Se Si Öz

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır

A-2 (ANALEZİ - AZVAY) - Sayfa 3

e-Posta Yazdır PDF
Makale İçeriği
A-2 (ANALEZİ - AZVAY)
Sayfa 2
Sayfa 3
Tüm Sayfalar

AŞKAR: Kızıl kahverengi ya da koyu kırmızı renk.

AŞKAR:Doru ata verilen ad.

AŞKENAZİ:Doğu Avrupa kökenli Yahudilere verilen ad.

AŞKİ :Kuzu derilerinin üzerindeki yağları ve fazlalıkları temizlemede kullanılan iki kulplu bıçağa verilen ad.

AŞLAMA :Adana ve Mersin yöresinde güğümlere doldurularak sokaklarda satılan ve böbreğe iyi geldiğine inanılan meyankökü şurubu.

AŞLIK:Sırası gelince kullanılmak için saklanan yemeklik şeyler,zahire.

AŞNA:Halk dilinde erkek sevgiliye verilen ad.

AŞNAFİŞNE:Argo’da gizli dost.

AŞOKA:Eski Hindistan’ın en ünlü hükümdarlarından biri.

AŞOTU:Yemekleri çeşnilendirmekte kullanılan güzel kokulu bitkisel maddeler.

AŞOZ: Ahşap gemilerin omurgalarının uzunluğunca ve iki yanında borda kaplamalarının en dar yüzüne yerleştirmek için açılan keskin,sivri köşeli yuva.

AŞPEZ:Eski dilde aşçı.

AŞR:Eski dilde on sayısı.

AŞUB: Eski dilde kargaşa anlamındaki sözcük.

AŞUK(AŞUĞ) :Türk aşıklık geleneğinin ve aşık edebiyatının etkisiyle Anadolu’da ve Azerbaycan’da yetişen,Türkçe ve Ermenice şiirler söyleyen,öyküler anlatan Ermeni asıllı aşıklara verilen ad.

AŞULA:İslamlık öncesi Türk edebiyatında maniye verilen ad.

AŞUR: Muharrem ayının onuncu günü.

AŞUR:Hatay iline özgü,buğday ve etle yapılan bir yemek,keşkek.

AŞURE: Muharrem ayının onuncu gününde pişirilen özel tatlı.

AT KUYRUĞU:Daha çok nemli yerlerde yetişen ve ilaç olarak kullanılan bir bitki.

AT: Astatin’in simgesi.

AT: Kestanesi,sineği ve gözlüğü vardır.

ATA: Hediye,bağış,lütuf.

ATAB: Mahvolma,ölüm.

ATABARI:Artvin Kars yöresine özgü bir halk oyunu.

ATABE:Osmanlı devletinde taht yeri,saltanat makamı anlamında kullanılan bir sözcük.

ATABE:Suriye,Filistin,Mezopotamya ve Irak Arap edebiyatında kullanılan bir rubai.

ATABEK(ATABEY): Eski Türk devletlerinde , özellikle Selçuklularda şehzadelerin eğitimi ya da bağımsız bir eyaletin yönetimi ile görevli vezir.

ATABİ:Eskiden Bağdat, Isfahan ve Almeria’da dokunan ipekli kumaş.

ATACAMA: Şili’nin kuzeyindeki çöl bölgesi.

ATAÇ:Atalardan gelen,ata ile ilgili olan.

ATAİK:Eski dilde eskiler anlamında sözcük.

ATAKSİ:İstemli kas hareketlerinde düzensizliğe yol açan eşgüdüm bozukluğu.

ATAKULE: Ankara’nın simgelerinden biri olan ve Mimar Ragıp Buluç tarafından tasarımlanan döner restoranlı kule.

ATALAMA: Dam üzerinde biriken karı atmakta kullanılan büyük tahta kürek.

ATALAN:Manisa’daki Spil Dağı Milli Parkında bir yayla.

ATALANTE:Yunan mitolojisinde,koşuda kendisini geçen erkekle evlenen avcı kız.

ATALET: Tembellik.

ATAMAN:Eskiden Rus Kazaklarının başbuğuna verilen unvan. Kazak reisi.

ATAMELİK :Ünlü İlhanlı tarihçisi ve devlet adamı Cüveyni’nin bir başka adı.

ATANAK: Köy odalarında misafirlerin elbise ve paltolarını asmaları için iki direk arasına yatay uzatılmış ağaç.

ATANTİZM: Bekle gör politikası.

ATAR:Zerdüşt (Mezdek) dininde ateş. Ahura Mazda’nın oğlu olan ateş tanrısı.

ATARAÇ:Sac üstünde pişen yufkayı çevirmeye yarayan yassı tahta aygıt

ATARAKSİ (ATARAKSİYA):Epikurosçulara ve stoacılara göre mutluluğun temeli olan hiçbir heyecan yada zihin etkisiyle uyarılamayan mutlak ruh dinginliği.

ATARİ: Bir bilgisayar oyunu.

ATARİ: Go oyununda bir taşın ya da taş öbeğinin etrafının sarılarak zapt edilmesine verilen ad.

ATASAGUN:Eski Türklerde kutsal sayılan hekim.

