Se Si Öz

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır

A-1 (AABAM - ANAL)

e-Posta Yazdır PDF
Makale İçeriği
A-1 (AABAM - ANAL)
Sayfa 2
Sayfa 3
Tüm Sayfalar

 

AABAM (AABAMA): Simyacıların kurşuna verdiği ad.

AAMU:Eski Mısırlıların,Asya’nın Mısır’a yakın bölgelerinde yaşayan Sami kavimlerine verdikleri ad.

AARAU: İsviçre’de bir kent.

AARE :İsviçre’de ırmak.

AARON: Tevrat’ta Hazreti Musa’nın ağabeyi Harun’un adı.

AAY: Reha Erdem’in bir filmi.

AB :Evrensel alıcı kan grubu.

AB :Eski dilde su..

ABA:Günümüzde Hatay ve Gaziantep yörelerinde görülen,geleneksel Türk güreşlerinden biri.

ABA:Halk dilinde abla.

ABA:Yünden dövülerek yapılan kalın ve kaba kumaş.Bunlara şayak da denir. Cübbe, hırka,potur,terlik yapımında kullanılır.Çoban,deveci ve göçebelerin giydiği uzun ve yakasız üstlük,bir tür kepenek.

ABABURA:Kastamonu yöresinde,közde ya da sacda kebap edilmiş kestaneye verilen ad.

ABAD(ABAT): Şen,rahat.

ABADAN:Yünlü yada pamuklu bir dokuma.

ABADANİ:Bayındırlık,mamurluk.

ABADİ :Kalınca ve açık saman renginde ipekten yapılan yarı mat bir kağıt türü. Hattatlar tarafından kullanılır. Yazma kitap ve levhalarda kullanılan sarımtırak renkte,pürüzsüz,ipek kağıt.

ABAENİ:Urartu Devletini oluşturan ve Van Gölü kıyısında yer alan ülkelerden biri.

ABAİ:Kılaptan ipekle işlenmiş kalın ve iri desenli bir kumaş türü.

ABAİNDİ:Van Gölü kıyısındaki Urartu kenti.

ABAK: Karagöz resimleri gibi deriden ya da başka bir maddeden kesilmiş resim ve şekiller.

ABAK:Aritmetik hesap yapmakta kullanılan birçok devingen parça dizisiyle donatılmış düzenek.Abaküs.

ABAK:Eski Türklerde ölmüş ataların tapılan suret ve heykellerine,toteme verilen ad.

ABAK:Eski Yunanistan’da tapınaklarda yer alan ve üzerine sungular konan masa.

ABAKA :Filipinlerde yetişen ve Manila keneviri adlı elyafı veren muz türü.

ABAKAHAN: İslamiyet’e karşı Budizm’i savunmuş,bu yolda babası Hülagu Han’ın başlattığı mücadeleyi sürdürmüş ünlü İlhanlı hükümdarı.

ABAKAN:Rusya’daki Hakasya Özerk Cumhuriyetinin başkenti.

ABAKAY: Asya’nın kuzeyinde yaşayan Türklerde saygın ve sözü geçer kadınlara verilen ad.

ABAKI: İlkel toplumlarda kötü gözden ve kötü ruhlardan korunmak için evlerin önüne ya da tarlalara dikilen tılsım niteliğindeki heykel.

ABAKUA:Nijerya ve Kamerun’dan getirilen zenci kölelerin Küba’da oluşturdukları dinsel hareket.

ABAKÜS:Sayı boncuğu,çörkü.Üzerinde sayı saymaya yarayan boncuklar bulunan küçük levha.

ABALE: Tropikal Afrika’da yetişen ve odunu kaplamacılıkta kullanılan bir ağaç.

ABALON:Kabuğundan düğme ve süs eşyası yapılan deniz kabuklusu .

ABAM: Gübrelerini toplamak üzere güvercinler için yapılan kule.

ABAN:Eskiden İran’da kullanılan Zerdüşt takviminde yılın sekizinci ayı.

ABANA : Kastamonu’nun bir ilçesi.

ABANA:Bedava anlamında yerel bir sözcük.

ABANDONE:Boksta dövüşemeyecek duruma gelen sporcunun karşılaşmayı bırakması.

ABANİ:İpekten sarımtırak dallı nakışlarla işlenmiş bir tür beyaz ve ağır kumaş.Üzeri kasnak işi sarı,turuncu ipekle işlenen bej renk ince dokuma.Daha çok sarık,kuşak,bohça,yorgan yüzü olarak kullanılmıştır.

