: Böbrekten salgılanan ve proteinleri parçalayarak kan basıncının yükselmesine neden olan enzim.

RENK: Cisimler tarafından yansılanan ışığın gözde oluşturduğu duyum.

RENKSER:Renklerle ilgili olan,kromatik.

REOBAZ :Bir sinir lifini uyarmak için anında devreye giren bir doğru elektrik akımının sahip olması gereken en düşük şiddet değeri.

REOLOJİ:Maddelerin katılığını,esnekliğini ve genel olarak akışını inceleyen bilim dalı.

REOMÜR :Suyun buz tutması ile kaynaması arası seksen eşit parçaya bölünerek elde edilen sıcak ölçer. Bir cins termometre.

REOSTA:Elektrik akımının şiddetini azaltıp çoğaltmaya yarayan araç.

REPERTUAR:Bir tiyatro kurulunun oynamak için seçip hazırlamış olduğu oyunların,bir kişi veya grubun söyleyeceği şarkıların listesi.Dağarcık.Birikim.

REPLİK:Tiyatroda karşılıklı konuşma sırasında bir oyuncunun rol arkadaşının sorularına ya da sözlerine verdiği karşılık.

REPLİKA: Bir sanat yapıtının kopyası.

REPO:Bir bankanın sattığı menkul değerleri geri satın alma taahhüdüne verilen ad. Halk dilinde gecelik faiz.Bir menkul kıymetin belirli bir vade sonunda geri alınması koşuluyla satılması.

REQUİEM :Katoliklerde ölüler için yapılan dua, bu duaya özgü müzik . Ölünün hatırasına yapılan tören.

RERONDO :Müzikte, ana motifin tekrarlandığı hareketli bölümlerin ana parçadan ayrılarak tekrarlanmasından elde edilen soyut parça.

RES :Divan şiirinde uyakta tesis adıyla anılan eliften önceki sessiz harfin harekesi.

RES:Bir haberin insanlar arasında yayılması.

RES:Eski dilde içi taşla örülü kuyuya verilen ad.

RES:Hastalığın bedene yerleşmesi.

RES:Koyun,keçi türünden küçükbaş hayvan.

RESEPİSE:Genel mağazalara mal bırakırken karşılığında alınan ticari belge.

RESEPSİYON:Resmi ziyafet,kabul töreni.

RESEPTÖR:Bir elektrik akımını alıp başka bir kuvvete çeviren cihaz.

RESESİF:Biyolojide çekinik.

RESESYON:İktisatta,iktisadi dalgalanmanın etkinliklerin gerilemesiyle belirlenen aşaması,ekonomik durgunluk.

RESİF: Deniz yüzüne çıkmış mercan kayalar. Su düzeyindeki sıra kayalar.

RESİKAR:İktidar makamı.

RESİMLİ AY: İstanbul’da 1924-1931 yılları arasında yayımlanan aylık dergi.

RESİTAL: Bir konserde tek şarkıcı ya da çalgıcının eşliksiz olarak bir veya birkaç yapıtı sunması. Solo enstrüman veya insan sesiyle verilen konser.

RESİTATİF:Vokal eserlerde orkestranın yada yaylı sazların,sesi çeşitli akorlarla desteklemesi.Konuşur gibi söylenen şarkı ve söyleme üslubu.

RESMİYET: İlişkilerde ölçünün,biçimin önemsendiğini gösteren tutum.

RESPİRATÖR: Yaşam destek ünitesi. Solunum zorluğu çeken hastaların solumalarına yardım eden aygıt.

REST:Pokerde oyuncunun önündeki paranın tümü.


Son Güncelleme: Çarşamba, 30 Nisan 2014 14:50