ATASÖZÜ:Uzun tecrübeler sonunda özel olarak ifade edilmiş ve halka mal olmuş söz,darbımesel.

ATAŞ:Kağıtları bir arada tutturmaya yarayan çengel. Tutturgaç.

ATAŞE:Elçiliğe bağlı uzman.

ATAŞEMİLİTER:Askeri ataşe..

ATAŞENAVAL:Deniz ataşesi.

ATATÜRKÇİÇEĞİ:Sütleğengiller familyasından,kışın çiçeklenen bir süs bitkisi,noel yıldızı,ponsetya.

ATAVİK:Atıcılıkla ilgili.

ATAVİL: Eski dilde seçkinler,mümtazlar.

ATAVİZM:Bir atada varken,bir çok kuşaktan beri yitmiş olan niteliklerin bir yavruda birden ortaya çıkması.

ATAY: Herkesçe bilinen,tanınmış,ünlü.

ATBALIĞI:Yayın balığına verilen bir başka ad.

ATÇA:Aydın’ın Sultanhisar ilçesine bağlı bir belde.

ATE:Eski Yunan mitolojisinde kötülük tanrıçası,tutku tanrıçası.

ATE:Karate,judo gibi dövüş sporlarında vuruş,darbe anlamında kullanılan terim.

ATE:Tanrıtanımaz(Ateist).

ATEBRİN:Sıtma tedavisinde kullanılan bir ilaç.

ATEFOBİ:Yoksul düşmekten korkma.

ATEH:Bunama.

ATELES:Güney Amerika’da yaşayan bir maymun cinsi.

ATELİ:Doğuştan meme ucu yokluğu.

ATELLANA: İlk özgün İtalyan komedilerine verilen ad.

ATELOFOBİ:Mükemmel olamamaktan duyulan korku.

ATEMBO: Baştaki düzenli tempoya dönülmesi gerektiğini belirten müzik terimi.

ATEMİ:Jiujitsu ve öteki dövüşme sanatlarında elin keskin tarafı, dirsek veya ayakla vurulan darbe.Vuruş,darbe anlamında kullanılan söz.

ATENA:Roma imparatorlarının tacı.

ATERİNA:Beyaza yakın gümüş renginde bir deniz balığı. Gümüş balığı.

ATEROM: Atardamarların duvarlarında oluşan,anormal yangısal akyuvar birikmesi,atardamar iç gömleğinde oluşan yozlaşma.

ATEŞBAZ: Osmanlılarda şenlikler için donanma fişeklerini hazırlayan kimse.

ATEŞDİKENİ: Nohut büyüklüğünde ve turuncu meyveleri olan dikenli bir süs çalısı.

ATEŞEK:Eskiden frengi hastalığına verilen ad.

ATEŞGÖZ: Güney Amerika’da yaşayan ve gözleri ateş renginde olan karınca kuşu.

ATEŞİ :Cehennem zebanisi.

ATEŞKUŞU: Stravinski’nin tanınmış bir bale müziği.

ATHENA: Yunan mitolojisinde savaş,bilgelik ve sanat tanrıçası.Zeus’un kızı olarak bilinir.(Roma mitolojisindeki adı:Minerva).

ATIF:Yöneltme,çevirme.

ATIFET:Bağış.

ATIK :Süt veya yoğurt çalkalamaya yarar küçük yayık.

ATIK: Bir üretim ya da kullanım süreci sonucunda arta kalan madde.

ATIL:Etkisiz, işe yaramaz.

ATILAY:Çanakkale Boğazı açıklarında 1942 de batan ve 39 kişilik mürettebatının tümü ölen Türk denizaltısı.

ATİK:Eski zamanla ilgili.

ATİKA:Hazreti Ebubekir’in lakabı.

ATİKALİPAŞA: İstanbul’da kendi adını taşıyan camisiyle de tanınmış Osmanlı sadrazamı.

ATİKİYAT:Eskiden arkeolojiye verilen ad.

ATİRE :Eskiden Arapların Recep ayında kestikleri kurban.

ATİTLAN: Guatemala’da turistik bir göl.

ATİYYE (ATİYE):Hediye,bahşiş,armağan.

ATİZİN :Çeşitli boğanotu türlerinden elde edilen bir alkaloit.

ATKASNAĞI:Ege bölgesinde de yetişen ve antik çağlarda meşale olarak kullanılan,sarı çiçekli bir bitki.

ATKESTANESİ:Geniş yapraklı,çiçekleri kokulu bir ağaç ve bu ağacın kestaneye benzeyen yemişi.

ATKI: Omuza alınan örtü,şal.

ATKI:Dokumacılıkta,mekikle enine atılan iplik.

ATKI:Kapı ve pencerelerin üstüne atılan ağaç ya da beton destek.

ATKICI: Dokuma tezgahlarında atkı ipliğini masuralara saran işçilere verilen ad.

ATLANT:Sütun görevi yapan erkek heykeli.

ATLANTA: ABD’nin Georgia eyaletinin başkenti.

ATLANTİK: Atlas Okyanusunun öteki adı.

ATLANTİS:Atlas Okyanusunda,Cebelitarık Boğazının batısında,sulara gömüldüğü söylenen efsanevi ada.