ABANMA: Yaslanma,dayanma.

ABANOZ:Tahtası ağır,sert ve siyah renkli olan bir ağaç.

ABANT:Bolu ilinde turistik bir göl.

ABAPUŞ: Bir tarikata bağlı derviş.

ABAR :Eski dilde hesap defteri.

ABARA :Tarlada saban izi. Saban demirinin tarla sürülürken açtığı çizgi.

ABARA: Köy evlerinin tavanlarında iki direk arasında bırakılan boşluk.

ABARA:Tarla sulamasında kullanılan tahta oluklar. Değirmen oluğu

ABARA:Toprak, kum ve saman elemeye yarayan iri delikli kalbur

ABARAN: Kafkasya’da,Aras Irmağı’nın kolu olan bir akarsu.

ABARNA:Orta Anadolu’da bir ilk çağ yerleşmesi.

ABARTI: Mübalağa.

ABASI: Yakut Türkleri inanışında kötü ruhların adı.

ABAŞİRİ :Kumaş üzerine yapılan bir tür işleme .

ABAŞİRİ: Japonya’da bir kent.

ABAŞO: Denizcilik dilinde aşağı indir,bekle,tut şeklinde emir. Gemiyi baştan yada kıçtan halatla karaya bağlama.

ABAT:Bayındır, mamur.

ABATON:Bir tapınak yada kutsal alanın yalnız din adamlarının girmesine izin verilen bölümü.

ABAY:Kazakistan ulusal edebiyatının kurucusu olarak tanınan şair.

ABAYİ:El dokuması yünden yapılan üst giyeceği.

ABAZALAR:Kuzey Kafkasya’da yaşayan Müslüman bir halk.

ABAZAN:Uzun süre kadınsız kalan erkek,cinsel açlık çeken.

ABBARA:Mardin’in geleneksel sokaklarındaki kemerli geçitlere verilen ad.

ABBAS: Arslan.

ABDAL MUSA:Bektaşiliğe ilk inananlardan ve yaygınlaşmasında büyük rol oynayanlardan biri olan,14. Yüzyıl Anadolu ereni.

ABDAL:Eskiden kimi gezgin dervişlere verilen ad.

ABDİGÖR :Ağrı’nın Doğubayazıt ilçesine özgü bir tür köfte.

ABDULLAH:Tanrının kulu.

ABDÜLAZİZ:Heykeli yapılan tek Osmanlı padişahı.

ABDÜLKADİR MERAGİ: Özellikle Camiül-Elhan adlı yapıtıyla da tanınan,Itri’den önceki en büyük Türk besteci ve müzik kuramcısı.

ABE: Daha çok Rumeli ağzında kullanılan bir seslenme ünlemi.

ABEK:Eski dilde cıva.

ABELYA: Çiçeklerinin güzelliğinden dolayı süs bitkisi olarak yetiştirilen bir ağaççık.

ABEONA: Roma mitolojisinde yolcuların koruyucusu olan tanrıça.

ABERASYON:Bir gök cisminin,yörünge hızının ışık hızı ile birleşmesinden ileri gelen,görünen yer değişimi. Sapınç.Yörüngeden sapma.

ABERECİ : Sırf buğday yolmakta çalıştırılan tarım işçisi.

ABES:Boş., yararsız, saçma.

ABESE : Kuranda bir sure.

ABEYİ:Bir baş rahip ya da bir baş rahibe tarafından yönetilen manastır.

ABHER: Dört rekatlık nafile namazı.

ABIÇEŞM:Gözyaşı.

ABIHAYAT:Efsanelere göre içene ölümsüzlük sağlayan bir su.

ABIRU :Yüzsuyu

ABİ : Açık mavi, kırmızı ve beyaz,sıkı ve tatlı küçük elma.

ABİ :Ağabey sözcüğünün konuşmada aldığı biçim.

ABİ: Törenlerde giyilen resmi elbise.

ABİDİN:İbadet edenler.

ABİDJAN: Fildişi Sahilleri’nin başkenti.

ABİDOS:Çanakkale yakınında antik bir kent.

ABİR: Safran,amber ve misk karıştırılarak yapılan güzel bir koku.Eskiden beyaz sandal, sümbül kökü,kırmızı gül,turunç ve iğde çiçekleri gibi kokulu maddelerin miskle karıştırılıp dövülmesinden yapılan güzel koku.

