Se Si Öz

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır

Ayancık

e-Posta Yazdır PDF

A Y A N C I K

1860' larda Ayancık dağı eteğinde, çayboyu düzlüğü üzerinde kurulmuş olan Ayancık'ın batısında Ustaburnu denize doğru uzanmış bulunmaktadır. Doğusunda Karasu’nun bir kolu olan Akveren çayı ile Erfelek'ten ayrılmaktadır. Güneybatısında Zindan dağı ve Güneydoğusunda Çangal dağlarının uzantıları ile Kastamonu ve Boyabat'tan ayrılır. Kuzeyinde ise Karadeniz bulunmaktadır.

Yeryüzü şekilleri bakımından dağlık bir bölge olan Ayancık, bölgenin en yüksek dağları ile çevrilidir. Ayancık'ın ekonomik gelişmesinde sebep olan bu dağlar birden dik yamaçlar halinde değil yavaş yavaş yükselmektedir. Bunların en önemlileri 1750 m. ile Zindan dağı, 1605 m. ile Çangal ve Fındıktepe ile Maltepedir.

İlçe merkezinin yerleşim yeri, Ayancık tepesinin eteklerinde çayboyu adı verilen bir düzlüktedir. Yörenin engebeli oluşu ve yaylaların ovaların da fazla olmayışı ilçede tarım ve hayvancılığın gelişmesini engellemiştir.

Ayancık kıyıları Sinop ve Gerze kıyılarına nazaran girintili, ârızî meyillidir. Kıyı boyunca tabii koylar plajlar bulunmaktadır. Yörede deniz etkisinden dolayı ılıman bir iklim görülür. Yaz kış sıcaklıkları arasındaki fark azdır. Bitki örtüsünün gürlüğü açısından önem taşıyan Ayancık yemyeşi1 çam ormanları ile denizin birbirleriyle bütünleştiği adeta birbirini tamamladığı bir yerdir.

Ayancık ve civarı 11. yüzyıl sonlarında ilk kez Danişmend- oğulları'nın egemenliğine girdi. Bölge 1204'te Anadolu Selçuklu- larının, 1259 da Pervaneoğulları'nın, 1292'de Candaroğulları'nın eline geçti. 1460 yılında Fatih Sultan Mehmet Trabzon seferine giderken Sinop ve çevresini kesin olarak Osmanlı Devletine bağladı. Tanzimat devrine kadar, Ayancık ve çevresi Kastamonu'ya bağlı dört Kadı'lıktan birine bağlı olarak idare edilmiştir.

Tanzimat ile başlayan , daha sonra devam eden yenileşme hareketleri sırasında Ayancık ve çevresinde ( Sancak-kaza ) ilçe yönetiminin konulması düşünülmüş , ilçe merkezi olarak da Ayandon (yani şimdiki Türkeli'nin bulunduğu yer) kabul edilmiştir. İlk atanan kaymakamdan başlayarak yöredeki halkın ileri gelenleri ile yönetim arasında anlaşmazlık, çekişmeler sürüp gitmiş yöre için yararlı bir şey yapılamamıştır. Buralarda çalışma imkânı bulamayan kaymakamlık ilçe merkezini Çay köyüne taşımıştır.

O sıralarda Ayancık'ta sözü geçen iki aile vardır, Şüküroğulları ve Çaylıoğulları... Bunlar 1860 lı yıllarda anlaşarak ilçe merkezinin Ayancık'a taşınmasını kendi çıkarları için uygun görürler.

1860'lı yıllarda bir değirmen , birkaç önemsiz yapıdan oluşmuş küçük bir yerleşim yeri olan Ayancık zamanla, Kaymakamlık ve Askerlik Şubesi gibi resmi kurumların ve birçok konut ve ticaret yapılarının kurulması ile hızla gelişmiştir.

Yine bu yıllarda Kafkasya’dan göç eden Çerkez, Abaza ve Gürcü Müslümanlardan uygun görülen köylere yerleştirme yapılmıştır.

İlçe merkezinde Belediye teşkilatı olup 1910 yılında kurulmuştur.

Millî mücadelede Ayancık 484 şehit vermiş, en çok şehit veren ilçeler arasındadır. İstiklâl Savaşı'nın fetvasında o zamanın Ayancık Müftüsü İsmail Hakkı'nın da imzası vardır.