ATLAS ÇİÇEĞİ : Kaktüs.

ATLAS: Yunan mitolojisinde,Zeus tarafından gök kubbeyi omuzlarında taşımaya mahkum edilen dev.

ATLAS:Bir konuyu açıklamak için hazırlanmış resim veya levhalardan oluşmuş kitap,bir araya getirilmiş coğrafya haritaları derlemesi.

ATLAS:Parlak yüzlü ipek,ipek karışımı pamukla dokunan ince kumaş.

ATLETİZM: Koşu,atlama,ağırlık kaldırma ve atma gibi tek başına yapılabilen vücut çalışmaları.

ATM: Otomatik para çekme makinelerini belirtmek için kullanılan kısaltma.

ATMA:Atletizmde koşma ve atlamanın dışında kalan yarışma dallarının genel adı.

ATMAN:Hindu felsefesinde,benliğin sonsuz tözü olarak anlaşılan temel kavram.

ATMIK:Halk dilinde sperm, meni.

ATMOSFER: Yerkürenin çekim kuvveti sayesinde,uzaklaşması engellenmiş olan,yeryüzünün üzerini kaplayan gazların bir karışımı.

ATOL:Ortasında lagün bulunan halka biçiminde mercan adası.

ATOM:Aysberg de denilen,lahana görünümlü bir tür marul.

ATOM:Birkaç türü birleşince çeşitli kimyasal bileşikleri (molekülleri),bir tek türü ise bir kimyasal öğeyi oluşturan parçacık. Merkezinde pozitif yüklü atom çekirdeği,etrafında negatif yüklü elektronlardan oluşan maddenin temel yapı taşı .Proton ve nötronlardan oluşan çekirdeğin etrafında elektronlar dönerler.

ATOMİSİTE : Alıcı ve satıcıların fiyatları tek başlarına etkileyemeyecek kadar çok sayıda oldukları piyasa biçimi.

ATOMİZATÖR:Bir sıvıyı gaz biçiminde püskürten aygıt.

ATON : Eski Mısır’da güneş kursu olarak betimlenen güneş tanrısı.

ATONAL: Ton ve makam temeline bağlı kalmadan yapılan beste.

ATONİ:Gerilim yokluğu.

ATP: Bütün canlı hücreler tarafından kullanılan kimyasal enerjinin kısa yazılışı.

ATRAKSİYON:Gazinolardaki ilgi çekici, eğlendirici gösteri.

ATRAP: Kelebek yakalamakta kullanılan file şeklinde torba.

ATREK: İran ile Türkmenistan arasındaki sınırı oluşturan ırmak.

ATREK: Van Gölünde küçük bir ada.

ATREPSİ:Süt çocuğunda beslenme bozukluğunun son evresini oluşturan kaşeksi durumu.

ATRİUM:Önceleri eski Roma evlerinin ortasında,daha sonraları ise erken Hıristiyan bazilikalarında girişin önünde yer alan,sokağa yakın,etrafı odalarla çevrili,ortasında havuz bulunan üstü açık avlu.

ATROFİ:Bir hücre,bir doku yada bir organın boyutlarının sonradan küçülmesi. Körelme.Herhangi bir yetinin kaybı ya da azalması.

ATROPİN:Güzel avrat otundan elde edilen ve hekimlikte yararlanılan zehirli bir madde.

ATTALOS:Antalya kentinin kurucusu olan ünlü Bergama kralı. Üç Bergama Kralının ortak adı.

ATTAR:Eski dilde aktar anlamında sözcük.

ATTİLA:Hunların ünlü hükümdarı.

ATTUN: Kilis yöresinde yetişen bir zeytin cinsi.

ATU:İskambilde koz.

ATUFİ:İlahileriyle tanınmış XVIII. Yüzyıl tasavvuf şairi.

ATUL: Doğuştan ya da sonradan meydana gelen,şehvet duygularından yoksunluk hali.

ATUM:Eski Mısır dininde güneşin ve yaratıcı tanrının görünümlerinden biri.

ATUMAN: Osmanlı Devletinin kurucusu Osman Bey’in Bizans kaynaklarındaki adı.

ATUMPAN: Gana müziğine özgü,v şeklinde iki değnekle çalınan törensel bir davul.

AU: Altın’ın simgesi.

AUAŞ:Etiyopya’da bir ırmak.

AUDİTORİUM: Antik tiyatroda seyircilerin oturduğu bölüme verilen ad.

AUGUR:Eski Roma’da doğal nesnelere bakarak geleceğe ilişkin anlamlar çıkaran bilici.

AUL:Kafkasya’da sarp bölgelere kurulan dağ köyü.

AUM:Kutsal Hint metinlerinin başında ve sonunda yinelenen büyülü ve mistik hece.

AURA: Sara nöbeti belirtisi.

AURA:İnsan bedeni çevresindeki manyetik alan.

AURİGA:Eski Roma’da yarış arabalarını süren kimse.

AURORA: Kutba yakın bölgelerde geceleri gökyüzünde sık sık beliren renkli ışıklar için kullanılan terim.(Auroralar,güneş rüzgarıyla gelen yüklü parçacıkların dünya atmosferine girip yerkürenin manyetik alanıyla etkileşimde bulunması sonucu oluşur).