ABİS:Okyanusların çok derin yeri. Denizde sekiz bin metreyi geçen derinlik.

ABİSAL: Derin sular. Okyanusların çok derin kesimleriyle ilgili olan.Dipsiz derinlik.

ABİYE:Kadınların özel gecelerde giydiği şık giysi veya tuvalet. Öğleden sonra giyilebilecek,fantezi kadın giysisi biçimi.Resmi veya yarı resmi davet ve toplantılarda,törenlerde giyilen ciddi,itinalı,zarif kıyafet.

ABİYOGENEZ: Yeryüzünde yaşamın canlı olmayandan nasıl gelişebildiğinin araştırılması.

ABLACI: Argo’da eşcinsel kadın,lezbiyen anlamında sözcük.

ABLAK:Yayvan ve dolgun yüz.

ABLATİF:Gramerde çıkma durumu.

ABLATYA:Özellikle lüfer avında kullanılan geniş gözlü balık ağı.

ABLAVUT: Bön,aptal,sersem.

ABLİ:Yarım serenleri sağa,sola yada ortaya çevirmek için bunların ucuna bağlı bulunan donanım.Seren ve bumba cundalarından aşağı iki tarafa inen halatlar.

ABLUKA: Kuşatma, çevirme.

ABO:Turku’nun İsveç’teki adı.

ABOLİSYON:Köleliğin kaldırılması.

ABONE:Önceden ödemede bulunarak süreli yayınlara alıcı olma işi

ABORDA:Bir deniz teknesinin başka bir tekneye veya iskeleye yanını vererek yanaşması.

ABORİJİNLER:Gerçekte herhangi bir ülkede ilk olarak yaşayan insanlara, günümüzde ise Avustralya yerlilerine verilen ad.

ABOSA:Denizcilikte,çekilmekte (hisa edilmekte) veya indirilmekte (vira edilmekte) olan bir halatı veya zinciri durdurup bir yere bağlamak için verilen komut.

ABRA (ABURA): Eski Türklerde,yeraltındaki büyük denizde yaşadığına inanılan timsahı andırır efsanevi canavar.

ABRA:Değiş tokuş da üste verilen şey.

ABRA:Teraziyi denklemek için hafif gelen kefeye konulan ağırlık.

ABRAKSAS:Tüm ortaçağ boyunca kullanılmış olan bir tılsım.

ABRAMAK: Deniz taşıtlarını yönetmek.

ABRAMAK:Eski dilde idare etmek,temize çıkarmak.

ABRAŞ:Çilli,çopur yüzlü,açık renk gözlü,çapar. Alaca benekli./Cüzamlı./Çiçek bozuğu.

ABRAŞ:Deseni ve atkısı bozuk olan halı.

ABSE: İrin kesesi.

ABSOLÜTİZM:Her şeyde kesinliği yeğleyen tutum ve davranış.

ABSORBE:Soğurma.

ABSTRAKSİYON:Soyutlama.

ABSTRAKSİYONİZM:Soyutçuluk.

ABSTRE :Soyut, mücerret.

ABSÜRD (ABSÜRT) :Saçma.

ABU: Asya Yayın Birliğinin simgesi.

ABU:Rize ilinde bir yayla.

ABUJA:Nijerya’nın başkenti.

ABUKİR:Napolyon’un Mısır’ı işgali sırasında 1799 da Osmanlı ordusunu yendiği savaş.

ABULİ:En basit konularda bile karar verip harekete geçmeyi engelleyen, hastalık derecesinde ilerlemiş irade zayıflığı. İstenç yitimi,irade kaybı.

ABULLABUT:Hantal,kaba ve anlayışsız kimse.

ABUS :Asık suratlı,somurtkan.

ABUZİTTİNBEY: Argo’da züppe.

ABYDOS:Nara burnunun mitolojideki adı.

AC : Aktinyum elementinin simgesi.

AC :Eski dilde ılgın ağacı.

ACAİBAT:Teratoloji.(Ucubeler bilimi).

ACAK: Yeni Gine’de yaşayan,kırmızı renkli ve vahşi bir köpek cinsi.

ACAR :Yeni.

ACAR:Gözü pek olan,atılgan,güçlü,becerikli.

ACARA:Artvin yöresinde yaygın horon türü ,kadın erkek birlikte oynanan bir halk oyunu.