Ayancık'ın sosyal yapısının şekillenmesinde Ayancık Kereste Fabrikasının geçmişinin de payı büyüktür. 10 Şubat 1926 tarihli sözleşme ile Ayancık yöresindeki orman varlığını işletme hakkı 50 yıl süreyle Türkiye Kibrit Tekeli Türk A.Ş ye verilir. Bu hak 2 Temmuz 1928 de şirket tarafından Zindan ve Çangal Ormanları (Zingal)A.Ş ye devredilir. Ayancık Kereste Fabrikası 1928 de Belçikalılar esas olmak üzere Fransa, Almanya, Polonya, Rus ve İsveçliler tarafından inşa edilmiştir. Bu şirket 18 yıl süreyle ormanları ve fabrikayı işletmiştir. Zingal Şirketi günde üç vardiya işçi çalıştırarak sadece üretimi arttırmaya çalışmış, kesilen orman bölgelerinde gerekli ağaçlandırmaları yapmamıştır. Böylece orman bölgeleri azalmıştır. Bu durumun farkına varan hükümet tarafından Mart 1945 tarihli ve 586 no.lu karar gereğince fabrikaya el konulmuştur. Fabrika, Devlet Kereste Fabrikası olarak ve daha sonra da ORÜS adıyla çalışmaya devam etmiş, 1996’da da özelleştirilmiştir.

Ayancık 55 km'lik bir sahil yolu ile Sinop iline bağlanmıştır. İç ke-simlerle olan bağlantısı Çangal yolu üzerinden Kastamonu yolu ile sağlamaktadır. Bazı il merkezleri ile ilçelere olan uzaklıklar şöyledir: Sinop'a 55 km, Samsun'a 218 km, Ankara'ya 435 km, İstanbul'a 630 km, Kastamonu'ya 140 km; Boyabat'a 72 km, Türkeli'ye 35 km, Gerze'ye 94 km'dir. İlçeler arası ulaşım minibüslerle yapılmaktadır

Ayancık altyapı yatırımlarının ve ulaşım ağının yetersizliği nedeniyle geri kalmış ekonomik bir yapıya sahiptir. Bu nedenle ilçeden sürekli yurt içi ve yurt dışına göç yaşanmaktadır

Ayancık'ta nüfus hareketleri incelendiğinde, nüfus artışının düzensiz olduğu görülmektedir. Nüfus artma hızındaki sapma ve farklılaşmalar göçlerden, özellikle yurt dışına olan göçlerle, kırsal alanlardan Ayancık'a olan göçler arasındaki dengesizliklerden kaynaklanmaktadır.

2000 yılı sayımına göre;

genel nüfus 26.115,

merkez nüfusu 10.971,

köy nüfusu ise 15144'tür.

1997 yılında Ayancık nüfusu köyler dahil 27.761, merkez nüfusu 11.025, köy nüfusu ise 16.736 idi.

Nüfus düşüşünün en önemli nedeni 1996 yılında ORÜS Kereste ve Sunta Fabrikasının özelleşmesiyle ve Hava Radar Üssünün Ayancık'tan taşınmasıyla iş sahalarının yetersiz kalması ve istihdamda meydana gelen azalmadır. Bununla birlikte yazın tatil için gelen Ayancıklılar ile ilçe nüfusu iki misline çıkmaktadır.

Bugün ekonomik nedenlerle ilçede yaşanan yoğun göçler sonucunda ilçe nüfusunun çoğunluğunu emekliler ve kamuda çalışanlar oluşturmaktadır. Özellikle Belediye tarafından organize edilen geleneksel Ayancık Kültür Sanat ve Keten Festivalinin yapıldığı Temmuz ayında bu yoğunluk ve canlılık en yüksek seviyeye ulaşmaktadır. Ayrıca Eylül ayının 2. haftasında başlayan geleneksel Ayancık Panayırı nedeniyle alışveriş ve eğlence için şehre gelen köylü nüfusu da ilçeye ayrı bir ekonomik ve sosyal canlılık kazandırmaktadır

Bir orman memleketi olan Ayancık'taki ormanlarda başlıca ağaç türleri, köknar, çam, kayın, gürgen, meşe, ıhlamur, çınar, kavak ve kestanedir.

Ayancık'ın belli başlı akarsuyu olan Ayancık Çayı, Küre Dağları'ndan kaynaklanan çok sayıda küçük derenin birleşmesinden oluşmuştur. Uzunluğu 90 km. kadardır. İlçe merkezinden denize dökülür

Akgöl: Ayancık ilçesinin güneyinde Ayancık-Kastamonu yolunun 31.km'sinde, yoldan 5km içeride bulunan Akgöl, 1200 metre yüksekliktedir. Etraftaki sık köknar ormanları içinden akan iki çayın birleşerek oluşturduğu göl ortalama 3 dönümlük alanı kaplamaktadır. Gölün yanında orman işletmesine ait bir tesis bulunmaktadır. Günü birlik piknik için uygun olan göl civarındaki orman içlerinde piknik masaları ve ızgara yerleri bulunmaktadır.

İnaltı Mağarası: İnaltı Köyü hemen arka yamacında bulunan mağara ile ünlenmiştir. Mağaranın oldukça büyük olan ağzı köyden görülebilmektedir. Yaklaşık 500 metrelik bir tırmanıştan sonra mağaraya ulaşılmaktadır. Mağaranın aydınlatılması ve çevre düzenlemesi yapılarak ziyaretçilerin hizmetine sunulmuştur

 

Son Güncelleme: Cuma, 19 Ekim 2012 15:14