AURORA: Roma mitolojisinde şafak tanrıçası.

AUS: Avustralya’nın plaka imi.

AVA: Karabiber ağacı.

AVA:Myanmar’ın (eski adı Birmanya) eski başkenti.

AVADANA: Bir insanın bir önceki yaşamında gerçekleştirdiği değerli eylemlerin,Buda tarafından belirli olayları açıklamak için kullanılmasına dayalı öyküler.

AVADANCI: Osmanlı sarayında bir hademe sınıfı.

AVADANLIK:Bir işi yapmak,bir aracı onarmak için kullanılan alet takımı.

AVADAVAT: Asya’da yaşayan ve kafes kuşu olarak da beslenen küçük ve güzel bir kuş.

AVAHİ:Madagaskar’da yaşayan bir maymun türü.

AVAİD: Gelirler,kazançlar.

AVAL:Ticari senetlerde,ödemeden sorumlu olanların ödememesi halinde üçüncü bir kişinin alacaklılara senet bedelini ödeyeceğine ilişkin verdiği güvence.

AVALİM: Eski dilde alemler,dünyalar anlamındaki sözcük.

AVALON: Kelt efsanesinde cennet adası,Arthur efsanesinde Kahramanlar ülkesi.

AVAM: Halkın aşağı tabakası.

AVAN:Moğollarda vergi toplamakla görevli devlet memuru.

AVANAK: Kolayca kandırılabilen.

AVANGARD (AVANGART) :Öncü.Bir sanat ve düşünce akımını başlatan kimse ya da yapıt.

AVANİ:Batılı tacirlerin,ticaret için geldikleri Osmanlı limanlarında gümrük dışında ödemek zorunda kaldıkları her şey için kullandıkları deyim.

AVANS: Bir motorda ateşleme süresinin erken olması.

AVANS: Ödenmesi gerekli bir paranın ödeme gününden önce verilen bir bölümü.Alacağına sayılmak üzere önceden yapılan ödeme,öndelik.

AVANS:Bir yarışmada zayıf kalan kimseye tanınan öncelik.

AVANSEN :Tiyatroda sahne önüne rastlayan loca.

AVANTA:Bir kimsenin emek vermeden sağladığı kazanç.

AVANTİ: İtalya’da yayımlanan sosyalist gazete.

AVAR:Halk dilinde tarladaki sebzeye verilen ad.

AVAR:Kusur,ayıp.

AVAR:Kuzeydoğu Kafkasya’da Dağıstan Federe Cumhuriyetinde yaşayan bir halk.

AVARA: Kütahya’nın Emet ilçesinde bir dizi mağaranın ortak adı.

AVARA:Bir geminin başka bir gemiden yada kıyıdan açılması.

AVARA:Halk dilinde avare, işe yaramaz.

AVARA:Üzerinde döndüğü milden bağımsız olarak çalışan mekanizma.

AVAREGİ: Başıboşluk,serserilik.

AVARIZ:Engebeler,tümsekler,yüzey biçimleri.

AVARIZ:Eski dilde kazalar,belalar.

AVARIZ:Osmanlılarda önceleri halktan yalnız olağanüstü durumlarda,sonraları ise sürekli olarak toplanan vergi.

AVARLAR:Üçüncü ve dokuzuncu yüzyıllar arasında Asya ve Avrupa’da önemli rol oynamış olan eski bir Türk boyu.

AVARYA:Deniz yolculuklarında geminin veya yükünün gördüğü zarar..

AVATAR (AVATARA):Hindu inanışında,tanrısal bir varlığın dünyadaki kötülüğü gidermek üzere insan yada hayvan bedenine bürünmesi.

AVATAR:İnternette, bir kullanıcı adının altında yer alan grafik yada resim.

AVAZ: Yüksek ses,nara.

AVDAN: Bilecik’in Osmaneli ilçesinde bir yayla.

AVDET:Dönüş,geri gelme.

AVDETİ:Genellikle Museviler için,İslam dinine dönmüş olan.

AVDUK: Şımarık,kendini bilmez,alık anlamında yerel bir sözcük.

AVE:Selam anlamında Latince sözcük. Sezar’ın selamlama şekli.

AVELE: Toprağa açılmış ya da ağaca oyulmuş deliklerin bulunduğu bir yolda söz konusu deliklere tohumlar (veya taşlar) yerleştirme ya da bu deliklerden tohumlar veya taşlar almaya dayanan Afrika oyunu.

AVENE:Kötü bir işteki yardımcılar. Yardakçılar.

AVENTİS:Roma’nın üzerine kurulu olduğu yedi tepeden biri.

AVENÜ:İki tarafı ağaçlıklı geniş kent yolu.

AVERAJ:Sayı farkı anlamında kullanılan spor terimi.

AVERROES: İbni Rüşd’ün Batı dillerindeki adı.

AVERROİZM: Adını İbni Rüşd’den alan ve insan aklıyla Tanrı aynı şeydir,ruh ölümlüdür gibi düşünceleri savunan görüş.

AVESTA:Zerdüşt dininin kutsal kitabı.