ACARİSTAN:Gürcistan’ın güneybatı ucunda özerk bir cumhuriyet.

ACCOUNT:Bilgisayarda abonelik,hesap.

ACE:Teniste hızlı, iyi, karşılanamayan servis atışı.

ACEH:Endonezya’nın Sumatra adasında bir bölge.

ACELLE:Sakarya’nın Akyazı ilçesinde bir yayla.

ACEM LALESİ:Tohumla saksıda ve tarlada üretilebilen bir süs bitkisi,güneş topu.

ACEMAŞİRAN : Türk müziğinde bir makam.

ACEMBORUSU: Bir süs bitkisi.

ACEMBUSELİK: Türk müziğinde bir makam.

ACEMHÖYÜK: Aksaray ilinde, M.Ö. 3200 yılına kadar uzanan ünlü höyük.

ACEMİ: Çaylak,toy,tecrübesiz.

ACEMKÜRDİ: Türk müziğinde bir makam.

ACEROLA:Vatanı Antil adaları olan ve Barbados kirazı da denilen bir meyve.

ACEVELE:Suda yüzdürülerek çekilen veya herhangi bir yere asılan cismin sağa sola çarpmasını önleyen donanım.

ACHİLLE:Truva savaşında,Paris’in topuğuna attığı bir okla can veren,Homeros destanının ünlü kahramanı.

ACIBADEM:İrmik ve şekerle yoğrularak fırında pişirilen bir tür kurabiye.

ACIBAKLA:Termiye.

ACIBALIK:Gördek.

ACIÇAY: Kızılırmak’ın önemli bir kolu olan akarsu.

ACIGÖL: Denizli Afyonkarahisar sınırında bir göl.

ACIKA (AÇIKA): Çerkezlerin kahvaltılık acı biber salçalı cevizli mezesi.Karadeniz yöresine özgü,salça,ceviz ve kırmızı biberle yapılarak kahvaltılarda yenen bir yiyecek.

ACIKARA:Sık ve küçük taneli bir çeşit ekşi üzüm.

ACIKAVUN:Eşek hıyarı.

ACIKLI:Koygun.

ACIKULAK: Yaprakları ekşi olan ve salata yapımında kullanılan küçük bir bitki.Çiğ ve pişmiş olarak yenebilen bu bitkiye kuzukulağı da denir.

ACIMIK:Buğday tarlalarında yetişen yabani bitki. Mavi kantaron.

ACIRGA:Yaban turpu.

ACISU: Ankara’nın Kızılcahamam ilçesinde bir kaplıca.

ACISU: Çıban,sivilce ve yanığın içindeki sarı su,iltihap.

ACİBE:Hiç görülmemiş,alışılmamış,şaşılacak veya yadırganacak şey.Ucube.

ACİO: Paranın resmi değeri ile piyasada geçerliği arasındaki fark.

ACİR:Kiraya veren kimse.

ACİVİKA: Hindistan’da Budacılık ve Caynacılık ile yaklaşık aynı dönemde ortaya çıkan çileci bir tarikat.

ACMAN: Birleşik Arap Emirliklerinden biri.

ACONCAGUA: Güney Amerika da And dağlarının en yüksek tepesi..

ACONİT:Boğanotunun bilimsel adı.

ACU:Mardin’de sert kabuklu meyve çekirdeğine verilen ad.

ACUK:Halk dilinde yabani acı elmaya verilen ad.

ACUL:Tez canlı,içi tez,ivecen.

ACUR:İrice bir çeşit hıyar.

ACUZE:Huysuz,çirkin ve yaşlı kadın.

ACYO:Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon.

ACYOTAJ:Devlet tahvilleri, kambiyo ve menkul değerler üzerinde yapılan spekülatif işlemler.

ACZİ : Asıl adı Müridzade Mustafa Ağa olan tasavvuf içerikli şiirler yazmış ve divanı ölümünden sonra yayınlanmış XIX. yüzyıl divan şairimiz.

AÇAİ: Güney Amerika’da yetişen,üzüme benzer şifalı bir bitki.

AÇALYA: Güzel renkli çiçekler açan bir süs bitkisi.

AÇAN:Oynak kemiklerin arasındaki açıları genişletmeye yarayan kasların genel adı.

AÇANA:Hatay ili Reyhanlı ilçesinde arkeolojik höyük.