AVEZ: Eski dilde anlaşılması güç şiir anlamında sözcük.

AVGAN :Üstü açık sarnıç.

AVGAN:Gebe inek.

AVGAN:Uşak’ın Ulubey ilçesinde,dünyanın ikinci büyük kanyonu.

AVGIN:Duvarda suyun geçmesine yarayan delik ya da üstü kapalı su yolu.

AVİ : Bankada hesabı olanlara gönderilen, ödeme ya da çekme bildirir mektup.

AVİCENNA:İbni Sina’ya batıda verilen isim.

AVİOFOBİ:Uçuş korkusu.

AVİSTO:Gösterildikçe ödenmesi gereken poliçelere yazılan ve “görünce” anlamına gelen terim.

AVİYET:Herhangi bir nedenle armağan kabul edenin,vermek zorunda olduğu karşılık.

AVİZO: Yelken devrinde muhabere ve irtibat hizmetlerinde kullanılan hızlı ve hafif gemi. Eskiden postayı taşımaya yarayan küçük tekne. Bir tür hızlı keşif gemisi.

AVKALAMAK:Örselemek,hırpalamak. Isırmak.

AVL:Eski dilde feryat anlamında sözcük.

AVLAKA:Ege denizinde,Gökçeada (İmroz) batısında,Türkiye’nin batı ucunu oluşturan burnun adı.

AVLAN:Antalya’nın Elmalı ilçesinde bir göl.

AVLU:Hanay.Bir yapının ortasında yer alan,üstü açık ve duvarla çevrili alan.

AVNİ:Fatih Sultan Mehmet’in şiirlerinde kullandığı mahlas.

AVNİLİFİJ:Bin sekiz yüz seksen dokuz-bin dokuz yüz yirmi yedi yılları arasında yaşamış, simgesi özellikler taşıyan yapıtlarıyla tanınmış bir ressamımız.

AVNİYE:Eskiden kullanılan kukuletalı bir çeşit yağmurluk.Osmanlının son dönemlerinde kullanılan bir kolsuz asker kaputu.

AVOKADO: Amerika armudu. Defnegiller familyasından bir ağaç ve bu ağacın bazıları armut biçiminde olan ülkemizde de yetiştirilen meyvesi.Tropiklere ait,yeşil kabuklu, kadifemsi ve yağlı eti olan bir meyve.Yerli dilinde erkek yumurtalığı anlamına geliyor.

AVON:Büyük Britanya’da bir akarsu.

AVRAT:Karı, eş. Kadın.

AVREŞ:Elazığ yöresine özgü bir halk oyunu.

AVRET: İnsan vücudunda gösterilmesi ayıp sayılan edep yeri. Ut yeri,mahrem yer.

AVŞA:Marmara denizinde turistik bir ada.

AVŞAROTU: Meyhaneci otu da denilen ve ağızdaki içki kokusunu gidermek için çiğnenen otsu bitki.

AVŞOR:Doğu Anadolu’ya özgü,çeşitli sebzelerle yapılan bir tür çorba.

AVUKAT:Hak ve yasa işlerinde isteyenlere yol göstermeyi,mahkemelerde,devlet dairelerinde başkalarının hakkını aramayı,korumayı meslek edinen ve bunun için yasanın gerektirdiği şartları taşıyan kimse.Savunman.

AVUKMA:Çökelek peyniri,taze soğan ve zeytinyağıyla yapılan bir tür salata.

AVUL:Kimi göçebe Türk boylarında birkaç aileye ait çadırdan oluşan topluluk ve bu topluluğun konakladığı yer..

AVUNÇ:Avuntu.

AVURT:Yanağın ağız boşluğu hizasına gelen bölümü.

AVURTLAK:Anadolu’nun iç ve doğu kesimlerinde yaşayan,toprak altına yuva kuran memeli bir hayvan.

AVURTLAK:Zurnalarda,kamış düdüğün bulunduğu lüleye takılan yuvarlak plaka.

AVUSOR:Rize’nin Çamlıhemşin ilçesinde bir yayla.

AVUSVAŞ: Matbaacılıkta kullanılan temizleme maddesi.

AVUZ: Doğum yapan ineğin ilk sütü.

AY BALIĞI:Pervane balığına verilen bir ad.

AY: Tembel hayvan da denilen ve hep ağaçların üstünde asılı olarak yaşayan memeli bir hayvan.

AYA: Terazi kefesi.

AYA:Hititlerin akıl ve bilgelik tanrısı.

AYA:Kutsal kimse.Hıristiyan ermişlerine verilen san.

AYAĞ :Piyale,ayaklı içki kadehi.

AYAĞAN:Kurumuş ama devrilmemiş ağaç.

AYAİRİNİ:İstanbul’daki en eski Bizans kiliselerinden biri.

AYAK: Türk halk müziğinde makam anlamında kullanılan sözcük.

AYAK:Argo’da hile,dümen anlamında sözcük.

AYAK:Buzdolabı için kullanılan ölçü birimi.

AYAK:Eski dilde yarım arşın veya 30,5 cm uzunluğundaki ölçü birimi.Kadem.

AYAK:Halk edebiyatında uyağa verilen ad.