AÇAR (AÇKI) : Halk dilinde anahtar.

AÇARAY :Halk dilinde nisan ayına verilen ad.

AÇELER:Endonezya’nın Sumatra adasında yaşayan Müslüman bir halk.

AÇELYA:Orman gülü.

AÇEVELE: Denizcilikte,suda yüzdürülerek çekilen ya da asılı bir cismin sağa sola çarpmasını önleyen donanım.

AÇILIM:Astronomide gök cisimlerinin konumunu belirlemeye yarayan doğu-batı koordinatı.

AÇIT:Kapı yada pencere boşluğu.

AÇKI:Bir yüzeyi düz, kaygan, parlak bir duruma getirme işlemi.

AÇKI:Demircilikte delik büyütmekte kullanılan araç.

AÇMA: Bir tür susamsız kalınca ve yağlı simit.

AD: Şöhret.

AD:Sayma, sayılma.

ADA:Bodrum kalesindeki müzede doldurulmuş cesedi sergilenen ünlü Karya kraliçesi.

ADA:Çayı,soğanı ve tavşanı vardır.

ADA:Değerli bir orkide türü.

ADA:Kadastro haritalarında parseller topluluğu.

ADABALIĞI :Amber balığına verilen bir ad.

ADABEYİ:Lipsos balığının bir diğer adı.

ADAÇAYI: Diş otu veya meryemiye olarak da bilinen kokulu bitki.

ADADA:Isparta’nın Sütçüler ilçesinde antik bir kent.

ADADİYOZ :Argo’ da külhanbeyi tavırlı kimse.

ADAGİDE:Bordo üzerine beyaz çizgili bir tür peştamal.

ADAGİO:Yavaş, ağır anlamında kullanılan müzik terimi.Largo ile Andante arasında kalan yavaş tempo ve bu tempoda yazılmış kompozisyon;genellikle sonat ve senfonilerin ikinci bölümü.

ADAK: Kutsal bir güce,bir dileği yerine getirmesi için yapılan vaat.

ADAKALE:Tuna ırmağında,Osmanlı tarihinde önemli bir yere sahip olan ada.

ADAKARASI : Balıkesir ve Bandırma yöresine ait olan, Avşa adasında çok rastlandığı için ada karası adını alan ve iyi bir sofra şarabı elde edilen kırmızı üzüm.

ADAKLAMAK:Küçük çocuğun yürümeye başlaması.

ADAKLI:Nişanlı,yavuklu,sözlü.

ADALAR DENİZİ: Ege denizinin eski adı.

ADALYA: Antalya’nın eski adlarından biri.

ADAMAVA: Orta Afrika’nın batısında volkanik bir yayla.

ADAMLIK:Önemli günlerde giymek için saklanan giysi.

ADAMOTU: Kökünün görünüşüne dayalı boş inançlarla ünlü otsu bitki.

ADAMOTU:Patlıcangillerden,geniş yapraklı,kötü kokulu bir bitki,kankurutan.

ADAMPOL: İstanbul ilindeki,1842’de kurulan Polonezköy’ün ilk adı.

ADAP :Yol,yordam,töre.

ADAPTASYON:Uyarlama,uyum.

ADAPTE:Uyarlanmış.Sinema,tiyatro,radyo ve televizyonun teknik olanaklarına uygun duruma getirilmiş.Yabancı bir eserin,kişi ve yer adları değiştirilerek yerli bir eser durumuna getirilmesi durumu.

ADAPTÖR:Bir aletin çapları birbirinden farklı olan parçalarından birini ötekine geçirebilmek için yararlanılan bağlayıcı,uyarlaç.

ADAR: Halk dilinde Mart ayına verilen bir ad.

ADAR:Eski dilde zaman, vakit,müddet.

ADASOĞANI:Zambakgillerden,soğanından ilaç olarak yararlanılan bir takım maddeler elde edilen,beyaz,mavi,pembe ya da eflatun çiçekler açan soğanlı bir bitki.

ADASOLA:Atlas okyanusunda derin yerlerde yaşayan midye cinsi.

ADAT:Faize temel oluşturacak miktar ile günlerin çarpımı sonucunda bulunan rakam.

ADATİS:Çok ince ve çok seyrek muslin yada pamuklu bez.

ADAVET:Düşmanlık,hınç,kin.

ADAYAVRUSU: İki ya da üç çifte kürekli küçük balıkçı teknesi.