AYAKAPI: İstanbul’un Cibali semtinde,Mimar Sinan’ın eseri olan hamamın adı.

AYAKÇAK: Dokuma tezgahı ayaklığı.

AYAKÇAK:Merdiven ya da merdiven basamağına verilen ad.

AYAKTAŞI:Balık avcılığında gırgır ve benzeri ağlarda ağırlık olarak kullanılan delikli mermer taş.

AYAKTERİ:Hizmet için bir yere gönderilen kimseye verilen ücret.

AYAL: Erkeğin eşi,zevce.

AYALA :Emiliano Zapata’nın devrim planı.

AYALAMA: Harman yerinde kalan toz ve samanla karışık taneler.

AYALAMA:Evlerin üstündeki karı atmakta kullanılan, büyük tahta kürek.

AYAMAMA:İstanbul’un Güneşli köyünde Bakırköy’den denize dökülen bir dere.(Aşırı yağışlarda taşmasıyla gündeme gelir).

AYAN: Açık, ortada.

AYAN: Sapanca Gölü’nün eski adı.

AYAN: Senato üyeleri.

AYAN:Osmanlı devletinde taşradaki nüfuzlu ailelere verilen unvan.Eşraf.

AYANCIK:Sinop’un bir ilçesi.

AYANDON:Ocak ayının 28’inde başlayan fırtına.

AYANİKOLA:Antalya’nın Demre ilçesinde (yeni adı Kale) yaşayan ve Noel baba olduğuna inanılan efsanevi aziz.

AYANİS:Van Gölü kıyısında,Urartular döneminden kalma ünlü bir kale.

AYAR: Değerli madenlerin saflık derecesi.

AYAR: İstenen sonuca göre düzenleme.

AYAS :Adana’nın Yumurtalık ilçesinin eski adı.

AYAS: Dolunay,mehtap.

AYASOFYA: İstanbul’daki Bizans kiliselerinin en tanınmışı.

AYASULUK (AYASULUG):İzmir’in Selçuk ilçesinin eski adı.

AYAT:Mucizeler. Bacakların yere basan bölümü.

AYATANA:Budacı felsefede bilgi alanı.

AYAY:Madagaskar’da yaşayan,kedi büyüklüğündeki bir maymun.

AYAZ: Kuru soğuk.

AYAZİN :Afyon’un İhsaniye ilçesinde,Friglerden kalma yüzlerce kaya mezarının bulunduğu yöre.

AYAZLAMAK: Argo’da bekleyip sonuç alamamak.

AYAZLIK: Evlerde serinlemek için kullanılan önü açık yer.

AYAZMA:Hıristiyanlarca (Rumlarca) kutsal sayılan kaynak veya pınar.Bizanslıların yer altı su depoları.

AYBALIĞI :Akdeniz’de yaşayan bir balık türü,pervane balığı.

AYBOCU (AYBOCİ):Denizcilikte zincirin ırgat çalıştırılarak aşağı alınması,indirilmesi.

AYÇA:Hilal.

AYÇİÇEĞİ:Gün çiçeği,günebakan,gündöndü.

AYDEMİR:Marangozların yada fıçıcıların ağaç yontmada kullandığı bir tür keser. Yüzü yay biçiminde bir çeşit keser.

AYDER: Rize ilinde ünlü bir yayla.

AYDINGER:Yarı saydam bir çizim kağıdı.

AYDINPINAR :Düzce ilinde,doğal güzelliğiyle tanınmış beş şelalenin ortak adı.

AYDOS: Küre Dağları Milli Parkında Şehriban da denilen bir kanyon.

AYDOS:Orta Anadolu’da yaygın bir bozlak türü.

AYE: Pencerenin iç tarafı.

AYEN: Eski dilde büyük,iri gözlü anlamında sözcük.

AYESER: Trabzon’un Maçka ilçesinde bir yayla.

AYET:Kuran surelerini oluşturan cümlelerin her biri.

AYETULLAH:İslamlığın Şii mezhebinde belli başlı dinsel liderlere verilen şeref unvanı.

AYEVİ:Hale.

AYGA: Orman kuşağı.

AYGIR:Bitlis ilinde bir göl.

AYGIR:Damızlık erkek at.

AYI: Anton Çehov’un bir oyunu.

AYI: Memelilerin etobur takımından,beş parmaklı,tabanlarına basarak yürüyen, yurdumuzda boz türü bulunan, iri gövdeli hayvan.

AYIBOĞAN: İri yarı,anlayışsız ve kaba kimse.

AYINGA:Kaçak tütün.

AYIRAÇ:Miyar.

AYIRMAÇ:Farika.

AYIRT : Süzgeç, kevgir,filtre.

AYIRTMAN: Sınavlarda, soruların hazırlanmasından notların verilmesine dek tüm değerlendirme çalışmalarına katılan görevli.

AYIT (HAYIT) :Akdeniz çevresinde yetişen ve dalları sepet örmekte kullanılan mavi,beyaz,yada menekşe renginde çiçekler açan bir ağaççık.

AYİN: Bir grubun ya da topluluğun üyelerinin düzenli olarak gerçekleştirdikleri biçimselleşmiş davranış türleri.