ADAYHAN: Aksaray-Niğde arasında,Selçuklu döneminden kalma ünlü kervansaray.

ADDİSABABA:Etiyopya’nın başkenti.

ADELA:Avrupa’da yaşayan bol renkli iri bir kelebek türü.

ADELANTADO: İspanya’da ortaçağda Müslümanlarla sınır komşusu bölgelerin başına getirilmiş soylulara verilen unvan.

ADEM ELMASI:Gırtlak çıkıntısı.

ADEM: İnsan.

ADEM:Yokluk,hiçlik,ölüm.

ADEMBABA: Hapishanede geçimini haraççıların hizmetini görerek sağlayan mahkum.

ADEMİYET: İnsanlık,adamlık.

ADEN: Yemen’in ekonomik başkenti.

ADEN:Cennet.

ADEN:Kızıldeniz ile Umman denizi arasındaki körfezin adı.

ADENİT:Lenf bezi iltihabı.

ADENOM:Bir salgı bezi dokusunda,o doku aleyhine gelişen tehlikesiz epitelyum uru.

ADERANS:Farklı inşaat malzemelerinin birbirlerine yapışabilirlik derecesi.

ADESE :Mercek.Kovucuk.

ADETA: Atın eşkin yürüyüşü.

ADHA:Eski dilde kurbanlar anlamında sözcük.

ADIGÜZEL:Denizli’de Büyük Menderes ırmağı üzerindeki bir baraj.

ADIL:Zamir.

ADIR: Van gölünde Yaka adası da denilen küçük ada

ADIYAMAN: Halk dilinde şeftaliye verilen ad.

ADİ:Bayağı, sıradan.

ADİGE: Çerkezlerin kendilerine verdikleri ad.

ADİGE:İtalya’nın Po’dan sonra en uzun nehri.

ADİLE: Silifke yöresinde 19. asırda yaşamış kadın halk ozanımız.

ADİLŞAHİ:Özellikle 17. yüzyıl başlarında kullanılmış bir tür kağıt.

ADİNAMİ :Tıp’ta kuvvetsizlik ,güçsüzlük,Tifo gibi bazı hastalıklara eşlik eden kas zayıflığı.

ADİPOZ: Hücre dokusunun aşırı yağ yüklenmesiyle belirgin hastalıklı durum.

ADİSYON: Lokanta,otel gibi yerlerde ödenen hesap.

ADİVASİ:Hindistan’da kastlar halinde değil de kabileler halinde örgütlenmiş ve kültürleri Hindu olmayan yerli halk.

ADL:Eski dilde adalet,doğruluk.

ADLER:Bireysel psikoloji okulunu kuran ve aşağılık duygusu terimini ilk kez ortaya atan ünlü Avusturyalı hekim.

ADLİ:İkinci Bayezit’in şiirlerinde kullandığı mahlas

ADOLESAN:Tıp dilinde,10-19 yaş grubunu kapsayan ergenlik çağı için kullanılan sözcük.

ADONİS:Avlamak istediği yaban domuzu tarafından öldürülen,Bybloslu genç. Yunan mitolojisinde ,Afrodit’in gözdesi olan güzel delikanlı.Bitkilerin tanrısı.

ADONİS:Kan damlası,keklik gözü gibi adlar da verilen,kırmızı yada sarı renkli çiçekler açan bir süs bitkisi.

ADONİS:Parlak, mavi renkli gündüz kelebeği.

ADORANT:Resim ve heykelde Hazreti İsa’nın ayaklarına kapanan kişi figürü.

ADOUR: Fransa’da bir ırmak.

ADRAS.:Akdeniz bölgesinde bir dağ.

ADRASAN:Antalya Körfezinin batı kıyısında bir koy ve burun,antik bir kent.

ADRENAL: Böbrek üstünde bulunan bir çift endokrin bezine verilen ad.Salgıladığı hormon adrenalin’dir.

ADRENALİN:Hekimlikte damarları daraltma,bronşları açma,kanamaları kesme gibi amaçlarla kullanılan,kan şekerinin yükselmesine yol açan böbrek üstü bezlerinin salgısı.

ADSL:Günümüzde internet bağlantısı için en çok kullanılan bağlantı tekniği.

ADU:Eski dilde düşman ,hasım.

ADULT: İngilizce yetişkin,erişkin demektir.İnternette genelde pornografik sitelere bu ad verilir.

ADWARE: Reklam içerikli yazılımlar.

AE:George William Russell’ın takma adı.

AED:Eski Yunanda lir çalıp şiirlerini söyleyen şair.

AEDİCULA:Roma sanatında tapınak yada mezarlarda tanrı heykelinin,kutsal eşyanın ölünün heykelinin konulduğu küçük niş.

AEGİR:Eski İskandinav mitolojisinde,okyanus tanrısı.

AEGLE: Tropikal bölgelerde yetişen,limon ağacına benzer ağaççık.

AEK: İstanbul’dan Yunanistan’a göç eden Rumların kurdukları spor kulübü.

AENEİS: Vergilius’un ünlü destanı.

AERANKİMA:Kimi su bitkilerinin, suyun altındaki organlarında bulunan ve hava boşlukları içeren dokusu.

AEROB:Yaşayabilmesi ve üreyebilmesi için serbest oksijenin bulunduğu ortamlara gereksinim duyan organizma.

AEROBİK:Müzikli jimnastik hareketleri.

AERODİNAMİK: Fizik biliminin gazların hareketini inceleyen dalı. Hareket halinde bir cisim üzerinde havanın yarattığı etkiyi inceleyen bilim.

AEROFAJİ: Çoğu zaman yutkunamama ve bazen de kusmayla birlikte olan hava yutma.Yemek yerken,su içerken hava yutma.

AEROFOBİ: Hava akımlarından aşırı derecede korkma. Serin ya da esintili havadan korkma. Hava korkusu. Uçma korkusu.

AEROFON:Havanın titreşmesiyle ses veren çalgıların oluşturduğu sınıfın adı.

AEROGONOTİK: Motorlu ya da motorsuz hava taşıtlarının tasarımını,yapımını ve kullanımını konu alan bilim dalı.

AEROLİT:Göktaşı. Taş meteorit.

AEROMETRE: Hava ölçer.

AERONOMİ: Üst atmosferin fiziksel ve kimyasal yapısını inceleyen bilim dalı.Atmosfer özelliklerini koşullandıran fiziksel ve kimyasal olayları inceleyen bilim dalı.

AEROSKOP:Havadaki toz taneciklerini ölçmeye yarayan araç.

AEROSO:Yalnızca oksijenin bulunduğu ortamlarda gelişebilen bir mikroorganizma.

AEROSOL:Bir sıvını, bir çözeltinin ya da katı bir cismin çok küçük ve ince parçacıklarının havada ya da gaz içinde dağılması ya da asılması.

AEROSTAT:Havadan hafif taşıt.

AEROSTATİK:Dingin halde bulunan hava ve gazların dengeleriyle ilgili yasaları inceleyen fizik dalı.

AES:Roma tarihinde tunçtan ilk para.

AFADİMEM: Bursa yöresine özgü bir halk oyunu.

AFAK: İnsanın dışındaki tüm varlık alemi.

AFAK:Ufuklar,bütün dünya.

AFAKAN : İç sıkıntısı.

AFAKİ: Mekke’ye yalnız hac amacıyla giden kimse.

AFAKİ:Belli bir amacı olmayan, dayanaksız söz. Nesnel.

AFAKİYE:Nesnelcilik.

AFALİNA: Yurdumuz denizlerinde yaşayan bir yunus balığı türü.

AFAR:Ispanak ve benzeri sebzelerle yapılan bir tür börek.

AFARA :Tahılın taş ve samanla karışması./Harmanda ürün kalıntısı.

AFARACI :Harman yerlerindeki hububat döküntülerini toplayan kişi.

AFARET:Şeytani,ifritçe niyet,kötü düşünce.

AFARLAR:Kuzeydoğu Etiyopya ve Cibuti’de yaşayan bir halk.

AFAT:Kıranlar.

AFAZİ: İstenilen sözü bulup söyleyememe hastalığı.Söz yitimi. Konuşamama.

AFEFOBİ: Vücudunun herhangi bir yerine dokunulmasından duyulan korku.

AFELİ (AFEL) :Yer yuvarlağının yıl içinde Güneşe en uzak olduğu nokta.

AFEMİ:Konuşma bozukluğu.

AFEN:Yemeğin kokması.

AFEREZ: Kandaki istenmeyen maddelerin ayrıştırılması işlemi.

AFERİDE: Yaratılmış olan,yaratık.


Son Güncelleme: Çarşamba, 30 Nisan 2014 11:30