AYKARSA : Trabzon ilinde bir yayla.

AYKARSA: Kader, alınyazısı.

AYLA:Ay ağılı,hale. Ayın ve kimi yıldızların dolayındaki ışık çevresi.

AYLANDIZ:Sedefotugillerden,güzel görüntülü ama son derece kötü kokulu çiçekleri olan bir ağaç.Osuruk ağacı. Kokar ağaç.

AYLUROFOBİ (AİLUROFOBİ):Kediden aşırı derecede korkma.

AYMARALAR:Peru ve Bolivya’da yaşayan Kızılderili bir halk.

AYN:Eski dilde göz.

AYN:Paradan başka edinilmesi mümkün olan her çeşit maddi ve maddi olmayan bütün servet unsurları.Kelimenin çoğulu,ayniyat.

AYNA: Akıntı ve anaforun birleştiği yerde oluşan su burgacı.

AYNA: Atların diz kapağı.

AYNA: Işığı yansıtan,varlıkların görüntüsünü veren cilalı ve sırlı cam.

AYNA:Gemilerde işaretçi erlerin kullandığı dürbün.

AYNA:Karagöz oyununda perde.

AYNABAKAR:Büyük,yumurtamsı,kırmızımsı mavi renkli bir erik türü.

AYNACIK. :Geminin bağlı olduğu limanın adı yazılan düz veya yuvarlak kıç bölümü

AYNAK:İbis” de denilen ve yurdumuzun sulak alanlarında da yaşayan uzun gagalı bir kuş.

AYNAKIÇ: Arkaları düz gelen ve bu bölüme de kamara koyma olanağı sağlayan ahşap tekneler.

AYNALISAZAN: Üzerinde az sayıda pullar bulunan bir tür sazan balığı.

AYNAROZ:Yunancada kutsal dağ anlamına gelen,Kuzey Yunanistan’ın Makedonya bölgesinde bulunan manastırlarıyla ünlü yer.

AYNAZ:Bataklık.

AYNAZ:Köy oyunlarını yöneten kimseye verilen ad.

AYNISEFA :Birleşikgillerden,çiçekleri sarı renkte bir kır bitkisi.

AYNİ:Mal olarak verilen.

AYNİYAT: İş yerlerinde eşya ve malzeme işleriyle ilgilenen bölüm.

AYNİYAT:Kullanmaya ve harcamaya uygun bulunan ve taşınması kolay olan eşya.

AYNU (AYNULAR):Japon takımadalarının en eski halkı.

AYNUR:Ay gibi ışık saçan,ay ışığı anlamında kadın adı.

AYNZELİHA:Şanlıurfa kentinde,balıkları kutsal sayılan küçük bir göl.

AYOLİ:Dövülmüş sarımsak,yumurta sarısı ve zeytinyağından oluşan soğuk sos. Zeytinyağıyla yapılmış mayonez cinsinden sarımsaklı bir sos.

AYRAÇ: Kitap,defter,dosya yeniden açıldığında,aranan yerin kolayca bulunabilmesi için sayfa aralarına konan gereç.

AYRAÇ:Parantez.

AYRIT: İki düzlemin arakesiti.

AYSAR :Değişken huylu. Dolunayda huyu değişen.

AYSBERG: Su içinde yüzen buzdağı.

AYSBERG:Atom da denilen lahana görünümünde bir tür marul.

AYSOR:Rusya’da yaklaşık 15 bin kişinin konuştuğu Aramca lehçesi.

AYŞ:İçki.

AYŞE KADIN :Kılçıksız,lezzetli bir tür fasulye.

AYŞOKİ:Muş yöresine özgü,halay türü bir halk oyunu.

AYTA:Konuşmayı güçlendirmek için aralara sıkıştırılan ve karşılıksız kalacağı bilinen soru. Tumturaklı konuşma.

AYTAR: Halk dilinde haberci anlamında kullanılan sözcük.

AYTIŞMA:Halk şairlerinin atışması.

AYUK: Taş topluluğu.

AYURVEDA:Hindu tıp bilimi.

AYVADANA:Çiçekleri kaynatılarak halk hekimliğinde kullanılan,çalı görünümlü bir bitki.Civanperçemi de denilen otsu bir bitki.

AYVAİNİ:Bursa’nın Nilüfer ilçesinde,Türkiye’nin en uzun mağaralarından biri.

AYVAN:Büyük salon,sofa.

AYVANET:Bitlis yöresine özgü,ceviz büyüklüğündeki hamurlar kızartıldıktan sonra üzerine sarımsaklı yoğurt dökülerek yenen bir yemek.

AYVAT: İstanbul’da Belgrat ormanlarında 1766’da yapılmış su bendi.

AYVAZ:Konak hizmetçisi.Osmanlı saray ve konaklarında mutfaktan selamlığa yemek taşımak ve sokak işlerine bakmakla görevli uşak.

AYYAR: Hile yapan,hileci. Dolandırıcı.Kurnaz.

AYYAŞ: Çok içen,içkiye düşkün kimse.

AYYUK: Göğün en yüksek yeri.

AYYUK:En parlak yıldız.

AYZENŞTAYN: Sinemanın baş yapıtlarından sayılan Potemkin Zırhlısı ve Korkunç İvan gibi filmleriyle tanınmış Rus yönetmen.

AYZIT:Eski Türklerde doğum tanrıçası. Doğum meleği.

AZ:Azerbaycan’ın plaka imi.

AZADE: Başıboş,erkin,serbest.

AZADVARİ:Irak Türkmenleri arasında yaygın bir bestenin adı.

AZAK:Karadeniz’in kuzeyindeki iç deniz.

AZAM.: En büyük.Ulu.

AZAMET:Gurur.

AZAMİ: En büyük,en yüksek.

AZAMORA: Güneydoğu Anadolu’da bir dağ hisarı.Kale.

AZANDELER:Orta Afrika’da yaşayan bir halk.

AZAP: Aydın’ın Söke ilçesinde,bir çok kuş türünü barındıran bir göl.

AZAP:Çiftlik uşağı.

AZAPKAPI:İstanbul’un Haliç kıyısında,Sokullu Mehmet Paşa’nın Mimar Sinan’a yaptırdığı caminin adı.

AZAPLI: Sıkıntı veren,acı çektiren.

AZAPLI:Adıyaman’ın Gölbaşı ilçesinde bir göl.

AZARA: Batı Afrika’nın kurak bölgelerinde döşeme ve çatı yapımında kullanılan,palmiye ağacından lata.

AZARON:Çoban düdüğü,meyhaneci otu gibi adlar da verilen ve kökü halk hekimliğinde kullanılan bir bitki.

AZASERİN :Akut lösemilerin tedavisinde kullanılan antibiyotik.

AZAZEL:Yahudi inancında çöl şeytanı.

AZAZİL:İslam inancına göre şeytan’ın Tanrı’ya başkaldırmadan önceki adı.

AZDAVAY: Kastamonu’nun bir ilçesi.

AZEB (AZEBAN)(AZAB):Eskiden Anadolu beyliklerinde donanma hizmetlerinde görevlendirilen asker. Osmanlı ordusunda ve donanmasında hafif piyade askeri.

AZEB:Eski dilde en tatlı.

AZELYA: Açelya bitkisine verilen bir ad.

AZER:İbrahim Peygamberin babasının adı.

AZERİLER:Batı Asya da yaşayan Türk soylu bir halk.

AZIK:Yiyecek,içecek şey.

AZİL:Görevden alma, işten uzaklaştırma.

AZİM: Bir işte engelleri yenme gayreti.

AZİMET:Gidiş.

AZİMUT:Gökbilimde güney açısına verilen ad.

AZİNE: Eski dilde Cuma ya da bayram gününe verilen ad.

AZİR : Öldükten sonra İsa tarafından diriltildiğine inanılan adam.

AZİYADE: Pierre Loti’nin 19. yüzyıl İstanbul’unu anlatan kitabı.

AZİZ: Değerli,saygın,kutsal.Sevgide üstün tutulan.

AZİZ: Hıristiyanlıkta ermiş.

AZİZİYE :Sultan Abdülaziz’in ve devlet adamlarının giydiği fes. Tepesi dar,kenarları geniş,kulak hizasına değin uzanan basık bir fes türü.

AZİZİYE: Afyonkarahisar’ın Emirdağ ilçesinin eski adı.

AZİZİYE: Konya’da Osmanlı barok üslubunda bir caminin adı.

AZİZNESİN: Dünyaca ünlü mizah yazarımız.

AZLETMEK:Görevden almak.

AZM:Eski dilde kemik.

AZMA: Melez, kırma.

AZMAK: Su birikmiş çukur ya da hendek. Bataklık. Küçük su birikintisi,gölcük.

AZMAN: Aşırı gelişmiş.

AZMAN:Kerestelik tomruk.

AZMANKAYA:Kayabalığının bir çeşidi.

AZNAVUR:İri yarı,kırıcı,sinirli,asık yüzlü kimse.

AZNİF:Bir tür domino oyunu.

AZO: Bireşim yoluyla üretilmiş organik boyarmaddeler sınıfı.

AZOBE:Tropikal Afrika’da yetişen çok sert ve dayanıklı odun olan bir ağaç.

AZOİK:En eski jeolojik sistem.

AZOİK:İçinde fosil (taşıl) bulunmayan toprak.

AZOT: Atmosferin dörtte birini oluşturan kimyasal element.Rengi ,kokusu ,tadı olmayan gaz adı.

AZOTOMETRE:Bir organik maddede bulunan azotun gaz hacmini ayarlamaya yarayan aygıt.

AZRA: Medine kentine verilen bir başka ad.

AZRA:Bakire kız.

AZRAK: Ünlü romancı Kerime Nadir’in soyadı.

AZTEKLER:Meksika’da büyük bir uygarlık kurmuş olan eski halk.

AZULEJO:İspanya’da ve özellikle Portekiz’de sırlı fayanstan yapılan duvar kaplama karosu.

AZURİT:Mavi renkli doğal bakır karbonat.

AZVAY:Sarısabır da denilen ve sıcak bölgelerde yetişen bir bitki.

verdikleri ad.

 

 

 



Son Güncelleme: Çarşamba, 30 Nisan 2014 11:31